YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/16067
KARAR NO : 2009/16529
KARAR TARİHİ : 10.11.2009
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine ve davalı gerçek kişiler tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı Hazine, … beldesi 2982 parsel sayılı taşınmazın tamamının öncesinin orman olduğunu, yörede 13.04.1999 tarihinde ilan edilen ve kesinleşen 2/B uygulaması sınırları içinde kaldığını ileri sürerek, davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile Hazine adına tescilini istemiştir. Mahkemece, “davanın kısmen kabulüne, çekişmeli parselin fen bilirkişi krokisinde (A) ile işaretli 16591.35 m2’lik kısmı ile, 1957 tarihli memleket haritasında yeşil alanda görünen (D) ile işaretli 411.12 m2 ve (E) ile işaertli 279.43 m2’lik kısımlarının davalılar adına olan tapusunun iptali ile Hazine adına tesciline, geriye kalan kısımlar hakkında açılan davanın reddine” karar verilmiş, hüküm davacı Hazine ve davalı gerçek kişiler tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava; kesinleşen orman kadastrosu ve kesinleşen 2/B madde uygulaması sınırları içinde kaldığı iddiası ile açılan tapu kaydının iptali ve tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 1942 yılında 4785 Sayılı Yasa hükümleri nazara alınmaksızın 3116 Sayılı Yasaya göre yapılarak kesinleşen orman kadastrosu ile 13.04.1999 tarihinde ilan edilerek kesinleşen aplikasyon ve 2/B uygulaması bulunmaktadır.
Mahkemece çekişmeli … Beldesi 2982 sayılı parselin (A) harfi ile işaretli 16591.35 m2’lik bölümünün kesinleşen 2/B madde uygulama alanında; (D) harfi ile işaretli 411.12 m2 ve (E) harfi ile işaretli 279.43 m2’lik bölümlerinin ise yöreye ait 1957 basım tarihli memleket haritasında yeşil renkli orman alanında; kalan bölümlerinin ise hem kesinleşen tahdit dışında, hem de açık alanda kaldığı gerekçesi ile hüküm kurulmuştur.
1- İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, uzman orman bilirkişi kurulu tarafından kesinleşmiş orman tahdit harita ve tutanaklarına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan uygulama ve araştırmada çekişmeli taşınmazın (B) ve (C) harfli bölümlerinin kesinleşen orman kadastro sınırları dışında kaldığı anlaşıldığından Hazinenin bu bölümlere yönelik temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Taşınmazın (A) harfli bölümünün ise 1942 yılında kesinleşen ve Nisan 1954 tarih 14 numarada Hazine adına tescil edilen 442 Hektar yüzölçümlü Eski Koruluk Devlet Ormanı sınırları içinde kaldığı, ve 1999 yılında ilan edilerek kesinleşen işlemle Hazine adına orman rejimi dışına çıkartıldığı, 1942 yılında kesinleşen orman kadastro sınırı içinde kalıp Nisan 1954 tarih 14 numarada Hazine adına tapuya orman niteliği ile tescil edilen taşınmaz hakkında daha sonra 1978 yılında yapılan arazi kadastrosunun 766 Sayılı Yasanın 46/2 ve 3402 Sayılı Yasanın 22/1. maddesi gereğince ikinci kadastro olması nedeniyle hükümsüz sayılacağı, aslı orman olan ve özel mülkiyete konu olmayacak taşınmaz hakkında sonradan oluşturulan tapu kaydının taşınmazın niteliğini değiştirmeyeceğinden malikine mülkiyet hakkı kazandırmayacağı (H.G.K.30.05.2001 gün 2001/1-464-470 ve 19.02.2003 gün 2003/20-102-90 ve 1. Hukuk Dairesinin 11.09.1989 gün 1989/8162-9363 sayılı kararları) ve yine kamu malı olan ormanların her nasılsa özel mülk olarak tapuya tescil edilmesi halinde bu tür yerleri edinen kişilerin M.Y. 1023 maddesindeki tapuya güven ilkesinden yararlanamayacağı, Hazine ya da Orman Yönetimi tarafından 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesindeki 10 yıllık hak düşürücü süreye bağlı kalınmadan her zaman tapu kaydının iptali ve tescil isteği ile dava açılabileceği, davalı tarafça koşulları varsa sebepsiz zenginleşme hükümleri gereğince satış bedelinin sorumlu kişilerce kendisine ödenmesinin istenebileceği gözetilerek hüküm kurulmuş olduğu anlaşıldığına göre hükümde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak; 6831 Sayılı Yasanın 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkartılan yerlerden olduğu saptanan taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesinde bu yolda şerh verilmesi gerekirken hükümde bu yönün göz ardı edilmiş olması doğru değil ise de, bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu sebeple; hüküm fıkrasında yer alan “davanın kısmen kabulüne, çekişmeli parselin fen bilirkişi krokisinde (A) harfi ile işaretli 16591.35m2lik bölümün davalılar adına olan tapusunun iptali ile Hazine adına tesciline” cümlesinden sonra gelmek üzere, “bu bölüme ait tapu kaydının beyanlar hanesinde 6831 Sayılı Yasanın 2/B maddesi gereğince Hazine adına orman sınırları dışına çıkartılan yerlerden olduğunun şerh verilmesine” cümlesinin yazılması suretiyle düzeltilmesine karar vermek gerekmiştir.
3- Çekişmeli parselin bilirkişi krokisinde (D) ve (E) harfi ile işaretli bölümlerine yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Hazine tarafından temyize konu dava kesinleşen orman kadastrosu ve yine orman sınırları içinde iken kesinleşen 2/B madde uygulaması ile orman rejimi dışına çıkartılan bölümlere yönelik olarak açılmıştır. Hal böyle olunca; kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B madde uygulama alanında kalan taşınmaz bölümleriyle sınırlı olarak inceleme yapılıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken kesinleşen orman kadastro sınırı dışında kalan ancak, bilirkişi krokisinde (D) ve (F) işaretli bölümlerin eski tarihli memleket haritasında orman sayılan yerlerden olduğu gerekçesiyle bu bölümlerin de tapu kayıtlarının iptaline karar verilmesi isabetsizdir. Bu nedenle, davalı gerçek kişilerin bu bölümlere yönelik temyiz itirazlarının kabulü gerekmiştir.
SONUÇ:
1- Yukarıda 2. bentte açıklanan nedenlerle; davalı gerçek kişilerin taşınmazın (A) harfli bölümü ile ilgili temyiz itirazlarının reddi ile hükmün bu bölümünün düzeltilerek ONANMASINA,
2- Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle; davalı gerçek kişilerin Hazinenin (B) ve (C) işaretli taşınmaz bölümlerine yönelik temyiz itirazlarının reddi ile bu bölümler hakkındaki temyiz itirazlarının reddi ile hükmün bu bölümünün ONANMASINA,
3- Yukarıda 3. bentte açıklanan nedenlerle; davalı gerçek kişilerin (D) ve (E) işaretli taşınmaz bölümlerine yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile bu bölümler hakkındaki hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalılara iadesine 10/11/2009 günü oybirliği ile karar verildi.