Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2009/17110 E. 2009/16965 K. 17.11.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/17110
KARAR NO : 2009/16965
KARAR TARİHİ : 17.11.2009

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen elatmanın önlenmesi davası sırasında davalılardan … 06/05/2009 günlü dilekçesiyle davaya bakan hakimi reddetmiş, konuyu inceleyen merci hakimliği ret talebini kabul ettiği halde hüküm süresi içinde red talebi kabul edilen davalı tarafından temyiz edilmiştir. Temyiz incelemesi yapılması için dava dosyası Yargıtay’a gönderilmesi gerekirken reddi inceleyen merci tarafından “davalının kararı temyiz etmekte hukuki yararı bulunmadığı” gerekçesiyle temyiz talebinin reddine karar verilmiştir. bu karar davalı … tarafından temyiz edilmiş olmakla, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü:
Kural olarak temyiz talebini reddetmek yetkisi, Yargıtay’a aittir. Ancak, H.Y.U.Y.’nın 432/IV maddesi hükmü ve 01.06.1990 gün 3/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince temyize tabi olmayan bir kararın; temyiz edilemesi veya temyiz edilebilir kararın temyiz süresi geçirilerek temyiz edilmesi halleri ile sınırlı olarak kararı veren mahkeme temyiz isteminin reddine karar verebilir. Somut olayda, yerel mahkeme, temyizi mümkün ve süresinde temyiz edilen karar hakkında yasaya aykırı olarak temyiz talebinin reddine karar vermiştir. Bu nedenle; mahkemenin temyiz isteminin reddine dair 24.07.2009 günlü kararının bozularak kaldırılmasına karar verildikten sonra işin esası incelendi;
Dosyanın incelenmesinde; davalı …’in “bir dilekçe havalesi için gittiği Mahkeme Hakimi … ’in odasında, davacı ile Avukatının … Köyündeki parseller hakkında mahkeme hakimi ile konuşma yaptıklarını gördüğünü, hakimin konuşmasını kesmeden kendisinden odada bir süre beklemesini istediğini ve köydeki taşınmazlarla ilgili konuşmalarına bu vesile ile tanık olduğunu, bu şekilde hakimin davada ihsası reyde bulunduğunu” belirterek hakimi ret ettiği, düşüncesine başvurulan mahkeme hakiminin reddi hakim talebine ilişkin görüş bildirmediği, konuyu inceleyen merci hakimliği duruşmada ret talebinde bulunan davalının gösterdiği tanıkları dinlediği ve tanıklar … ve Avukat … birbirini doğrulayan yeminli ifadelerinde “olay günü mahkemenin 2008/40 sayılı dosyasında davaya konu olan bir çok parselden oluşan 2900 dönümlük arazi ile ilgili bazı parsellere ilişkin feragat dilekçesi … olmalarına rağmen, haklarındaki davadan feragat edilen kişilere mahkemece tebligat yapılmaya çalışılmasının nedenlerini öğrenmeye çalıştıklarını ve konuşmanın bu çerçevede yapıldığını, bunun dışında ve ret talebinde bulunan kişinin taraf olduğu mahkemenin 2008/325 esasında kayıtlı dava ile ilgili hiçbir konuşma yapılmadığını” belirttikleri reddi hakim talebinde bulunan davalının da belirtilen tanıklardan başka bir delile dayanmadığı görülmüştür.
Konuyu inceleyen merci hakimi tarafından; “taraflar arasında görülen ve mahkemenin 2008/325 sayılı dosyasında görülen davanın klasik çapa dayalı elatmanın önlenmesi davası olduğu” bu tür davalarda hakimin takdir yetkisinin dahi bulunmadığı saptaması yapıldıktan sonra, “mahkememizce reddi hakim talebinde bulunan …’in hakimin odasına girdiğinde hakimin kendisini kenarda bekleterek, 2008/325 sayılı dosyanın davacısına “yerleri size teslim edeceğim” şeklindeki sözleri söylemesinin hayatın olağan akışına uymadığı gibi, hakimin davalıyı odasında iddia edilen sözlere şahit olacak şekilde bekletmesinin mümkün olmadığının mahkememizce benimsenmektedir” gerekçesine yer verdiği halde sonuç bölümünde; “davalının mahkeme hakiminin tarafsızlığı konusunda şüpheye düştüğü, reddi talep edilen hakimin de red sebebi hakkında görüş bildirmeyeceğini açıklayıp, dosyayı merciye gönderdiği dikkate alınarak reddi hakim talebinin KABULÜNE” karar verildiği görülmüştür.
Hakimin reddine ilişkin nedenler H.Y.U.Y.’nın 29. maddesinde sayılmış aynı Yasanın 30/2. maddesinde de red nedenlerinin mahkemeye sunulacak dilekçe ile yapılması ve red isteğinin dayandığı durum ve olaylarla delillerin açıkça gösterilmesi ve varsa belgelerin bu dilekçeye eklenmesi gerektiği açıkça belirtilmiştir. Yasa koyucu, hakim reddine ilişkin taleplerin soyut iddialarla yapılmasının hakkın kötüye kullanılmasına neden olacağını, bu bağlamda tehlikeyi bertaraf etmek amacıyla, talebin delillendirilip, somut ve maddi olaylarla belirtilmesini gerekli görmüştür. Bunun aksine bir kabul veya yorumun, bu … kullanmak isteyen kötü niyetli taraflara, hakimlerin yasaya uygun düşmeyen red nedenleri ile reddedilmesi yolunu açarak, tabii hakim ilkesinin zedelenmesine neden olacaktır.
Yargı yetkisi Türk Milleti adına bağımsız mahkemelerce kullanılır. (Anayasa md. 9) Hakimler görevlerinde bağımsızdırlar. Anayasa, yasa ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verirler. Bu nedenle, hakimler önüne gelen uyuşmazlıkları yasal çerçevesinde çözmek zorundadırlar. Bu işlemi yaparken hakim, bir olayla ilgili kuracağı hükümle, tarafların adalet duygusunu zayıflatacağını değil, güçlendireceğini düşünüp, hedefleyerek çalışmalı, yasalardan aldığı güçle hareket etmelidir. Hakim, tarafların geçerli ve yasal delillere dayanmayan soyut iddiaları karşısında başkalarına ve kendisine yabancı kalarak, hukukun ne dediğini söyleme yetkisini kullanıp, yargılama işlemi ile yargı kararlarının kişisel görüş, inanç ve duyguların aracı olamayacağını, yansız ve yasalardan aldığı güçle davanın taraflarına inandırmalıdır.
Maddi delillerle desteklenmeyen, gösterilen tanıklarca da doğrulanmayan soyut iddiaların, merci tarafından da gerçek olmadığı ve olmasının da olayın oluş biçimi ve hayatın olağan akışına uygun düşmeyeceği kabul edilmiş olmasına, olayda H.Y.U.Y.’nın 29. maddesinde tanımı yapılan nedenlerinde bulunmamasına karşın, konuyu inceleyen merci hakimliği tarafından reddi hakim talebinin kabul edilmiş olması doğru değil ise de, bu konular temyiz edenin vasfına göre aleyhe bozma yasağı dikkate alınarak bozma nedeni yapılmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı …’in yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 17/11/2009 gününde oybirliği ile karar verildi.