Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2009/1578 E. 2009/8674 K. 27.05.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/1578
KARAR NO : 2009/8674
KARAR TARİHİ : 27.05.2009

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı ve karşı davalı … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R

Davacı …, 18.01.2005 tarihli dilekçesiyle … Beldesi 1591 ada 2 sayılı parselin orman ve Hazine ile ilgisi olmadığı halde, tapu kaydının beyanlar hanesine 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı yönünde yazılan şerhin silinmesini istemiş, Hazine 02.03.2005 tarihli dilekçeyle, … Köyü (Beldesi) 1591 ada 2 sayılı parselin 1946 yılında yapılan orman tahdidinde orman sınırları içerisindeyken, 1988 yılında yapılıp 1989 yılında kesinleşen 3302 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması ile Hazine adına orman sınırları dışına çıkartıldığını tapu kaydının iptalini ve Hazine adına tapuya tescilini istemiştir. Mahkemece …’in davasının REDDİNE, Hazinenin davasının KABULÜNE, çekişmeli … Beldesi 1591 ada 2 sayılı parselin tapu kaydının iptaline ve Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı ve karşı davalı … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava kesinleşen orman kadastrosu sınırları içindeyken yine, kesinleşen 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması sonucu Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan parselin tapuda davalı adına olan payın iptal ve tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 28.11.1975 tarihinde yapılan ancak ilen edilmediği için kesinleşmeyen aplikasyon ve 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. madde uygulaması, 1988 yılına yapılıp 08.07.1988 tarihinde ilan edilen ve dava tarihinden önce kesinleşen aplikasyon, sınırlandırması yapılmamış yada herhangi bir nedenle orman sınırları dışında bırakılmış ormanların kadastrosu ve 3302 Sayıl Yasa ile değişik 6831 sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması vardır. Genel arazi kadastrosu işlemi ise 1970 yılında yapılmış ve sonuçları 20.08.1970 – 21.09.1970 tarihleri arasında ilan edilmiş ve kesinleşmiştir. Kesinleşme tarihi ile davanın açıldığı tarih arasında 20 yıllık süre geçmiştir.
Arsa niteliğinde ve 2108 m2 yüzölçümünde, tapuda davalılar adına kayıtlı olan çekişmeli imar parseli, kullanım kadastrosunda Hazine adına tesbitleri itirazsız kesinleşen ve satış ile gerçek kişilere geçen 1478, 1479, 1480, 1506 ve 1507 sayılı parsellerin imara girmesi ve şuyulandırma ile davalı gerçek kişiler adına tescil edilmişse de, fiilen 298 sayılı arazi kadastro parselinden, 2981 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan imar uygulaması ve parselasyonda ifrazen oluşmuştur.

-2- 2009/1578 – 8674

Mahkemece kesinleşmiş orman kadastrosunun uygulanmasına dayalı araştırma, inceleme ve keşif sonucu düzenlenen uzman bilirkişi raporuyla çekişmeli parselin kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içindeyken yine kesinleşmiş 2/B uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığının belirlendiği gerekçesiyle Hazinenin davasının kabulüne, gerçek kişinin davasının ise reddine karar verilmişse de,
Çekişmeli parselin 2924 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan kadastroda Hazine adına tesbit edilip, Hak Sahipleri Tesbit Komisyonu tarafından belirlenen hak sahiplerine belirlenen rayiç bedelle satılarak, 2107 sayılı parselin … ve … adına tescil edildiği, çekişmeli parselin bu parsellerin tevhit ve ifrazıyla oluştuğu anlaşılmaktadır. Çekişmeli parselin kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içindeyken yine kesinleşmiş 2/B uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılmışsa da, 2924 Sayılı Yasada belirlenen yöntemle hak sahiplerine satılmasından sonra özel mülkiyete geçtiği bu nedenle 3194 Sayılı Yasa hükümlerine göre imar uygulaması yapılmasının yasal olduğu gözetilerek, Hazinenin davasının reddine, gerçek kişinin davasının ise kabulüne karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle kabulü yolunda hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı ve karşı davalı gerçek kişinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden gerçek kişiye iadesine 27/05/2009 günü oybirliği ile karar verildi.