YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/16112
KARAR NO : 2010/2310
KARAR TARİHİ : 24.02.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu kaydının iptali, tescil, el atmanın önlenmesi ve şerhin silinmesi davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
1987 yılında yapılan kadastro sırasında, … Köyü 1429 parsel sayılı 10.700 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, 1937 tarih 755 yazım numaralı vergi kaydı uygulanarak tarla niteliği ile … adına tespit ve tescil edilmiş, satış yoluyla davalı …’e geçmiştir.
Davacı … Yönetimi, çekişmeli taşınmazın kesinleşen orman sınırlama haritası içinde kalan bölümlerinin tapu kaydının iptal edilerek orman niteliği ile Hazine adına tapuya tescili, davalının el atmasının önlenmesi ve tapu kaydının beyanlar hanesine davalı lehine konulan tüm şerhlerin silinmesi istemiyle dava açmıştır. Mahkemece, 14.03.2009 tarihli Resmi Gazete yayınlanarak yürürlüğe giren 5841 Sayılı Yasanın 2. maddesiyle yapılan değişiklik uyarınca 3402 Sayılı Yasanın 12/3 maddesinde düzenlenen 10 yıllık hak düşürücü sürenin dava tarihi itibariyle dolduğu gerekçesi ile Orman Yönetimi tarafından açılan davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı … Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir
Dava, kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kalan tapu kaydının iptali tescil, el atmanın önlenmesi, şerhin silinmesi niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılıp 05.10.1947 tarihinde ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosu, daha sonra 1744 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılıp 11.05.1981 tarihinde ilan edilerek kesinleşen aplikasyon ve 2. madde uygulaması, 3302 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılıp 13.04.1988 tarihinde ilan edilerek kesinleşen aplikasyon ve 2/B madde uygulaması vardır.
Mahkemece keşif ve orman araştırması yapılmadan 14.03.2009 tarihli Resmi Gazete yayınlanarak yürürlüğe giren 5841 Sayılı Yasanın 2. maddesiyle yapılan değişiklik uyarınca 3402 Sayılı Yasanın 12/3 maddesinde düzenlenen 10 yıllık hak düşürücü sürenin dava tarihi itibariyle dolduğu gerekçesi ile Orman Yönetimi tarafından açılan davanın reddine karar verilmiş ise de; somut olayda, 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesinin uygulanma olanağı da bulunmamaktadır. Çünkü; Orman Yönetimi, çekişmeli taşınmazın 05.10.1947 tarihinde ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde ve mülkiyet hakkı Hazineye ait kamu malı orman olduğu halde, arazi kadastro ekiplerinin bu durumu gözönünde bulundurmadan, hata ile ikinci kere kadastrosunu yapıp yolsuz olarak sicil oluşturduğu iddiasıyla temyize konu davayı açmıştır.
2009/16112 – 2010/2310
766 Sayılı Yasanın 46/2 ve 3402 Sayılı Yasanın 22/1. maddeleri gereğince ikinci kadastro yolsuz (T.M.Y.nın 1025. md.) ve bütün sonuçlarıyla hükümsüz olması nedeniyle malikine mülkiyet hakkı kazandırmaz ve T.M.Y.’nın 1026. (E.M.Y. 934 – İsviçre 976) maddesi gereğince tapu sicili hiç bir süreye bağlı kalınmadan her zaman iptal edilebilir. Somut olayda 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanma olanağı bulunmamaktadır. Baştan beri yolsuz tescil niteliğinde oluşturulan sicil kaydı, davalıya hiç bir zaman mülkiyet hakkı kazandırmayacağı gibi, başlangıcından itibaren yolsuz ve geçersiz olan tapu kaydının iptaline ilişkin mahkeme kararı da yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (ihzari), başka bir anlatımla; sicilin oluştuğu tarihten itibaren mülkiyet hakkının doğmadığını, sicilin yolsuz ve geçersiz olduğunu belirleyen bir hükümdür. Kaldı ki; bu tür kayıtlarda T.M.Y.’nın 1023. (E.M.Y.931 – İsviçre M.Y.974) maddesindeki “iyi niyetle edinme” kuralı da uygulanamaz. Davalının taşınmazın niteliğini görmeden satın almasının hayatın olağan akışına ve yaşam kurallarına uygun olmayacağından, tapuya güven ve iyi niyet kurallarından faydalanamaz. Davalı taşınmazı satın almışsa, ödediği bedeli, sebepsiz zenginleşme kurallarına göre bu yeri kendisine satanlardan geri alabilecektir.
Mahkemece açıklanan konular gözetilerek davanın esasına girilip yöntemine uygun şekilde orman araştırması yapılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken aksi düşünce ile davanın hak düşürücü süre yönünden reddine karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı … Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine 24/02/2010 günü oybirliği ile karar verildi.