YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/19420
KARAR NO : 2010/1436
KARAR TARİHİ : 09.02.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki TAPU İPTALİ VE TESCİL davasının yapılan yargılaması sonunda kurulan 21/4/2009 günlü hükmün,davalılar HAZİNE ve ORMAN YÖNETİMİ tarafından temyiz edilmesi ve Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından temyize cevap dilekçesi ile istenilmekle, tayin olunan 09/02/2010 günü için yapılan tebligat üzerine, temyiz eden Hazine vekili Avukat … ve Orman Yönetimi vekili Avukat … geldi,başka gelen olmadı, açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Daha sonra dosya içindeki tüm belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı … Köyünde orman niteliği ile Hazine adına tapuda kayıtlı olan 123 ada 29 sayılı parselin bir bölümünün miras bırakanı Şakir Aksoy adına kayıtlı 1937 tarih 199 numaralı vergi kaydı kapsamında olduğunu, taşınmazın malik sıfatıyla zilyedi olan Şakir Aksoy’un çocuksuz ölümü ile taşınmazın tek mirasçısı ve evlatlığı olan kendisine kaldığını, kadastro sırasında taşınmaz başında bulunamadığı için adına tespit edilmediğini, her ne kadar davaya konu yerde kadastrodan sonra baraj yapılmış ise de çekişmeli taşınmazın mevki ve sınırlarının belli olduğunu ileri sürerek, tapu kaydının iptali ile adına tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece davanın KISMEN KABUL, KISMEN REDDİNE, … Köyü, Köyüstü Mevkii’nde bulunan 123 ada 29 parsel sayılı taşınmazın, bilirkişi Oktay … tarafından düzenlenen 25.02.2009 tarihli krokisinde (B1) ile işaretli 11.055,64 m2 ve B2 ile işaretli 1.934,13 m2 yüzölçümündeki bölümlerinin tapusunun iptali ile davacı adına tesciline, Bilirkişi Oktay … tarafından düzenlenen 25.02.2009 tarihli krokinin kararın eki sayılmasına, karar verilmiş, hüküm davalı Hazine ve Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir
Dava, orman nitelikli taşınmazın tapu kaydının iptali ve tescile ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde genel arazi kadastrosu işlemi 1996 yılında yılında yapılmış, davaya konu yer 3402 Sayılı Yasanın 4. maddesi hükmüne göre yapılan orman kadastrosunda orman niteliği ile Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmişse de 10.10.1987 tarihinde yürürlüğe giren 3402 Sayılı Yasanın 4/3. maddesi; “çalışma alanında orman bulunması ve 6831 sayılı Orman Kanununa göre orman kadastrosuna başlanılmamış olması halinde, orman kadastrosu ve bu ormanların içinde ve bitişiğinde her çeşit taşınmaz malların ormanlarla müşterek sınırlarının tayini ve tespiti kadastro ekibi tarafından yapılır ve bu durum ekip tarafından iki ay önce Orman Genel müdürlüğüne bildirilir. Buna karşılık iki ay içinde kadastro komisyonlarınca orman sınırlarının belirlenmemesi halinde kadastro çalışma alanı sınırları kadastro ekiplerince belirlenir ve çalışmalar bu kanun hükümlerine göre yürütülür. Kadastro ekiplerince bu şekilde tespit ve ilan edilen yerlerde orman kadastro işlemleri de ikmal edilmiş sayılır. Orman kadastrosu kesinleşmiş yerlerde bu sınırlara aynen uyulur.” şeklinde iken
2009/19420-2010/1436
22.02.2005 gün 5304 Sayılı Yasa üçüncü fıkrası değiştirilmiş ve aynı maddeye 4-5-6 ıncı fıkralar eklenmiştir. Bu değişiklikte 3. fıkra “çalışma alanında orman bulunması ve 6831 Sayılı Orman Yasasına göre orman kadastrosuna başlanılmamış olması halinde orman kadastrosu ve bu ormanların içinde ve bitişiğinde her çeşit taşınmaz malların ormanlarla müşterek sınırlarının tayini ve tesbiti kadastro ekibi tarafından yapılır. Ancak; bu çalışmalarda kadastro ekibine Orman Genel Müdürlüğü taşra teşkilatınca görevlendirilecek en az bir orman yüksek mühendisi veya ziraat mühendisinin bildirimden itibaren 7 gün içinde iştirak ettirilmesi zorunludur.bu çalışmalara muhtar ve bilirkişilerin katılmaması halinde çalışmalar re’sen devam ettirilir.” şeklini almış, eklenen 5. fıkra ise “çalışma alanındaki ormanların bu ekipçe sınırlandırılma ve tesbitleri yapılarak otuz günlük kısmi ilana alınır. Bu alanlarda orman kadastrosu yapılmış sayılır” şeklindedir.
Yasanın getirdiği bu yeni düzenlemeler ışığında somut olaya bakıldığında; dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde 3402 Sayılı Yasanın 4. maddesi uyarınca orman kadastro çalışmalarının yapıldığı, kadastro ekiplerince dava konusu parselin orman niteliğiyle Hazine adına tespit ve tescil edildiği ve KAMU malı niteliğini kazandığı, 3402 Sayılı Yasanın 16/D maddesi hükmüne göre “Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ormanlar, bu yasada hüküm bulunmayan hallerde, özel yasaları hükümlerine tabi olduğu”nun belirtildiği, bu nedenle ormanlar hakkında özel yasa olan 6831 Sayılı Yasa hükümlerinin uygulanması gerektiği ve 6831 Sayılı Yasanın 11/1. maddesinde de orman kadastrosunun kesinleşmesinden sonra tapulu taşınmazlarda tapu sahiplerinin 10 yıllık hak düşürücü süre içinde dava açabilecekleri hükmü bulunduğu ve davacının da tapu kaydına dayanmadığı ayrıca, çekişmeli taşınmazın Erfelek … Baraj İnşaatının sahasında bulunduğu, üzerine barajın gövdesinin yapıldığı, tahmini yüksekliğin 60-70 metre civarında olduğundan taşınmazın zemininin görülemediği, mahkemece davaya konu yerde yapılan birinci keşifte dinlenen jeolog bilirkişi raporunda,davaya konu taşınmazın bulunduğu yerde Erfelek Çayının eğimin düşmesine bağlı olarak menderesli olarak aktığı ve sürekli mecra değiştirdiği, Erfelek Çayının beslenme havzasının büyük olması, … yatağında taşınarak gelen kartiküllerin büyüklüğü de dikkate alındığında, tamamen feyyazan altında olduğu ve düzenli kullanılabilecek türden bir saha olmadığını belirttiği,zirai bilirkişisinin ise,dava konusu yerin taşlı ve eğimi yüksek yerlerden olduğu, … yatağının yıllar itibariyle yer değiştirmesi ve eğimi yüksek arazilerde tarım yapılması mümkün olmadığı sebebiyle tarım arazisi olmadığını belirttiği,ikinci keşifte dinlenen jeofizik mühendisi raporunda da, Erfelek Barajının dolu savahından taşan suyun debisine bağlı olarak dava konusu arazinin üzerinde akan suyun vadi tabanındaki akış yeri yayılımı, mevsimsel şartlara ve yağış rejimine dayalı olarak sürekli değişiklik gösterdiği, bu nedenle söz konusu araziyi oluşturan muhtelif boyutlarda derecelenmiş, ince, iri taneli, kum çakıl, kum taşları, çakıl taşları ve alüvyon birikiminin sürekli fezeyan altında olduğu, düzenli kullanıma sahip olmadığını bildirdiği keza zirai bilirkişinin de … yatağının zaman zaman taşması nedeniyle ancak taşmadan etkilenmeyecek düzlük alanında tarımsal üretim yapılabileceğini belirttiği, her iki keşifte dinlenen orman bilirkişinin benzer raporunda taşınmazın eski tarihli memleket haritasında açık alanda kalan orman sayılmayan yerlerden olduğu belirttiği,orman bilirkişiden son kez alınan ek raporda ise,önceki raporlarda taşınmazın eski tarihli memleket haritasındaki konumunun hatalı işaretlendiği,aslında, davaya konu taşınmazın eski tarihli memleket haritasında ve hava fotoğrafında taşınmazın krokide (A) ile işaretli 5.081,23 m2 yüzölçümündeki bölümünün orman sayılan yerler içerisinde kaldığını, krokideki 11.055,64 ve 1.934,13 m2 yüzölçümündeki bölümlerinin de orman sayılmayan alanda kaldığını, çevresindeki taşınmazların kısmen kuzey, kısmen güney yönlerden orman, diğer yönlerden ise orman niteliğinde olmayan yerler olarak göründüğünü belirttiği, taşınmazın bilirkişiler tarafından tanımlanan bu niteliklerine göre, öncesinin ve şimdiki durumunun tarım yapılmaya elverişli olmayan kısmen orman ve kısmen de orman bütünlüğünde ve erfelek çayının etki alanı içindeki taşınmaz olup, üzerinde ekonomik amacına uygun ve tarımsal üretimin yapılamayacağının anlaşıldığı,bu hali ile 3402 Sayılı Kadastro kanununun 14 ve 17.maddesine göre imar ve ihyaya dayalı zilyetlikle kazanma şartlarının davacılar yararına oluştuğunun kabul edilemeyeceği nedenleriyle, davanın reddine karar verilmesi gerekirken,
2009/19420-2010/1436
… biçimde özel mülkiyete konu olacak biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Kabule göre de bir an için davacı yararına zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu kabul edilse bile çekişmeli taşınmazın Erfelek … Baraj İnşaatının sahasında bulunduğu, üzerine barajın gövdesinin yapıldığı, tahmini yüksekliğin 60-70 metre civarında olduğundan taşınmazın zemininin görülemediği ve baraj suyu altında kaldığı anlaşıldığından iptal ve tescil kararı verilemeyip ancak mülkiyetin tespitine karar verilebileceği hususunun dahi gözetilmemiş olması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ:Yukarda açıklandığı üzere, davalı Oman Yönetimi ve Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA ve yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 750.00.-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak, davalı … Yönetimi ve Hazineye ayrı ayrı verilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde Orman Yönetimine iadesine 09/02/2010 günü oybirliğiyle karar verildi.