YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/17186
KARAR NO : 2009/17410
KARAR TARİHİ : 24.11.2009
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki orman kadastrosuna itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar Hazine ve … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı zilyedliğe dayanarak yörede 1999 yılında ilk kez yapılan ve 04/12/2003 tarihinde ilan edilen orman kadastrosu sırasında … Köyü Tosunsekisi Mevkiindeki sınırları dava dilekçesinde belirtilen 20 dönüm civarındaki taşınmazın orman sınırı içine alınması işleminin yanlış olduğunu ileri sürerek, bu yere ait sınırlamanın iptalini istemiştir. Mahkemece, davanın kabulüne 20/05/2005 tarihli bilirkişi krokisinde (A) harfi ile gösterilen 24613.34 m2’lik taşınmazla ilgili tahdidin iptaline, bu yerin orman sayılmayan yer olduğunun tespitine karar verilmiş, hüküm davalılar … ve Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, altı aylık süre içinde açılan orman kadastrosuna itiraz niteliğindedir.
Dosya Içeriğinden dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde 5304 Sayılı Yasa ile değişik 3402 Sayılı Yasanın 4. maddesi hükmüne göre orman kadastrosunun yapıldığı, çekişmeli yer ve çevresinin orman olarak sınırlandırıldığı, bu orman parselinin çeşitli bölümlerine kişilerce açılan orman kadastrosuna itiraz ve tescil davalarında bu bölümlerin orman sınırları dışına çıkartılıp adlarına tescillerini istedikleri, bu davaların ayrı ayrı yürütüldüğü, bazı davalarda kabul kararı verilip o bölümün orman sınırları dışına çıkartıldığı ancak tescil hükmü kurulmadığı gibi geniş orman parselinin kalan bölümü hakkında da sicil oluşturulmadığı anlaşılmaktadır.
Kadastro mahkemesi doğru ve … sicil oluşturmakla görevlidir. Dava konusu edilen taşınmazın kadastro sırasında kaç ada, kaç parsel numarası aldığı dosya kapsamından anlaşılamamaktadır. Ancak, kadastro müdürlüğünün yazısı ile pek çok dava açıldığından orman parseli ile ilgili işlemin kesinleşmediği bildirilmiştir. O halde; yerin kaç ada kaç numaralı orman parseli olarak işlem gördüğü, halen tutanak aslının nerede olduğu sorularak düzenli sicil oluşturulması ve çelişkili kararlar verilmemesi açısından bu orman parselinin tutanak aslı hangi dosyada davalı ise tüm dava dosyaları o dava dosyasında birleştirilmeli, davacının tescil istemi de olduğundan Hazine de davaya dahil edilip husumet yaygınlaştırılmalı, dava orman parselinin bir bölümü ile ilgili olduğundan bu yerin eski tarihli memleket haritası, amenajman planı ve … fotoğraflarında orman olmasa dahi ancak kişi yararına tespit gününe kadar zilyetlikle kazanma koşullarının oluşması halinde bu davanın dinlenme olanağının bulunduğu
-2-
2009/17186-17410
düşünülmelidir. Çünkü tespit gününe göre hak sahibi olmayan kişinin yer orman olmasa dahi bu davayı açmakta hukuki yararı, dolayısıyla aktif dava ehliyeti olmayacağından öncelikle davacıdan varsa tapu, vergi kaydı gibi belgeler ile zilyetlik tanıklarının isimleri sorulmalı, bundan sonra eski tarihli memleket haritası, … fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında halen … ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi ve bir … elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmaz ile birlikte … araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan … kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; … yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; orman kadastrosu kesinleşmediğine göre, … ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulanacak kesinleşmemiş tahdit haritası ile irtibatlı, taşınmazın konumunu gösteren orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine ablike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu … parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri ayrı renklerle işaretli ve bilirkişilerin onayını taşıyan, duraksamaya yer vermeyecek nitelikte kroki düzenlettirilmeli; kesinleşmiş orman kadastrosu bulunmadığından, yukarıda değinilen diğer belgeler … ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine ablike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu … parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalıdır.
Yukarıda açıklanan yöntemle yapılacak araştırma sonucu, taşınmazın orman sayılan yerlerden olmadığı belirlendiği takdirde, bu kez, zilyetlik yolu ile kazanma koşullarının araştırılması gerekir. Bu cümleden olarak; yapılacak keşifte … uzman bilirkişi olarak ziraat mühendisine inceleme yaptırılıp, zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi olup olmadığı belirlenip, bu yolda rapor alınmalı; dayanılan tapu ve vergi kayıtları getirtilip yöntemince uygulanmalı, komşu parsellerin tutanak ve dayanakları uygulanarak bilirkişi anlatımları denetlenmeli; bu taşınmazı sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; varsa, zilyetlik tanıkları taşınmaz başında dinlenmeli; zilyetliğin ne zaman başladığı, kaç yıl, ne şekilde devam ettiği sorulup, kesin tarih ve olgulara dayalı, açık yanıtlar alınıp; tesbit tarihine kadar gerçek kişiler yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenmeli; 3402 Sayılı Yasanın 14. maddesi uyarınca, davacılar yanında, önceki malikler yönünden de tapu sicil ve kadastro müdürlükleri ile mahkeme yazı işleri müdürlüğünden araştırma yapılıp, aynı yasanın
-3-
2009/17186-17410
03.07.2005 gün 5403 Sayılı … Koruma ve Arazi Kullanma Yasası ile değiştirilen 14/2. maddesi gereğince … ve susuz olarak kazanılmış … miktarı belirlenip, yasanın getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanmalı, ancak zilyetlik koşullarının oluşması halinde dava edilen bölümün kişiler adına, kalan bölümün de orman olarak Hazine adına tesciline karar verilmelidir. Zilyetlik koşullarının oluşmadığı belirlendiği takdirde taşınmazın orman olmadığı saptansa dahi davanın reddi gerektiği düşünülmelidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Hazine ve Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde Orman Yönetimine iadesine 24.11.2009 günü oybirliği ile karar verildi.