Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2009/17508 E. 2010/30 K. 18.01.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/17508
KARAR NO : 2010/30
KARAR TARİHİ : 18.01.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVACI-KARŞI DAVALI : …
DAVALI-KARŞI DAVACI : …

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı – karşı davalı Hazine vekili tarafından esastan ve davalı – karşı davacı vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi gereği düşünüldü:

K A R A R

Çekişmeli … Köyü 476 (yeni 129 ada 959) parsel sayılı taşınmaz yörede 1959 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sırasında K. Evvel 1931 tarih 19, K. Evvel 1929 tarih 53 ve Şubat 1956 tarih 64-27 nolu tapu kayıtlarına dayanılarak 104500 m2 yüzölçümü ile İbrahim Konat adına tespit edilmiştir. Paftaların yenilenmesi işlemi sonucu 129 ada 959 sayılı parsel olarak 102286 m2 yüzölçümü ile halen davalı- karşı davacı şirket adına tapuda kayıtlıdır. Davacı Hazine, taşınmazın 2/B madde uygulaması ile orman sınırları dışına çıkarılan yerlerden olduğu iddiası ile tapu kaydının iptalini istemiştir. Davalı … A,Ş ise 09.11.2006 tarihli dilekçesi ile davanın reddini, davanın kabul edilmesi halinde davalı-davacı şirket tapu kaydına dayanarak iyi niyetli olarak taşınmazı satın aldığından fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 50.000 TL’nin davacı-davalı Hazineden tahsili talebi ile karşı dava açmıştır. Mahkemece 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesi gereğince on yıllık hak düşürücü süre geçmiş olması nedeniyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı – karşı davalı Hazine vekili tarafından esas, davalı – karşı davacı şirket vekili tarafından yargılama gideri ve vekalet ücreti yönünden olarak temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava 1947 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastro sınırları içinde bulunan ancak daha sonra orman niteliğinin kesinleşmesi nedeniyle yeniden yapılan kadastro işleminde 2/B madde uygulaması ile orman sınırları dışına çıkarılan taşınmazın tapu kaydının iptali ve tescil işlemine, karşı dava, tazminata ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 1947 yılında 3116 Sayılı Yasa gereğince yapılan orman kadastrosu ile 09.07.1993 tarihinde ilan edilerek kesinleşen kadastro ve 2/B madde uygulaması, 1959 yılında yapılan arazi kadastrosu vardır.
Mahkemece 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesinde anılan on yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş olması nedeniyle davanın reddine karar verilmiş ise de, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1947 yılında 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan ve kesinleşen orman kadastrosu ve 09.07.1993 tarihinde ilan edilerek itirazsız kesinleşen orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulamasının yapıldığı, genel arazi kadastrosunun ise 1959 yılında 3116 Sayılı Yasa gereğince yapılan ve kesinleşen orman kadastrosundan sonra yapıldığı anlaşılmaktadır.

-2- 2009/17508 – 2010/30

Mahkemece, herhangi bir keşif ve uygulama yapılmadan ve çekişmeli taşınmazın 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre orman sınırları içinde ya da dışında olup olmadığı yine 09.07.1993 tarihinde ilan edilerek itirazsız kesinleşen orman kadastrosu aplikasyon ve 2/B madde uygulaması sırasında Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerden olup olmadığı da belirlenmeden on yıllık hak düşürücü süre geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
O halde, öncelikle çekişmeli taşınmazın bulunduğu … Köyünde, 3116 Sayılı Yasaya göre, 1947 yılında yapılan orman kadastrosu ile 3302 Sayılı Yasaya göre yapılıp 9.7.1993 tarihinde ilan edilerek itirazsız kesinleştiği anlaşılan orman kadastrosu ve 2/B uygulamasına ait orman tahdit harita ve tutanaklar ile 1959 yılında yapılan genel arazi kadastro paftaları ilgili yerlerden istenip dosya keşfe hazır hale getirildikten sonra, bu konuda uzman serbest orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi ve bir fen elemanı aracılığıyla taşınmaz başında keşif yapılarak, 3116 Sayılı Yasa, 3302 Sayılı Yasa ve 2/B madde uygulamalarına ait orman kadastro harita ve tutanakları ile 1959 yılında yapılan genel arazi kadastro paftası bilirkişiler aracılıyla yöntemince ayrı ayrı yerine uygulanmalı, bu haritaların ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de orman kadastro haritaları ölçeğine çevrilip herbir uygulama kroki üzerinde ayrı renklerle gösterilmek suretiyle birbiri üzerine çakıştırılarak aplike edilmeli, çekişmeli taşınmazın konumunu gösterir şekilde orman kadastro hattı ile irtibatlı kroki çizdirilerek keşfin izlenip denetlenmesi olanağı sağlanmalıdır.
1) Bu şekilde yapılacak uygulama sonucu bilirkişiler tarafından düzenlenecek rapor ve krokide, çekişmeli taşınmazın yörede 1947 yılında 3116 Sayılı Yasaya göre yapılan orman kadastro sınırları içinde kaldığı, daha sonra 1993 yılında yapılan kadastro ve 2/B madde uygulamalarına konu edildiğinin anlaşılması halinde, 1959 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sırasında hata ile ikinci kere kadastrosu yapıp yolsuz olarak sicil oluşturulduğu, 766 Sayılı Yasanın 46/2 ve 3402 Sayılı Yasanın 22/1. maddeleri gereğince ikinci kadastronun yolsuz (T.M.Y.nın 1025. md.) ve bütün sonuçlarıyla hükümsüz olması nedeniyle malikine mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve T.M.Y.nın 1026 (E.M.Y.nın 934. İsviçre 976) maddesi gereğince sicilin hiç bir süreye bağlı kalmadan her zaman iptal edileceği, somut olayda 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanma olanağının bulunmadığı, baştan beri yolsuz tescil niteliğinde oluşturulan sicil kaydının, davalı- karşı davacıya hiç bir zaman mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve başlangıcından itibaren yolsuz ve geçersiz olan tapu kaydının iptaline ilişkin mahkeme kararının yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (ihzari), başka bir anlatımla; sicilin oluştuğu tarihten itibaren mülkiyet hakkının doğmadığını, sicilin yolsuz ve geçersiz olduğunu belirleyen bir hüküm olduğu, bu tür kayıtlarda T.M.Y.’nın 1023 (E.M.Y.931 İsviçre M.Y.974) maddesindeki “iyi niyetle edinme” kuralının uygulanamayacağı gözönünde bulundurularak yine 1993 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B madde uygulama sınırları içinde kaldığı saptanırsa 6831 Sayılı Orman Yasasının 7/1. maddesi “Devlet Ormanları ile evvelce sınırlaması yapılmış olup da, herhangi bir nedenle orman sınırları dışında kalmış ormanların orman kadastrosu ve bu ormanların içinde ve bitişiğinde bulunan her çeşit (bu kavram içine daha önce kadastrosu yapılan ve yapılmayan tüm taşınmazların girdiğinin kabulü gerekir.) taşınmaz malların ormanlarla müşterek sınırlarının tayini ve tespiti orman kadastro komisyonlarınca yapılır.” hükmü gereğince yapılıp kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B madde uygulama sınırları içinde kalmış olacağından, davacı Hazine, genel arazi kadastrosundan önceki hukuki sebeplere değil, kadastrodan sonraki hukuki nedenlere dayanarak iptal ve tescil istediğinden, yine somut olayda 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulama olanağının bulunmayacağı, kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde bulunan ve daha sonra nitelik kaybı nedeniyle Hazine adına orman rejimi dışına çıkartılan taşınmazın (davalı-karşı davacı şirketin bu taşınmazı satın alırken ödediği satış bedelini koşulları varsa sebepsiz zenginleşme kurallarına göre taşınmazı kendisine satanlardan geri alabileceğinden) tapu kaydının iptali ile 6831 Sayılı Yasanın 4999 Sayılı Yasa ile değişik 11/4. maddesi gereğince hali hazır niteliği ile kaydında “6831 Sayılı Yasanın 2/B maddesi gereğince orman rejimi dışına çıkartılan yer” belirtmesi de yapılarak Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesi gerekir;

-3- 2009/17508 – 2010/30

2) Yapılan uygulamada çekişmeli parselin 1947 yılında 3116 Sayılı Yasaya göre yapılan orman kadastrosu sınırları dışında kaldığı ve yine 6831 Sayılı Yasanın 7. Maddesi gereğince 1993 yılında yapılan orman kadastrosu ve 2/B madde uygulaması sınırları dışında kaldığının belirlenmesi halinde şimdi olduğu gibi davacı – karşı davalı hazinenin davasının reddine karar verilmesi gerekir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı- karşı davalı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalı – karşı davacı şirket vekilinin yargılama gideri ve vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına 18/01/2010 gününde oybirliği ile karar verildi.