YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/19554
KARAR NO : 2010/2874
KARAR TARİHİ : 09.03.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … Yönetimi ve davalı … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı … Yönetimi, 1976 yılında yapılan genel kadastro sırasında orman olarak tesbit harici bırakılan ancak daha sonra yörede yapılan ve 20/02/2002 – 20/08/2002 tarihleri arasında ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosunda orman sınırları içinde kalan 240 ada 5 sayılı parselin tapu kaydının iptali ile Hazine adına tescilini istemiştir. Mahkemece dava konusu 240 ada 5 parselin geldisi olan 1494 sayılı parseli Orman Yönetiminin taraf olduğu, … 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1984/181-1990/362 sayılı tescil ilamının kesinleşmesi sonucu … Karabel adına tapuya tescil edildiğinden tescil ilamı krokisi kapsamı içinde kalan kısma yönelik davanın kesin hüküm nedeniyle reddine, tescil krokisi kapsamı dışında kalan ve 02.06.2009 tarihli … bilirkişi krokisinde (A)=271.82 m2 ve (B)=20.15 m2’lik kısımların tapu kaydının iptali ile orman niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı … Yönetimi ve davalı … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kalan taşınmazın tapusunun iptali ile tescile ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 20.02.2002-20.08.2002 tarihleri arasında ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır.
1) Dava konusu 240 ada 5 sayılı parselin 02/06/2009 günlü … bilirkişi krokisinde (A) ve (B) ile işaretli bölümlerinin kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kaldığı belirlenerek bu bölümlere ilişkin tapu kaydının iptaline karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığına göre davalı …’ün bu bölümlere yönelik temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2) Davacı … Yönetiminin taşınmazın diğer bölümlerine yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Davalının kesin hüküm def’isinde bulunması orman kadastrosunun iptaline yönelik bir dava olarak kabul edilemez. Yapılan keşif ve uygulamada, çekişmeli parselin bir bölümünün … 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin tescil kararı ile davalının bayii … Karabel adına tescil edilmesinden sonra yörede yapılan ve 2002 yılında kesinleşen orman kadastro sınırı içine alınmış ve hak sahiplerinin bu işleme karşı, belirtilen mahkeme kararına dayanarak hak düşürücü süreler içerisinde yetkili ve görevli mahkemede bir dava açmadıklarından orman kadastrosu kesinleşmiştir. H.G.K.nun 20/03/1996 gün ve 1995/20-1086 – 174 sayılı kararında da belirtildiği gibi, kesin hükmün varlığının tahdidin kendiliğinden geçersiz olması sonucunu doğurmaz. Yanlışlığın süresinde açılacak bir dava ile düzeltilmesi gerekir. Hak düşürücü süre kesin hükümden önce gelir. Hak düşürücü süre nedeniyle davanın esasına girilemeyeceğinden, kesinleşen orman kadastrosu davacıyı ve bu yeri kendisine satan kişiyi bağlar. Bu aşamada daha önce mevcut olan kesin hüküm sonradan kesinleşen orman kadastrosu karşısında incelenemez. Orman kadastro sınırları içinde kalan taşınmazı devir ve satın alanlar T.M.Y.’nın 1023. (M.Y.931) maddesindeki iyiniyetle edinme koşullarından da yararlanamaz. Satın alan kişi bu yeri kendisine satan kişilerden sebepsiz zenginleşme kurallarına göre satış bedeli geri olabilir. Bu ilkeler gözönünde bulundurularak, kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kalan taşınmazın tapu kaydının iptali ile Hazine adına tesciline karar verilmelidir.
SONUÇ: 1) Yukarıda 1. bentde çıklanan nedenlerle; davalı …’ün temyiz itirazlarının reddine,
2) Yukarıda 2. Bentde açıklanan nedenlerle; davacı … Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 09.03.2010 günü oybirliği ile karar verildi.