Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2009/18751 E. 2010/1222 K. 04.02.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/18751
KARAR NO : 2010/1222
KARAR TARİHİ : 04.02.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Hazine ve Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay 20.Hukuk Dairesinin 05.02.2006 gün ve 2006/14423-16924 sayılı bozma kararında; “Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir. Şöyle ki;
1) Mahkeme çekişmeli yerin mera niteliğinde olduğu ve meraların özel mülkiyete konu olamayacağı gerekçesi ile davayı reddetmiştir. Oysa, öncelikle mahkemenin yaptığı orman araştırması kanı uyandırıcı değildir. İki ayrı keşifte hazır bulunan orman bilirkişileri çekişmeli taşınmazın resmi belgelerde açık alanda göründüğünü, öncesi itibariyle orman sayılan yerlerden olmadığını açıklayarak memleket haritası ve amenajman planını taşınmaza aplike ettiklerini ve böylece konumunu saptadıklarını bildirmiş olmalarına karşın taşınmazın konumu bu haritalar üzerinde basit kroki çizilerek gösterilmiştir. Yörede kadastro çalışmalarına esas olmak üzere pafta altlığı düzenlenip düzenlenmediği araştırılarak, varsa; bunun ölçeği ile yöreye ait en eski tarihli ve orjinal renkli memleket haritasının ölçekleri denkleştirilip birbiri üzerine aplike edilerek konumu saptanmamış, bunu gösterir harita rapora eklenmemiştir. Bu yolda bilirkişilerden ortak bir ek rapor alınmadığından raporlar denetlenememektedir.
2) Mahkemenin mera araştırması da yeterli değildir. Yerel bilirkişiler taşınmazın mera olduğundan söz etmemişlerdir. Bu konuda karara dayanak yapılan tarım uzmanı bilirkişi raporu da daha önceki keşifte hazır bulunan tarım uzmanının raporu ile çelişmektedir. Bundan ayrı, dosyadaki bilgi ve belgelerden arazinin değişik bölümlerinin toprak yapısı itibariyla değişik özellikler taşıdıkları sonucu çıkmaktadır. Ancak, bunlar ayrı ayrı incelenip değerlendirilmemiş, özellikleri, benzerlik ve farklılıkları net bir biçimde ortaya konmamış, bilirkişilerin beyanları arasındaki çelişkiler giderilmemiştir.
Bu nedenle; öncelikle, orman mühendisi bilirkişilerden yukarıda açıklanan biçimde ek rapor alınıp taşınmazın orman olup olmadığı konusundaki duraksama ortadan kaldırılmalıdır.
Yukarıda değinilen yöntemle yapılacak araştırma sonucu taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu saptandığı takdirde, Hazineye karşı gerçek kişinin zilyetlik yolu ile kazanma koşullarının varlığını kanıtlaması gerekir. Bu sebeple, yeniden yapılacak keşifte, davacının varsa zilyetlik tanıkları taşınmaz başında dinlenip, zilyetliğin nasıl ve ne zaman başladığı; kaç yıl süre ile ne şekilde devam ettiği sorulup, yeterli ve kesin yanıtlar alınmalıdır.
2009/18751 – 2010/1222
Ayrıca, bu taşınmaz tapulama dışı bırakıldığına göre, tapulama paftası ile komşu parsellerin tümünün tutanak ve dayanakları getirtilip uygulanarak, ne sebeple tapulama dışı kaldığı araştırılıp, komşu parsel tutanak ve dayanaklarının, bu taşınmazı sınır olarak nasıl nitelendirdikleri ve zilyetlik yolu ile kazanılabilecek yerlerden olup olmadığı belirlenmelidir.
Toprak bilgisine sahip tarım uzman bilirkişi görevlendirilip, taşınmazdan muhtelif toprak numuneleri alınıp, ilgili kurumda incelettirilip, tarım toprağı olup olmadığı ve tarım toprağı ise, kaç yıldır, ne şekilde kullanıldığı saptanıp; bu yolda, bilimsel verilere dayalı kapsamlı rapor düzenlettirilmelidir. Kamulaştırma alanı içinde kalan taşınmaz bölümünün zilyetlik yolu ile kazanılamayacağı düşünülmelidir.
3402 Sayılı Yasanın 14. maddesindeki kısıtlamalar nedeniyle davacının zilyetlik yolu ile kazandığı toprak bulunup bulunmadığı; varsa, cinsi ve miktarı Tapu Sicil ve Kadastro Müdürlüklerinden ayrı ayrı araştırılıp, başka tescil davası olup olmadığı da Mahkeme Yazı İşleri Müdürlüğünden sorulmalı, anılan maddede vurgulanan miktarların aşılıp aşılmadığı saptanması” gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozmaya uyulduktan sonra, davacı yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 11.07.2007 tarihli fen bilirkişi krokisinde sınırları belirtilen taşınmazın davacı adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm Hazine ve Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medeni Yasanın 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tescili istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce orman kadastrosu ve genel arazi kadastrosu yapılmamıştır.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının Orman Yönetimine yükletilmesine, Hazineden harç alınmasına yer olmadığına 04/02/2010 gününde oybirliği ile karar verildi.