YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/18657
KARAR NO : 2010/5886
KARAR TARİHİ : 05.05.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı Hazine, … Köyü 2233 parsel sayılı 4350 m2 yüzölçümündeki taşınmazın tapuda davalı adına kayıtlı olduğunu, yörede 1948 yılında yapılıp kesinleşerek Hazine adına tescil edilen orman kadastrosu sınırları içinde kaldığını, daha sonra 2002 yılında yapılan 2/B madde uygulamasında orman sınırları dışına çıkarıldığını belirterek davalı adına olan tapu kaydının iptali ile 2/B niteliğiyle Hazine adına tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece, 5841 Sayılı Yasa ile değişik 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükmü gereğince 10 yıllık dava açma süresi geçmiş bulunduğundan davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 1948 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastro sınırları içinde iken 2002 yılında 2/B madde uygulaması ile Hazine adına orman rejimi dışına çıkartılan taşınmazın tapu kaydının iptal ve tescil istemine ilişkindir.
Davacı Hazinenin dava dilekçesinin bir bütün olarak değerlendirilmesinde, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1948 yılında yapılan ve kesinleşerek Hazine adına tescil edilen orman kadastrosunda, dava konusu taşınmazın orman sınırları içinde bırakıldığını, daha sonra 2002 yılında yapılan ve ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B madde uygulaması sonucu Hazine adına orman sınırı dışına çıkarıldığını, 1972 yılında yapılan arazi kadastrosunda ise taşınmazın, daha önce yapılan orman kadastrosu sınırları içinde olduğu gözönünde bulundurulmadan, hata sonucu ikinci kere kadastrosu yapılarak kişiler adlarına özel mülk olarak tesbit ve yolsuz olarak tescil edildiğini iddia ederek bu davayı açtığı anlaşılmaktadır. Somut olaya uygulanacak yasal hükümlerin bulunması hakime aittir.
İncelenen dosya kapsamına göre taşınmaz başında keşif yapılıp, davalı taşınmazın kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B madde uygulama hattına göre konumu belirlenmemiştir
O halde mahkemece yapılacak keşifte; kesinleşen orman kadastrosuna ve 2/B uygulamasına ait harita ve tutanaklar ile arazi kadastrosu paftasının uygulanması sonucu, dava konusu taşınmazın 1948 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B madde uygulama sınırları içinde kaldığının anlaşılması halinde, taşınmazın daha önce yapılan orman kadastrosunun sınırları içinde olduğu halde, arazi kadastro ekiplerinin bu durumu gözönünde bulundurmadan, hata ile ikinci kere kadastrosunu yapıp yolsuz olarak sicil oluşturulduğundan, 766 Sayılı Yasanın 46/2 ve 3402 Sayılı Yasanın 22/1. maddeleri gereğince ikinci kadastronun yolsuz (T.M.Y.nın 1025. md.) ve bütün sonuçlarıyla hükümsüz olması nedeniyle malikine mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve T.M.Y.nın 1026 (E.M.Y.nın 934. … 976) maddesi gereğince sicilin hiç bir süreye bağlı kalmadan her zaman iptal edileceği, somut olayda 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanma olanağının bulunmadığı, baştan beri yolsuz tescil niteliğinde oluşturulan sicil kaydının, davalıya hiç bir zaman mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve başlangıcından itibaren yolsuz ve geçersiz olan tapu kaydının iptaline ilişkin mahkeme kararının yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm
olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (ihzari), başka bir anlatımla; sicilin oluştuğu tarihten itibaren mülkiyet hakkının doğmadığını, sicilin yolsuz ve geçersiz olduğunu belirleyen bir hüküm olacağı, bu tür kayıtlarda T.M.Y.’nın 1023 (E.M.Y.931 … M.Y.974) maddesindeki “iyi niyetle edinme” kuralının uygulanamayacağı, davalı taşınmazı satın almışsa, bu yeri kendisine satan kişi ya da kişilerden satış bedelini sebepsiz zenginleşme kurallarına göre geri alabileceği, ayrıca H.G.K.’nun 25.11.2009 gün 2009/20-446-559 sayılı kararında kabul edildiği gibi 2002 yılında yapılan orman kadastrosunda da orman sınırı içine alınıp 31.12.1981 tarihinden önce nitelik kaybetmesi nedeniyle Hazine adına orman sınırı dışına çıkartıldığı ve bu işlemin de ilan edilerek kesinleştiği gözönünde bulundurularak, davanın esası incelenmeli ve bu şekilde yapılacak uygulama sonunda kesinleşen orman ve 2/B madde uygulama alanı sınırları içinde kaldığının tespit edilmesi halinde taşınmazın tapu kaydının iptali ile 6831 Sayılı Yasanın 2/2 ve 11/4. Maddeleri gereğince hali hazır vasfı ile kaydında “6831 Sayılı Yasanın 2/B maddesi gereğince orman rejimi dışına çıkartılan yer” belirtmesi yapılarak Hazine adına tesciline, dışında kaldığı belirlenirse şimdi olduğu gibi davanın reddine karar verilmesi gerekir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 05/05/2010 günü oybirliğiyle karar verildi.