YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/19714
KARAR NO : 2009/19994
KARAR TARİHİ : 30.12.2009
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu kayıt ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … Yönetimi ve Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı … 09.11.2001 tarihli dilekçesiyle, … Köyü Çatboğazı mevkiinde sınırlarını tarif ettiği, dava dışı 308 ve 1145 sayılı parsellere sınır olan 12 dönüm yüzölçümündeki taşınmazın, eskiden beri … alanı olduğunu, babası tarafından 60 – 70 yıldır zilyet edilirken kendisine bağışlandığını, dava dışı 1145 ve 309 parsellerde pay sahibi olduğunu bu parsellerle birlikte kullandığını, taşınmazın genel kadastroda tapulama dışı bırakıldığını, önceki zilyeti ile birlikte yararına kazandırıcı zamanaşımı yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğunu, adına tapuya tescilini istemiş, davalı Hazine taşınmazın Hazine adına tescilini istemiştir. Çekişmeli taşınmazın … bilirkişi Cemali … tarafından düzenlenen krokide (Ç2) ile gösterilen 379, (D2) ile gösterilen 450 m2 bölümleri 308 sayılı parsel içinde kaldığından bu bölümlere ilişkin davanın husumetten REDDİNE, aynı bilirkişi krokisinde (A), (C), (Ç), (D), (B2), (E), (F) ve (G) ile gösterilen bölümlere ilişkin açılan davanın sabit görülmediğinden REDDİNE, aynı bilirkişi krokisinde A ile gösterilen 423 m2, (C) ile gösterilen 212 m2, (Ç1) ile gösterilen 532 m2, (D1) ile gösterilen 64 m2 olmak üzere toplam 1231 m2 bölümün tarla olarak Hazine adına tapuya tesciline ayın krokide (E) ile gösterilen 1024 m2, (F) ile gösterilen 846 m2, (G) ile gösterilen 2591 m2 olmak toplam 4461 m2 bölümün Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, (B) ile gösterilen 688 m2 bölümü özel mülkiyete konu yerlerden olmadığından bu yerin Hazine adına tescil talebinin REDDİNE karar verilmiş, hüküm davacı tarafından taşınmazın tamamına, Orman Yönetimi tarafından taşınmazın tamamının orman sayılan yerlerden olduğu ve adına tescili, Hazine tarafından ise (B) ile gösterilen 688 m2 bölümünün de Hazine adına tescili gerektiği ileri sürelerek temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, arazi kadastrosunda tapulama harici bırakılan taşınmazın, imar ihya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle, Medeni Yasanın 713. maddesi gereği tapuya kayıt ve tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 3116 Sayılı Yasaya göre 1941 yılında yapılıp kesinleşen orman tahdidi bulunmaktadır. Daha sonra 1977 yılında yapılıp, ekip çalışmaları 08.11.1977 tarihinde, komisyonun itirazları incelemeye ilişkin çalışmalar 31.01.1979 tarihinde ilan edilerek kesinleşen 1744 Sayılı Yasanın 2. madde uygulaması, 1988 yılında yapılıp 15.06.1989 tarihinde ilan edilerek dava tarihinden önce kesinleşen aplikasyon, orman kadastrosu yapılmamış yerlerin kadastrosu ve 3302 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması vardır.
… Köyünde genel kadastro 1955 yılında yapılıp, sonuçları 30.12.1955 ila 30.01.1956 tarihleri arasında ilan edilmiş, çekişmeli taşınmaz bu işlemde orman niteliğiyle tapulama dışı bırakılmış, 1989 yılında 3402 Sayılı Yasanın 22/2 maddesi gereğince yapılan kadastroda da yine orman olarak Kadastro dışı bırakılmıştır.
Mahkemece yapılan inceleme sonucunda çekişmeli taşınmazın imar ihyasının tamamlanmadığı, devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunun, … bilirkişi krokisinde Ç2 ile gösterilen 379 m2 bölümünün ve D2 ile gösterilen 450 m2 bölümünün tapuda gerçek kişiler adına kayıtlı olan 308 sayılı parsel içinde kaldığı, 688 m2 bölümünün özel mülkiyete konu yerlerden olmadığının belirlendiği gerekçesiyle, diğer bölümlerin niteliği belirtilmeden Hazine adına tesciline karar verilmişse de,
Yörede 1953 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sonucunda düzenlenen ve bir örneği dava dosyasına getirtilen orijinalinden fotokopisi çıkarılmış kadastro pafta örneğinden, çekişmeli taşınmazın bulunduğu alanın, Devlet Ormanı niteliğiyle tespit harici bırakıldığı, genel kadastroda gerçek kişiler adına tesbiti kesinleşen 308 sayılı parselin, Orman Yönetimin açtığı tapu iptal tescil davasının kabulüne ilişkin … Asliye 4. Hukuk Mahkemesinin 09.11.2007 gün ve 2005/444-409, yine tesbiti gerçek kişi adına kesinleşen 309 sayılı parselden müfrez 1145 sayılı parsel için de aynı mahkemenin 09.11.2007 gün ve 2005/447-410 sayılı parselin orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline ilişkin kararları ile orman olarak tapuya tescili edildiği, çekişmeli 310 sayılı parselin ise Gezici Arazi Kadastro Mahkemesinin 05.04.1962 gün ve 1962/1127-89 sayılı kararı ile orman niteliğiyle tapulama dışı bırakıldığı çekişmeli taşınmazın da 308 ve 1145 sayılı parsellerin arasında şerit halinde uzanan dar alanlar olduğu anlaşılmaktadır.
3402 Sayılı Kadastro Yasasının uygulanmaya başladığı 10/10/1987 tarihten önce 2613, 5602 ve 766 sayılı Yasaların hükümlerine göre, kadastrosu yapılacağı ilan edilen ve önceden sınırları belirlenen çalışma alanları içerisindeki ormanlar tesbit dışı bırakılmışlardır. Bir diğer anlatımla; arazi kadastrosu ekipleri ormanların kadastrosunu yapmamış, ancak bölgede daha önce orman kadastrosu yapılıp kesinleşen ve tapuya tescil edilen ormanlara ait kayıtlar, o birliğin çalışma alanının tapu kütüğüne aktarılmıştır (766 Sayılı Yasanın madde 46/3). Bölgede orman kadastrosu yapılmamışsa, arazi kadastrosunun yapılacağı bölgedeki, ormanların sınırlandırılması Orman İdaresinden istenmiş, İdarenin orman sınırlarını belirlemesinden sonra arazi kadastro ekipleri bu sınırlamayı esas almak suretiyle, belirlenen orman sınırına girmeden arazi kadastro çalışmalarını yürütmüşlerdir. Bu uygulama, 3402 Sayılı Kadastro Yasasının yürürlüğe girdiği 10/10/1987 tarihine kadar sürdürülmüş, 3402 Sayılı Yasanın yürürlüğünden sonra ise anılan Yasanın 4. maddesi gereğince işlem yapılmıştır. Her olaya olayın meydana geldiği tarihte yürürlükte bulunan yasa hükümlerinin uygulanması gerekir. Bu nedenle; somut olayın 5602 Sayılı Yasa hükümleri gereğince irdelemesi yapılıp uyuşmazlığın buna göre çözümlenmesi zorunludur.
1955 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sırasında davaya konu arazi bölümlerinin tesbit dışı bırakıldığı, çekişmeli taşınmazın bitişiğindeki ya da yakınındaki arazi bölümünün ise söz edildiği hükmen orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tescil edildiği anlaşılmaktadır.
Bu yerde orman kadastrosu yapılmamıştır. 1941 yılında yapılan orman kadastrosu sırasında davaya konu taşınmazın da içerisinde yer aldığı arazinin orman tahdit hattı dışında kaldığı, daha sonra yörede 1977 ve 1988 yıllarında aplikasyon yapıldığı, 1988 yılında Orman kadastro komisyonuna bu yetki verilmişse de, … bir orman sınırlandırmasının yapılmadığı belirlenmiştir. Arazinin konumu ve davalı taşınmaz ile orman arasında ayırıcı bir unsurun olmayışı ve arazi kadastrosunun yapıldığı yıllardaki kadastro ekiplerinin ormanlarla ilgili yukarıda anlatılan çalışma yöntemleri gözönünde bulundurulduğunda, davaya konu taşınmazların yer aldığı arazi bölümünün de orman olarak tesbit dışı bırakıldığının kabulü zorunlu bulunmaktadır. Her ne kadar bilirkişi ve tanıklar taşınmazın öncesinin orman olmadığını, üzerinde imar- ihyayı gerektirecek nitelikte maki veya benzeri bitki örtüsünün bulunmadığını, taşınmazların davacı tarafından 30 – 40 yıldır kullanıldığını ifade etmişlerse de, kadastro işlemi olan tesbit dışı bırakma işlemine, araziye ve eylemli duruma uygun düşmeyen bilirkişi ve tanık sözlerine değer verilemez. Mevcut deliller karşısında taşınmazın öncesinin orman olmadığı, bunu iddia eden tarafça maddi ve kesin delillerle kanıtlanması gerekir. Davacı taraf, taşınmazın öncesinin orman olmadığını kesin delillerle kanıtlayamamıştır. 6831 Sayılı Orman Yasasının 1. maddesi gereğince, “Tabii olarak yetişen veya emekle yetiştirilen ağaç ve ağaççık toplulukları yerleriyle birlikte orman sayılır.” zaman içinde taşınmaz üzerindeki orman örtüsünün kaldırılmış olması o yerin orman niteliğini kaybettiği anlamına gelmez. Toprağı ile birlikte orman olan taşınmazın zilyetlikle iktisabı da mümkün değildir. Yine, H.G.K.’nun 24/10/2001 gün ve 2001/8-964-751 sayılı ve 13/02/2002 gün ve 2002/8 – 183- 187 sayılı kararları ile kadastro (tapulama) komisyonlarınca orman sayılarak tesbit harici bırakılan yerlerde, yukarıda yazılı gerekçelerle orman kadastrosunun kesinleştiği güne kadar orman sayılacağından, sürdürülen zilyetliğe değer verilemeyeceği kabul edilmiştir.
Bu nedenlerle; davaya konu taşınmazın öncesi orman olup bu niteliğini koruduğu sıradaki zilyetliğe değer verilemez. Zilyetlikle mülk edinme koşulları oluşmadığı gibi, dava konusu taşınmaz 6831 Sayılı Yasanın 05/11/2003 gün ve 4999 Sayılı Yasa ile değişik 7. maddesi gereğince “herhangi bir nedenle orman sınırı dışında bırakılan orman” olması nedeniyle yeniden orman sınırları içine de alınabilir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, dava konusu taşınmazların devlet ormanı olarak tapuya tesciline karar verilmesi gerekirken, nitelik belirtilmeden tesciline karar verilmişse de, bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu sebeple; hüküm fıkrasında yer alan 2, 3, 4, 5 numaralı bentlerin tamamen hükümden çıkartılarak bunun yerine 2 numaralı bent olarak “ 2- Davacı gerçek kişinin davasının REDDİNE, Hazinenin karşı tescil isteminin kabulü ile … bilirkişi Cemali … tarafından düzenlenen 25.12.2007 günlü kapor ve krokide (A) ile gösterilen 423 m2, ( C ) işaretli 212 m2, (Ç1) işaretli 532 m2, (D1) işaretli 64 m2 olmak üzere toplam 1231 m2 yüzölçümündeki taşınmazın, aynı krokide (E ) ile gösterilen 1024 m2, (F) işaretli 846 m2 (G) işaretli 2591 m2, olmak üzere toplam 4461 m2 yüzölçümündeki taşınmazların DEVLET ORMANI NİTELİĞİYLE HAZİNE adına tapuya tesciline cümlesi yazılmak ve sonraki 6, 7, 8 ve 9 numaralı bentlerin numaralarının buna göre 3 den başlamak üzere birbirini takip edecek biçimde değiştirilerek düzeltilmesine ve hükmün H.Y.U.Y.’nın 438/7. maddesine göre bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının Orman Yönetimine yükletilmesine, Hazineden harç alınmasına yer olmadığına 30/12/2009 günü oybirliğiyle karar verildi.