YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/20212
KARAR NO : 2010/2818
KARAR TARİHİ : 08.03.2010
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki orman kadastrosuna itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, … İlçesi, … Köyünde yapılan orman kadastrosu çalışmaları sırasında, … yıllardır zilyetliğinde ve tasarrufu altında bulunan taşınmazın orman sınırları içinde bırakıldığını, taşınmazın ormanla ilgisinin bulunmadığını bildirerek taşınmazın orman sınırları dışına çıkarılması talebi ile dava açmıştır. Mahkemece verilen kesin mehile rağmen keşif giderleri yatırılmadığından 3402 Sayılı Yasanın 36. maddesi gereğince ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, orman kadastrosuna itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 5304 Sayılı Yasa ile değişik 3402 Sayılı Yasanın 4 maddesi gereğince yapılın orman kadastrosu bulunduğu anlaşılmaktadır..
Davacıya Tebligat Kanununun 21. maddesi ve Tebligat Yönetmeliğinin 28. maddesi hükümlerine göre mahkeme kararı usulüne uygun olarak tebliğ edilmediğinden ve Tebligat Kanununun 32. maddesi gereğince “tebliğ usulüne aykırı yapılmış olsa bile, muhatabı tebliğe muttali olmuş ise muteber sayılır. Muhatabın beyan ettiği tarih, tebliğ tarihi addolunur.” hükmü uyarınca davacının tebliği muttali olduğu tarihten itibaren 15 gün içinde kararı temyiz ettiği kabul edilerek temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi.
İncelenen dosya kapsamına ve kararın dayandığı gerekçeye göre, davacıya 27.04.2009 tarihli celsede keşif giderlerini yatırması için 3402 Sayılı Yasanın 36. maddesi gereğince kesin önel verildiği ve davacıya muhtıra çıkarıldığı, ancak çıkarılan muhtıranını da Tebligat Kanununun 21. maddesi ve Tebligat Yönetmeliğinin 28. maddesi hükümlerine göre usulüne uygun olarak tebliğ edilmediği gibi yargıcın dava konusu şeyi inceleyerek onun hakkında bütün duygularıyla bilgi edinmesi olarak tanımlanabilen keşif; taşınmazlarla ilgili davalarda, dava konusunun yerinde görülüp incelenmesi biçiminde gerçekleşir (H.Y.U.Y. m. 363 vd.). Keşfe gidilebilmesi için mahkemenin bu konuda bir ara kararı oluşturması zorunludur. Bu kararda keşif giderlerinin, keşif giderini yatıracak tarafın ve bunun için gerekli kesin önelin avukatla kendini temsil ettirmeyen taraf keşif istemişse, kesin önel içerisinde giderleri yatırmamanın sonuçlarının açıklıkla anlatılması; tanık dinlenip, bilirkişi incelemesi yapılacak ise, bu hususun ve keşif günü ile saatinin belirtilmesi; bunun doğal sonucu olarak; hakim, katip ve götürülecekse mübaşir için yol tazminatının (492 Sayılı Harçlar Yasası m. 34); keşif isteyen taraftan keşif aracını bizzat sağlaması istenemeyeceğinden; mahkeme, yapacağı işe, süresine ve gideceği yere göre gerekli gördüğü aracı kendisi belirleyip, temin edeceğinden, araç için ödenecek para miktarının; keşifte dinlenecek bilirkişi ve tanıkların isimlerinin ve ücretlerinin; bilirkişi ve tanıklarla, gerekiyorsa taraflara keşif gününün haber verilebilmesi için gönderilecek davetiye giderlerinin gösterilmesi yanında, yatırılacak avansın tutarı ile yatıracak tarafın ekonomik gücü, keşif tarihi ve tebligatların ulaşması için geçecek süre gözetilerek keşif gününden önceye rastlayan bir tarihin belirlenmesi ve bunda Tebligat Yasası ile Tebligat Tüzüğünün gözönünde tutulması zorunludur.
Anılan hususları kapsamayan ve belirlenecek bir miktarın keşif gününe kadar yatırılması biçiminde kurulacak ara kararı ve buna dayalı olarak verilecek önel ve kesin önelin uygulamada H.Y.U.Y. m. 414, 163 açısında bir sonuç doğurması olanağı bulunmamaktadır (H.G.K. 26.02.1975 T. 1972/1-1273 E., 1975/258 K; H.G.K. 18.02.1983 t, 1980/1-1284 E. 1983/141 K. H.G.K. 30.12.1992 t. 1992/16-666 E., 1992/769 K.; 20 H.D. 14.12.1992 t, 1992/16198-7040).
Öte yandan; bu koşulların tam olarak yerine geterilmemesi, keşif giderlerine itiraz hakkı olan gider yükümlüsünün bu hakkını kullanmasına da engel oluşturur.
Yukarıda açıklanan, yasa ve yerleşmiş Yargıtay uygulamasına aykırı olarak kurulan ara kararları sonucu verilen önel ve kesin önele dayanılarak, keşif giderlerinin yasal sürede yatırılmadığından söz edilerek … biçimde hüküm kurulması bozma nedenidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer yönlerin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine 08/03/2010 günü oybirliği ile karar verildi.