Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2009/3317 E. 2009/6633 K. 15.04.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/3317
KARAR NO : 2009/6633
KARAR TARİHİ : 15.04.2009

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu kaydındaki 2/B şerhinin silinmesi davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar Orman Yönetimi ve Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi gereği düşünüldü:

K A R A R

Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 13.12.2006 gün 2006/14718-17461 sayılı bozma kararında özetle “Mahkemece bozma kararına uyulmakla birlikte gereklerinin yerine getirilmediği, hükme dayanak yapılan Orman Yüksek Mühendisleri Prof. Dr. … , Yard. Doç. Dr. … … tarafından ortak düzenlenen raporda : 3116 Sayılı Yasa hükümleri uyarınca yapılan orman tahdidinde açı, yön ve mesafelere göre orman tahdit haritasının düzenlendiği orijinal orman tahdit haritasına göre, çekişmeli taşınmazın orman sınırları dışında kaldığını, 1744 Sayılı Yasa uygulaması sırasında 19 numaralı tahdit komisyonunca aplike işlemi yapılırken açı, yön ve mesafe değerleri yanlış gerekçe ile farklı biçimde uygulanarak nizalı parsel alanının orman sınırları içinde gösterilerek 15.10.1961 tarihinden önce orman niteliğini yitiren alanda kalması nedeniyle orman sınırları dışına çıkarma işleminin yapıldığını, oysa tutanaklardaki anlatımların, açı, yön, mesafe farkları, sabit … (eski tren yolu) hattı, eski tarihli 1/25000 ölçekli memleket haritası incelemesi sonucu aplikasyon ve 2. madde uygulamasının hatalı olduğunu bildirdikleri, mahkemece, hükme dayanak yapılan rapor esas alınarak çekişmeli parsellerin 1938 tahdidinin dışında kaldığı kabul edilmişse de, bu yerlerin kesinleşen orman tahdidine göre konumuna ilişkin olarak yapılan açıklamalar, ilk orman kadastro tutanakları ve 1744 Sayılı Yasa uygulaması sırasında düzenlenen harita ve tutanaklar ile çelişik olduğunun görüldüğü, ilk orman kadastrosuna ait tutanaklardaki anlatımların çekişmeli yeri ilgilendiren orman sınır noktaları, özellikle de 10 nolu orman sınır noktası açısından açık ve net olduğu gibi değişmez doğal sınırların (Kağıthane Deresi ile … Deresinin birleştiği yer) esas alındığı,bilirkişilerin raporuna ekli bulunan memleket haritasında ve fotogometri yöntemiyle düzenlenen kadastro paftasında da bu iki derenin birleştiği yerin görülmekte olduğu, 1744 Sayılı Yasaya göre düzenlenen haritanın bu anlatıma uygun olduğunun anlaşıldığı, Yargıtayın yerleşik uygulamalarına göre orman kadastro tutanaklarıyla orman tahdit haritasının çelişmesi halinde tutanakta tarif edilen sınır ve noktalara değer verilerek kesinleşen orman tahdit sınırlarının belirlenmesi gerektiği, her ne kadar aplikasyon ile daha evvel yapılan orman kadastrosu değiştirilemez ve … bir hukuki, fiili durum yaratılamaz ise de aplikasyon çalışması yapan 19 nolu orman kadastro komisyonunca 3116 sayılı Yasa gereği yapılan ilk orman kadastrosunun tutanaklarının esas alındığı, … bir durum yaratılmaksızın doğru bir çalışma ile tutanaklarla uyumlu harita düzenlendiği, hal böyle olunca; 10 numaralı orman sınır noktasının … ve Kağıthane derelerinin birleştiği yerde 11 numaralı orman sınır noktasının da eski … yolunda … … de (… … ve … hattı memleket haritasında ve fotogometri yöntemiyle düzenlenen 1/5000 ölçekli kadastro paftasında açıkça görülmektedir.) olduğu gözönünde bulundurularak önceki keşiflerde görev almamış üç orman mühendisi ile bir harita mühendisinden oluşturulacak bilirkişi kurulu aracılığıyla Dairenin 25/03/2004 tarihli bozma kararında açıklanan ilkeler göz önünde bulundurularak uygulama yapılıp çekişmeli parselin konumu 1939 yılı orman tahdit tutanaklarına ve aplikasyon haritasına göre belirlenip düzenlenecek rapor ve haritaya yansıtılarak tarafların iddia ve savunmaları değerlendirilip sonucuna göre bir karar verilmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma kararına uyularak davanın kabulüne, … Mahallesi 66 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesindeki “6831 Sayılı Yasanın 2/B maddesi uyarınca tamamı orman sınırı dışına çıkarılmıştır” şerhinin kaldırılmasına karar verilmiş, hüküm davalılar orman yönetimi ve Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, tapu kaydındaki 2/B şerhinin silinmesi istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 3116 Sayılı Yasaya göre 1939 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 10.05.1977 tarihinde ilan edilerek kesinleşen aplikasyon ve 1744 Sayılı Yasanın 2. madde uygulaması ile 07.08.1985 tarihinde ilan edilen 2896 Sayılı Yasanın 2/B uygulaması, 1988 yılında yapılan 3302 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması, 1969 yılında yapılan genel arazi kadastro çalışması vardır.
Mahkemece bozma kararına uyulmakla birlikte bozmanın gerekleri yerine getirilmemiştir.Şöyle ki; raporları hükme dayanak yapılan bilirkişi kurulu tarafından düzenlenen raporda; 9, 10, 11 nolu orman tahdit noktalarını 1938 yılı tahdit tutanaklarında tarif edildiği şekilde belirttikten sonra, 1938 tarihli orman tahdit haritasında 10 nolu orman tahdit noktasının konulduğu yer ile tahdit tutanağında tanımlanan iki derenin kesişme noktası arasında 320 metrelik bir uzaklık bulunduğunu ve bu arada kalan alanın tahdit dışında bırakıldığını 1744 Sayılı Yasa gereğince yapılan çalışmada ise 10 nolu orman tahdit noktasının 320 metre güney batıya kaydırılarak ve iki derenin kesişme noktasına konulduğunu, her iki çalışmadaki ölçü ve açı değerlerinin de değişik kabul edildiğini açıklamışlar ve her iki çalışma arasında çelişki olduğunu, sadece (10) numaralı noktanın 1938 yılı tahdit tutanaklarında yanlış yerde tarif edildiğini, diğer noktaların tahdit zaptında tarif edilen yerlerde olduğunu, tahdit haritasında ise, (10) numaralı nokta dahil, bu noktaların tümünün doğru yere konulmuş olduğunu açıklamışlarsa da, 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre 1938 yılındaki tahdit tutanakları ile çelişkili olarak düzenlenen tahdit haritasında (10) nolu nokta, … Deresi kenarında bulunan (9) numaralı noktadan … Deredeki (11) numaralı noktaya çizilen hattı ortasından dikine kesen dereye konulduğu (70 sayılı parselin kuzey batısındaki deredir) ve yine tahdit tutanağında ve krokisinde (11) numaralı nokta, … Deresinin, … hattı ile kesiştiği noktada gösterildiği halde, bilirkişiler tarafından düzenlenen raporda, kendilerince tahdit haritasındaki yerinin doğruluğu kabul edilen 10 nolu nokta 3116 tahdit haritasında gösterilen … içinde değil, farklı yerlerde bu dereden çok daha batıda (410 sayılı parselin kuzeyinde) gösterilmiş, yine tahdit haritasında … Derede bulunan (11) nolu nokta ise, eski … (… asfalt) yolunu … şekilde değil, yolun kuzeyine kaydırılarak batısı … Dereye sınır olan 502 numaralı kadastro parselinin … yerinde işaretlenerek (nizalı taşınmaz 1938 yılı 3116 tahdidinin dışındadır) şeklindeki açıklamalarda bulunmuşlar, böylece 1938 tahdit haritasında doğru yerlere konduğunu kabul ettikleri 10 ve 11 OSN’larının yerleri raporlarındaki açıklamalara uygun olmayan şekilde düzenledikleri haritayı ilk tahdit haritası ile de çelişkili hale getirmişlerdir. Bundan ayrı Dairede temyiz incelemesi yapılan Şişli 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2006/95-2007/89 sayılı dosyasında ve temyize konu dosyada hükme dayanak yapılan raporlar aynı bilirkişiler tarafından düzenlenmiş ise de her iki raporun içeriği ve hat uygulaması birbirinden farklıdır. Aynı bilirkişilerin aynı gün temyiz incelemesi yapılan diğer dava dosyalarında verdikleri raporlarda daha 10 ve 11 nolu orman sınır noktalarının değişik yerlerde gösterdikleri anlaşılmıştır.
Diğer taraftan çekişmeli 66 parsel sayılı 4.813 m2 yüzölçümündeki taşınmaz … 1959 tarih 5 sıra numaralı tapu kaydı uygulanarak 1969 yılında tespit tutanağı düzenlendiği halde mahkemece sözü edilen tapu kaydı ilk oluşumundan itibaren tüm gittileri ile birlikte getirtilip uygulanmamış ve 766 Sayılı Yasanın 42 ve 3402 Sayılı Yasanın 20/C maddesi hükümlerine göre kapsamı belirlenmemiştir.
Somut olayda, 1938 yılında yapılan orman kadastrosuna ait tutanaklardaki tanımlarda dava konusu parseli ilgilendiren orman sınır noktaları, özellikle 10 nolu orman sınır noktasının yeri açık ve net olduğu gibi, değişmez doğal sınır olarak tarif edilmiştir. (Kağıthane Deresi ile … Deresinin birleştiği yer). Bilirkişilerin raporuna ekli bulunan memleket haritasında ve fotogometri yöntemiyle düzenlenen kadastro paftasında da bu iki derenin birleştiği yer görülmekte ve 1744 Sayılı Yasaya göre düzenlenen haritanın bu anlatıma uygun olduğu anlaşılmaktadır.
Yargıtayın Yerleşik Uygulamaları ile Orman Kadastro ve 2/B Madde Uygulama Yönetmeliği ve Teknik İzahname hükümlerine göre orman kadastro tutanaklarıyla orman tahdit haritasının çelişmesi halinde memleket haritası ile … fotoğrafları ile desteklenen ve tutanakta tarif edilen sınır ve noktalara değer verilerek kesinleşen orman tahdit sınırlarının belirlenmesi gerekir.
Kaldı ki; hükmüne uyulan bozma kararında, “aplikasyon ile daha evvel yapılan orman kadastrosu değiştirilemez ve … bir hukuki, fiili durum yaratılamayacağı, somut olayda da, aplikasyon çalışması yapan 19 nolu orman kadastro komisyonunun 3116 sayılı Yasa gereği yapılan ilk orman kadastrosuna ait tutanakları esas alarak; … ve farklı bir durum yaratılmaksızın doğru bir çalışma ile tutanaklarla uyumlu harita düzenlediği, hal böyle olunca; 10 numaralı orman sınır noktasının … ve Kağıthane Derelerinin birleştiği yerde 11 numaralı orman sınır noktasının da eski … yolunda … … de (… … ve … hattı memleket haritasında ve fotogometri yöntemiyle düzenlenen 1/5000 ölçekli kadastro paftasında açıkça görülmektedir.) olduğu, göz önünde bulundurularak, önceki keşiflerde görev almamış üç orman mühendisi ile bir harita mühendisinden oluşturulacak bilirkişi kurulu aracılığıyla uygulama yapılıp çekişmeli parsellerin konumunun 1939 yılı orman tahdit tutanakları ile aplikasyon haritasına göre belirlemek suretiyle düzenlenecek rapor ve haritaya yansıtılıp, buna göre tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde bir karar verilmesine” işaret edilmiş ve mahkemece de bu konudaki bozma karanına uyulmuştur.Mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile, bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğar. Diğer taraftan yerel mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu müessese, mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararındaki esas çerçevesinde işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirir (9.5.1960 Gün.21/9 sayılı YİBK). Bozma kararında 1938 yılı tahdit tutanakları ile 1977 yılında düzenlenen aplikasyon ve 2. madde tutanak ve haritalarının birbiriyle uyumlu olduğu, başka bir anlatımla 1938 yılında yapılan ilk orman kadastrosu sırasında belirlenen 10 ve 11 numaralı orman sınır noktalarının 1977 yılında yapılan aplikasyon sınırında belirlenen, 10 ve 11 numaralı orman sınır noktaları ile aynı yer olduğu kabul edilerek, buna göre tarafların iddia ve savunması çerçevesinde davanın karara bağlanması konusundaki bozma kararına uyulduğuna göre 10 ve 11 numaralı orman sınır noktalarının yerleri konusunda Hazine yararına ve usulü kazanılmış hak oluşmuştur. Mahkemece bu usulü kazanılmış hak gözönünde bulundurulmadan yeniden 10 ve 11 numaralı orman sınır noktalarının yerinin belirlenmesi bakımından bilirkişilerden rapor alınmış ve bu rapor esas alınarak dava karara bağlanmıştır.
O halde, hükmüne uyulan bozma kararı gereğince 1938 yılında yapılan kadastro sırasında belirlenen 10 ve 11 numaralı orman sınır noktalarının yeri 1977 yılındaki aplikasyon sırasında belirlenen yerlerde olduğu ve bu konuyu işaret eden bozma kararına uyularak Hazine yararına oluşan usulü kazanılmış hak göz önünde bulundurularak yine taşınmaz orman sınırı içinde iken yolsuz ve ikinci kadastro yoluyla oluşturulan kadastro tapusuna değer verilemeyeceği nazara alınarak tarafların iddia ve savunması çerçevesinde deliller toplanıp, çekişmeli taşınmaza revizyon gören tapu kaydı yöntemince uygulanıp ilk tesis tapusunun 3402 Sayılı Yasanın 20/c maddesi hükmüne göre kapsamı belirlenip, 1744 Sayılı Yasa karşısındaki hukuki değeri tartışılıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu gibi hüküm kurulmasıYasa karşısındaki hukuki değeri usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalılar Hazine ve Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde Orman Yönetimine iadesine 15.04.2009 günü oybirliği ile karar verildi.