Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2009/18400 E. 2010/832 K. 28.01.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/18400
KARAR NO : 2010/832
KARAR TARİHİ : 28.01.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVALILAR : HAZİNE-ORMAN YÖNETİMİ

Taraflar arasındaki tapu kaydının beyanlar hanesindeki şerhin silinmesi davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı gerçek kişi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R

Davacı … 07.11.2008 günlü dilekçesiyle, Yukarı … Köyü 306 parselin kendisine ait olduğunu, bu taşınmazın, devlet ormanı ile ilgisi olmadığı halde, tapu kaydının beyanlar hanesine 6831 Sayılı Yasanın 2/B maddesi gereğince Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığına ilişkin yasaya aykırı olarak yazılan şerhin silinmesini istemiştir. Mahkemece davanın REDDİNE karar verilmiş, hüküm davacı gerçek kişi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, tapu kaydının beyanlar hanesindeki şerhin silinmesine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. 1976 yılında 6831 Sayılı Yasanın 1744 Sayılı Yasa hükümlerine göre orman kadastrosu çalışmalarına başlanmışsa da, köylüler tarafından anlaşmazlık çıkartılması üzerine, ekip çalışmaları bitirilememiş ve ilan işlemi de yapılamamıştır. Daha sonra, 27.09.1983 tarihinde yürürlüğe giren 2896 Sayılı Yasa hükümlerine göre; 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman tahdidinin aplikasyonu ve herhangi bir nedenle orman sınırları dışında bırakılmış ormanların kadastrosu ve 2/B madde uygulaması yapmak yetkisiyle görevlendirilen 7 numaralı Orman Kadastro Komisyonu, 1985 yılında işe başlayarak, 2896 Sayılı Yasanın 7. maddesi hükmüne dayanarak, 1942 tahdidi dışında kalan bir bölüm yeri orman sınırı içine almış ve 05.05.1986 tarihli işi bitirme tutanağı düzenlendikten sonra şekli ve hukuki noksanlıkları da bulunmadığından 19.06.1986 tarihinde yürürlüğe giren 3302 Sayılı Yasa döneminde düzenlenen 22.05.1987 tarihli işi bitirme tutanağı ile çalışmalarını tamamlamış, ancak 28.05.1988 gününde 3373 Sayılı Yasa yürürlüğe girdikten sonra çalışma sonuçlarını 08.07.1987 tarihinde ilana çıkarmıştır.
Yukarı … köyünde 1963 yılında yapılan genel kadastroda, 306 parsel sayılı 13000 m2 yüzölçümündeki taşınmaz tarla niteliğiyle belgesiz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle ölü … oğlu … … mirasçıları adına tesbiti 25.03.1966 tarihinde kesinleşerek tapuya kayıt edilmiş, intikal ve taksim ile 20.06.2006 tarihinde … adına kayıt edilmiştir. 2981 sayılı yasa hükümlerine göre 3550 m2 bölümü DOP olarak ayrılıp, 7530 m2 bölümünde ifrazen 382 ada 1 ila 12 sayılı parseller oluşmuş, 5288 ila 5331 ve 5347 sayfalardaki parsellere şuyulandırılmış, 1920 m2 bölümü 306 parsel sayısı ile yine … adına kayıt edilmiştir.
Kesinleşmiş orman kadastro haritasının uygulanmasına dayalı araştırma, inceleme ve keşif sonucu düzenlenen uzman orman bilirkişi raporuyla, dava konusu parselin, 3116 Sayılı Yasaya hükümlerine göre 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde bırakıldığı, 1985 yılında 2896 Sayılı Yasa döneminde yapılıp kesinleşen aplikasyon, sınırlandırması yapılmamış ormanların kadastrosu ve 3302 sayılı yasa ile değişik 6831 sayılı yasanın 2/B madde uygulaması sırasında, orman sınırları içinde aplike edilip, 2/B uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı belirlenip, Ağustos 2007 tarih ve 8 sayılı YARGITAY KARARLAR
-2-
2009/18400-2010/837

DERGİSİNDE yayınlanan, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 20.12.2006 gün ve 2006/14641-17945 sayılı kararında da açıklandığı gibi, makiye ayırma çalışması yapan komisyon yasa ve yönetmelik hükümlerine uygun kurulmadığı gibi, yasa ve yönetmelik hükümlerine de aykırı çalıştığı, bu nedenle yaptığı makiye ayırma işlemine değer verilemeyeceği, yasa ve yönetmelik hükümlerine uyulmadan yapılan çalışma sonunda makiye ayrılan yerlerin tevzii işlemlerinin de yapılmadığı, makiye ayrılan yerlerde özel yasaları gereği oluşturulan tapu kayıtları dışındaki kayıtlar ile zilyetliğe değer verilmeyeceği, bu nedenlerle tapunun beyanlar hanesine yazılan şerhin yasal dayanağının bulunduğu gözetilerek davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığına göre, davacı gerçek kişinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda … onama harcının temyiz eden gerçek kişiye yükletilmesine 28/01/2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.