Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2009/19825 E. 2010/596 K. 25.01.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/19825
KARAR NO : 2010/596
KARAR TARİHİ : 25.01.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı gerçek kişiler, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği iddiası ile 439 ve 1305 numaralı parsellerin tapu kaydının iptali ile sınırları belirtilen kısmın adlarına tescili talebi ile dava açmıştır. Mahkemece, çekişmeli taşınmazın yörede 1954 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sırasında orman olması nedeni ile tespit dışı bırakıldığı, daha sonra 1990 yılında yapılan ve kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B madde uygulaması ile orman tahdit sınırları dışında bırakıldığı, orman tahdidinin kesinleştiği tarih ile dava tarıhi arasında 20 yıllık kazandırıcı zamanaşımı süresinin dolmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, tapu iptali ve tescil davası niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 20.04.1990 tarihinde ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B madde uygulaması vardır .
1) Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 1954 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sırasında 439 parsel numarası ile tespit edilen taşınmazın tapulama tutanağına … ve arkadaşları tarafından itiraz edilmesi üzerine … tapulama mahkemesinin 1966/1031-1979/11 sayılı kararı ile taşınmazın (B) ile gösterilen 358375 m2 kısmının mera olarak sınırlandırılmasına, (A) ile gösterilen 12000 m2 kısmının … … oğullarından … mirasçıları adına tesciline karar verilmiştir. Bu mahkeme kararı gereğince 439 parsel sayılı taşınmaz ifraz edilmiş ve (A) ile gösterilen kısım 765 parsel numarasıyla 12000 m2 olarak gerçek kişiler adına tapuya tescil edilmiş, (B) ile gösterilen 358375 m2 kısımda mera niteliğinde olduğundan terkin edilmiş ve mera olarak sınırlandırılmıştır. Dava konusu olan ve fenni bilirkişi krokisinde (B) ve (C) ile gösterilen kısımlar mahkeme kararı ile mera niteliğinde olduğu saptanan ve mera olarak sınırlandırılan bölümde kaldığı anlaşılmaktadır. Mahkeme kararı ile mera olarak sınırlandırılan bu bölümün daha sonra kanal geçmesi nedeni ile 1121 – 1122 – 1123 – 1124 – 1125 – 1126 ve 1127 parsellere ayrıldığı ancak meralar tapuya kayıt edilmediğinden 1121 – 1122 – 1123 – 1124 – 1125 – 1126 ve 1127 nolu parsellerin tapu kaydının bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle, fenni bilirkişi tarafından düzenlenen 10.12.2004 tarihli rapor ve krokide (B) ve (C) kısımlarının 1121 nolu parsel içinde bulunduğu bildirilmiştir. 1121 – 1122 – 1123 – 1124 – 1125 – 1126 ve 1127 nolu parseller kadastro parselleri olmayıp kanal geçmesi nedeni ile oluşan mera parsellerdir ve 3402 Sayılı Yasanın 16/B maddesi gereğince “ Mera, yaylak, kışlak, otlak, harman ve panayır yerleri gibi paralı veya parasız kamunun yararlanmasına tahsis edildiği veya kamunun kadimden beri yararlandığı belgelerle veya
-2-
2009/19825-2010/596

bilirkişi veya tanık beyanı ile ispat edilen orta malı taşınmaz mallar sınırlandırılır, parsel numarası verilerek yüzölçümü hesaplanır ve bu gibi taşınmaz mallar özel siciline yazılır. Bu sınırlandırma tescil mahiyetinde olmadığı gibi bu suretle belirlenen taşınmaz mallar, özel kanunlarında yazılı hükümler saklı kalmak kaydıyla özel mülkiyete konu teşkil etmezler.” yani mera vasfı mahkeme kararı ile tespit edilen (B) ve (C) ile gösterilen kısımların zilyetlikle kazanılması ve özel mülkiyete konu olması söz konusu değildir. Bu nedenle davacıların (B) ve (C) ile gösterilen kısımlara yönelik temyiz itirazlarının reddi ile bu kısımlara yönelik hükmün ONANMASINA,
2) Davacıların (A) kısmına yönelik temyiz itirazlarına gelince: Dava konusu taşınmazın (A) ile gösterilen kısmının 1305 parsel içinde kaldığı bildirilmiştir. 1305 numaralı parselin bulunduğu alan yörede 1954 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sırasında orman sayılan yerlerden olması nedeniyle ORMAN niteliğiyle tespit dışı bırakılmış ve işlem kesinleşmiştir. Daha sonra 2003 yılında 1305 parsel sayılı taşınmaz hazine adına ihdasen oluşmuştur. Dava konusu taşınmazın (A) ile gösterilen kısmının tespit tarihinde yürürlükte bulunan yasa hükümlerine göre orman sayılan yerlerden olması nedeniyle tespit dişi bırakılarak orman olduğunun belirlenmesi olgusu karşısında taşınmazın orman olmadığı, ancak; yörede yapılıp kesinleşecek orman tahdidi dışında kalması halinde kabul edilecek ve tahdidin kesinleşmesi tarihi zilyetliğin başlangıcına esas olacaktır. Başka bir anlatımla, yörede yapılacak orman kadastrosunun kesinleştiği güne kadar taşınmaz orman sayılan yerlerden olma özelliğini sürdüreceğinden o tarihe kadar süren zilyetliğe değer verilemeyecektir (Yüksek H.G.K.nun 24.10.2001 gün, 2001/8-464/751 Sayılı kararı da bu yöndedir). Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede orman kadastrosu 1990 yılında yapılmış ve 20.4.1990 tarihinde ilan edilerek 20.10.1990 tarihinde kesinleşmiş ve çekişmeli taşınmaz orman sınırları dışında bırakılmıştır. Taşınmazın Medeni Yasanın 713 maddesi ve 3402 Sayılı Yasanın 14 ve 17. maddeleri hükümlerine göre tapuya tescil edilebilmesi için, orman kadastro işleminin kesinleştiği tarihten dava tarihine kadar 20 yıldan fazla süre ile yasada belirtilen koşullar altında tasarruf edilmesi gerekir. Somut olayda toplanan delil ve belgelere göre, taşınmazın orman sınırları dışına çıkarılma işleminin yapılıp kesinleştiği 20.10.1990 tarihi ile temyize konu davanın açıldığı 15.03.2004 tarihleri arasında 20 yıllık yasal edinme süresi dolmamış olup, kazanma koşullarının davacı yararına gerçekleştiğinden söz edilemeyeceğinden ve davanın reddine dair verilen karar da bir isabetsizlik bulunmadığından davacıların (A) kısmına yönelik temyiz itirazlarının reddi ile bu kısma yönelik hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenlere yükletilmesine 25.01.2010 günü oybirliği ile karar verildi.