YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/19957
KARAR NO : 2010/2564
KARAR TARİHİ : 02.03.2010
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında davaya konu …Köyü 978 parsel sayılı taşınmaz, belgesiz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı adına tespit edilmiştir.
Davacılar dava konusu taşınmazın, ….. Köyünde öncesinde 3 … arazisine ait tapu kayıtları kapsamı içerisinde kaldığını, tapuların dış hudutlarının … Gediği,… İskelesi, …… …, …Gediği,… … Çiftliği, … dışındaki … Taş, … Çiftliği ve … olduğunu ve bu hudutların askeri haritalarda yer aldığını davalı veya mirasbırakanlarının 1952 yılına kadar bu araziyi % 25 hâsılat kirası vererek fer’i zilyet sıfatıyla tarım arazisi olarak kullandıklarını, ancak hukuk dışı eylemlerle taşınmaza sahiplenmeye çalıştıklarını, geldi kayıtlarında icareteynli vakıf olarak … tapu kaydının 1961 yılında taviz bedeli ödenmek sureti ile vakıfla ilişiğinin kesildiğini, bu vakıfların zilyetlikle iktisabının mümkün olmadığını, kadastro çalışmaları sırasında ise bilirkişilerin gerçekleri sakladıklarını, sabit hudutlu olmaları nedeniyle miktarına itibar edilmesi gereken tapuların kapsamındaki ormanların, 4785 sayılı kanunla devletleştirilmesinden dolayı bunların bedelleriyle ilgili olarak …Asliye Hukuk Mahkemesinde açtıkları davanın devam ettiğini ileri sürerek komisyon kararının iptali ile taşınmazın tapu malikleri adına tescili istemiyle dava açmışlardır.
ORMAN YÖNETİMİ davaya konu taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğunu ileri sürerek orman niteliğinde Hazine adına tescili, … VE … ise, davacı … Şereflinin murisleri …, … ve ……nin, dava dışı … … isimli kişiye satmayı vaat ettikleri yerlerin bu defa anılan kişi tarafından 1991 ila 1994 yılları arasında düzenlenen sözleşmelerle kendilerine satışın vaat edildiğini belirterek Ayten’e ait payın ½ oranında adlarına tescili istemiyle davaya katılmışlardır.
Davalılar ise, taşınmazın kendilerine ait olduğunu; davacıların taşınmazda malikiyetlerinin söz konusu olmadığını, dayandıkları tapu kaydının hukuken geçerli bir tapu kaydı olmadığını, bu nedenle de davanın reddi gerektiğini belirtmişlerdir.
Mahkemece, davacı ve katılan davacıların davasının reddine, davaya konu taşınmazların tespit gibi tesciline karar verilmiş; karar davacılar tarafından temyiz edilmekle, Yargıtay 16. Hukuk Dairesinin 04/07/2006 gün ve 2005/1/683-2006/5130 sayılı kararı ile (Araştırma ve inceleme hükme yeterli olmadığından yeniden yapılacak keşif sırasında, tapu kayıtlarının miktarıyla geçerli olduğu ve davalı tarafın yokluğunda 1996/11 esas sayılı dosya
üzerinden yapılan kapsam tayininin bağlayıcı olmayacağı nazara alınarak, tapu kayıtları ihdasından itibaren tüm tedavülleriyle okunup kayıtta … hudutlar mahalli bilirkişilere zeminde tek tek göstertilmesi, bilirkişilerce gösterilemeyen hudutların tesbiti için taraflara tanık dinletme imkanı sağlanması, bilirkişi ve tanıklarca gösterilen hudutlar teknik bilirkişilere haritasında işaret ettirilmesi, kayıtların hudutlarının taşıdığı özellikler ve intikallerdeki değişiklikler konusunda yerel bilirkişi ve tanıklardan bilgi alınması, dinlenecek yerel bilirkişi ve taraf tanıklarından taşınmazın niteliği, intikali ve tasarrufu sorulup saptanması, tesbite aykırı sonuca varıldığı takdirde tesbit bilirkişileri tanık sıfatıyla dinlenilip aykırılığın giderilmesine çalışılması, teknik bilirkişilere tapu kayıtlarının miktarlarıyla geçerli olduğu nazara alınarak sabit hudutlardan başlamak üzere her tapu kaydının miktarı kadar araziyi gösterir keşfi takibe imkan verir kroki düzenlettirilmesi, tapu kayıtların sabit hudutlardan başlamak üzere miktarı kadar yer ayırırken davacılar adına tesbit edilip kesinleşen taşınmazlarla kamulaştırılan arazi bölümleri dikkate alınması, dayanılan tapu kayıtlarının miktar itibariyle davaya konu parseli kapsayıp kapsamadığı kesin olarak belirlendikten sonra karar verilmesi gereğine) değinilmiştir.
Mahkemece; bozmaya uyularak davacıların davasının REDDİNE, katılan davacı taşınmazın 1967’de kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kalması nedeniyle ORMAN YÖNETİMİNİN DAVASININ KABULÜ ile, davaya konu taşınmazın ORMAN NİTELİĞİNDE HAZİNE ADINA TESCİLİNE, katılan … ve …’ın dava dilekçelerinin GÖREV YÖNÜNDEN REDDİ ile, görevsizlik kararının kesinleşmesinden itibaren en geç 10 gün içerisinde başvurulması halinde dosyanın görevli ve yetkili …ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE gönderilmesine karar verilmiş, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde … serisi olarak, 1967 yılında yapılıp tesbit tarihinden önce kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, uzman orman bilirkişi tarafından kesinleşmiş orman tahdit haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan uygulama ve araştırmada çekişmeli taşınmazın orman tahdidi içinde kalan yerlerden olduğu anlaşıldığına ve … biçimde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığına göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda … onama harcının temyiz edene yükletilmesine 02/03/2010 gününde oybirliği ile karar verildi.