YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/18362
KARAR NO : 2010/399
KARAR TARİHİ : 21.01.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki satışmanın önlenmesi davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı gerçek kişiler tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı gerçek kişiler 10.11.2005 tarihli dilekçeleriyle, tapuda kendi adlarına kayıtlı olan … Köyü …ada 2 parsel sayılı taşınmazın orman sayılan yerlerden olmadığını, daha öncede 1957 ve 1978 yıllarında iki kez tapulu kesim yaptıklarını, kesimlerden sonra sürgünlerden yetişen okaliptüs ağaçlarını şimdi kesmek istediklerini, üzerinde kesime hazır 3000 adet okaliptüs ağacının bulunduğunu, ağaçları kesmek için Orman Yönetimine başvurduklarında, taşınmazın orman sınırları içinde olduğundan söz edilerek kesime izin vermemek suretiyle davalı Yönetimin yarattığı sataşmanın önlenmesini istemiştir. Mahkemece davanın REDDİNE karar verilmiş, hüküm davacı gerçek kişiler tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya ve dosya kapsamına göre dava, sataşmanın önlenmesine ilişkindir.
Dalaman … Mahallesinde 1952 yılında yapılan genel kadastroda, 457 parsel sayılı 41000 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, Ağustos 1307 tarih ve 3 sıra numaralı tapu kaydı ile … … ve … adına tesibt edilmiş, davacılar … Köyünden … ve … …tarafından açılan davanın reddine ve parselin tesbit gibi tesciline ilişkin … Kadastro Mahkemesinin 21.06.1956 gün ve 1953/344-190 sayılı kararının kesinleşmesiyle 06.11.1956 tarihinde ½ şer pay ile … … ve … adına tescil edilmiş, ifrazen 17.05.1977 tarihinde 20500 m2 bölümü 1601 parsel sayısı ile yine aynı kişiler adına kayıt edilmiş ve taksim ile aynı tarihte … adına tescil edilmiş, paftaların yenilenmesinde …aad 2 parsel sayısı ve 20500 m2 yüzölçümüyle … adına kayıt edilmiş, satış ile 1/3’er …, … ve … adına kayıt edilmiştir.
Çekişmeli parselin bulunduğu yerde 1944 yılında 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılıp kesinleşen oran kadastrosu vardır. Daha sonra 3302 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması ise 1989 yılında yapılıp kesinleşmiş, yapılan 2/B uygulaması ilan edilmeden iptal edilmiştir.
Dalaman Orman İşletme Müdürlüğünün 05.08.2005 gün ve B.18.1.OGM.12211.Ş3 13/1-1540 sayılı, … ’e yönelik yazısında, 24.03.2005 tarihli dilekçesine isitnaden, …,…,… mevkii 2 parseldeki tapulu kesim mürcaatının incelendiği, 6831 Sayılı Orman Yasanın 1 M.2. Fıkrasının (F) bendine girmesi ve orman sırıları içerisinde kalmasından dolayı tapulu kesim işleminin uygun görülmediği bildirilmiştir.
Kesinleşmiş orman kadastro tutanak ve haritalarının, kesinleşmiş Gezici Arazi Kadastro Mahkemesi kararının, eski kadastro paftası ile yenilenmiş paftanın uygulanmasına dayalı araştırma inceleme ve keşif sonucu düzenlenen bilirkişi raporlarıyla, çekişmeli eski 457 sayılı parselden müfrez 1601 sayılı parselden yenileme ile oluşan …ada 2 sayılı parselin 1944 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastro sınırları içinde bırakıldığı ve öncesi itibariyle orman sayılan yerlerden olduğu, 1952 yılında yapılan arazi kadastrosunda ise taşınmazın, daha önce
-2-
2009/18362 – 2010/399
yapılan orman kadastrosu sınırları içinde olduğu gözönünde bulundurulmadan, hata sonucu ikinci kere kadastrosu yapılarak kişiler adlarına özel mülk olarak tesbit ve yolsuz olarak tescil edildiği mahkemece kabul edilerek,
Dava konusu parsel 1944 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde olduğu halde, arazi kadastro ekiplerinin bu durumu gözönünde bulundurmadan, hata ile ikinci kere kadastrosunu yapıp yolsuz olarak sicil oluşturması halinde 766 Sayılı Yasanın 46/2 ve 3402 Sayılı Yasanın 22/1. maddeleri gereğince ikinci kadastro yolsuz (T.M.Y.nın 1025. md.) ve bütün sonuçlarıyla hükümsüz olması nedeniyle malikine mülkiyet hakkı kazandırmayacağı, T.M.Y.’nın 1026. (E.M.Y. 934 – İsviçre 976) maddesi gereğince sicilin hiç bir süreye bağlı kalmadan her zaman iptal edilebileceği, bu tür olaylarda 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanma olanağının bulunmadığı, baştan beri yolsuz tescil niteliğinde oluşturulan sicil kaydının, davalıya hiç bir zaman mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve başlangıcından itibaren yolsuz ve geçersiz olan tapu kaydının iptaline ilişkin mahkeme kararının yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayan ve hukuksallaştıran, açıklayıcı (ihzari), başka bir anlatımla; sicilin oluştuğu tarihten itibaren mülkiyet hakkının doğmadığını, sicilin yolsuz ve geçersiz olduğunu belirleyen bir hüküm olacağı, bu tür kayıtlarda T.M.Y.’nın 1023. (E.M.Y.931 – İsviçre M.Y.974) maddesindeki “iyi niyetle edinme” kuralı uygulanmayacağı, (H.G.K. 19.02.2003/20-102/90 S.K.) kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde bırakılan taşınmaz için arazi kadastrosunda oluşan tapu kaydının hukuki değerinin bulunmadığı, orman sayılan yerlerden olduğu saptanan taşınmaz üzerindeki okaliptüs ağaçlarının kesimine izin verilmemesinin yasal olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de;
Çekişmeli parsel tapuda davacı taraf adına kayıtlı olduğundan tapu maliki olarak, mülkiyet hakkından kaynaklanan davaları açabilecekleri gibi, sırf taşınmaz üzerindeki zilyetliklerini korumaya yönelik davaları da açabilecekleri, davacının çekişmeli parselin üzerinde okaliptüs ağaçları yetiştirerek, ekonomik kazanç elde etmek suretiyle taşınmazda sürdürdüğü zilyetliğe, kesim izni vermemek suretiyle, Orman Yönetimini yarattığı sataşmanın önlenmesini, başka deyişle mülkiyet hakkına dayalı olarak kullanımına konulan kısıtlamanın kaldırılmasını istediği, kesinleşmiş orman kadastrosu karşısında değerini yitirse de davacı tarafın tapu kaydının bulunduğu, bu tapu kaydı iptal edilmediği sürece, bu kayda dayanarak sataşmanın önlenmesini isteyebileceği gözetilerek, Hazine yada davalı … Yönetimi tarafından, çekişmeli … Köyü …ada 2 sayılı parselin tapu kaydının iptali ve adına tescili istemiyle dava açılıp açılmadığı sorularak, açılmış ise bu dava ile birleştirilmeli; açılmamış ise, bu konuda Orman Yönetimine önel verilmeli ve açılacak dava yine bu dava ile birleştirilerek taraf delilleri toplanıp sonucuna göre bir karar verilmelidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı gerçek kişilerin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının temyiz eden gerçek kişilere iadesine 21/01/2010 günü oybirliği ile karar verildi.