YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/16606
KARAR NO : 2010/2652
KARAR TARİHİ : 03.03.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali tescil ve elatmanın önlenmesi davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı gerçek kişi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında … ilçesi 345 parsel sayılı 1.860 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, senetsiz ve belgesizden bahçe niteliği ile Hazine tespit edilmiş, … Bozkurt’un açtığı dava üzerine … Gezici Arazi Kadastro Mahkemesinin 27.10.1958 gün 1958/378-398 sayılı kararı ile kadastro tespitinin iptal edilerek … Bozkurt adına tapuya tesciline karar verilmiş, temyiz üzerine Yargıtay 7. Hukuk Dairesince onanarak 23.07.1959 tarihinde kesinleşmiştir. Daha sonra satış yoluyla davalıya geçmiştir. Davacı … Yönetimi, çekişmeli taşınmazın kesinleşen tahdit içinde kalan bölümünün tapu kaydının iptal edilerek orman niteliği ile Hazine adına tapuya tescili ve davalının el atmasının önlenmesine karar verilmesi istemiyle dava açmıştır. Maliye Bakanlığı ile …; çekişmeli taşınmazın bir bölümünün Hazine adına orman rejimi dışına çıkarıldığı iddiasıyla davaya katılmıştır. Mahkemece davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptal edilerek … ve orman bilirkişi tarafından düzenlenen krokili raporda (a) ve (b) ile işaretlenen sırasıyla 1.422,57 m2 ve 46,18 m2 yüzölçümlü bölümlerinin 2/B niteliği ile, (c) ile işaretlenen 391,25 m2 yüzölçümlü kesiminin orman niteliği ile Hazine adına tapuya tescillerine karar verilmiş, hüküm davalı kişi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kesinleşen tahdit içinde kalan taşınmazın tapu kaydının iptali tescil ve elatmanın önlenmesi niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1945 yılında 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılıp kesinleşen orman kadastrosu, 1950 yılında 5653 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan makiye ayırma, 1957 yılında arazi kadastrosu, 3302 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan ve 23.08.1991 tarihinde ilan edilen aplikasyon ve 2/B madde uygulaması bulunmaktadır.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve uzman orman ve … bilirkişi tarafından yöntemine uygun biçimde yapılan uygulama ve araştırma sonucunda çekişmeli taşınmazın 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılıp kesinleşen orman tahdidinde … Devlet Ormanı sınırları içinde kaldığına, 1950 yılında 5653 Sayılı Yasa hükümlerine göre makiye ayrıldığına, ancak makiye ayırma işleminin 28.12.1962 tarihli rapor ile iptal edildiğine, daha sonra (a) ve (b) ile işaretlenen kesimlerinin Hazine adına orman rejimi dışına çıkarıldıklarına, toprak tevzi komisyonunca dağıtım ve tescilinin yapılmadığına, bir an için makiye ayırmanın iptal edilmediği düşünülse dahi makiye ayrılan yerlerde özel yasalar uyarınca oluşturulan tapulara değer verileceği Y.İ.B.B.K.nın 22.03.1996 gün 5-11 sayılı ve H.G.K.nun Y.K.Dnin Ekim 2002 sayısında yayınlanan 27.02.2002 gün ve 2002/1-19/97 sayılı kararı ile kabul edildiğine, temyize konu taşınmaza ilişkin makiye ayırmadan sonra özel yasalar uyarınca oluşturulan tapu kaydı bulunmadığına, kaldı ki; taşınmazın eğim ölçer ile belirlenen eğiminin % 20-25 olduğu, orman ve toprak muhafaza karakteri taşıdığı, üzerinin bozuk baltalık orman ile kaplı olduğu anlaşıldığına, 6831 Sayılı Yasanın 1/j bendinin karşı kavramından funda veya makiliklerle örtülü orman ve toprak muhafaza karakteri taşıyan yerlerin orman sayılacağına, bilimsel olarak da % 12’den fazla eğimli makilik sahaların orman ve toprak muhafaza karakteri taşıması nedeniyle muhafaza (koruma) makisi yani orman sayılması gerektiğine, bu nitelikteki taşınmazların 5653 Sayılı Yasa hükümlerine göre makiye ayrılamayacağına, ayrılmış olsa bile yasal dayanağı bulunmadığından yok hükmünde sayılacağına, orman niteliğini koruyan muhafaza (koruma) makilik alanlarda 22.03.1996 gün ve 1993/5-1 Sayılı İnançları Birleştirme Kararının ve H.G.K.nun Y.K.Dnin Ekim 2002 sayısında yayınlanan 27.02.2002 gün ve 2002/1-19/97 sayılı kararının uygulama yerinin bulunmadığına, diğer taraftan çekişmeli taşınmaz daha önce yapılan orman kadastrosunun sınırları içinde olduğu halde, arazi kadastro ekiplerinin bu durumu göz önünde bulundurmadan, hata ile ikinci kere kadastrosunu yapıp yolsuz olarak sicil oluşturulmuşsa da, 766 Sayılı Yasanın 46/2 ve 3402 Sayılı Yasanın 22/1. maddeleri gereğince ikinci kadastronun yolsuz (T.M.Y.nın 1025. md.) ve bütün sonuçlarıyla hükümsüz olması nedeniyle malikine mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve T.M.Y.nın 1026. (E.M.Y. 934-İsviçre 976) maddesi gereğince sicilin hiç bir süreye bağlı kalmadan her zaman iptal edileceği, somut olayda 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanma olanağının da bulunmadığı, baştan beri yolsuz tescil niteliğinde oluşturulan sicil kaydının, davalıya hiç bir zaman mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve başlangıcından itibaren yolsuz ve geçersiz olan tapu kaydının iptaline ilişkin mahkeme kararının yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (ihzari), başka bir anlatımla; sicilin oluştuğu tarihten itibaren mülkiyet hakkının doğmadığını, sicilin yolsuz ve geçersiz olduğunu belirleyen bir hüküm olduğu, bu tür kayıtlarda T.M.Y.’nın 1023. (E.M.Y.931-İsviçre M.Y.974) maddesindeki “iyi niyetle edinme” kuralının da uygulanamayacağı belirlenerek kaydın iptaline karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığına, tapu malikinin alım bedelini bu yeri kendilerine satan kişilerden sebepsiz zenginleşme kuralları hükümlerine dayanarak isteyebileceğine göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda … onama harcının temyiz edene yükletilmesine 03/03/2010 gününde oybirliği ile karar verildi.