Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2009/18435 E. 2010/826 K. 28.01.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/18435
KARAR NO : 2010/826
KARAR TARİHİ : 28.01.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine ve gerçek kişi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı …, … İlçesi … Beldesinde yörede 1951 yılında orman kadastro çalışmalarının yapılarak kesinleştiğini, ancak daha sonra 3402 Sayılı Yasa gereğince yapılan aplikasyon ve 2/B madde uygulamalarının önceki orman tahdit hatlarına uygun olarak geçirilmediğini ve aslında orman niteliğini yitirmeyen taşınmazlar ile ilgili olarak 2/B madde uygulamalarının yapıldığını, bu durumun müfettiş raporları ile saptanması üzerine orman kadastro komisyon üyelerinin görevlerini kötüye kullanarak işlem yapmaları nedeni ile ilgiler hakkında dava açıldığını belirterek, bu konuda daha önce yapılan aplikasyon ve 2/B madde uygulamalarının yok hükmünde sayılması talebi ile dava açtıklarını ve Pozantı Asliye Hukuk Mahkemesinin 16.06.2004 gün ve 2003/268-308 sayılı ilamı ile davanın reddi yolunda kurulan hükmün temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 11.01.2005 gün ve 2004/9267-340 sayılı ilamı ile “bu nitelikteki davaların, hasımsız olarak açılamayacağı, ancak tapu maliki veya lehine şerh verilen ya da bu dava sonucunda hakkı etkilenecek kişi ya da kişilere yöneltilerek açılması gerektiği” gerekçesi ile onandığını belirterek, davalı Hazine adına tapuda kayıtlı olan ve beyanlar hanesinde 2/B madde sahasında kaldığı konusunda şerh bulunan çekişmeli … Beldesi …
Mahallesi 500 ada 8 parsel sayılı 794 m2 yüzölçümündeki taşınmaz hakkında 2/B madde uygulamasının yok hükmünde oluştuğu kabul edilerek orman niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, “çekişmeli taşınmazın yörede 1951 yılında kesinleşen orman kadastro sınırları içinde olduğunu, daha sonra yapılan ve kesinleşen 2/B madde uygulaması ile orman sınırı dışına çıkartılmış ise de, öncesi orman olan taşınmazlar üzerindeki orman ağaçlarının kesilmesi, delicelerin aşılanması, orman bitkilerinin köklenerek tarım arazisi haline getirilmeye çalışılması veya üzerine … evler yapmak sureti ile doğal olmayan yöntemler ile ormanların yok edilmesinin Yasanın öngördüğü nitelik kaybı sayılmayacağı, orman kadastro komisyonunun görevini kötüye kullandığı konularında davalar açıldığı, taşınmazın orman niteliğini yitirmediği, 6831 Sayılı Yasanın 2/B maddesinin amacının artan konut ihtiyacını gidermek ve bu nedenle orman vasfını yitirmiş yerlerden faydalanmak olmadığı, ayrıca 2/B madde uygulamasının usul ve yasaya uygun olarak yapılmadığı, uzman bilirkişilerce verilen raporda taşınmazdan el çekilmesi halinde yeniden ormana dönüşebileceğinin de belirtildiği” gerekçeleri ile davanın kabulü ile çekişmeli taşınmazın tapu kaydının iptali ve orman niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Hazine ve gerçek kişi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, orman niteliğini yitirmeyen taşınmazlar hakkındaki tapu kaydının iptali ve orman niteliği ile tesciline ilişkindir.
… Beldesinde 1951 yılında yapılarak kesinleşen orman kadastrosunun bulunduğu, 1990 yılında 80 nolu orman kadastro komisyonunun 3402 Sayılı Yasa gereğince

-2-
2009/18435-2010/826

yapılacak çalışmalara esas olmak üzere aplikasyon ve 2/B madde uygulamalarına başladığı ve Bürüçek Mahallesinde 11.07.1997 – 11.08.1997 tarihinde ilan edilkiten sonar kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Toplanan deliller, tüm dosya kapsamı ve uzman bilirkişi raporlarından çekişmeli taşınmazların yörede 1951 yılında yapılan orman kadastro çalışmasında orman sınırları içinde iken 1996 yılında yapılan ve kesinleşen aplikasyon, 2/B madde uygulaması sonucu orman niteliğini yitirmesi nedeniyle 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması sonucu orman rejimi dışına çıkartılmışsa da, çıkarma işlemini yapan komisyon üyelerinin yasa ve yönetmelik hükümlerine uygun işlem yapmadıklarının … müfettişlerinin yaptığı soruşturma sonucu düzenledikleri raporlarda belirlenmesi üzerine bu kişilerin bir kısmı hakkında kamu görevini kötüye kullanmak suçundan kamu davası açıldığı, ancak olayda ceza zamanaşımı, bazı komisyon üyelerinin de öldüğü, bazılarının ise komisyondaki görevinden ayrılmış olmaları nedeniyle mahkumiyet hükmü kurulamadığı, Dairemizin 25.01.1993 gün ve 1992/1529-248 sayılı kararı ile diğer kararlarında benimsendiği gibi orman kadastro komisyonu üyelerinin görevlerinin kötüye kullanarak ya da kendilerine verilen görevlerin dışına çıkarak yaptıkları işlemlerin hukuk ve ceza davalarına konu olmuş ise bu kişiler tarafından yapılan işlemlerin yok sayılacağı, olayda … Beldesinde 80 nolu orman kadastro komisyonunun çekişmeli parsel hakkında yaptıkları aplikasyon ve 2/B madde uygulamalarının yasa ve yönetmeliklere uygun olarak yapılmadığı, 05.11.2003 gün 4999 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 11/5 maddesi ile “1744 Sayılı Yasanın 2. maddesi ve 2896 ve 3302 Sayılı Yasaların 2/B madde bendi uygulamaları ile orman sınırları dışına çıkarılan ancak fiilen orman vasfını taşıdığı Orman Genel Müdürlüğünce tesbit edilen yerlerin talep üzerine Maliye Bakanlığınca Orman Genel Müdürlüğüne tahsis edilerek Hazine adına orman niteliği ile tescil edileceği” hükmünün getirdiği, … tarafından bu madde hükmüne göre işlem yaptırılabileceği gibi, dava yoluyla da bunu isteyebileceği, bu şekilde dava açılmasını engelleyen bir yasa hükmü bulunmadığı orman alanlarında gerçek kişiler yararına muhdesat şerhi verilemeyeceği, tapunun iptali ile birlikte tapu kaydının beyanlar hanesindeki şerhlerinde iptal edildiği gözönünde bulundurularak halen eylemli oran olduğu, ORMAN NİTELİĞİNİ YİTİRMEDİĞİ saptanan taşınmazın, orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığına göre davacı gerçek kişi ile davalı Hazinenin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının gerçek kişiye yükletilmesine, Hazineden harç alınmasına yer olmadığına 28.01.2010 günü oybirliği ile karar verildi.