Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2009/18761 E. 2010/1056 K. 02.02.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/18761
KARAR NO : 2010/1056
KARAR TARİHİ : 02.02.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar Hazine ve Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R
Davacı, 27.03.2003 tarihli dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği Türkler Beldesinde bulunan iki parça taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşamı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararına oluştuğunu iddia ederek, Medeni Yasanın 713. maddesi hükmüne göre adına tescilini istemiştir. Mahkemece 21.05.2007 tarihli krokide (A)=25795 m2, (B)=11982 m2 ve (C)=1067 m2 ile işaretli taşınmazların orman sayılan yer olmadığı ve zilyetlik koşullarının davacı lehine gerçekleştiği belirlenerek, davacı adına tapuya tesciline, (D)=172 m2 işaretli yer kadastro mahkemesinin 1958/268 sayılı kararıyla 43 sayılı parsel içinde kaldığından davanın reddine karar verilmiş, hüküm Hazine ve Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medeni Yasanın 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazların tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde 1987 yılında kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B uygulaması vardır. Genel arazi kadastrosu işlemi 1957 yılında kesinleşmiş, çekişmeli taşınmazlar bu çalışmada çalılık olarak tespit harici bırakılmıştır.
Mahkemece 2004 ve 2007 yıllarında yapılan iki ayrı keşif sonunda uzman bilirkişi … Mert ve daha sonra da … Sönmez ve arkadaşları tarafından hazırlan raporlarda “çekişmeli taşınmazların eğiminin % 12 civarında iken teraslama sonucu düşürüldüğü, 1958 ve 1963 tarihli resmi belge niteliğindeki Memleket Haritasında açık renkli alanda kaldığı, 1987 yılında yapılan orman kadastrosunda, öncesi orman olduğu, ancak 31.12.1981 tarihinden evvel orman niteliğini kaybettiği gerekçesiyle P.VI poligon numarası verilerek Hazine adına orman rejimi dışına çıkartılmışsa da Alanya Gezici Arazi Kadastro Mahkemesinin 1957/183-1958/517 sayılı kararı ile orman sayılması nedeniyle sözü edilen mahkeme kararı uygulanarak tekrar orman sınırı içine alınarak “Karatepe Devlet Ormanı” ismiyle sınırlandırıldığı, bu yer hakkında ormanı açma suçundan Sulh Ceza Mahkemesinin mahkumiyet kararları bulunduğu, taşınmazın ağaçlandırma sahası olarak ayrıldığı belirtilmişse de ağaçlandırma yapılmadığı, fiilen orman olmadığı”nın bildirilmesi nedeniyle mahkemece bilirkişilerin bu yorumları esas alınarak hüküm kurulmuştur.
2009/18761-2010/1056
Mahkemece bilirkişi raporlarında sözü edilen Gezici Arazi Kadastro Mahkemesinin 1957/183 sayılı kararı ile Sulh Ceza Mahkemesi kararları getirtilip uygulanmamışsa da dosyada bulunan orman kadastro harita ve tutanaklarından çekişmeli taşınmazların devlet ormanı olarak sınırlandırıldığı, davacının bu sınırlandırmaya karşı süresinde itiraz yoluna başvurmaması nedeniyle orman kadastrosunun kesinleştiği açıktır ve bu durum mahkemenin de kabulünde olduğu ve 6831 Sayılı Yasanın 11/1. Maddesinde … hak düşürücü süreler çoktan geçtiği ve kesinleşen orman kadastrosu sınırını değiştirmeye hiç bir merci ve makamın yetkisi bulunmadığı halde, bilirkişilerin “taşınmazların fiilen orman olmadığı, tarım arazisi olduğu, çekişmeli taşınmazın sınırında bulunan bir kısım yerlerin Orman Yönetimince ağaçlandırılarak tel örgü içine alındığı, ancak davaya konu yerin tel örgülü sınırının dışında bırakıldığı” konusundaki hukuki olmayan görüşlerine dayanılarak hüküm kurulmuştur.
Orman kadastrosunun yapılıp kesinleştiği yerlerde bir taşınmazın orman olup olmadığı ve hukuki durumu kesinleşen orman kadastro harita ve tutanaklarının zemine uygulanması ile belirlenir. Bu olgu dışında taşınmazın fiili durumundan hareketle ve yoruma dayalı değerlendirmeler yapılarak taşınmazın orman sayılan yer olmadığı kabul edilemez.
O halde; gerçek kişinin davasının tamamen reddine karar verilmesi gerekirken, delillerin yanlış değerlendirilmesi sonucu … şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalılar Hazine ve Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde Orman Yönetimine iadesine 02.02.2010 günü oybirliği ile karar verildi.