Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2009/2772 E. 2009/4866 K. 23.03.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/2772
KARAR NO : 2009/4866
KARAR TARİHİ : 23.03.2009

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki TAPU İPTALİ VE TESCİL, EL ATMANIN ÖNLENMESİ, YIKIM, davasının yapılan yargılaması sonunda; davanın kısmen kabulü yolunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … Yönetimi vekili ve davalılar vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içindeki tüm belgeler incelenip gereği düşünüldü:

K A R A R
Davacı … Yönetimi, … 30 ada 41 parsel sayılı taşınmazın davalılar adına tapuda kayıtlı olduğunu, çekişmeli taşınmazın, 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre 1938 yılında yapılarak kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde olduğu halde, orman sınırına uyulmadan kişi adına oluşturulan tapunun ikinci kadastro sayılacağından geçersiz olduğunu ileri sürerek tapu kaydının iptali ile davalıların el atmasının önlenmesini üzerindeki her türlü yapı ve tesisin yıkılmasını istemiyle dava açmıştır.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne, dava konusu …, 30 ada 41 parsel sayılı ARSA niteliğinde ve 152 m2 yüzölçümündeki taşınmazın 03.07.2008 tarihli krokide yeşile … 44,16 m2’lik kısmının davalılar adına olan tapu kaydının iptaline, orman niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline, bu kısma davalıların el atmasının önlenmesine, üzerinde bulunan her türlü bina ve tesisin kaldırılmasına karar verilmiş, hüküm Orman Yönetimi vekili ve davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kesinleşen orman tahdidine dayalı tapu iptali ve tescil, el atmanın önlenmesi ve yıkıma ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre 1938 yılında yapılarak 24/03/1938 tarihli Resmi Gazetede ilan edilmek suretiyle kesinleşen orman tahdidi bulunmaktadır. Daha sonra 28/08/1979 ve itirazlı yerler için 04/11/1981 tarihinde ilan edilerek kesinleşen “daha önce sınırlaması yapılan devlet ormanları ile özel ormanların aplikasyonu ve 1744 Sayılı Yasa ile değişik 2. madde uygulaması, 29/12/1989 tarihinde ilan edilerek kesinleşen 3302 Sayılı Yasa ile değişik 2/B madde uygulaması vardır.
Yörede 1958 yılında yapılan tapulama sırasında … 6 parsel sayılı taşınmazın … 1956 tarih 1 nolu tapu kaydı ile kişi adına tespit ve tescil edildiği, daha sonra yörede yapılan imar uygulaması ile, yol ve park olarak ayrılan yerler ve dava konusu 30 ada 41 parsel sayılı taşınmazın da içinde bulunduğu imar parsellerinin oluşturulduğu anlaşılmaktadır.
Kural olarak, tahdidin kesinleştiği yerlerde, bir yerin orman olup olmadığı kesinleşmiş tahdit haritasının uygulanmasıyla çözümlenir ise de; bu sınırlandırmada 4785 Sayılı Yasa hükümlerinin nazara alınmış olması halinde sağlıklı çözüme ulaştırır. Zira, 3116 Sayılı Yasa sadece devlet ormanlarını belirlemiş olup, bu yasaya göre, 13.07.1945 tarihinden önce yapılan sınırlandırmalar sonucu oluşup kesinleşen tahdit haritaları, sınır dışında kalan taşınmazların orman niteliğini ve hukuki durumunu saptamakta yetersiz kalır. Bu şekildeki taşınmazların orman olup olmadığının 4785 ve 5658 Sayılı Yasa hükümlerine göre çözümlenmesi gerekir. 4785 Sayılı Yasanın 1. maddesi gereğince 2. maddesinde sayılan istisnalar dışında bütün ormanlar hiçbir işleme lüzum olmaksızın devletleştirilmiştir. Devletleştirilen ormanlardan bazıları sonradan yürürlüğe giren 5658 Sayılı Yasa ile iadeye tabi tutulmuştur.
Tüm dosya kapsamından, yörede henüz 4785 Sayılı Yasa hükümlerine göre orman kadastrosunun yapılmadığı, Orman Yönetiminin kesinleşen orman kadastrosuna göre dava açtığı ve mahkemece yapılan keşifte, uzman orman bilirkişi kurulu tarafından kesinleşmiş orman tahdit haritasına dayalı olarak, 2 Eylül 1986 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 6831 Sayılı Orman Yasasına Göre Orman Kadastrosu ve Aynı Yasanın 2/B Maddesinin uygulanması Hakkındaki Yönetmeliğin 54. maddesi uyarınca hazırlanan Orman Kadastrosu Teknik İzahnamesinin 49. maddesinde yazılı “orman sınır noktası ve hatların uygulanmasında tutanaklardan, orman kadastro haritasından, … fotoğraflarından, varsa ölçü karnelerinden, nirengi, poligon, röper noktalarından yararlanılacağı, sınırlama tutanakları ile orman kadastro haritaları arasında çekişme olduğunda ölçü değerleri ve tutanaktaki ifadeler arazinin durumuna göre inceleneceği, hangisi daha çok uyum gösteriyorsa ve gerçek duruma uygun ise o esas alınacağı” hükmü ile 15.07.2004 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkında Yönetmeliğin “Teknik İşler” başlıklı Dokuzuncu Bölümde yazılı esaslar gözönünde bulundurularak yaptığı uygulama sonucu, aplikasyon hattının memleket haritasındaki bulgularla desteklendiği,buna göre 6 sayılı ana parselin, imar ile oluşmuş dava konusu 30 ada 41 sayılı parsel bölümünün kısmen orman tahdidi içinde kısmen dışında kaldığı, 1958 yılında bu durum gözönünde bulundurulmadan arazi kadastro ekiplerince taşınmazın hata ile ikinci kere kadastrosunun yapılıp yeniden yolsuz olarak (T.M.Y.1025) tapuya tescil edildiği, ancak 766 Sayılı Yasanın 46/2 ve 3402 Sayılı Yasanın 22/1. Maddesi hükmüne göre ikinci kadastronun bütün sonuçlarıyla hükümsüz sayılması nedeniyle malikine mülkiyet … kazandırmayacağı, T.M.Y.’nın 1026 (İsviçre M.Y. 976) maddesi gereğince herhangi bir süreye bağlı kalmaksızın iptal edileceği, somut olayda 3402 Sayılı Yasanın 12/3. Maddesi hükümlerinin uygulama olanağının bulunmadığı, baştan beri yolsuz tescil niteliğinde oluşturulan sicil kaydının malikine davalıya hiç bir zaman mülkiyet … kazandırmayacağı ve başlangıçtan itibaren yolsuz ve geçersiz olan tapu kaydının iptaline ilişkin mahkeme kararının yenilik doğuran (inşai), mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (izhavi), başka bir anlatımla; sicilin oluştuğu tarihden itibaren mülkiyet hakkının doğmadığını, sicilin yolsuz ve geçersiz olduğunu belirleyen bir hüküm olduğu, bu tür kayıtlarda Türk Medeni Yasasının 1023 (T.M.Y. 931, İsviçre M.Y. 974) maddesindeki “iyi niyetle edinme” kuralının da uygulanamayacağı anlaşılarak yazılı şekilde hüküm kurulmuş bulunduğuna göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenlere ayrı ayrı yükletilmesine 23/03/2009 gününde oybirliği ile karar verildi.