Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2009/18625 E. 2010/846 K. 28.01.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/18625
KARAR NO : 2010/846
KARAR TARİHİ : 28.01.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
KATILAN DAVACI : …

Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 18.09.2008 gün ve 2008/6583-11281 sayılı bozma kararında özetle: “ Mahkemece, kesinleşmiş orman kadastro haritasının uygulanmasına dayalı araştırma, inceleme ve keşif sonucu düzenlenen uzman bilirkişi raporuyla çekişmeli taşınmazın, müşterek bilirkişi rapor ve krokisinde (A) ve (E) ile gösterilen bölümlerinin kesinleşmiş orman kadastro sınırları dışında bırakıldığı, davacı gerçek kişi yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği koşullarının oluştuğunun belirlendiği gerekçesiyle bu bölümlere ilişkin davanın kabulüne, dava dışı 441 ve 445 sayılı parsellerde kalan bölümler yönünden açılan davanın ise reddine karar verildiği,.
Jeolog bilirkişi … … tarafından düzenlenen raporda, çekişmeli taşınmazın alivyonel özellik gösterdiği, taşınmaz ve geniş çevresinin çakıllı alivyonel malzemeler ile kaplı olduğu, bu örtü kalınlığının yer yer 20 metre olduğu, taşınmaz ve çevresinin yer aldığı … ovasının Doyran, Karaman ve Boğaçay’ın taşıyarak getirdiği malzemelerden oluştuğu, yöredeki çayların taşkın etkisinin olmadığı, geçmişte yapılan set ve ıslah çalışmaları ile taşkın tehditinin önlendiği, taşınmaz ve çevresinin … yatağı vasfında olmadığı bildirilmişse de, aynı yere ilişkin açılan tescil davaları nedeniyle daha önce incelemesi yapılan bir çok dava dosyasında yer alan ve Devlet Su İşleri Şube Müdürlüğünün, Milli Emlak Dairesi Başkanlığı, Antalya Batı Antalya Emlak Müdürlüğüne yazdığı 09.01.1998 tarih B 15 1 DSİ 1 13 03 00/124.1/16/295 sayılı yazısı suretinde “… … Mahallesi sınırı içerisinde bulunan Çandır Çayı seddelerinin 1967 ila 1970 yılları arasında inşa edildiği, aradan geçen zaman içerisinde ihtiyaca göre … yatağı ıslahı kapsamı içerisinde bakım ve onarım çalışmalarının yapıldığı…” bildirildiğine göre çekişmeli taşınmazın halen taşkın tehditi altında olan … yatağı olduğu, taşkından korumak için yapılan seddenin geçici tarzda olduğu, … ıslah projesinin başlamadığı ve asıl seddelerin henüz yapılmadığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle, halen … yatağı özelliğini sürdüren taşınmazda imar ihya işleminin tamamlandığının kabul edilemeyeceği, diğer taraftan; Orman Bilirkişisi tarafından düzenlenen orman sınır hattına irtibatlı krokinin yeterince orman sınır noktası içermediğinden denetimi olanak tanımadığı, eski tarihli memleket haritası hava fotoğrafı

-2-
2009/18625-2010/846
ve amenajman planı uygulanmadığından taşınmazın öncesinde devletleştirilen orman alanlarından olup olmadığı saptanmadığı gibi, 1956 yılında yapılan genel arazi kadastrosunda paftasında devlet ormanı olduğu işaretlenerek tapulama dışı bırakılan, bir bölümü kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içinde bırakılan, toprak yapısı ve fiziksel özellikleri ile kuzey ve batısındaki devlet ormanı ile aynı özellikleri taşıyan çekişmeli taşınmazın tamamının, 4785 Sayılı Yasa hükümleri gözetilerek 1977 yılında yapılan orman kadastrosunun kesinleştiği 16.11.1978 tarihine kadar orman sayılacağının tartışmasız olduğu, üzerindeki orman bitki örtüsünün yok edilmiş olmasının durumu değiştirmeyeceği, Hukuk Genel Kurulunun 12.05.2004 gün ve 2004/8-242/292 sayılı kararında da değinildiği gibi, çekişmeli taşınmazın orman kadastrosu yapılıp orman sınırları dışında bırakıldığı 16.11.1978 tarihine kadar orman sayılacağı, 6831 Sayılı Orman Yasasının 7. maddesinin 05.11.2003 gün ve 4999 Sayılı Yasa ile değiştirildiği ve “…evvelce sınırlaması yapılmış olup da herhangi bir nedenle orman sınırları dışında kalmış ormanların … orman kadastrosu, orman kadastro komisyonları tarafından yapılır” hükümleri getirildiği, kadastro paftasında orman olduğu bildirilerek tespit harici bırakılan taşınmazın her zaman orman sanırları içine alınabileceği,, 3402 Sayılı Yasanın 17/2 maddesi gereğince, il, ilçe ve kasabaların imar planının kapsadığı alanlarda kalan taşınmazlar imar ihya yoluyla kazanılamayacağı, Kabule konu çekişmeli taşınmaz bölümlerinin bir an için kesinleşen orman sınırları dışında bırakıldığı kabul edilse dahi, Taşınmazın ormana sınırı dışında bırakıldığı 16.11.1978 tarihinden, imar palanı sınırları içine alındığı 1983 yılına kadar 20 yıllık kazandırıcı zamanaşımı süresinin de geçmediği, aynı bütünden geldiği anlaşılan çekişmeli taşınmazın sınırında bulunan dava dışı taşınmazlarla ilgili, Yargıtay tarafından da onandıktan sonra kesinleşen tescil hükmünün, dava konusunun farklı olması nedeniyle, somut olayda davanın tarafları yönünden kesin hüküm oluşturmayacağı gibi, çekişmeli taşınmazın (A) ve (E) ile gösterilen bölümleri üzerindeki seranın … … ve eşi tarafından kullanıldığı, … ın isen davacının damadı olduğu, ve çekişmeli taşınmaz için … … adına 1995 ila 2000 yılları arasında ecrimisil tahakuk ettirildiğine göre, taşınmaz üzerindeki zilyetliğin malik sıfatıyla sürdürüldüğünden de söz edilemeyeceği, açıklanan nedenlerle dava konusu edilen taşınmazın tümüne ilişkin davanın reddine karar verilmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonunda, bu kez davaların REDDİNE, Hazinenin tescil isteminin kabulüne, … bilirkişi … … tarafından düzenlenen krokide (A) ve ( E ) ile gösterilen bölümlerin davalı Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, arazi kadastrosunda tapulama harici bırakılmış taşınmazın, imar ihya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle, Medeni Yasanın 713 maddesi gereğince tapuya tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu … köyünde 1941 yılında askı ilanı yapılarak 1942 tarihinde kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 18.07.1977 tarihinde yapılarak 16.11.1977 tarihinde askıya çıkartılan ve dava tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 2/B madde uygulaması, 1988 ve 1989 yıllarında yapılıp, 15.06.1989 tarihinde ilan edilen, aplikasyon ve 3302 sayılı yasa ile değişik 6831 sayılı yasanın 2/B madde uygulaması vardır.
Taşınmazın bulunduğu yerde genel arazi kadastrosu işlemi 1956 yılında yapılmış ve sonuçları 03.05.1956-04.06.1956 tarihleri arasında ilan edilmiş ve kesinleşmiştir.Bu çalışmada çekişmeli yer tapulama dışı bırakılmıştır. Kesinleşme tarihi ile davanın açıldığı tarih arasında 20 yıllık süre geçmiştir.
Mahkemece bozma kararı gereği işlem yapılarak davacı gerçek kişinin davasının reddi ve davalı hazinenin tescil istemini kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik yoktur. Ancak, kesinleşen bozma kararında … yatağı olduğu kabul edilen taşınmazın, mahkemece niteliği dahi belirtilmeden Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesi doğru değilse de bu husus hükmün bozulmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu sebeple, hüküm fıkrasında yer alan bir numaralı bendin hükümden tamamen çıkartılarak,

-3-
2009/18625-2010/846

bunun yerine bir numaralı bent olarak “1-Davacı gerçek kişinin davasının REDDİNE, Hazinenin tescil isteminin kabulüne, … Bilirkişi … … tarafından düzenlenen rapor ve krokide (A) ve (E) ile gösterilen taşınmazların Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, tapunun beyanlar hanesine … yatağı olduğunun yazılmasına” cümlesinin yazılması suretiyle hükmün düzeltilmesine ve hükmün H.Y.U.Y.’nın 438/7. maddesine göre bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, aşağıda … onama harcının temyiz edene yükletilmesine 28.01.2010 günü oybirliğiyle karar verildi.