Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2009/20093 E. 2010/2702 K. 04.03.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/20093
KARAR NO : 2010/2702
KARAR TARİHİ : 04.03.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı gerçek kişi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Hükmün uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 12.02.2009 gün ve 2008/16700 – 2009/278 sayılı bozma kararında özetle, “çekişmeli taşınmazların, 1946 yılında 3116 Sayılı Yasa gereğince yapılan ve kesinleşen orman kadastrosunda orman sınırları içinde kaldığı halde arazi kadastro ekiplerinin bu durumu göz önünde bulundurmadan hata ile 1969 yılında ikinci kere kadastrosunu yapıp yolsuz olarak sicil oluşturdukları, daha sonra 1986 yılında 41 nolu Orman Kadastro Komisyonunca yapılan aplikasyon ve 2/B madde uygulaması ile Hazine adına orman sınırları dışına çıkartıldığı, bu çalışmanın da 08.01.1987 tarihinde kesinleştiğinin belirlendiği, bu konunun mahkemenin de kabulünde olduğu, Mahkemece, “T.M.Y.’nin 712.maddesindeki yolsuz tescile dayalı da olsa, tapu kütüğündeki tescile dayanarak 10 yıl iyiniyetli zilyet olan kişi taşınmazın mülkiyetini kazanacağı, taşınmazların 1969 yılında yapılan arazi kadastrosu sonucu tapuya tescil edildiği, davalının ve devraldığı kişilerin toplam zilyetlikleri 10 yıldan fazla olduğu” gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de, H.G.K.’nun 11.12.1996 gün 1998/13-878-868 ve 30.03.2005 gün 2005/8-202-215 sayılı ve bu konuda daha bir çok kararında belirtildiği gibi H.Y.U.Y.’nın 76. maddesi gereğince dava dilekçesinde sıralanan davanın ve davanın esası olan maddi olayların ileri sürülmesi taraflara, bunların hukuki açıdan nitelendirilmesi ve uygulanacak yasal kuralların aranıp bulunması görevi mahkemeye ait olduğu, çekişmeli taşınmazların 1946 yılında yapılan ve kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde olduğu halde, arazi kadastro ekiplerinin bu durumu göz önünde bulundurmadan yıllar sonra hata ile ikinci kere kadastrosunu yaparak o tarihte kesinleşmiş kadastro sınırı içinde kalmaya devam eden taşınmazlar hakkında yolsuz sicil oluşturduğu, 766 Sayılı Yasanın 46/2 ve 3402 Sayılı Yasanın 22/1. maddesi hükümleri gereğince “Evvelce tesbit, tescil veya sınırlandırma suretiyle kadastrosu veya tapulaması yapılmış olan yerlerin yeniden kadastrosunun yapılamayacağı, bu gibi yerlerin ikinci bir defa kadastroya tabi tutulmuşsa, ikinci kadastronun bütün sonuçlarıyla hükümsüz sayılıp, Türk Medeni Yasanın 934. (Yeni T.M.Y.nın 1026 İsviçre M.Y.976) üncü maddesine göre işlem yapılacağı, süresinde dava açılmadığı takdirde, ikinci defa yapılan kadastro, tapu sicil müdürlüğünce resen iptal edileceği, ” Somut olayda; M.Y.’nın 712 ve 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanamayacağı, baştan beri yolsuz tescil niteliğinde oluşturulan sicil kaydının davalıya hiçbir zaman mülkiyet hakkı kazandırmayacağı, mahkemenin vereceği iptal kararının yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmadığı, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran açıklayıcı (ihzari), başka bir anlatımla hatalı sicilin oluşturulduğu tarihten itibaren mülkiyet hakkının doğmadığını, sicilin yolsuz ve geçersiz olduğunu belirleyen bir hüküm olacağı, bu tür kayıtlarda T.M.Y.’nın 1023.(E.M.Y. 931 – İsviçre M.Y. 974) maddesindeki “iyi niyetle edinme” kuralları da uygulanamayacağı, o halde, arazi kadatrosundan önce yapılıp kesinleşen orman kadastro sınırları içinde bulunan ve daha sonra nitelik kaybı nedeniyle Hazine adına orman rejimi dışına çıkartılan taşınmaz hakkında ikinci kadastro yoluyla yolsuz ve hatalı olarak oluşturalan tapu kaydının iptali ile 6831 Sayılı Yasanın 4999 Sayılı Yasa ile değişik 11/3. maddesi gereğince hali hazır niteliği ile, kaydında “6831 Sayılı Yasanın 2/B maddesi gereğince orman rejimi dışına çıkartılan yer” belirlemesi de yapılarak Hazine adına tapuya tesciline karar vermesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra davanın KABULÜNE,… Köyü 1284 ve 1285 sayılı parsellerin tapu kayıtlaının iptaline ve Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı gerçek kişi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kesinleşen orman kadastro sınırı içinde bulunan daha sonra nitelik kaybı nedeniyle 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması sonucu Hazine adına orman rejimi dışına çıkartılan taşınmaz hakkında sonradan ikinci kadastro yoluyla yolsuz olarak oluşturulan sicil kaydının iptal ve tescil istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1946 yılında 3116 Sayılı Yasa gereğince yapılıp kesinleşen orman kadastrosu ile 1986 yılında yapılan ve 08/01/1987 tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 2/B madde uygulaması vardır. Dava konusu taşınmaz orman kadastrosu sınırları içinde bulunduğu sırada yapılan arazi kadastrosunda çekişmeli taşınmazlar, belgesizden tarla niteliği gerçek kişiler adına tespit ve tescil edilmiştir.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 04/03/20410 gününde oybirliği ile karar verildi.