YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/17245
KARAR NO : 2009/19452
KARAR TARİHİ : 24.12.2009
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 04.06.2007 gün ve 2007/2017-1997 sayılı bozma kararında özetle, “…Mahkemece dava ve temyize konu 101 ada 7 parsel sayılı taşınmazın orman sayılan yerlerden olmadığı taşınmaz üzerinde tespit gününde adlarına tescile karar verilen zilyetleri davalılar yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş isede yapılan araştırma ve soruşturma hüküm vermeye yeterli bulunmadığı, tarafların bir kayıt ve belgeye dayanmadığı, davalı tarafın bağışlamaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayandığı, davacı hazinenin ise davalı taraf yararına taşınmaz edinme koşullarının gerçekleşmediğini taşınmazda davalıların zemini ekonomik amacına uygun olarak kullanmak koşuluyla iktisap sağlayan süreye ulaşan zilyetlerinin bulunmadığını öne sürdüğü, somut olayda bu olgular eşliğinde kanıtlama yükümlülüğü davalı tarafa ait olduğu, hükme dayanak yapılan uzman ormancı bilirkişi raporunda dava ve temyize konu taşımazın bölgede tesbit gününden önce yapılan ve kesinleşen orman sınırlandırma haritasının kapsamı dışında kaldığı taşınmazın orman sayılan yerlerden olmadığı belirtilmiş ise de orman sınırlandırma harita ve tutanağının ne biçimde yerine uygulandığı keşif tutanağı ve dosya içeriğinden anlaşılamadığı, kural olarak mahkemece bir yerin orman sayılan yerlerden olup olmadığının yöntemine uygun olarak belirlenebilmesi için, kesinleşmiş orman kadastrosu varsa, bir yerin orman sayılan yerlerden olup olmadığı, orman sınırlandırma harita ve tutanağının yöntemine uygun şekilde yerine uygulanması yoluyla belli edilir. Orman kadastrosu yapılmamış ise araştırmanın 6831 sayılı Yasanın 1. maddesi hükmüne göre yapılacağı, çekişmeli taşınmazın bulunduğu bölgede kesinleşmiş orman kadastrosunun bulunduğu, öte yandan dava konusu taşınmaza sınırda komşu dava dışı 6 ve 8 parsel sayılı taşınmazların tutanak ve dayanakları kayıtlar davalı iseler dava dosyalarının getirtilmesi, usulün 45 ve onu izleyen maddeleri hükmü uyarınca davaların birleştirilip birleştirilmeyeceğinin düşünülmesi, taşınmazların öncesinin bir bütünden bölünme olup olmadığının saptanması gerekeceği, sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için dava ve temyize konu taşınmazın bulunduğu bölgede 6831 sayılı Orman Kanunu uyarınca orman sınırlandırması ve orman sınırlarında değişiklik yapılmasıyla ilgili yönetimsel işlemlere ilişkin orman sınırlandırma harita ve tutanakların kesinleşme günlerini gösterecek şekilde orman idaresinden getirtilmesi, bundan sonra yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız yerel ve uzman bilirkişi … memuru ve uzman ormancı bilirkişi hazır olduğu halde taşınmaz başında yeniden keşif yapılarak, orman kadastrosu ve 2/B maddesi hükmü uyarınca yapılan yönetimsel işlemlerin dayanağı harita ve eki belgelerin ayrı ayrı yerine uygulanması, uygulamada kadastro paftasının ölçeği ile orman sınırlandırma haritasının yapılmış ise orman sınırları dışına çıkarma ile ilgili yönetimsel işlemlerin dayanağı haritaların ölçeklerinin eşitlenmesi, yerel bilirkişi yardımı uzman bilirkişi eliyle haritalar çakıştırılarak yerine uygulanması, özellikle uygulamada haritalarda tarif edilen belli poligon ve röper noktalar ile arz üzerindeki doğal yada yapay sınır yerlerinden yararlanılması, orman kadastrosu kadastro tesbit gününden önce kesinleşmemiş ise 6831 sayılı Yasanın 1. maddesi hükmü uyarınca orman araştırması yapılması, bu inceleme ve değerlendirme yapılırken taşınmazın fiziksel yapısı, meyil durumu, komşu taşınmazlarla mukayesesi yapılması, ayrıca taşınmazın sınır komşularını oluşturan taşınmazların eylemli durumunun da dikkate alınması, bu yolla taşınmazın mahkemece bizzat görülüp gözlenmesi, gözlemin keşif tutanağına aynen yansıtılması, uzman ormancı bilirkişilerden ve uzman … memurundan keşfi izlemeye bilirkişi sözlerini denetlemeye ve çekişmeli taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığını duraksamasız gösterecek biçimde ayrıntılı, gerekçeli rapor alınması, bundan sonra 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14 ve 14/son maddesi hükümleri eşliğinde toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmesi…” gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra, davanın REDDİNE ve dava konusu … Köyü 101 ada 7 sayılı parselin tesbit gibi davalılar adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya ve dosya kapsamına göre dava, kadastro tesbitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde, tesbit ve dava tarihinden önce 1993 yılında yapılıp 21.04.1994 tarihinde ilan edilerek 22.10.1994 tarihinde kesinleşen orman kadastrosu vardır.
Bozma kararı öncesi yapılan keşif sonucu düzenlenen orman bilirkişi ve ziraat uzmanı bilirkişi raporlarında çekişmeli parselin üzerinde 24 adet 25 yaşlarında aşılı kestane ağacı, 27 adet 30-35 yaşlarında kestane ağacı kökleri, 50 yaşında 5 adet kestane ağacı kökü, 45 yaşında bir adet kestane ağacı ile 104 adet 30 yaşında fındık ağaçları bulunduğu, bozma kararına uyularak yapılan keşif sonucu düzenlenen orman bilirkişi ve ziraat uzmanı bilirkişi raporlarında da taşınmaz üzerinde 30-35 yaşında 25 adet aşılı kestane ağacı bulunduğu 30-35 yaşlarında da 100 adet fındık ağacı bulunduğu, belirlenmiş, aşılı kestane ağaçlarının taşınmazın önceki ve şimdiki malikleri tarafından dikildiği bildirilmiş, bozma kararından önce yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişiler de, orman kadastrosunun kesinleşmesinden ve orman sınırının batıya doğru çekilmesinden sonra, davalıların kullanımının batıya doğru genişlediğini söylemişlerdir.
Mahkemece yapılan bu keşifler ve alınan bilirkişi raporuyla çekişmeli parselin orman sayılmayan yerlerden olduğunun belirlendiği gerekçesiyle hüküm kurulmuşsa da,
Sahipli arazideki aşısız kestane ağaçlarının 4785 Sayılı Yasanın 2/C maddesi gereğince devletleştirmeye tabi olmadığı, ancak; sahipli arazideki yani tapulu arazilerdeki aşılı kestanelikler ile sahipsiz yani tapusuz arazilerdeki her türlü kestaneliklerin devletleştirme kapsamında olduğu, çekişmeli parselin tapuya dayanılmadan, zilyetlikle davalı gerçek kişiler adına tesbit edildiği ve gerçek kişilerin de tapuya dayanmadığı, taşınmazın batısında devlet ormanı olarak sınırlandırılan ve içinde kestane ağacı olan devlet ormanı bulunduğu da gözetilerek, kestane ağaçlarının çekişmeli parselin hangi bölümünde yoğunlaştığı veya hangi bölümünü kapsadığı belirlenmemiş, çekişmeli parselin orman kadastrosunun kesinleştiği tarihe kadar orman sayılan yerlerden olup olmadığı, 4999 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 7 ve devamı maddeleri gereğince her hangi bir nedenle sınırlama dışında kalmış orman olup olmadığı, orman sayılan yerlerden değilse bile, orman kadastrosunun kesinleştiği tarihten, kadastro tesbit tarihine kadar, 20 yıllık kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği süresinin dolup dolmadığı, bitki örtüsü ve hakim ağaç türüne göre kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla edinilecek yerlerden olup olmadığı üzerinde durulmamıştır.
02.12.2003 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 4999 Sayılı Yasanın 3. maddesi ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 7. Madde 1. fıkrası “Devlet ormanları ile evvelce sınırlaması yapılmış olup da herhangi bir nedenle orman sınırları dışında kalmış ormanların, hükmi şahsiyeti haiz amme müesseselerine ait ormanların, hususi ormanların, orman kadastrosu ve bu ormanların içinde ve bitişiğinde bulunan her çeşit taşınmaz malların ormanlarla müşterek sınırlarının tayini ve tespiti ile 2 nci madde uygulamaları ile ilgili olarak kadastrosu kesinleşmiş yerlerde tespit edilen fenni hataların düzeltilmesi işleri orman kadastro komisyonları tarafından yapılır.” Hükmü getirilmiş ve bu hükümle daha önce sınırlaması yapılmış olup da her hangi bir nedenle orman sınırları dışında kalmış ormanların kadastrosunu yapma görev ve yetkisini … ve 15.07.2004 günlü Resmi Gazetede yayınlanan 6831 Sayılı Orman Kanununa Göre Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkında Yönetmelik’in 10. maddesinin a bendinde orman kadastro komisyonlarının aynı görev ve yetkisi tekrarlandıktan sonra 26/a Maddesinde “6831 sayılı Kanunun 1 inci maddesine göre, orman sayılan ve eskiden beri Devlete ait olduğu bilinen ormanlar…” 26/c maddesinde “4785 sayılı Kanunla Devletleştirilmiş veya Devletleştirilmeye tabi ormanlar,” ve 26/h Maddesinde de “Her hangi bir nedenle orman sınırları dışında kalmış ormanlar,” ın devlet ormanı olarak sınırlandırılacağı öngörülmüştür.
Çekişmeli parselin kuzeyinde bulunan aynı ada 6 ve güneyinde bulunan aynı ada 8 sayılı parsellerin devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu iddiası ile Hazine tarafından açılan davaların reddine ilişkin Kadastro Mahkemesi kararları, dava konusunun farklı olması nedeniyle Hazine aleyhine kesin hüküm oluşturmaz.
O halde; çekişmeli parselin bulunduğu yeri gösteren en eski tarihli memleket haritasının orijinalinden renklendirilmiş fotokopisinin Harita Genel Komutanlılığından, yine 1993 yılında yapılan orman kadastrosunda kullanılan memleket hartiları ve … fotoğraflarının Orman Genel Müdürlüğünden, dava konusu taşınmaz ve etrafını gösterir ve ilk defa o yerde grafik ya da fotogrametri yöntemiyle düzenlenen 1/5000 ölçekli arazi kadastro paftasının orijinal fotokopi örneği ile taşınmaza bitişik ya da yakın komşu parsellerin, dosyada bulunmayanlarının kadastro tespit tutanak örnekleri ve bu parsellere uygulanan tapu ve vergi kayıtları ilk oluşturulduğu günden itibaren tüm gittileri ile, yine en eski tarihli memleket haritası ve … fotoğrafları ile M.Y.’nın 713. maddesine dayanılarak açılan davalarda dava tarihinden, kadastro tespitine itiraz davalarında ise tespit tutanağının düzenlendiği tarihten 15 – 20 yıl önce iki ayrı tarihte çekilmiş stereoskopik … fotoğrafları ve bu fotoğraflara dayanılarak üretilmiş orijinal renkli memleket haritaları bulunduğu yönetimlerden yerlerden istenerek, bu belgeler Ziraat Fakültelerinin … bölümünden mezun olan bir ziraat mühendisi, bir Harita-Kadastro (Jeodezi ve Fotogrametri) mühendisi ile üç yüksek orman mühendisinden oluşturulacak bilirkişi kurulu aracılığıyla, dava konusu taşınmaz ile çevresine uygulanıp bu belgelerde dava konusu yer belirlendikten sonra, … fotoğrafları ve dayanağı haritalar stereoskop aletiyle ve üç boyutlu olarak incelettirilip taşınmazın niteliğinin bu belgelerde ne şekilde görüldüğü, imar-ihya ve zilyetliğin hangi tarihte başlanılıp tamamlandığı belirlenmeli, bu belgeler ile kadastro paftası, pafta düzenlenmemişse dava konusu taşınmazın 23/06/2005 gün ve 9070 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla yürürlüğe konulan … (Büyük Ölçekli Haritalar ve Harita Bilgileri Üretim Yönetmeliği) hükümlerine göre koordinatlı olarak düzenlenecek haritası hem 1/5000 ve hem de 1/25000 ölçeklerinde eşitlenerek kadastro paftası ile düzenlenen harita, komşu ve yakın komşu taşınmazları da içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, bilirkişi kurulundan çekişmeli taşınmazın konumunu, … fotoğrafları ile orijinal renkli memleket haritaları üzerinde gösterir biçimde, bozma kararlarından önce alınan tüm bilirkişi raporlarında tarif edilen fiili özellikleri ve bitki örtüsünün de gözetildiği, ayrıntılı ve bilimsel verileri içerir, topografik ve memleket haritalarından yararlanılarak taşınmazın gerçek eğim, bitki örtüsü, hangi ağaçların kaç tane ve taşınmazın hangi bölümlerinde bulunduğu, hakim ağaç türü ve yaşlarının incelendiği ve 4785 Sayılı Yasa karşısında durumunun ne olduğu, konularında bilimsel verilere dayanan rapor alınmalı, dava konusu taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olması veya kesinleşen orman kadastro sınırları dışında kalması ya da orman ve arazi kadastrosunun yapılıp kesinleştiği tarih ile dava tarihi arasında 20 yıldan fazla süre geçmesi o yerin kişiler adına tescili için yeterli olamayacağından bu şekilde yapılacak inceleme sonucu dava konusu yerin;
1) Orman sayılan veya orman rejimine girmiş (15.07.2004 günlü Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastro Yönetmeliği madde 26) yerlerden ya da 3402 Sayılı Yasanın 16. maddesinde belirtilen özel mülkiyete tabi olmayacak, kamu mallarından olduğunun belirlenmesi (3402 Sayılı Yasanın 16. md. A, B, C, D bentleri kapsamında kalan yerler),
2) Kamu hizmetine tahsis edilmiş olduğunun anlaşılması (3402 Sayılı Yasanın 17/1. maddesi gereğince orman yetiştirilmek üzere Orman Genel Müdürlüğüne tahsis edilen arazi ya da başka bir amaçla kamu hizmetine tahsis edilen arazi, imar-ihya ve zilyetlik yoluyla kazanılamaz. H.G.K. 03.06.1998 gün 1998/8-347-394 ve 12.12.2001 gün 2001/20-118-1156 S.K.),
3) İl, İlçe ve kasabaların … veya uygulamalı imar planlarının kapsadığı alanlarda kaldığının saptanması (3402 Sayılı Yasanın 17/2. md. H.G.K. 25.04.2001 gün 2001/20-390-396 S.K.),
4) Tescil davalarında, davanın açıldığı; kadastro tesbitine itiraz davalarında ise kadastro tespit tutanağının düzenlendiği tarihten 20 yıl önce çekilmiş … fotoğrafları ve bu fotoğraflardan üretilmiş memleket haritaları veya fotogrametri yöntemiyle düzenlenen kadastro paftalarında zilyet ve tasarruf edilmeyen yerlerden olduğunun anlaşılması,
5) Kadastro tesbit ve tescil harici bırakma işleminin kesinleştiği tarihten tescil davasının açıldığı tarihe kadar 20 yıllık zilyetlik süresinin geçmemiş olması (H.G.K.’nun 22/03/1995 gün 1994/8-873-216 ve 19/02/1997 gün 1996/8-768-100 ve 24/09/1997 gün 1997/20-372-718 ve 18/02/1998 gün 1998/8-15-129 sayılı kararları),
6) O yerde orman kadastrosu kesinleşmiş olsun olmasın, taşınmazın 6831 Sayılı Yasanın 17/2. ve Orman Kadastrosunun Uygulaması Hakkındaki Yönetmeliğin 26/a. Maddeleri kapsamında orman içi açıklık konumunda bulunması (H.G.K.nun 10.12.1997 gün 1997/20-830-1034 ve 17.12.1997 gün 1997/20-808-1039 ve 22.10.2003 gün 2003/20-665-614 ve 11.10.2004 gün 2004/7-531-582 sayılı kararları ile orman içi açıklıkların zilyetlikle kazanılamayacağı kabul edilmiştir.),
7) Dava konusu taşınmazın veya yakın çevresinin arazi kadastro ekiplerince kadastro paftası üzerinde orman nitelemesi yapılarak tesbit ve tescil harici bırakılması (H.G.K.nun 21.01.2004 gün 2004/8-15-7 ve 12.05.2004 gün 2004/8-242-292 ve 12/03/2008 gün ve 2008/20-214-241 sayılı kararları),
8) Kadastro (Tapulama) Komisyonu tarafından orman sayılarak tesbit ve tescil harici bırakılması (H.G.K.nun, 24.10.2001 gün 2001/8-964-751 ve 13.02.2002 gün 2002/8-183-187 sayılı kararları),
9) 15.07.2004 günlü Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkındaki Yönetmeliğin 26. maddesinin 2. fırkasında yazılı,
a) 4785 Sayılı Yasayla Devletleştirilmiş orman,
b) 3116 Sayılı Yasanın Geçici 1. maddesine göre kamulaştırılmış orman,
c) 6831 Sayılı Yasanın 3. maddesine göre orman rejimine alınmış yer,
d) Aynı Yasanın 13. maddesinin (B) bendine göre orman olarak ağaçlandırılan veya ağaçlandırılacak yer,
e) Aynı Yasanın 24. maddesine göre kamulaştırılan ya da diğer suretle orman yetiştirmek üzere kamulaştırılan yer,
f) Devlet Ormanı olduğuna dair kesinleşmiş mahkeme kararı bulunan yer,
g) Herhangi bir nedenle orman sınırı dışında kalmış orman,
h) Maliye Bakanlığınca orman olarak tahsis edilmiş yerlerden ağaçlandırılmış ya da ağaçlandırılmak üzere planlanmış saha,
ı) Orman ve … muhafaza karakteri taşıyan funda ve makilik alan olduğunun belirlenmesi halinde bu tür yerlerin herhangi bir şekilde komisyonlarca sınırlama dışı bırakılmış veya orman sayılmamış olmasının bu yerlerin orman olma vasfını ortadan kaldırmayacağı düşünülerek başka bir araştırmaya gerek kalmadan Hazine davasının kabulü ile dava konusu taşınmazın orman niteliği ile Hazine adına tesciline karar verilmelidir (H.G.K.’nun 15/03/2006 gün 2006/8-106-68 sayılı kararı).
Yukarıda yazılı koşulların somut olayda bulunmaması halinde, taşınmazın öncesinin ne olduğu, imar-ihya yapılmışsa hangi tarihte başlanılıp bitirildiği, kimden kime kaldığı, zilyetliğin ne zaman başlayıp nasıl sürdürüldüğü ve ekonomik amacına uygun olup olmadığı, maddi olaylara dayalı ve ayrıntılı olarak, taşınmaz başında dinlenecek yerel bilirkişiler ile taraf tanıklarından sorulmalı, yerel bilirkişi ve tanık sözlerinin doğruluğu yukarıda belirtilen ve gerçeğin kendisi olan belgelere dayalı olarak düzenlenecek bilirkişi kurulu raporuyla denetlenmeli,
Somut olayın özelliği göz önünde bulundurularak ayrıca; Keşif sırasında taşınmazı çeşitli yönlerinden hali hazır durumunu gösterir renkli fotoğrafları çektirilip onaylanarak dava dosyası içine konulmalı,
3402 Sayılı Yasanın 14/1. maddesinde yazılı 40 ve 100 dönüm kısıtlama araştırmasının aynı maddenin 03/07/2005 gün ve 5403 Sayılı … Koruma ve Arazi Kullanma Yasası ile değiştirilen 2. fıkrası hükümlerine göre yapılacağı düşünülerek, adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları yönünden aynı çalışma alanı içerisinde belgesizden zilyetliğe dayalı olarak tesbit ve tescil edilen taşınmaz olup olmadığı, varsa cinsi, parsel numaraları ve miktarı, Tapu Sicil ve Kadastro Müdürlüklerinden ve yine, aynı kişiler tarafından açılan tescil davası olup olmadığı Hukuk Mahkemesi Yazı İşleri Müdürlüklerinden ayrı ayrı sorularak gerektiğinde tesbit tutanak örnekleri ve tapu kayıtları ya da tescil dava dosyaları getirtilip incelenmeli, dava konusu taşınmazın … ya da … … arazisi olup olmadığı konusunda (5403 Sayılı Yasanın 3/j maddesi ile Taşınmaz Malların Sınırlandırma Tespit ve Kontrol İşleri Hakkındaki Yönetmeliğin değişik 10. maddesinin ikinci fıkrası hükümlerine göre, … … arazisi: … yapılan bitkilerin büyüme devresinde ihtiyaç duyduğu suyun, su kaynağından alınarak yeterli miktarda ve kontrollü bir şekilde karşılandığı araziler olarak açıklandığından) ziraat mühendisinden yasanın amacına uygun rapor alınmalı, bundan sonra toplanan delillerin tümü birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 24.12.2009 günü oybirliği ile karar verildi.