Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2009/16488 E. 2010/2669 K. 03.03.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/16488
KARAR NO : 2010/2669
KARAR TARİHİ : 03.03.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … ve davalı gerçek kişiler tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R

Kadastro sırasında ……Mahallesi 16 ada 1 parsel sayılı 30.048 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, 28.03.1955 tarih 303 sıra nolu tapu kaydı ile tarla niteliğiyle kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle …ve müşterekleri adlarına tespit edilmiş, 17.11.1987 tarihinde yapılan imar uygulaması sonucu pek çok ada ve parsellere ifraz edilmiştir. Çekişmeli 90 ada 7 parsel sayılı 244,78 m2 yüzölçümündeki taşınmaz 16 ada 1 parselin ifrazından oluşmuş, satış yoluyla davalılara geçmiştir. Davacı Maliye Bakanlığı, çekişmeli taşınmazın Hazine adına orman rejimi dışına çıkarıldığı, tapu kaydının iptal edilerek Hazine adına tapuya tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece, davanın reddine yönelik verilen kararın Hazine tarafından temyizi üzerine Dairece bozulmuştur.
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 01.04.2005 gün 2004/12428 – 2005/3919 sayılı bozma kararında özetle: “Hükme dayanak alınan orman raporunun yetersiz olduğu, Mart 1955 tarih 303 sıra nolu tapu kaydının … 266 varak 78 defter 8’den geldiği ve tapulama sırasında 16 ada 1 parsel sayılı taşınmaza ve dava dışı 16 ada 2 ve 3 parsellere miktarından fazlasıyla revizyon gördüğü (uygulandığı), tapulama tutanağı ve ekindeki belgelerden anlaşıldığı halde, yerel mahkemece Mart 1955 tarih 303 sıra nolu tapu kaydı ilk oluşumundan itibaren tüm gittileriyle birlikte getirtilmediği, kadastro çalışmaları sırasında hangi parsellere revizyon gördüğünün belirlenmediği ve sözü edilen tapu kaydının revizyon gördüğü kadastro parsellerinin ifrazından hangi parsellerin oluştuğunun tespit edilmediği, bu sebeplerle öncelikle 3116, 1744 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan orman kadastrosu, aplikasyon ve orman rejimi dışına çıkartma haritası ile Mart 1955 tarih 303 sıra nolu tapu kaydının ilk oluşumundan itibaren tüm gittileri ve bu tapu kaydının revizyon gördüğü tüm parsellerin tutanakları, bu tapulama parsellerini bir arada gösteren kadastro paftası ve tapulama parsellerinin ifrazından oluşan parsellerin tapu kayıtları ilk oluşumundan itibaren tüm gittileriyle birlikte bulundukları yerlerden getirtildikten sonra, önceki bilirkişiler dışında serbest orman mühendisleri arasından seçilecek uzman orman yüksek mühendisi, kadastro … elemanı ve yerel bilirkişiler aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte, bu haritaların ölçekleri denkleştirilmek suretiyle yerine uygulanması, çekişmeli taşınmazın 3116 Sayılı Yasaya göre yapılan orman tahdidinin içinde kaldığı anlaşıldığından, tapu kaydının 3402 Sayılı Yasanın 20/C maddesine uygun olarak zemine uygulanarak miktarıyla geçerli kapsamının belirlenmesi, bilinmeyen hudutlarda tarafların gösterecekleri tanıkların beyanlarına başvurulması, çekişmeli taşınmazın ilk tahdit haritası ile aplikasyon ve 2. madde haritasındaki konumlarının saptanması, haritalara göre yapılan uygulama, tapu kaydı uygulaması ile taşınmazların son imar parselasyon durumları belirlenip ayrı ayrı renklerle haritalar üzerinde gösterilmesi, bu uygulama sonunda; çekişmeli taşınmazın 3116 Sayılı Yasaya göre yapılan tahdidin içinde kaldığının, 1744 Sayılı Yasayla değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. maddesi ile orman sınırları dışına çıkarıldığının ve Mart 1955 tarih 303 sıra nolu tapu kaydının geldisi olan … 266 varak 78 defter 8 nolu tapu kaydının çekişmeli yeri miktarı ve sınırları itibariyle kapsadığının ve ilk tahdidin itirazsız kesinleştiğinin belirlenmesi halinde 1744 Sayılı Yasanın 2.maddesi gereğince orman sınırları dışına çıkarılan yerlerin mülkiyetinin tapu sahiplerine döneceği, aksi durumda kamu malı olan orman niteliğindeki taşınmazlar hakkında özel mülklerin bağlı olduğu yasa hükümlerinin uygulanmayacağı, aslında orman olan taşınmazı tapu kaydı ile satın alan kişinin 4721 Sayılı Medeni Yasanın 1023. maddesinde düzenlenen iyi niyet kurallarından yararlanamayacağı ve Hukuk Genel Kurulunun 03.07.2002 gün ve 2002/20 – 558/588 sayılı kararı ile kabul edilen ve Yargıtay Kararları Dergisinin Aralık 2001 sayısında yayınlanan Dairenin 10.05.2001 gün ve 2001/3179 – 3713 sayılı kararında belirtildiği gibi, çekişmeli taşınmazında içinde bulunduğu … yakasındaki mahalle ve köylerin tümünde yapılan makiye ayırma işleminin iptal edildiği gözönünde bulundurularak sonucuna göre karar verilmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma kararına uyularak davanın kısmen kabulüne, dava konusu taşınmazın … bilirkişi Nadir Gökalp tarafından düzenlenen krokili raporda (C) ile işaretlenen 157 m2 yüzölçümlü bölümünün tapu kaydının iptal edilerek 2/B alanı olarak Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı … ve davalı kişiler tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 6831 Sayılı Yasanın 1744 Sayılı Yasayla değişik 2. madde uygulamasına dayalı tapu iptali ve tescil istemidir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1943 yılında 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılıp kesinleşen orman kadastrosu, 1965 yılında genel arazi kadastrosu 17.04.1981 tarihinde ilanı yapılıp dava tarihinde kesinleşen orman kadastrosu ve 1744 Sayılı Yasanın 2. madde uygulaması vardır.
1- Davalı kişilerin temyiz itirazları çekişmeli taşınmazın (C) ile işaretlenen kesimine yönelik olup; incelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve uzman orman ve … bilirkişiler tarafından kesinleşen orman kadastrosu, 2. ve 2/B madde uygulamasına ait harita ve tutanaklar ile arazi kadastrosu paftasının uygulanması sonucu temyize konu taşınmazın kesinleşen orman tahdit haritası içinde kaldığı, taşınmazın 1943 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içine alınmakla, önceki tapu kayıtlarının yasal değerini yitirdiği, kaldı ki; 12.866 m2 yüzölçümlü revizyon tapusunun miktarından çok fazla bölümün baştan beri orman sınırları dışında kaldığından çekişmeli taşınmazın tapu kaydı kapsamında kaldığının da kabul edilemeyeceğine, 3194 Sayılı Yasanın 4. maddesinde imar uygulamasına tabi tutulacak arazilerin gösterildiğine, Anayasanın 169 ve 170. maddelerinin koruyuculuğu altındaki ormanların ve 2/B madde alanlarının imar uygulamasına tabi tutulamayacağına, yapılan ifraz ve tescil işlemlerinin yolsuz tescil niteliğinde olduğuna göre yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının REDDİNE,
2- Davacı Hazinenin temyiz itirazları taşınmazın (D) ile işaretlenen bölümüne yönelik olup, mahkemece çekişmeli taşınmazın 1943 yılında yapılıp kesinleşen orman sınırlama haritası içinde iken 6831 Sayılı Yasanın 1744 Sayılı Yasa ile değişik 2. madde uygulaması ile Hazine adına orman rejimi dışına çıkarıldığı, dayanak tapu kaydının çekişmeli taşınmazın (D) ile işaretlenen kesimini miktarı ile kapsadığı gerekçesi ile Hazinenin bu yere yönelik davasının reddine karar verilmiş ise de dayanak … 266 tarih varak 78, defter 8 nolu tapu kaydından gelen Mart 1955 tarih 303 sıra nolu 12.866 m2 yüzölçümlü değişir sınırlı tapu kaydı kadastro çalışmaları sırasında 16 ada 1, 2 ve 3 parsellere miktarından fazlasıyla revizyon görmüş olup, tapu kaydı miktarı ve sınırları itibariyle revizyon parsellerine uymamaktadır.
Bir an için tapu kaydının temyize konu yeri kapsadığı düşünülse dahi değişir sınırlı dayanak tapu kaydının kapsamının 3402 Sayılı Yasanın 20/C maddesi gereğince yüzölçümüne değer verilerek belirlenmesi gerekir. Bu ilke göz önünde bulundurularak yapılan uygulama sonucu raporları hükme dayanak yapılan uzman bilirkişiler tarafından düzenlenen harita incelendiğinde tapu kaydının miktarından çok fazla bölümünün baştan beri orman sınırları dışında kaldığı anlaşıldığından çekişmeli taşınmazın tapu kaydı kapsamında kaldığı kabul edilemez.

-3- 2009/16488 – 2010/2669

Kaldı ki; H.G.K.nun 03/04/2002 gün 2002/8 – 230-261 ve 20/02/2008 gün 2008/20-124-150 ve 25/02/2009 gün 2009/20- 40- 95 sayılı kararlarında açıklandığı gibi kesinleşen orman kadastro sınırları içindeki tapu kayıtları yasal değerini yitirir. Başka bir deyişle, kesinleşen orman sınırı içindeki tapu kayıtlarına değer verilemez.
1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/2 maddesinde “orman sınırlarının düzeltilmesi sonucu orman rejimi dışında çıkarılacak yerler sınırlaması itirasız kesinleşmiş, tapulu arazi ise mülkiyetinin tekrar tapu sahiplerine intikal edeceği” hükmü yürürlüğe konulmuş ise de, daha sonra yürürlüğe giren 2896 ve 3302 Sayılı Yasalar ile orman rejimi dışına çıkarılan yerlerin ancak Hazine adına çıkarılacağı kabul edilmiştir.
1744 Sayılı Yasanın 2/1. maddesi gereğince nitelik kaybı nedeniyle orman rejimi dışına çıkartılan yer, orman tahdidinin kesinleştiği tarihten daha önceki zamanlarda tapuya kayıtlı olsa dahi, mülkiyeti tapu sahibine intikal etmez. Çünkü, 1744 Sayılı Yasanın 2/2. maddesinde … “Evvelce sınırlaması yapılmış ve fakat yukarıdaki fıkra hükümlerine (aynı maddenin birinci fıkrası) uymadığı anlaşılan ….sınırlamaların düzeltilmesi sonucu orman sınırları dışına çıkartılacak yer, sınırlaması itirazsız kesinleşmiş tapulu arazi ise, mülkiyeti tekrar tapu sahiplerine intikal eder” hükmü, sadece ilk orman kadastrosunun yapıldığı tarihinden daha önceki zamanlarda ve öncesi de orman olmayan yerler için oluşturulan taşınmazın öncesinin orman sayılan yer olması ve 1744 Sayılı Yasanın 2/1. maddesi gereğince 15.10.1961 tarihinden önce nitelik kaybetmesi nedeniyle orman rejimi dışına çıkartılması halinde, o yer orman sınırı içine alınmadan önce tapuda kayıtlı olsa dahi, tapu kaydı özel mülkiyete konu olmayan orman sayılan yerde oluşturulduğu için yolsuz tescil niteliğinde olacağından, yine bu tapu kaydına değer verilemez ve o yerin mülkiyeti tapu sahiplerine intikal etmez. 1744 Sayılı Yasanın 2/6 maddesi gereğince bu yasanın uygulanmasına açıklık getirilmesi amacıyla çıkartılan ve 22 Temmuz 1974 tarihli Resmi Gazete Yayınlanarak yürürlüğe giren “Orman Sınırları Dışına Çıkartılacak Yerler Hakkında Tüzük”ün 34. maddesi “Orman Kadastro ekipleri; düzenleyecekleri tutanaklarda orman sayılmaması gerektiği ve tapulu bulunduğu halde, orman sınırları içine alınmış ve sahibi tarafından itiraz edilmediği için orman sayılan yer haline dönüşmüş ve fakat 6831 Sayılı Orman Yasasının değişik 2. maddesine göre orman sınırı dışına çıkarılması gerekli olan yerleri, tapu sahibi kimliğini, tapunun tarih ve numarasını yazmak suretiyle ayrı bir madde halinde belirler. Bu gibi yerler hava fotoğraflarına ve haritalarına işlenir veya yersel ölçüleri yapılır”. Yine aynı Tüzüğün 41/2. maddesi “inceleme kurulları … esasen orman sayılmayan yerlerden olduğu neticesine vardıkları yerler hakkında 6831 Sayılı Yasanın değişik 2. maddesine göre inceleme yapamazlar”. Yasanın ve yukarıda … tüzük hükümlerinin birlikte değerlendirilmesi sonucu; 6831 Sayılı Yasanın 1744 Sayılı Yasa ile değişik 2/2 maddesi gereğince orman rejimi dışına çıkartılan yerlerin mülkiyetinin tekrar tapu sahiplerine intikal edebilmesi için;
1) Taşınmazın öncesi orman olup da bilim ve … bakımından nitelik kaybetmesi nedeniyle 1744 Sayılı Yasanın 2. maddesinin birinci fıkrası gereğince orman rejimi dışına çıkartılan yer olmamalıdır (Bu tür yerler ister itiraz sonucu, isterse itiraz edilmeden kesinleşen orman sınırı içinde kalmışsa o yer tapulu olsa dahi mülkiyeti tapu sahibine intikal etmez.). Çünkü, tapu kaydı yolsuz tescil niteliğinde olduğundan sahibine hiç bir zaman mülkiyet hakkı kazandırmamıştır.
2) 1744 Sayılı Yasanın 2. maddesinin birinci fıkra hükümlerine uymadığı, yani aslında orman olmadığı ve tapulu bulunduğu halde, yanlışlıkla orman sınırı içine alınmış ve sahibi tarafından itiraz edilmediği için hukuken orman sayılan yer haline dönüştüğü anlaşılarak, nitelik kaybetme ya da etmeme konusunda inceleme kurulları tarafından hiçbir araştırma yapılmadan, orman sınırlarının düzeltilmesi sonucu 2. maddenin ikinci fıkrası gereğince orman sınırları dışında bırakılmalıdır.
3) Çekişmeli taşınmazı içine alan ilk orman kadastrosu itirazsız kesinleşmiş olmalıdır (Çünkü, taşınmazı içine alan orman kadastrosu itiraz sonucu kesinleşirse, bu durum o yerin öncesinin orman olduğunu, dolayısıyla taşınmazın orman sınırı içine alınmasından önce oluşturulan tapu kaydının aslı orman olan yerde yolsuz olarak oluşturulduğu itiraz sonucu belirlenmiş olduğundan, malikine mülkiyet hakkı kazandırmaz).
4) Dayanılan tapu kaydı, taşınmaz orman sınırları içine alınmadan önce oluşturulmuş olmalı ve yüzölçümü ile geçerli olarak çekişmeli taşınmazı kapsamalıdır.
5) -Dayanılan tapu kaydı,13.07.1945 tarihinde yürürlüğe giren 4785 Sayılı Yasa gereği devletleştirilmemiş olmalıdır ya da devletleştirilmiş sayılmamalıdır.
6) Dayanılan tapu kaydı, 3116 Sayılı Yasanın Muvakkat 1. maddesi ya da başka bir kamulaştırma Yasası gereğince kamulaştırılmış olmamalıdır.
7)- Orman sınırlamasının düzeltilmesi sonucu orman sınırı dışında bırakma işlemi 1744 Sayılı Yasanın yürürlükten kalktığı 1 Ocak 1984 tarihine kadar tamamlanmış olmalıdır.
1744 Sayılı Yasanın 2/2 maddesinde, açıkça orman sayılmaması gerektiği ve tapulu bulunduğu halde, orman sınırı içine alınan yerlerden söz edilmiştir.
O halde; somut uyuşmazlıkta, davacının tutunduğu tapu kaydı orman kadastrosunun kesinleştiği tarihten önce oluşturulmuş ise de, dava konusu taşınmazın öncesi orman olmaması nedeniyle 1744 Sayılı Yasanın 2/2. maddesi hükmü gereğince orman sınırının düzeltilmesi sonucu orman sınırı dışına çıkarılmayıp aynı yasanın 2/1. maddesi hükmüne göre öncesi orman olduğu; ancak, orman niteliğini kaybettiğinden orman rejimi dışına çıkartıldığından yine bu taşınmazın orman sınırları içine alınmasından önce oluşturulan bir tapu kaydı bulunsa dahi, özel mülkiyete konu olmayan ve asıl niteliği orman olan taşınmaz için oluşturulan tapu kaydı yolsuz tescil niteliğinde bulunduğu ve sahibine hiç bir zaman mülkiyet hakkı kazandırmayacağından bu tür kayıtlara 1744 Sayılı Yasa uygulamasında yine değer verilemez.
Anayasanın 169. Maddesinin koruyuculuğu altında bulunan ormanlar ile 170. maddesi gereğince değerlendirilecek olan orman rejimi dışına çıkartılan yerler diğer özel mülklerin tabi olduğu rejime tabi tutularak 2981/3290 ve 3194 Sayılı Yasaların uygulanması sonucu şuyulandırılıp ifraz edilemez, böyle bir işlem yapılmışsa hiç bir hukuki sonuç doğurmaz. Başka bir anlatımla; 6831 Sayılı Orman Yasasına tabi olan kamu malı niteliğindeki taşınmazlar 2981 ve 3194 sayılı yasa hükümlerine tabi tutulamaz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 03.12.1997 gün ve 1997/1-655-1003 sayılı kararında da kabul edildiği gibi (… kamu malı niteliğini kazanan bir taşınmazın imar uygulamasına tabi tutarak özel mülkiyete dönüştürmeye idari mercilerin yetkileri yoktur. İdari mercilerin yasadan kaynaklanmayan bir yetkileri bulunmayan konularda aldıkları kararlar yok hükmünde, buna dayalı olarak yapılan tescil de yolsuz tescil niteliğindedir (H.G.K.’nun 1997/1-655-1003 S.K.). 2981 ve 3194 Sayılı Yasalarda, Anayasanın 169 ve 170. maddelerinde nitelikleri ve kullanma şekli belirtilen kamu malı ormanların ve orman niteliğini kaybetmesi nedeniyle Hazine adına orman rejimi dışına çıkartılan alanların sözü edilen yasalar hükümlerine tabi tutulacağı konusunda bir hüküm bulunmadığı, aksine 3194 Sayılı İmar Yasasının 4. maddesindeki “…diğer özel yasalar ile belirlenen veya belirlenecek olan yerlerde, bu (imar) yasanın özel yasalara aykırı olmayan hükümleri uygulanır” hükmü bulunduğu gibi 2981 Sayılı Yasanın 3290 Sayılı Yasa ile değişik Gecici 2. maddesinin (e) bendi hükmünü iptal eden ve sonucu gibi gerekçesi de bağlayıcı olan Anayasa Mahkemesinin 27.09.1995 gün ve 1995/13-51 sayılı ve yine 2924 Sayılı Yasanın 11. maddesindeki bir kısım hükümleri iptal eden Anayasa Mahkemesinin 30.03.1993 gün ve 1992/48-14 sayılı kararlarının gerekçelerinde “31.12.1981 tarihinden önce bilim ve … bakımından orman niteliğini tamamen kaybetmiş yerlerin değerlendirilmesi, bilim ve … bakımından orman olarak muhafazasında yarar görülmeyen yerlerin tespiti ve orman sınırları dışına çıkartılması, orman içindeki köyler halkının kısmen veya tamamen bu yerlere yerleştirilmesi için devlet eliyle anılan yerlerin ihya edilerek, ancak bu halkın yararlanmasına tahsis edileceği hükme bağlanmıştır.
Buna göre, ormanların tahribinin önlenerek ulusal ekonomiye katkısının sağlanması ve orman köylüsünün üretici haline getirilip kalkındırılması için orman sınırları dışına çıkartılan yerlerin yalnızca orman köyleri halkının nakli ve yerleştirilmesi amacıyla değerlendirilmesi öngörülmüştür” şeklinde açıklamalar bulunmaktadır. Yukarıda … Anayasa Mahkemesi kararlarının gerekçesi 3194 Sayılı Yasanın 4. maddesi ve 2924 Sayılı Orman Köylülerinin
Kalkınmalarının Desteklenmesi Hakkındaki Yasa hükümleri ve Anayasanın 169 ve 170. maddeleri birlikte değerlendirildiğinde, orman rejimi dışına çıkartılan alanların, Anayasa ve yasaların bu hükümlerine göre Hazinenin diğer özel mülklerinden farklı hukuki statüde olduğu anlaşılmaktadır. Orman rejimi dışına çıkartılan yerler Anayasanın 170. maddesi ve 2924 Sayılı Yasada belirlenen amaçların gerçekleşmesi için Orman Bakanlığının emrine geçer (2924 S.Y. md. 3). Hazine bu yerleri diğer özel taşınmazlarında olduğu gibi serbestçe tasarruf edemez ve satamaz. İşte bu nedenlerle 05.11.2003 gün 4999 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 11/5 maddesi ile, “1744, 2896, 3302 Sayılı Yasa uygulaması sonucu orman rejimi dışına çıkartılan, ancak fiilen orman olduğu Orman Genel Müdürlüğünce tespit edilen yerler talep üzerine Maliye Bakanlığınca Orman Genel Müdürlüğüne tahsis edilir. Tahsisi yapılan bu yerler Hazine adına tapuya orman vasfı ile tescil edilir” hükümleri yürürlüğe konulmuştur. Ormanlar ve orman rejimi dışına çıkartılan yerler 2981 Sayılı Yasa hükümlerine göre ıslah-imar planlarına ve 3194 sayılı Yasa gereğine imar uygulamasına konu edilemeyeceği ve idari mercilerin her hangi bir yasadan kaynaklanmayan bir yetkileri bulunmayan konularda aldıkları kararların (somut olayda ıslah-imar kararının ) yok hükmünde olduğu sonucuna ulaşılır.
Davacı …, imar islah planının iptalini istemeyip mülkiyet hakkına dayanarak iptal ve tescil istemektedir.
Anayasanın 169 ve 170. maddelerinde özel olarak düzenlenen Devlet Ormanları, 3402 Sayılı Yasanın 16/D maddesine göre, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olup, kamu malı niteliğindedir. H.G.K.’nun 24/03/1999 gün ve 1999/1-170-167 ve 21/02/1990 gün 1989/1-70-101 sayılı kararlarında da belirtildiği gibi Hazine ya da Orman Yönetimi tarafından 3402 Sayılı Yasanın 12/3 maddesindeki 10 yıllık hak düşürücü süreye bağlı kalmadan her zaman açılacak dava ile tapu kaydı iptal edilebilir (H.G.K. 2001/1-464-470 S.K.). Yine Yargıtay H.G.K. ve ilgili daire kararlarında kabul edildiği gibi, bu tür taşınmazlar hakkında Medeni Yasanın 1023. ( eski 931 mad.) maddesi gereğince iyi niyet iddiasında da bulunulamaz (H.G.K.’nun 03.07.2002 gün 2002/16-490-586 S.K.).
Davacı … açtığı bu davada, 2981 Sayılı Yasa uygulamasının ya da imar uygulamasının yanlış ve yasaya aykırı yapılmasından dolayı bir hak talep etmemekte, kadastro ve ifraz öncesi mevcut olan mülkiyet hakkına, mülkiyet uyuşmazlığına dayalı olarak tapu sicilinin düzeltilmesini istemektedir. Medeni Yasanın 1025. – 1027. (933. – 935.) maddeleri gereğince ilgililerin … bildirimleri dışında tapu sicilinde yapılacak değişiklik, adli mahkemelerin vereceği kararlarla mümkündür. Bir ayni hak yolsuz olarak tescil edilmiş veya yolsuz olarak terkin olunmuş ya da değiştirilmiş ise, bu yüzden ayni hakkı zedelenenler, tapu sicilinin düzeltilmesini özel hukuk hükümleri uyarınca adli yargı yerinde dava edebilirler.
Çekişmeli taşınmaz daha önce yapılan ve 1944 yılında Hazine adına tapuya tescil edilen orman kadastro sınırları içinde olduğu halde, arazi kadastro ekiplerinin bu durumu gözönünde bulundurmadan, hata ile ikinci kere kadastrosunu yapıp yolsuz olarak sicil oluşturulmuşsa da, 766 Sayılı Yasanın 46/2 ve 3402 Sayılı Yasanın 22/1. maddeleri gereğince ikinci kadastronun yolsuz (T.M.Y.nın 1025. md.) ve bütün sonuçlarıyla hükümsüz olması nedeniyle malikine mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve T.M.Y.nın 1026. (E.M.Y. 934 – İsviçre 976) maddesi gereğince sicilin hiç bir süreye bağlı kalmadan her zaman iptal edileceği, somut olayda 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanma olanağının da bulunmadığı, baştan beri yolsuz tescil niteliğinde oluşturulan sicil kaydının, davalılara hiç bir zaman mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve başlangıcından itibaren yolsuz ve geçersiz olan tapu kaydının iptaline ilişkin mahkeme kararının yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (ihzari), başka bir anlatımla; sicilin oluştuğu tarihten itibaren mülkiyet hakkının doğmadığını, sicilin yolsuz ve geçersiz olduğunu belirleyen bir hüküm olduğu, bu tür kayıtlarda T.M.Y.’nın 1023. (E.M.Y. 931 – İsviçre M.Y.974) maddesindeki “iyi niyetle edinme” kuralının da uygulanamayacağı, davalı kişiler taşınmazı satın almışlar ise sebepsiz zenginleşme kurallarına göre satış bedelini bu yeri kendilerine devir eden kişilerden geri alabilecekleri gözönünde bulundurularak arazi kadastrosundan önce yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde bulunan ve daha sonra nitelik kaybı nedeniyle Hazine adına orman rejimi dışına çıkartılan taşınmazın tapu kaydının iptali ile 6831 Sayılı Yasanın 4999 Sayılı Yasa ile değişik 11/3. maddesi gereğince hali hazır niteliği ile kaydında “6831 Sayılı Yasanın 2/B maddesi gereğince orman rejimi dışına çıkartılan yer” belirtmesi de yapılarak Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesi gerekirken, aksi düşünce ile kurulan hüküm usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: 1- Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle; davalıların temyiz itirazlarının REDDİNE,
2- Yukarıda 2. bentte açıklanan nedenlerle; Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 03.03.2010 günü oybirliği ile karar verildi.