Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2009/16489 E. 2010/2658 K. 03.03.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/16489
KARAR NO : 2010/2658
KARAR TARİHİ : 03.03.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Maliye Bakanlığı tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında … …Mahallesi 17 ada 1 parsel sayılı 180.411 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, Ağustos 1962 tarih 71 sıra nolu tapu kaydı uygulanarak tarla ve çalılık niteliğiyle Heybeti Gürtek ve müşterekleri adlarına tespit edilmiş, 17.11.1987 tarihinde yapılan imar uygulaması sonucu pek çok ada ve parsellere ifraz edilmiştir. Çekişmeli 345m2 yüzölçümündeki 76 ada 25 parsel sayılı taşınmaz 17 ada 1 parselin ifrazından oluşmuş, satış yoluyla davalı … ve Eğitim Vakfı’na geçmiştir. Davacı Maliye Bakanlığı, çekişmeli taşınmazın Hazine adına orman rejimi dışına çıkarıldığı, tapu kaydının iptal edilerek Hazine adına tapuya tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece, çekişmeli taşınmaza ilişkin ilk orman kadastrosunun yapıldığı tarihten daha önceye ait eski tarihli tapu kaydının bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı Maliye Bakanlığı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 1943 yılında yapılıp kesinleşen ve Hazine adına tapuya tescil edilen orman kadastrosu sınırları içinde olan taşınmazın 6831 Sayılı Yasanın 2. madde uygulaması sonucu Hazine adına orman rejimi dışına çıkartılması nedeniyle yolsuz olarak oluşturulan tapu kaydının iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1943 yılında 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılıp kesinleşen orman kadastrosu, 1965 yılında yapılan ve Hazine adına tapuya tescil edilen genel arazi kadastrosu, 17.04.1981 tarihinde ilanı yapılıp kesinleşen aplikasyon ve 1744 Sayılı Yasanın 2. madde uygulaması, 04.01.1991 tarihinde ilan edilerek kesinleşen evvelce sınırlaması yapılmış ormanlarda 3302 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması vardır.
Hükme esas alınan uzman orman, … ve ziraat bilirkişilerinin ortak olarak düzenledikleri raporda, çekişmeli taşınmazın yörede 1943 yılında yapılan ve Hazine adına tapuya tescil edilen orman kadastro çalışmasında orman sınırları içinde kaldığı, daha sonra 1978-1981 yılları arasında yapılıp kesinleşen 1744 Sayılı Yasanın 2. madde uygulaması sırasında (P1) numarası ile Hazine adına orman rejimi dışına çıkarıldığını açıklayarak uygulamayı ekli haritada göstermişlerdir.
Dosyadaki bilgi ve belgelere göre;
1) Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yer 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılıp kesinleşen orman kadastrosunda orman sınırları içine alınmış ve … 1944 tarih 80 numarada 1.856.100 m2 yüzölçümüyle Çırçır, Şablan Bayırı ve … Devlet Ormanı ismiyle Hazine adına tapuya tescil edildiği,
2) 1952-1954 yıllarında 5658 Sayılı Yasa hükümlerine göre makiye ayırma çalışması yapılmışsa da, hiçbir zaman sonuçlandırılmadığı Y.K.D.’nin Aralık 2001 sayısında yayınlanan 20. Hukuk Dairesinin 10.05.2001 gün ve 2001/3179-3713 sayılı kararı ve bu karara direnen mahkeme kararını inceleyerek aynı gerekçe ile bozulmasına ilişkin H.G.K.’nun 03.07.2002 gün ve 2002/558 – 588 sayılı kararında kabul edildiği gibi … Yakasında yapılan tüm makiye ayırma çalışmalarının 1963 yılında iptal edildiği,
3) 1965 yılında 2613 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan kadastroda Mart 1330 tarih 66 numaralı tapu kaydı revizyon gösterilerek (bu parselin 1943 yılında kesinleşen ve … 1944 tarih 80 numarada Hazine adına tapuya tescil edilen orman kadastrosu sınırları içinde olduğu düşünülmeden) hatalı işlem sonucu 17 ada 1 parsel sayısıyla ve 188.600 m2 yüzölçümüyle kişiler adına tespit ve tescil edildiği,
4) Yörede 1972 yılında yapılan tapulama sırasında 766 Sayılı Yasanın 46. maddesi gereğince sınırlaması kesinleşen ormanlara ait … 1944 tarih 80 nolu tapu kaydının olduğu gibi tapu kütüğüne aktarılması sonucu bu mevkideki Çırçır ve …Devlet Ormanının 1280, … … Devlet Ormanının 1274, … Devlet Ormanının 1278 parsel numarasıyla tapuya yine orman niteliğiyle Hazine adına tescil edildiği; ancak, kesinleşen orman kadastro sınırlarının hata ile yanlış uygulaması sonucu bir kısım orman arazisinin tarım alanları içinde gösterilen ek ikinci kadastroya tabi tutulduğu,
5) 1981 yılında 6831 Sayılı Yasanın 1744 Sayılı Yasa ile değişik 2. madde uygulaması sonucu hem orman kadastrosunun kesinleştirilmesi sonucu Hazine adına tescil edilen … 1944 tarih 80 (1280 sayılı parselin) numaralı orman tapu kaydının kapsadığı 1280 sayılı parsel ile aynı orman tapu kaydının kapsamında kalan ancak, hatalı uygulama sonucu 17 ada 1 sayılı parsel içinde bırakılan orman alanının (I) poligon numarası verilerek Hazine adına orman rejimi dışına çıkartıldığı,
6) Aynı orman tapu kayıtları kapsamında kalan ancak hata ile 17 ada 1 sayılı parsel içinde gösterilen bir kısım arazi parçasının, 1989 yılında 3302 Sayılı Yasanın 2/B maddesi uygulaması sonucu (XIX) poligon numarası verilerek yine Hazine adına orman rejimi dışına çıkartıldığı,
7) 17 ada 1 sayılı parselin büyük bölümü orman rejimi dışına çıkartılmadığı ve halen orman niteliğinde Hazine adına tapuda kayıtlı olmaya devam ettiği halde, orman sınırı içindeki bölüm ile birlikte 1981 yılında orman rejimi dışında çıkartılan (I) numaralı poligon alanının 1987 tarihinde 2981/3290 Sayılı Yasa uygulaması sonucu 37 ila 83 adada kalan birçok parsele ayrıldığı, bu ifraz parsellerinden bir kısmının kapladığı alanın da daha sonra 1989 yılında (XIX) poligon numarasıyla Hazine adına orman rejimi dışına çıkartıldığı, bir kısım ifraz parsellerinin 1978 – 1981 yıllarında orman rejimi dışına çıkartılan 2.madde alanında, bir kısmının da 1989 yılında orman rejimi dışına çıkartılan ve 2/B madde uygulaması alanında, bir kısmının da halen orman kadastro sınırları içinde ve Hazine adına tapuda kayıtlı alan içinde kalmaya devam ettiği,
8) … …17 ada 1 sayılı parselden ifraz edilen çekişmeli 76 ada 25 sayılı parselin 1981 yılında 1744 sayılı yasanın 2. maddesi ile orman rejimi dışına çıkarılan (P1) numaralı poligon içinde kaldığı anlaşılmaktadır.
Anayasanın 169. Maddesinin koruyuculuğu altında bulunan ormanlar ile 170. maddesi gereğince değerlendirilecek olan orman rejimi dışına çıkartılan yerler diğer özel mülklerin tabi olduğu rejime tabi tutularak 2981/3290 ve 3194 Sayılı Yasaların uygulanması sonucu şuyulandırılıp ifraz edilemez, böyle bir işlem yapılmışsa hiç bir hukuki sonuç doğurmaz. Başka bir anlatımla; 6831 Sayılı Orman Yasasına tabi olan kamu malı niteliğindeki taşınmazlar 2981 ve 3194 sayılı yasa hükümlerine tabi tutulamaz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 03.12.1997 gün ve 1997/1-655-1003 sayılı kararında da kabul edildiği gibi (… kamu malı niteliğini kazanan bir taşınmazın imar uygulamasına tabi tutarak özel mülkiyete dönüştürmeye idari mercilerin yetkileri yoktur. İdari mercilerin yasadan kaynaklanmayan bir yetkileri bulunmayan konularda aldıkları kararlar yok hükmünde, buna dayalı olarak yapılan tescil de yolsuz tescil niteliğindedir (H.G.K.’nun 1997/1-655-1003 S.K.). 2981 ve 3194 Sayılı Yasalarda, Anayasanın 169 ve 170. maddelerinde nitelikleri ve kullanma şekli belirtilen kamu malı ormanların ve orman niteliğini kaybetmesi nedeniyle Hazine adına orman rejimi dışına çıkartılan alanların sözü edilen yasalar hükümlerine tabi tutulacağı konusunda bir hüküm bulunmadığı, aksine 3194 Sayılı İmar Yasasının 4. maddesindeki “…diğer özel yasalar ile belirlenen veya belirlenecek olan yerlerde, bu (imar) yasanın özel yasalara aykırı olmayan hükümleri uygulanır” hükmü bulunduğu gibi 2981 Sayılı Yasanın 3290 Sayılı Yasa ile değişik Gecici 2. maddesinin (e) bendi hükmünü iptal eden ve sonucu gibi gerekçesi de bağlayıcı olan Anayasa Mahkemesinin 27.09.1995 gün ve 1995/13-51 sayılı ve yine 2924 Sayılı Yasanın 11. maddesindeki bir kısım hükümleri iptal eden Anayasa Mahkemesinin
30.03.1993 gün ve 1992/48-14 sayılı kararlarının gerekçelerinde “31.12.1981 tarihinden önce bilim ve … bakımından orman niteliğini tamamen kaybetmiş yerlerin değerlendirilmesi, bilim ve … bakımından orman olarak muhafazasında yarar görülmeyen yerlerin tespiti ve orman sınırları dışına çıkartılması, orman içindeki köyler halkının kısmen veya tamamen bu yerlere yerleştirilmesi için devlet eliyle anılan yerlerin ihya edilerek, ancak bu halkın yararlanmasına tahsis edileceği hükme bağlanmıştır.
Buna göre, ormanların tahribinin önlenerek ulusal ekonomiye katkısının sağlanması ve orman köylüsünün üretici haline getirilip kalkındırılması için orman sınırları dışına çıkartılan yerlerin yalnızca orman köyleri halkının nakli ve yerleştirilmesi amacıyla değerlendirilmesi öngörülmüştür” şeklinde açıklamalar bulunmaktadır. Yukarıda … Anayasa Mahkemesi kararlarının gerekçesi 3194 Sayılı Yasanın 4. maddesi ve 2924 Sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi Hakkındaki Yasa hükümleri ve Anayasanın 169 ve 170. maddeleri birlikte değerlendirildiğinde, orman rejimi dışına çıkartılan alanların, Anayasa ve yasaların bu hükümlerine göre Hazinenin diğer özel mülklerinden farklı hukuki statüde olduğu anlaşılmaktadır. Orman rejimi dışına çıkartılan yerler Anayasanın 170. maddesi ve 2924 Sayılı Yasada belirlenen amaçların gerçekleşmesi için Orman Bakanlığının emrine geçer (2924 S.Y. md. 3). Hazine bu yerleri diğer özel taşınmazlarında olduğu gibi serbestçe tasarruf edemez ve satamaz. İşte bu nedenlerle 05.11.2003 gün 4999 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 11/5 maddesi ile, “1744, 2896, 3302 Sayılı Yasa uygulaması sonucu orman rejimi dışına çıkartılan, ancak fiilen orman olduğu Orman Genel Müdürlüğünce tespit edilen yerler talep üzerine Maliye Bakanlığınca Orman Genel Müdürlüğüne tahsis edilir. Tahsisi yapılan bu yerler Hazine adına tapuya orman vasfı ile tescil edilir” hükümleri yürürlüğe konulmuştur. Ormanlar ve orman rejimi dışına çıkartılan yerler 2981 Sayılı Yasa hükümlerine göre ıslah-imar planlarına ve 3194 sayılı Yasa gereğine imar uygulamasına konu edilemeyeceği ve idari mercilerin her hangi bir yasadan kaynaklanmayan bir yetkileri bulunmayan konularda aldıkları kararların (somut olayda ıslah-imar kararının ) yok hükmünde olduğu sonucuna ulaşılır.
Davacı Hazine, imar islah planının iptalini istemeyip mülkiyet hakkına dayanarak iptal ve tescil istemektedir.
Anayasanın 169 ve 170. maddelerinde özel olarak düzenlenen Devlet Ormanları, 3402 Sayılı Yasanın 16/D maddesine göre, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olup, kamu malı niteliğindedir. H.G.K.’nun 24/03/1999 gün ve 1999/1-170-167 ve 21/02/1990 gün 1989/1-70-101 sayılı kararlarında da belirtildiği gibi Hazine ya da Orman Yönetimi tarafından 3402 Sayılı Yasanın 12/3 maddesindeki 10 yıllık hak düşürücü süreye bağlı kalmadan her zaman açılacak dava ile tapu kaydı iptal edilebilir (H.G.K. 2001/1-464-470 S.K.). Yine Yargıtay H.G.K. ve ilgili daire kararlarında kabul edildiği gibi, bu tür taşınmazlar hakkında Medeni Yasanın 1023. ( eski 931 mad.) maddesi gereğince iyi niyet iddiasında da bulunulamaz (H.G.K.’nun 03.07.2002 gün 2002/16-490-586 S.K.).
İptali istenilen tapu kaydı 2981 Sayılı Yasanın 10. maddesinde anılan Hazinenin ya da belediyenin verdiği “tapu tahsis belgesine” dayalı olarak ya da şuyulandırma ile oluşturulan bir tapu kaydı olmadığı gibi, yukarıda izah edildiği gibi davacı Hazine açtığı bu davada, 2981 Sayılı Yasa uygulamasının ya da imar uygulamasının yanlış ve yasaya aykırı yapılmasından dolayı bir hak talep etmemekte, kadastro ve ifraz öncesi mevcut olan mülkiyet hakkına, mülkiyet uyuşmazlığına dayalı olarak tapu sicilinin düzeltilmesini istemektedir. Medeni Yasanın 1025. – 1027. (933. – 935.) maddeleri gereğince ilgililerin … bildirimleri dışında tapu sicilinde yapılacak değişiklik, adli mahkemelerin vereceği kararlarla mümkündür. Bir aynı hak yolsuz olarak tescil edilmiş veya yolsuz olarak terkin olunmuş ya da değiştirilmiş ise, bu yüzden ayni hakkı zedelenenler, tapu sicilinin düzeltilmesini özel hukuk hükümleri uyarınca adli yargı yerinde dava edebilirler.
H.G.K.nun 03/04/2002 gün 2002/8 -230-261 ve 20/02/2008 gün 2008/20-124-150 ve 25/02/2009 gün 2009/20- 40- 95 sayılı kararlarında açıklandığı gibi kesinleşen orman kadastro sınırları içindeki tapu kayıtları yasal değerini yitirir. Başka bir deyişle, kesinleşen orman sınırı içindeki tapu kayıtlarına değer verilemez.
1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/2 maddesinde “orman sınırlarının düzeltilmesi sonucu orman rejimi dışında çıkarılacak yerler sınırlaması itirasız kesinleşmiş, tapulu arazi ise mülkiyetinin tekrar tapu sahiplerine intikal edeceği” hükmü yürürlüğe konulmuş ise de, daha sonra yürürlüğe giren 2896 ve 3302 Sayılı Yasalar ile orman rejimi dışına çıkarılan yerlerin ancak Hazine adına çıkarılacağı kabul edilmiştir.

1744 Sayılı Yasanın 2/1. maddesi gereğince nitelik kaybı nedeniyle orman rejimi dışına çıkartılan yer, orman tahdidinin kesinleştiği tarihten daha önceki zamanlarda tapuya kayıtlı olsa dahi, mülkiyeti tapu sahibine intikal etmez. Çünkü, 1744 Sayılı Yasanın 2/2. maddesinde … “Evvelce sınırlaması yapılmış ve fakat yukarıdaki fıkra hükümlerine (aynı maddenin birinci fıkrası) uymadığı anlaşılan ….sınırlamaların düzeltilmesi sonucu orman sınırları dışına çıkartılacak yer, sınırlaması itirazsız kesinleşmiş tapulu arazi ise, mülkiyeti tekrar tapu sahiplerine intikal eder” hükmü, sadece ilk orman kadastrosunun yapıldığı tarihinden daha önceki zamanlarda ve öncesi de orman olmayan yerler için oluşturulan taşınmazın öncesinin orman sayılan yer olması ve 1744 Sayılı Yasanın 2/1. maddesi gereğince 15.10.1961 tarihinden önce nitelik kaybetmesi nedeniyle orman rejimi dışına çıkartılması halinde, o yer orman sınırı içine alınmadan önce tapuda kayıtlı olsa dahi, tapu kaydı özel mülkiyete konu olmayan orman sayılan yerde oluşturulduğu için yolsuz tescil niteliğinde olacağından, yine bu tapu kaydına değer verilemez ve o yerin mülkiyeti tapu sahiplerine intikal etmez., 1744 Sayılı Yasanın 2/6 maddesi gereğince bu yasanın uygulanmasına açıklık getirilmesi amacıyla çıkartılan ve 22 Temmuz 1974 tarihli Resmi Gazete Yayınlanarak yürürlüğe giren “Orman Sınırları Dışına Çıkartılacak Yerler Hakkında Tüzük”ün 34. maddesi “Orman Kadastro ekipleri; düzenleyecekleri tutanaklarda orman sayılmaması gerektiği ve tapulu bulunduğu halde, orman sınırları içine alınmış ve sahibi tarafından itiraz edilmediği için orman sayılan yer haline dönüşmüş ve fakat 6831 Sayılı Orman Yasasının değişik 2. maddesine göre orman sınırı dışına çıkarılması gerekli olan yerleri, tapu sahibi kimliğini, tapunun tarih ve numarasını yazmak suretiyle ayrı bir madde halinde belirler. Bu gibi yerler hava fotoğraflarına ve haritalarına işlenir veya yersel ölçüleri yapılır”. Yine aynı Tüzüğün 41/2. maddesi “inceleme kurulları … esasen orman sayılmayan yerlerden olduğu neticesine vardıkları yerler hakkında 6831 Sayılı Yasanın değişik 2. maddesine göre inceleme yapamazlar”. Yasanın ve yukarıda … tüzük hükümlerinin birlikte değerlendirilmesi sonucu; 6831 Sayılı Yasanın 1744 Sayılı Yasa ile değişik 2/2 maddesi gereğince orman rejimi dışına çıkartılan yerlerin mülkiyetinin tekrar tapu sahiplerine intikal edebilmesi için;
1) Taşınmazın öncesi orman olup da bilim ve … bakımından nitelik kaybetmesi nedeniyle 1744 Sayılı Yasanın 2. maddesinin birinci fıkrası gereğince orman rejimi dışına çıkartılan yer olmamalıdır (Bu tür yerler ister itiraz sonucu, isterse itiraz edilmeden kesinleşen orman sınırı içinde kalmışsa o yer tapulu olsa dahi mülkiyeti tapu sahibine intikal etmez.). Çünkü, tapu kaydı yolsuz tescil niteliğinde olduğundan sahibine hiç bir zaman mülkiyet hakkı kazandırmamıştır.
2) 1744 Sayılı Yasanın 2. maddesinin birinci fıkra hükümlerine uymadığı, yani aslında orman olmadığı ve tapulu bulunduğu halde, yanlışlıkla orman sınırı içine alınmış ve sahibi tarafından itiraz edilmediği için hukuken orman sayılan yer haline dönüştüğü anlaşılarak, nitelik kaybetme ya da etmeme konusunda inceleme kurulları tarafından hiçbir araştırma yapılmadan, orman sınırlarının düzeltilmesi sonucu 2. maddenin ikinci fıkrası gereğince orman sınırları dışında bırakılmalıdır.
3) Çekişmeli taşınmazı içine alan ilk orman kadastrosu itirazsız kesinleşmiş olmalıdır (Çünkü, taşınmazı içine alan orman kadastrosu itiraz sonucu kesinleşirse, bu durum o yerin öncesinin orman olduğunu, dolayısıyla taşınmazın orman sınırı içine alınmasından önce oluşturulan tapu kaydının aslı orman olan yerde yolsuz olarak oluşturulduğu itiraz sonucu belirlenmiş olduğundan, malikine mülkiyet hakkı kazandırmaz).
4) Dayanılan tapu kaydı, taşınmaz orman sınırları içine alınmadan önce oluşturulmuş olmalı ve yüzölçümü ile geçerli olarak çekişmeli taşınmazı kapsamalıdır.
5) -Dayanılan tapu kaydı,13.07.1945 tarihinde yürürlüğe giren 4785 Sayılı Yasa gereği devletleştirilmemiş olmalıdır ya da devletleştirilmiş sayılmamalıdır.
6) Dayanılan tapu kaydı, 3116 Sayılı Yasanın Muvakkat 1. maddesi ya da başka bir kamulaştırma Yasası gereğince kamulaştırılmış olmamalıdır.
7)- Orman sınırlamasının düzeltilmesi sonucu orman sınırı dışında bırakma işlemi 1744 Sayılı Yasanın yürürlükten kalktığı 1 Ocak 1984 tarihine kadar tamamlanmış olmalıdır.
1744 Sayılı Yasanın 2/2 maddesinde, açıkça orman sayılmaması gerektiği ve tapulu bulunduğu halde, orman sınırı içine alınan yerlerden söz edilmiştir.

O halde; somut uyuşmazlıkta, davacının tutunduğu tapu kaydı orman kadastrosunun kesinleştiği tarihten önce oluşturulmuş ise de, dava konusu taşınmazın öncesi orman olmaması nedeniyle 1744 Sayılı Yasanın 2/2 maddesi hükmü gereğince orman sınırının düzeltilmesi sonucu orman sınırı dışına çıkarılmayıp aynı yasanın 2/1 maddesi hükmüne göre öncesi orman olduğu; ancak, orman niteliğini kaybettiğinden orman rejimi dışına çıkartıldığından yine bu taşınmazın orman sınırları içine alınmasından önce oluşturulan bir tapu kaydı bulunsa dahi, özel mülkiyete konu olmayan ve asıl niteliği orman olan taşınmaz için oluşturulan tapu kaydı yolsuz tescil niteliğinde bulunduğu ve sahibine hiç bir zaman mülkiyet hakkı kazandırmayacağından bu tür kayıtlara 1744 Sayılı Yasa uygulamasında yine değer verilemez.
Dava konusu yer, 1744 Sayılı Yasanın 2/2 maddesi gereğince orman sınırlarının düzeltilmesi sonucu orman rejimi dışına çıkartılmayıp aynı Yasanın 2/1. maddesi uyarınca orman rejimi dışına çıkartılmış olduğu bir yana, dayanak Mart 1330 tarih 66 numaralı tapu kaydı tesisinde 18.380 m2’dir. Taşınmaz kesinleşen ve 1944 yılında tapuya tescil edilen orman sınırı içinde iken Hazine ve Orman Yönetiminin taraf olmadığı, …1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 30.04.1955 gün 1954/480-1955/196 sayılı kararı ile yüzölçümü 180.411 m2’ye çıkarılmış olduğundan bu karar Yönetimleri bağlamaz. Açıklanan nedenlerle, dayanak tapu kaydı ilk oluşturulduğu sınır ve yüzölçümüyle geçerlidir. Değişir sınırlı tapu kaydının kapsamının 3402 Sayılı Yasanın 20/C maddesi gereğince yüzölçümüne değer verilerek belirlenmesi gerekir. Bu ilke gözönünde bulundurularak yapılan uygulama sonucu uzman bilirkişiler tarafından düzenlenen haritada 17 ada 1 sayılı kadastro parselinden ifraz edilen çekişmeli parselin Mart 1330 tarih 66 numaralı tapu kaydının ilk oluşum tarihindeki yüzölçümüyle (18.380 m2) geçerli kapsamı dışında kaldığı belirlenmiştir. Bu durumda dahi 1744 Sayılı Yasanın uygulanması mümkün değildir.
Çekişmeli taşınmaz daha önce yapılan ve 1944 yılında Hazine adına tapuya tescil edilen orman kadastro sınırları içinde olduğu halde, arazi kadastro ekiplerinin bu durumu gözönünde bulundurmadan, hata ile ikinci kere kadastrosunu yapıp yolsuz olarak sicil oluşturulmuşsa da, 766 Sayılı Yasanın 46/2 ve 3402 Sayılı Yasanın 22/1. maddeleri gereğince ikinci kadastronun yolsuz (T.M.Y.nın 1025. md.) ve bütün sonuçlarıyla hükümsüz olması nedeniyle malikine mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve T.M.Y.nın 1026. (E.M.Y. 934 – İsviçre 976) maddesi gereğince sicilin hiç bir süreye bağlı kalmadan her zaman iptal edileceği, somut olayda 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanma olanağının da bulunmadığı, baştan beri yolsuz tescil niteliğinde oluşturulan sicil kaydının, davalılara hiç bir zaman mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve başlangıcından itibaren yolsuz ve geçersiz olan tapu kaydının iptaline ilişkin mahkeme kararının yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (ihzari), başka bir anlatımla; sicilin oluştuğu tarihten itibaren mülkiyet hakkının doğmadığını, sicilin yolsuz ve geçersiz olduğunu belirleyen bir hüküm olduğu, bu tür kayıtlarda T.M.Y.’nın 1023. (E.M.Y. 931 – İsviçre M.Y.974) maddesindeki “iyi niyetle edinme” kuralının da uygulanamayacağı, davalı taşınmazı satın almış ise sebepsiz zenginleşme kurallarına göre satış bedelini bu yeri kendisine devir eden kişilerden geri alabileceği gözönünde bulundurularak arazi kadastrosundan önce yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde bulunan ve daha sonra nitelik kaybı nedeniyle Hazine adına orman rejimi dışına çıkartılan taşınmazın tapu kaydının iptali ile 6831 Sayılı Yasanın 4999 Sayılı Yasa ile değişik 11/3. maddesi gereğince hali hazır niteliği ile kaydında “6831 Sayılı Yasanın 2/B maddesi gereğince orman rejimi dışına çıkartılan yer” belirtmesi de yapılarak Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesi gerekirken, aksi düşünce ile kurulan hüküm usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 03/03/2010 günü oybirliği ile karar verildi.