YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/18679
KARAR NO : 2010/1133
KARAR TARİHİ : 04.02.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki mera komisyon kararına itiraz ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … Yönetimi ve davalılar Hazine ve Köy Tüzelkişiliği tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı … Yönetimi dava dilekçesiyle; … … Köyünde bulunan 101 ada 51 parsel sayılı taşınmazın bölgede 1945 yılında kesinleşen orman kadastrosuna göre orman sınırları içinde kaldığı halde Mera Tahsis Komisyonunun 2004 yılında yapmış olduğu çalışmalarda mera olarak vasıflandırıldığını belirterek tapusunun iptali ile orman niteliği ile Hazine adına tesciline karar verilmesini istemiştir. Mahkemece; davanın kısmen kabulüne ve dava konusu 51 nolu parselin 20.12.2008 tarihli bilirkişi heyetinin rapor ve krokilerinde (A) ile gösterilen 9195 m² ve (B) ile gösterilen 96168 m² lik kısımlarına yönelik mera kaydının iptali ile orman niteliğiyle Hazine adına tesciline , (C) ve (D) ile gösterilen toplam 44637 m² kısım yönünden ise davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı … Yönetimi ve davalılar Hazine ile Köy Tüzelkişiliği tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, mera komisyon kararına itiraz ve tescil istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1945 tarihinde kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 1993 de yapılan eski tahdidin aplikasyonu ve 2/B madde çalışmaları kesinleşmeden mahkeme kararıyla iptal edilmiştir.
1) İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, uzman orman bilirkişi kurulu tarafından kesinleşmiş orman tahdit haritası, hava fotoğrafları ve memleket haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan uygulama ve araştırmada çekişmeli taşınmazın (A) bölümünün orman tahdidi içinde ve yeşil renkli alanda kalan eylemli orman olduğu, (B) ile gösterilen bölümünün orman tahdidi dışında kalsa da memleket haritasında yeşil renkli ormanlık alanda görüldüğü,(D) bölümünün ise tahdit dışında ve açık renkli alanda kaldığı anlaşıldığına ve yazılı biçimde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davacı … Yönetiminin taşınmazın (D) ile gösterilen bölüme ilişkin, davalılar Hazine ve Köy Tüzel Kişiliği’nin (A) ve (B) ile gösterilen bölümlerine ilişkin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2) Orman Yönetiminin taşınmazın (C) ile gösterilen bölümüne yönelik temyiz itirazları yönünden; Mahkemece her ne kadar (C ) bölümünün orman tahdidi dışında kalan açık renkli alan olduğu gerekçesiyle bu bölüm yönünden davanın reddine karar verilmişse de 22.12.2008 tarihli orman bilirkişi kurulu ve harita mühendisinin ortak ek raporuna ekli krokiye göre (C) ile gösterilen 6100 m² bölüm memleket haritasındaki konumuna göre dört tarafı ormanla çevrili orman içi açıklık niteliğindedir.
6831 Sayılı Yasanın 17/2. maddesinde açıklanan orman içi açıklık niteliğinde olduğu, gerek 26.05.1958 tarihli Orman Tahdit ve Tescil Talimatnamesinde gerekse 25.06.1970 günlü Resmi Gazetede yayınlanan 31.05.1970 gün ve 531 sıra no’lu Orman Tahdit ve Tescil Yönetmeliğinin 33/3
2009/18679-2010/1133
Ve 19.08.1974 günlü Resmi Gazetede yayınlanan 25.07.1974 tarihli Orman Kadastro Yönetmeliğinin 40/A ve 30.05.1984 günlü Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastro Yönetmeliğinin 30/1 ve 02.09.1986 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastro Yönetmeliğinin 23/1 ve 15.07.2004 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastro Yönetmeliğinin 26/a maddesinde “… 6831 Sayılı Yasanın 17. maddesinde yer alan orman içinde bulunan doğal olarak ağaç ve ağaçcık içermeyen, genel olarak otsu bitki veya bazı durumlarda yer yer odunsu bitkiler içeren açıklıkların orman olarak sınırlandırılacağı” öngörülmüştür.
6831 Sayılı Yasanın 17. maddesi, orman içi açıklıklarda tarım ve inşaat yapılmasına, hayvancılık amacı ile ağıl yapılmasına, bu kesimlerin özel mülke dönüşmesine izin vermez.
6831 Sayılı Yasa, madde: 17/1-2
Devlet ormanları içinde bu ormanların korunması, istihsal ve imarı ile alakalı olarak yapılacak her nevi bina ve tesisler müstesna olmak üzere; her çeşit bina ve ağıl inşaası ve hayvanların barınmasına mahsus yerler yapılması ve tarla açılması, işlemesi, ekilmesi ve orman içinde yerleşilmesi yasaktır.
Devlet Ormanlarının herhangi bir suretle yanmasından veya açıklıklarından faydalanılarak işgal, açma veya herhangi şekilde olursa olsun kesme, sökme, budama veya boğma yollarıyla elde edilecek yerlerle buralarda yapılacak her türlü yapı ve tesisler, şahıslar adına tapuya tescil olunamaz. Buralara doğrudan doğruya orman idaresince el konulur. Yanan orman alanlarındaki her türlü emval Orman Genel Müdürlüğünce değerlendirilir (03/07/2004 gün ve 5112 Sayılı Yasa ile değişik hali).
Yasa metninden açıkça anlaşıldığı gibi, hangi nedenle olursa olsun orman içi açıklıklarda tarım, inşaat ve hayvancılık yapmak amacı ile ağıl yapılamaz. Bu tür yerler özel mülk olamaz. Yönetim derhal el koyma hakkına sahiptir. Orman içi açıklıklardan yararlanabilmek için zorunlu olarak orman kullanılacaktır. Bu kullanım nedeniyle yeni açma, genişletme, yangın oluşması önlenemeyecek ve orman bütünlüğü bozulacaktır.
Ayrıca, bu tür taşınmazların öncesinin orman olma zorunluluğu yoktur. Zira, öncesi orman olan ve ormandan açılan taşınmazlar, 6831 Sayılı Yasanın 1. maddesi ve Yargıtay uygulamaları gereği oluşan kesin içtihatlara göre zaten orman sayılmaktadır. 17. maddede tanımı yapılan olgu, öncesi orman iken açılan yerlerle beraber ayrıca [HANGİ NEDENLE OLURSA OLSUN ORMAN İÇİ AÇIKLIKLARIN KAZANILAMAYACAĞI İLKESİNİ İÇERMEKTEDİR VE AMACI ORMAN BÜTÜNLÜĞÜNÜ KORUMAKTIR]. Bu tür yerlerin 15.07.2004 günlü Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkındaki Yönetmeliğin 26/a maddesi gereğince orman olarak sınırlandırılması gerekir.
Yasa koyucu ayrı bir kavram oluşturmuş ve hangi nedenle olursa olsun orman içi açıklıklarda tarım ve inşaat ile özel mülke dönüşme yolunu kapamıştır. Bu itibarla, dava konusu taşınmazın memleket haritasında açık alanda gözükmesi bu olguyu değiştirmez. Etrafı ormanla çevrili olan taşınmazlar özel mülke dönüşüp, tarım ve inşaata açıldığında orman bütünlüğünün bozulacağı tartışmasızdır. Dairemizin bu yoldaki kararları Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca benimsenmiş ve yerleşik kararlar halini almıştır [Y.H.G.K.’nun 10.12.1997 gün ve 1997/20-830/1034, 10.12.1997 gün ve 1997/20-808/1039, 22.10.2003 gün ve 2003/20-665/614 sayılı ve yine orman kadastrosunun kesinleştiği tarihten sonra 20 yıldan fazla süre geçse dahi orman içi açıklık konumunda olan taşımazların zilyedlik yoluyla kazanılamayacağı konusundaki 11.10.2004 gün ve 2004/7-531-582 sayılı kararları].
Tapu ve zilyetlik yoluyla kişi ve kurumların ormandan toprak kazanmasını sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları da Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır.
Ayrıca; orman içi açıklık ve boşluklar ile orman ve toprak muhafaza karakteri taşıyan funda ve makilik alanlar, yasa gereği orman sayıldığı için, 15.07.2004 günlü Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastro Yönetmeliğinin 26. maddesinin (a) ve (j) bentleri gereğince Devlet Ormanı olarak sınırlandırılması öngörülmüştür. Bu tür yerler zilyetlik yolu ile kazanılamaz ve özel mülk olarak tescil edilemez.
2009/18679-2010/1133
Mahkemece değinilen yönler gözetilerek davacı … Yönetiminin taşınmazın (C ) bölümüne yönelik de davasının kabulü ile orman niteliğiyle Hazine adına tesciline karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ; Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davacı … Yönetimi ve davalılar Hazine ve Köy Tüzel Kişiliği’nin taşınmazın (A), (B) ve (D) ile gösterilen bölümlerine ilişkin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. bentte açıklanan nedenlerle davacı … Yönetiminin taşınmazın (C) bölümüne yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatıranlara iadesine 04/02/2010 günü oybirliği ile karar verildi.