YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/19116
KARAR NO : 2010/1782
KARAR TARİHİ : 16.02.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılardan Milli Savunma Bakanlığına izafeten … A.Ş. tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı … YÖNETİMİ, …, … Mevkii 138 parsel sayılı taşınmazın kısmen 1940 yılında yapılan 3116 sayılı yasa hükümlerine yapılan Orman kadastro sınırları içinde kaldığını ,ancak daha sonra 1967 yılında yapılan arazi kadastrosu sırasında Orman sınırı içinde olduğu halde özel mülk olarak kişiler adına tescil edildiğini ileri sürerek ,kesinleşen orman kadastro sınırı içinde kalan kısmının tapu kaydının iptali ile orman niteliğinde hazine adına tescili ve el atmanın önlenmesi istemiyle dava açmıştır.
Mahkemece davanın KABULÜNE, … 138 parsel sayılı taşınmazın Teknik Bilirkişi …’in 12/06/2008 tarihli krokili raporunda (B) ile gösterilen 890 m2 ve (C) ile gösterilen 4370 m2 yüzölçümündeki bölümlerinin 138 parselden ayrılarak Orman niteliği ile HAZİNE ADINA TESCİLİNE, bu taşınmazlara davalıların EL ATMALARININ ÖNLENMESİNE, bu bölümdeki Kamulaştırma şerhi ve İpotek şerhinin KALDIRILMASINA karar verilmiş, hüküm davalılardan Milli Savunma Bakanlığına izafeten … A.Ş. tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kesinleşen orman kadastrosuna dayalı tapu iptali ve tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1939 yılında 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan ve kesinleşen orman kadastrosunda dava konusu 138 parsel sayılı taşınmazın Teknik Bilirkişi …’in 12/06/2008 tarihli krokili raporunda (B) ile gösterilen 890 m2 ve (C) ile gösterilen 4370 m2 yüzölçümündeki bölümleri orman sınırları içinde bırakılmış,1967 yılında yapılan arazi kadastrosunda ise taşınmazın, daha önce yapılan orman kadastrosu sınırları içinde olduğu gözönünde bulundurulmadan, hata sonucu ikinci kere kadastrosu yapılarak kişiler adlarına özel mülk olarak tesbit ve yolsuz olarak tescil edilmiştir.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve uzman orman ve fen bilirkişiler tarafından kesinleşen orman kadastrosuna ait harita ve tutanaklar ile arazi kadastrosu paftasının uygulanması sonucu dava konusu taşınmazın 1939 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kaldığı, taşınmaz daha önce yapılan orman kadastrosunun sınırları içinde olduğu halde, arazi kadastro ekiplerinin bu durumu gözönünde bulundurmadan, hata ile ikinci kere kadastrosunu yapıp yolsuz olarak sicil oluşturulmuşsa da, 766 Sayılı Yasanın 46/2 ve
2009/19116-2010/1782
3402 Sayılı Yasanın 22/1. maddeleri gereğince ikinci kadastronun yolsuz (T.M.Y.nın 1025. md.) ve bütün sonuçlarıyla hükümsüz olması nedeniyle malikine mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve T.M.Y.nın 1026 (E.M.Y.nın 934. İsviçre 976) maddesi gereğince sicilin hiç bir süreye bağlı kalmadan her zaman iptal edileceği, somut olayda 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanama olanağının da bulunmadığı, baştan beri yolsuz tescil niteliğinde oluşturulan sicil kaydının, davalıya hiç bir zaman mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve başlangıcından itibaren yolsuz ve geçersiz olan tapu kaydının iptaline ilişkin mahkeme kararının yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (izhari), başka bir anlatımla; sicilin oluştuğu tarihden itibaren mülkiyet hakkının doğmadığını, sicilin yolsuz ve geçersiz olduğunu belirleyen bir hüküm olduğu, bu tür kayıtlarda T.M.Y.’nın 1023 (E.M.Y.931 İsviçre M.Y.974) maddesindeki “iyi niyetle edinme” kuralının da uygulanamayacağı, belirlenerek davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Ancak, hüküm yerinde tapu kaydının iptaline karar verilmeyip orman niteliğindeki bölümlerin davaya konu 138 parseldin ayrılmasına karar verilmiş olması, kararın infazı sırasında sorun oluşturabileceği nedeniyle doğru değil ise de , bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu sebeple, hüküm fıkrasının birinci bendi tamamen hükümden çıkarılarak; bunun yerine, “1-) davanın KABULÜNE, …, 138 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptaline,teknik Bilirkişi …’in 12/06/2008 tarihli krokili raporunda 138 parsel sayılı taşınmazın, B ile gösterilen 890 m2 ve C ile gösterilen 4370 m2 yüzölçümündeki bölümlerinin ORMAN NİTELİĞİ İLE HAZİNE ADINA TESCİLİNE, bu taşınmazlara davalıların EL ATMALARININ ÖNLENMESİNE,bu bölümdeki Kamulaştırma şerhi ve İpotek şerhinin KALDIRILMASINA, 138 parsel sayılı taşınmazın geri kalan bölümünün tapu malikleri üzerinde bırakılmasına” cümlesinin yazılması suretiyle düzeltilmesine ve hükmün H.Y.U.Y.’nın 438/7. maddesine göre bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının İstek Servis Eğitim Oto Kiralama A.Ş.’ye yükletilmesine, Milli Savunma Bakanlığından harç alınmasına yer olmadığına 16.02.2010 günü oybirliğiyle karar verildi.