YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/16344
KARAR NO : 2009/16217
KARAR TARİHİ : 04.11.2009
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali tescil ve elatmanın önlenmesi davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … ve katılan Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
1979 yılında yapılan kadastro sırasında … Köyü 131 parsel sayılı 22.100 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar, 117 ve 118 yazım numaralı vergi kayıtları uygulanarak tarla niteliği ile davalı Ali Sarı adına tespit ve tescil edilmiştir. Davacı …, çekişmeli taşınmazın bir bölümünün kesinleşen orman tahdit haritası içinde kaldığından tapu kaydının iptal edilerek orman niteliği ile Hazine adına tapuya tescili ve davalının el atmasının önlenmesi istemiyle dava açmıştır. Hazine; aynı yöndeki istemle davaya katılmıştır. Mahkemece, davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptal edilerek fen bilirkişi tarafından düzenlenen krokili raporda (A) ve (E) ile işaretlenen sırasıyla 12.777 m2 – 1.915 m2 yüzölçümlü bölümlerinin kayıt maliki üzerinde bırakılmasına, (C) ile işaretlenen 5.575 m2 yüzölçümlü kesiminin 2/B niteliği ile Hazine adına, (B) ve (D) ile işaretlenen sırasıyla 1.598 m2 – 235 m2 yüzölçümlü kesimlerinin orman niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı … ve katılan Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, tapu iptali tescil ve el atmanın önlenmesi istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 3116 Sayılı Yasaya göre 1939 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 1744 Sayılı Yasaya göre 26/03/1982 tarihinde ilanı yapılıp dava tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 2 madde uygulaması ile 3302 Sayılı Yasaya göre 21/04/2003 tarihinde ilanı yapılıp dava tarihi itibariyle kesinleşen 2/B madde uygulaması bulunmaktadır.
Mahkemece yapılan araştırma inceleme ve uygulama hükme yeterli değildir. Şöyle ki; Dairenin geri çevirme kararı üzerine getirtilen Seyitgazi Asliye Hukuk Mahkemesinin 2004/59-122 sayılı dosyası incelendiğinde; Hazinenin çekişmeli 131 parsel sayılı taşınmazın kesinleşen tahdit içinde iken 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması ile Hazine adına orman rejimi dışına çıkarıldığı iddiası ile dava açtığı, mahkemece davanın kısmen kabulüne, çekişmeli taşınmazın fen bilirkişi raporunda (B) ile işaretlenen 4.300 m2 yüzölçümlü bölümünün Hazine adına, (A) ve (C) ile işaretlenen sırasıyla 1.300 m2 – 16.500 m2 yüzölçümlü kesimlerinin kayıt maliki üzerinde bırakılmasına karar verildiği, Hazinenin temyizi üzerine Dairece 06.02.2006 tarihinde Düzeltilerek Onandığı, ancak henüz tapuda infaz edilmediği tespit edilmiştir. Seyitgazi Asliye Hukuk Mahkemesinin 2004/59-122 sayılı dosyasında hükme dayanak yapılan bilirkişi raporu ekindeki hat uygulaması ile temyize konu dosyada karara dayanak alınan bilirkişi kurulu tarafından düzenlenen krokideki hat uygulaması birbiri ile çelişiktir. Dairenin geri çevirme kararıyla istenilen 131 parsel sayılı taşınmazı ve komşularının bulunduğu yere ilişkin tahdit ve orman rejimi dışına çıkarma haritalarının orijinalinden renkli suretleri dosya arasına getirtilmediğinden hat uygulamaları denetlenememektedir. Mahkemece bu çelişkiler ve eksiklik üzerinde durulup yöntemince giderilmemiştir. Bu haliyle uzman orman bilirkişi kurulunun orman tahdit haritası ve tutanaklarını nasıl uyguladığı ve taşınmazın kesinleşen orman tahdidinde ne gibi işleme tabi tutulduğu net olarak anlaşılamamaktadır. SEyitgazi Asliye Hukuk Mahkemesinin 2004/59-122 sayılı dosyasında … taraf olmadığından ve her iki dosyadaki dava sebepleri farklı olduğundan asliye hukuk mahkemesinin kararı, temyize konu dosya yönünden H.Y.U.Y.’nın 237. maddesi uyarınca kesin hüküm oluşturmaz. Diğer taraftan kabule göre de; Orman Yönetiminin, kesinleşen tahdit alanında kalan taşınmazın tapu kaydının iptal edilerek orman niteliği ile Hazine adına tapuya tescili ve davalının el atmasının önlenmesi istemiyle dava açtığı, Hazinenin de aynı yöndeki istemle davaya katıldığı ve temyize konu taşınmazın (B) ve (D) ile işaretlenen kesimlerinin kesinleşen tahdit haritası içinde kaldığı belirlenerek bu bölümlerin tapu kaydının iptaline karar verildiği halde mahkemece el atmanın önlenmesi istemi hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiştir.
Orman tahdidinin kesinleştiği yerlerde bir yerin orman olup olmadığı ve hukuki niteliği orman tahdit tutanak ve haritalarının uygulanması ile belirlenir.
Bu nedenle; mahkemece, öncelikle çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 1939 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu, 26/03/1982 tarihinde ilanı yapılıp dava tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 2 madde uygulaması ile 3302 Sayılı Yasaya göre 21/04/2003 tarihinde ilanı yapılıp dava tarihi itibariyle kesinleşen 2/B madde uygulamasına ilişkin işe başlama , işi bitirme, sonuçları ilan tutanakları, çalışma tutanakları ile çekişmeli taşınmazın bulunduğu yeri orman sınır noktalarıyla birlikte gösterir orman tahdit haritası ve orman rejimi dışına çıkarma haritalarının orijinalinden çekilmiş renkli fotokopi örnekleri orman yönetiminden getirtilmeli, önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek iki mühendis ve bir harita mühendisinden oluşturulacak üç kişilik bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte 2 Eylül 1986 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 6831 Sayılı Orman Yasasına Göre Orman Kadastrosu ve Aynı Yasanın 2/B Maddesinin uygulanması Hakkındaki Yönetmeliğin 54. maddesi uyarınca hazırlanan Orman Kadastrosu Teknik İzahnamesinin 49. maddesinde yazılı “orman sınır noktası ve hatların uygulanmasında tutanaklardan, orman kadastro haritasından, hava fotoğraflarından, varsa ölçü karnelerinden, nirengi, poligon, röper noktalarından yararlanılır. Sınırlama tutanakları ile orman kadastro haritaları arasında çekişme olduğunda ölçü değerleri ve tutanaktaki ifadeler arazinin durumuna göre incelenir, hangisi daha çok uyum gösteriyorsa ve gerçek duruma uygun ise o esas alınır.” hükmü ile 15.07.2004 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkında Yönetmeliğin “Teknik İşler” başlıklı Dokuzuncu Bölümde yazılı esaslar göz önünde bulundurularak uygulama yapılmalı, yerel bilirkişi beyanlarına başvurularak yerinde bulunmayan orman sınır noktaları, bulunanlardan hareketle tutanak ve haritalarda yazılı mevkii, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulama tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6-7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli, anlatılan yöntemle bulunan ilk orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulaması ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeği çevrilerek, çekişmeli taşınmazın orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde haritalarına göre konumu genel kadastro paftası üzerinde, ayrı renkli kalemlerle çizilmek ve taşınmazın tahdit içinde , dışında ve 2/B alanında kalan bölümlerinin yüzölçümleri X ve Y değerli koordinatlı krokide gösterilip keşfi izleme olanağı sağlanmalı, aynı ya da yakın orman sınır hatlarında, dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilerek bilirkişilerden müşterek imzalı rapor ve kroki alınmalı, ilk orman kadastro harita ve tutanakları ile aplikasyon ve 2/B madde harita ve tutanaklarının uyumsuz olması halinde yukarıda yazılı Yönetmelikler ile Teknik İzahnamelerde yazılı tutanakların düzenlenmesine esas alınan hava fotoğrafı ve memleket haritası ile desteklenen ve gerçek duruma uygun düşen tutanaklara değer verileceği düşünülerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, Hazine ve Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde Orman Yönetimine iadesine 04/11/2009 günü oybirliğiyle karar verildi.