YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/17272
KARAR NO : 2009/19253
KARAR TARİHİ : 22.12.2009
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki KADASTRO TESPİTİNE İTİRAZ davasının yapılan yargılaması sonunda kurulan 02/12/2005 günlü hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davacı HAZİNE vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 22/12/2009 günü için yapılan tebligat üzerine, duruşmalı temyiz eden davacı HAZİNE vekili Avukat … …, başka gelen olmadı, açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, gelenin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Daha sonra dosya içindeki tüm belgeler incelenip, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında, davaya konu … Köyü 235 parsel sayılı taşınmaz 7075 m2 yüzölçümü ve bahçe niteliği ile 1940 tarih 59 sayılı vergi kaydına dayanarak, 387 ve 388 parsel sayılı taşınmazlar sırasıyla 1575 m2 ve 8400 m2 yüzölçümü ile ham … ve tarla niteliği ile … … zilyetliğinde ise de, yörede 27/03/1981 tarihinde yapılan teknik ve idari orman sınırnamesine göre orman sınırı içinde kaldığından 1981 yılında Hazine adına, 235 ve 388 parsellerin beyanlar hanesine … … zilyetliğinde olduğu, 387 parselin beyanlar hanesinde ise, üzerindeki erik ağaçlarını ve zilyedinin … … olduğu belirtilerek tespit edilmiştir.
… …’nın çekişmeli parsellerin Hazineye ait olmayıp zilyetliğinde bulunan … arazisi olduğu iddiasıyla yaptığı itiraz üzerine, kadastro komisyonu 26/11/1991 tarih 1015 sayılı karar ile 235 ve 287 parsel sayılı taşınmazların, 27/11/1991 gün ve1016 sayılı karar ile 388 parsel sayılı taşınmazın … … adına tespitine karar vermiştir.
Davacı Hazine, 235 ve 387 parsel sayılı taşınmazların orman sayılan yerlerden olduğunu ileri sürerek kadastro komisyonu kararının iptali ile kadastro tespiti gibi Hazine adına tescili istemiyle Kadastro Mahkemesinin 1992/41 Esas sayılı dosyasında dava açmıştır.
Diğer yandan; … … 12/02/1991 tarihinde kadastro tespitinden önce ancak komisyon kararından önce Asliye Hukuk Mahkemesinin 1992/47 Esas sayılı dosyasında Orman Yönetimini hasım gösterek 387 ve 388 parsel sayılı taşınmazlar hakkında orman olmadığı ve … sıfatıyla zilyet olduğu iddiasıyla ve adına tescili istemiyle dava açmış,dava konusu parsellerin tutanakları davalı olduğundan görevsizlik kararı verilerek dava dosyası kadastro mahkemesine aktarılmış, bu arada yine … … kadastro Komisyonu kararından sonra da 21/04/1992 tarihinde (komisyon kararının 16/04/1992 tarihinde kendisine tebliğ edilmesinden itibaren 30 günlük süre içinde) Kadastro Mahkemesinin 1992/46 Esas sayılı dosyasında, Hazineyi hasım göstererek 388 parsel sayılı taşınmazın adına tescili istemiyle dava açmış, tüm davalar bağlantı nedeniyle Kadastro Mahkemesinin 1992/41 Esas sayılı dava dosyasında birleştirilmiştir.
Mahkemece, davacı Hazinenin davasının KISMEN KABULÜNE, 235 parsel sayılı taşınmazın 22/03/2002 tarihli … bilirkişisi krokisinde (Ek1/A) A ile gösterilen 3000 m2 yüzölçümündeki bölümünün komisyon kararındaki gibi … … adına tesciline, (B) ile gösterilen 4075 m2 yüzölçümündeki bölümünün Hazine adına tesciline,davacı … …’nın davasının KABULÜNE, 387 parsel sayılı taşınmazın komisyon kararı gibi … … adına tesciline, 388 parsel sayılı taşınmaz hakkında kadastro tespit tutanağının kesinleştiği ve süresi içinde dava açılmadığı nedeniyle, davaya bakmakta mahkemenin GÖREVSİZLİĞİNE dosyanın görevli ve yetkili asliye hukuk mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş, hüküm davacı HAZİNE vekili ile davalı … YÖNETİMİ vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tespit tarihinden sonra 22/04/1988 tarihinde ilan edilen ve eldeki dava nedeniyle kesinleşmeyen orman kadastrosu ile 6831 Sayılı Yasanın 2/B uygulaması vardır.
1) Mahkemece yapılan araştırma inceleme ve uygulama karar vermeye yeterli değildir. Şöyle ki; keşifte uzmanlığına başvurulan bilirkişi raporunda taşınmazların öncesinde orman olup olmadığının tespiti için bulunabilecek en eski tarihli resmi belge niteliğindeki memleket haritası ve … fotoğraflarının uygulanması gerekirken, 1993 tarihli memleket haritasının uygulandığı gözlenmiş olup, bu hali ile orman bilirkişi raporu çekişmeli taşınmazların öncesi itibarıyla orman niteliğini ve hukuki durumunu saptamakta yetersizdir.
2) Her ne kadar; mahkemece, 388 parsel sayılı taşınmaz hakkında kadastro tespit tutanağının kesinleştiği ve süresi içinde dava açılmadığı nedeniyle davaya bakmakta mahkemenin GÖREVSİZLİĞİNE karar verilmiş ise de delillerin takdirinde hataya düşülmüştür .
Dava konusu taşınmazların yörede 766 Sayılı Yasa hükümlerine göre 1981 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sırasında, yörede 27/03/1981 tarihinde yapılan teknik ve idari orman sınırnamesine göre orman sınırı içinde kaldığı belirtiltilerek, Hazine adına tespit edildiği, … …’nın Kadastro Komisyonuna itiraz etmesi üzerine, aslında kadastro komisyonunca bu itirazın 766 Sayılı Yasanın yürürlükte olduğu tarihte incelenmesi halinde uyuşmazlığın niteliğine göre … hanesinin mahkemece doldurulmak üzere yetkisizlik kararı verilerek Kadastro mahkemesihne aktarılması gerektiği, ancak, komisyonca itirazların incelenmesinin geciktirildiği, bu arada 3402 sayılı Kadastro Kanununun yürürlüğe girdiği nedeniyle itirazın 3402 Sayılı Yasanın geçici 5. maddesini göre incelenerek, malikinin … … olarak tespit edildiği anlaşılmaktadır.
Ne var ki; tespit tarihinden sonra yörede yapılan ve komisyon kararından önce 22/04/1988 tarihinde ilan edilen orman kadastrosu sırasında 388 parsel sayılı taşınmazın, öncesi orman sayılarak ve orman niteliğini kaybettiği sebebiyle, 6831 Sayılı Yasanın 2/B maddesi uyarınca orman sınırı dışına çıkarılan yer olarak sınırlandırıldığı, … …’nın Kadastro Komisyonunun 27/11/1991 tarihinde, 388 parselin … … adına tespitine ilişkin kararının tebliğ tarihinden önce, Asliye Hukuk Mahkemesinde bu parselin orman olmadığı iddiası ve adına tescili istemiyle açtığı ve görevsizlik kararı ile Kadastro Mahkemesine aktarılan davasının, aynı zamanda orman kadastrosu ve 2/B madde uygulamasına itiraz davası olduğundan, orman kadastrosu da 388 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespiti de kesinleşmeyeceği için, komisyon kararına karşı süresi içinde açılmış dava olmadığı için kadastro tespitinin kesinleştiğinden sözedilemez.
Bu duruma göre; 388 parsel sayılı taşınmazın Kadastro Mahkemesince orman niteliği ve hukuki durumu saptanarak hakkında doğru sicil oluşturulması gerekir.
3) 388 parsel sayılı taşınmaz yönünden orman bilirkişi raporu taşınmazın öncesinin orman niteliği ve hukuki durumunu saptamakta yeterli değil ise de, dosyada yer alan orman kadastro haritası ve bilirkişi paronuna ekli krokiye göre, 388 parsel sayılı taşınmazın tüm yönlerinin orman kadastrosu sırasında devlet ormanı olarak sınırlandırıldığı,taşınmazın bu hali ile 6831 sayılı yasanın 17/2 maddesi kapsamında orman içi açıklık niteliğinde orman sayılan yer olduğu anlaşılmaktadır.
6831 Sayılı Yasanın 17. maddesi, orman içi açıklıklarda … ve inşaat yapılmasına, hayvancılık amacı ile ağıl yapılmasına, bu kesimlerin özel mülke dönüşmesine izin vermez.
6831 Sayılı Yasa, madde: 17/1-2
Devlet ormanları içinde bu ormanların korunması, istihsal ve imarı ile alakalı olarak yapılacak her nevi bina ve tesisler müstesna olmak üzere; her çeşit bina ve ağıl inşaası ve hayvanların barınmasına mahsus yerler yapılması ve tarla açılması, işlemesi, ekilmesi ve orman içinde yerleşilmesi yasaktır.
Devlet Ormanlarının herhangi bir suretle yanmasından veya açıklıklarından faydalanılarak işgal, açma veya herhangi şekilde olursa olsun kesme, sökme, budama veya boğma yollarıyla elde edilecek yerlerle buralarda yapılacak her türlü yapı ve tesisler, şahıslar adına tapuya tescil olunamaz. Buralara doğrudan doğruya orman idaresince el konulur. Yanan orman alanlarındaki her türlü emval Orman Genel Müdürlüğünce değerlendirilir (03/07/2004 gün ve 5112 Sayılı Yasa ile değişik hali).
Yasa metninden açıkça anlaşıldığı gibi, hangi nedenle olursa olsun orman içi açıklıklarda …, inşaat ve hayvancılık yapmak amacı ile ağıl yapılamaz. Bu tür yerler özel mülk olamaz. Yönetim derhal el koyma hakkına sahiptir. Orman içi açıklıklardan yararlanabilmek için zorunlu olarak orman kullanılacaktır. Bu kullanım nedeniyle … açma, genişletme, yangın oluşması önlenemeyecek ve orman bütünlüğü bozulacaktır.
Ayrıca, bu tür taşınmazların öncesinin orman olma zorunluluğu yoktur. Zira, öncesi orman olan ve ormandan açılan taşınmazlar, 6831 Sayılı Yasanın 1. maddesi ve Yargıtay uygulamaları gereği oluşan kesin içtihatlara göre zaten orman sayılmaktadır. 17. maddede tanımı yapılan olgu, öncesi orman iken açılan yerlerle beraber ayrıca [HANGİ NEDENLE OLURSA OLSUN ORMAN İÇİ AÇIKLIKLARIN KAZANILAMAYACAĞI İLKESİNİ İÇERMEKTEDİR VE AMACI ORMAN BÜTÜNLÜĞÜNÜ KORUMAKTIR]. Bu tür yerlerin 15.07.2004 günlü Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkındaki Yönetmeliğin 26/a maddesi gereğince orman olarak sınırlandırılması gerekir.
Yasa koyucu ayrı bir kavram oluşturmuş ve hangi nedenle olursa olsun orman içi açıklıklarda … ve inşaat ile özel mülke dönüşme yolunu kapamıştır. Bu itibarla, dava konusu taşınmazın memleket haritasında açık alanda gözükmesi bu olguyu değiştirmez. Etrafı ormanla çevrili olan taşınmazlar özel mülke dönüşüp, … ve inşaata açıldığında orman bütünlüğünün bozulacağı tartışmasızdır. Dairemizin bu yoldaki kararları Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca benimsenmiş ve yerleşik kararlar halini almıştır [Y.H.G.K.’nun 10.12.1997 gün ve 1997/20-830/1034, 10.12.1997 gün ve 1997/20-808/1039, 22.10.2003 gün ve 2003/20-665/614 sayılı ve yine orman kadastrosunun kesinleştiği tarihten sonra 20 yıldan fazla süre geçse dahi orman içi açıklık konumunda olan taşımazların zilyedlik yoluyla kazanılamayacağı konusundaki 11.10.2004 gün ve 2004/7-531-582 sayılı kararları].
Tapu ve zilyetlik yoluyla kişi ve kurumların ormandan … kazanmasını sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları da Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır.
Ayrıca; orman içi açıklık ve boşluklar ile orman ve … muhafaza karakteri taşıyan funda ve makilik alanlar, yasa gereği orman sayıldığı için, 15.07.2004 günlü Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastro Yönetmeliğinin 26. maddesinin (a) ve (j) bentleri gereğince Devlet Ormanı olarak sınırlandırılması öngörülmüştür. Bu tür yerler zilyetlik yolu ile kazanılamaz ve özel mülk olarak tescil edilemez.
Mahkemece değinilen yönler gözetilerek 388 parsel sayılı taşınmazın orman niteliğinde hazine adına tescili gerekir.
4) Davaya konu 235 ve 387 parsel sayılı taşınmazarın, orman niteliğinin ve hukuki durumunun duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanması için,mahkemece, eski tarihli memleket haritası, … fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında halen … ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman yüksek mühendisi ve bir … elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmaz ile birlikte … araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan … kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; … yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; orman kadastrosu kesinleşmediğine göre, … ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulanacak kesinleşmemiş tahdit haritası ile irtibatlı, taşınmazın konumunu gösteren orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine ablike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu … parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri ayrı renklerle işaretli ve bilirkişilerin onayını taşıyan, duraksamaya yer vermeyecek nitelikte kroki düzenlettirilmeli,keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli,çekişmeli taşınmazın konumunu … parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalıdır.
Mahkemece 235 parsel sayılı taşınmazın 22/03/2002 tarihli … bilirkişisi krokisinde (B) ile gösterilen 4075 m2 yüzölçümündeki bölümünün Hazine adına tesciline karar verildiği ve bu karar aleyhine … … tarafından temyiz yoluna başvurulmadığı, böylece … … aleyhine ve karşı taraf lehine usulü kazanılmış hak oluştuğu gözetilerek ulaşılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir.
Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarda açıklandığı üzere; Orman Yönetimi ve Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA ve yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 625.00.- YTL vekalet ücretinin davalı … …’dan alınarak Hazine’ye verilmesinine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde Orman Yönetimine iadesine 22/12/2009 günü oybirliği ile karar verildi.