Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2009/18729 E. 2010/1421 K. 09.02.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/18729
KARAR NO : 2010/1421
KARAR TARİHİ : 09.02.2010

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Orman Yönetimi, Hazine ve davacı tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R
Davacı, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği … Köyü ve Kadıköy köylerindeki toplam 11 parça taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, bu taşınmazların kendisi ve bir kısım davalılar murisi olan …’a ait iken ölümü ile kendilerine kalıp, mirasçılar arasında taksimin yapılmadığını kazandırıcı zaman aşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararlarına oluştuğunu ileri sürerek Medeni Yasanın 713. maddesi hükmüne göre adlarına tescilini istemiş, daha sonra dava dilekçesinin (J) bendinde … taşınmaz hakkındaki davasından feragat etmiştir. Yargılamanın devamı sırasında yörede genel arazi kadastrosuna başlanarak çekişmeli taşınmazlar hakkında tespit tutanağı düzenlenmiştir.
Kadıköy Köyü 107 ada 27 parsel sayılı taşınmaz 6486.88 m2 yüzölçümü ile tarla niteliğinde,
… Köyü 108 ada 1 parsel sayılı taşınmaz 10940.98m2 yüzölçümü ile tarla niteliğinde,
… Köyü 108 ada 18 parsel sayılı taşınmaz 3917.95 m2 yüzölçümü ile bahçe niteliğinde,
… Köyü 109 ada 11 parsel sayılı taşınmaz 3836.67 m2 yüzölçümü ile tarla niteliğinde,
… Köyü 111 ada 56 parsel sayılı taşınmaz 561.33 m2 yüzölçümü ile arsa niteliğinde,
… Köyü 116 ada 2 parsel sayılı taşınmaz 1735.68 m2 yüzölçümü ile bahçe niteliğinde,
… Köyü 118 ada 44 parsel sayılı taşınmaz 1612.12 m2 yüzölçümü ile tarla niteliğinde,
… Köyü 128 ada 17 parsel sayılı taşınmaz 4299.93 m2 yüzölçümü ile zeytinlik niteliğinde,
… Köyü 129 ada 86 parsel sayılı taşınmaz 1437.26 m2 yüzölçümü ile zeytinlik niteliğinde belgesizden malik haneleri boş bırakılmak suretiyle tespit görmüş, Asliye Hukuk Mahkemesince dava görevsizlik kararı ile Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. Davanın devamı sırasında … Kadıköy 107 ada 27 parsel, … … Köyü 108 ada 18 parsel ve … … Köyü 120 ada 2 parsellerin taraflarla ilgisi olmadığı, kendilerine ait tarım alanı olduğu iddiası ile davaya katılmışlardır. Kadastro mahkemesince davanın kısmen kabulü ile çekişmeli … Köyü 108 ada 1, 109 ada 11, 116 ada 2, 118 ada 44, 111 ada 56, 128 ada 17 ve 129 ada 86 parsellerin payları oranında … mirasçıları; 108 ada 18 parselin katılan …, 120 ada 2 parselin katılan … mirasçıları, Kadıköy 107 ada 27 parselin katılan … adına tesciline karar verilmiş; bu karar Orman Yönetimi, Hazine ve davacı tarafından temyiz edilmiştir.
2009/18729-2010/1421
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu … Köyünde dava tarihinden önce 1993 yılında orman kadastrosu ve 3302 Sayılı Yasa ile değişik 2/B madde uygulamaları birlikte yapılmış; sonuçları 25/05/1994 tarihinde ilan edilerek kesinleşmiştir. Kadıköy Köyünde ise 1993 yılında yapılan çalışma 01/06/1994 tarihinde kesinleşmiştir.
Mahkemece yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya yeterli ve elverişli değildir. Şöyle ki; çekişmeli taşınmazların tamamının tarafların ortak miras bırakanı …’dan kaldığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık yoktur. Uyuşmazlık paylaşımın yapılıp yapılmadığı ve taşınmazların bir kısım mirasçılar tarafından üçüncü şahıslara yapılan satışların geçerli olup olmadığı konusunda toplanmaktadır. Olayda öncelikle çözümlenmesi gereken husus mirasın paylaşılıp paylaşılmadığıdır. Bu tür uyuşmazlıklarda paylaşımın yapıldığına dayanan taraf paylaşımın varlığını, yapıldığı tarihi, bütün paydaşların veya bunların yetkili temsilcilerinin paylaşıma katıldığını, paylaşımda her bir kişiye düşen paylar ile bunların akıbetini kanıtlamalıdır. 3402 Sayılı Yasanın 15 maddesi gereğince tapuda kayıtlı bulunmayan taşınmaz malların zilyetleri arasında taksim edildikleri belgelerle veya bilirkişi veyahut tanık beyanları ile kanıtlanabilir. Paylaşıma dayanan taraftan bu hususa ilişkin delilleri sorulmalı, paylaşım yapılmışsa paylaşım yapılmadığını ileri süren tarafa miras payı olarak ne verildiği, nereden yer aldığı, bu yerlerin halen kimin adına tespit edildiği araştırılmalı, gerektiğinde bunlara ait tespit tutanakları getirtilip incelenmeli ve … süre kullanımın paylaşımın karinesi olduğu düşünülmeli, paylaşımda eşitliğin zorunlu olmadığı da göz önünde tutulmalıdır. Mahkemece yapılan keşifler öncesinde hem davacı, hem de davalılar delil listesi bildirerek pek çok tanığın dinlenmesini istemişler oysa yapılan keşiflerde yerel bilirkişi ve bir tanık dinlenmiş, bu kişiler uyuşmazlığı çözüme götürebilecek şekilde kesin ve ayrıntılı bilgiler verememişlerdir. Yapılan yargılama sonucunda mahkeme paylaşımın kanıtlanmadığını kabul ederek çekişmeli taşınmazlardan … Köyü 108 ada 1, 109 ada 11, 116 ada 2, 118 ada 44, 111 ada 56, 128 ada 17 ve 129 ada 86 sayılı parsellerin ortak miras bırakan … mirasçıları adına tesciline karar verilmiş, diğer taraftan Kadıköy Köyü 107 ada 27, … Köyü 108 ada 18 ve 120 ada 2 sayılı parsellerin muris Fahri mirasçıları tarafından 3. şahıslara yapılan satışlarını geçerli sayarak bu parsellerin katılan gerçek kişiler adlarına tesciline karar verilmiştir. Paylaşımın yapılmamış olması halinde mirasçılardan bir tanesi tarafından mirasa dahil bir taşınmazın 3. şahıslara satışına geçerlilik tanınamaz.
3402 Sayılı Yasanın 15/2 maddesi ile “Taşınmaz mal tapuda kayıtlı olsun veya olmasın, onun ayrılması mümkün bir kısmının veya belirli bir payının, bu Kanunda zilyet lehine kabul edilen sebeplerle iktisabı caizdir. “ hükmü getirilmiş olup paylaşım olmadığı halde mirasçılardan bir tanesinin yaptığı satış işlemine geçerlilik tanınmasının şartı taşınmazın 3. kişiye satışından tespit tarihine kadar 20 yıllık süre ile yasada öngörülen biçimde zilyetliğin sürdürülmüş olmasıdır. Dinlenen yerel bilirkişi ve tanıklar ortak miras bırakan Fahri’nin ölümünden sonra 120 ada 2 parsel ile 108 ada 18 parsellerin oğlu olan …’e 107 ada 27 parselin ise …’e kaldığı; …’in 108 ada 18 parseli …, 120 ada 2 parseli … ’a; …’in ise 107 ada 27 parseli …’a, Ethem’in de …’a yaklaşık 30 sene önce satıp zilyetliğini devrettiğinden söz etmişlerse de muris …’ın 13/ 12/ 1971 tarihinde öldüğü dosya arasında bulunan 26/ 03/ 2001 tarih, 2001/ 31- 43 sayılı mirasçılık belgesinden anlaşılmaktadır. Ancak mirasın ölüm tarihinde paylaşılmış olması halinde 3. kişilerce sürdürülen zilyetliğin yeterli süreye ulaşması olasıdır. Oysa anlatımlardan 3. kişilerin zilyetliğinin kesin biçimde hangi tarihte ve nasıl meydana geldiği, ne kadar süre ile ne şekilde devam ettiği, bunun ekonomik amacına uygun ve kesintisiz olup olmadığı, tanıkların bilgi ve görgülerinin hangi eylemli olaylara dayandırıldığı anlaşılamamaktadır.
Asliye hukuk mahkemesince yapılan keşif sonucu alınan bilirkişi raporları hüküm kurmaya yeterli ve elverişli olmadığı halde, Kadastro mahkemesince tüm parsellerin başında keşif yapılarak hangi parselin dava dilekçesinin hangi bendinde … taşınmaz olduğu da açıklattırılarak fen, tarım ve orman bilirkişi tarafından tüm parseller ve çevrelerini gösterir biçimde irtibatlı bilirkişiden rapor alınmamış, yalnızca çekişmeli yerlerden katılan gerçek kişilerin hak iddia ettikleri inceleme konusu yapılmıştır. Kroki düzenlenmemiştir.
2009/18729-2010/1421
Bu nedenle; mahkemece, önceki bilirkişiler dışında halen … ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek bir mühendis ve bir harita mühendisinden veya olmadığı takdirde bir tapu fen memurundan oluşturulacak iki kişilik bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte 2 Eylül 1986 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 6831 Sayılı Orman Yasasına Göre Orman Kadastrosu ve Aynı Yasanın 2/B Maddesinin uygulanması Hakkındaki Yönetmeliğin 54. maddesi uyarınca hazırlanan Orman Kadastrosu Teknik İzahnamesinin 49. maddesinde … “orman sınır noktası ve hatların uygulanmasında tutanaklardan, orman kadastro haritasından, hava fotoğraflarından, varsa ölçü karnelerinden, nirengi, poligon, röper noktalarından yararlanılır. Sınırlama tutanakları ile orman kadastro haritaları arasında çekişme olduğunda ölçü değerleri ve tutanaktaki ifadeler arazinin durumuna göre incelenir, hangisi daha çok uyum gösteriyorsa ve gerçek duruma uygun ise o esas alınır.” hükmü ile 15.07.2004 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkında Yönetmeliğin “Teknik İşler” başlıklı Dokuzuncu Bölümde … esaslar göz önünde bulundurularak uygulama yapılmalı, yerel bilirkişi beyanlarına başvurularak yerinde bulunmayan orman sınır noktaları, bulunanlardan hareketle tutanak ve haritalarda … mevkii, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulama tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6-7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli, anlatılan yöntemle bulunan ilk orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulaması ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeği çevrilerek, çekişmeli taşınmazın orman kadastrosu aplikasyon ve 2/B madde haritalarına göre konumu genel kadastro paftası üzerinde, ayrı renkli kalemlerle gösterilip keşfi izleme olanağı sağlanmalı, aynı ya da yakın orman sınır hatlarında, dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilerek bilirkişilerden müşterek imzalı rapor ve kroki alınmalı, ilk orman kadastro harita ve tutanakları ile aplikasyon ve 2/B madde harita ve tutanaklarının uyumsuz olması halinde yukarıda … Yönetmelikler ile Teknik İzahnamelerde … tutanakların düzenlenmesine esas alınan hava fotoğrafı ve memleket haritası ile desteklenen ve gerçek duruma uygun düşen tutanaklara değer verileceği düşünülerek çekişmeli yerlerin orman sayılan yerlerden olup olmadığı araştırılmalıdır. Yapılacak uygulama sonucunda orman olmadıkları anlaşıldığı takdirde yukarıda açıklanan biçimde miras paylaşımı yapılıp yapılmadığı, yapılmamışsa katılanların zilyetliğinin 3402 Sayılı Yasanın 15/2 maddesindeki şartları taşıyıp taşımadığı titizlikle araştırılıp oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Kabule göre ise lehine hüküm kurulan katılanlar yönünden 3402 Sayılı Yasanın 14. maddesindeki kısıtlamaların araştırılmamış olması doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Orman Yönetimi, Hazine ve davacının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırınlara iadesine 09/02/2010 günü oybirliği ile karar verildi.