YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/3832
KARAR NO : 2009/6626
KARAR TARİHİ : 15.04.2009
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu kaydının iptali, tescil ve elatmanın önlenmesi davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılardan …, …, …, …, …, … ve … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında, … İlçesi, … mevkii 199 ve 200 parsel sayılı sırasıyla 47.000 m2 ve 12.620 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar, Eylül 1953 tarih 23 sıra nolu tapu kaydı ve gittileri ile 253 yazım numaralı vergi kaydı uygulanarak zeytinlik niteliği ile … ve … Karadeniz adlarına tespit ve tescil edilmişlerdir.
209 parsel sayılı sırasıyla 5.000 m2 yüzölçümündeki taşınmaz Eylül 1953 tarih 23 sıra nolu tapu kaydı ve gittileri ile 253 yazım numaralı vergi kaydı uygulanarak zeytinlik niteliği ile … … … adına tespit ve tescil edilmiştir. Daha sonra parselasyon üzerine pek parsele ifraz edilmişlerdir. Davacı … Yönetimi, 199, 200 ve 209 parsellerden ifraz ve birleştirme yoluyla gelen 3902, 3918, 3926, 3928, 3936, 3940, 3946, 3948, 3952, 3974, 3961, 3969, 3965, 3963, 3972, 3975 parsel sayılı taşınmazların tamamının 3890 parselin kesinleşen tahdit içinde kalan bölümünün tapu kaydının iptal edilerek orman niteliği ile Hazine adına tapuya tescilleri ve davalıların el atmalarının önlenmesine karar verilmesi istemiyle dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne, dava konusu 3902, 3918, 3926, 3928, 3936, 3940, 3946, 3948, 3952, 3974, 3961, 3969, 3965, 3963, 3972, 3975 parsel sayılı taşınmazların tamamının, 3890 parselin … ve orman bilirkişi tarafından ortak düzenlen krokili raporda (B) ile işaretlenen 47,30 m2 yüzölçümlü bölümünün tapu kaydının iptal edilerek orman niteliği ile Hazine adına tapuya tescillerine ve davalıların el atmalarının önlenmesine karar verilmiş, hüküm davalılardan :…, …, …, …, …, … , … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kesinleşen tahdit içinde kalan taşınmazların tapu kayıtlarının iptali, tescil ve el atmanın önlenmesi niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1945 yılında 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılıp kesinleşen orman kadastrosu, 1950 yılında 5653 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan makiye ayırma, 1957 yılında arazi kadastrosu, 3302 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan ve 23.08.1991 tarihinde ilan edilen aplikasyon ve 2/B madde uygulaması bulunmaktadır.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve uzman orman ve … bilirkişi tarafından yöntemine uygun biçimde yapılan uygulama ve araştırma sonucunda çekişmeli taşınmazın 3890 parsel sayılı taşınmazın (B) ile işaretlenen bölümünün, 3902, 3918, 3926, 3928, 3936, 3940, 3946, 3948, 3952, 3974, 3961, 3969, 3965, 3963, 3972, 3975 parsel sayılı taşınmazların tamamının 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılıp kesinleşen orman tahdidinde … Devlet Ormanı sınırları içinde kaldıkları, kök 199, 200 ve 209 parsellere kadastro sırasında uygulanan tapu kayıtlarının Rumlardan kalan metruk yerlerden iken 2510 Sayılı İskan Yasasından önce tefviz edilerek tapuya tescil edildikleri, 1991 yılında ilan edilen aplikasyon ve 2/B madde uygulamasında, kök 209 parselin tamamının, 199 ve 200 parsellerin eylemli orman olan bölümlerinin orman sınırları içinde bırakılıp bir kısmının da XXXII nolu poligon içine alınarak Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılmışsa da aynı çalışma sırasında 16.08.1990 tarihinde düzenlenen tutanak ile bu poligon içinde kalan alanın üzerinde yer yer meşe ağaçlarının bulunduğu fiilen ziraat arazisi özelliği göstermediği açıklanarak 2/B madde uygulamasının iptaline karar verildiği ve tutanakta “XXXII nolu 2/B madde uygulamasının iptal edilmesi ile 199 ve 200 parsellerin bir kısmı ile 209 nolu parselin tamamının … Devlet Ormanı sınırları içinde orman olarak bırakıldı” denilerek kesinleşen 1944 yılı orman kadastro sınırı içinde kalan parsel ve parsel bölümlerinin orman içinde bırakıldığı, çekişmeli yerin 1950 yılında 5653 Sayılı Yasa hükümlerine göre makiye ayrıldığına, ancak yörede 1 nolu komisyon tarafından 1950 yılında 5653 Sayılı Yasa gereğince yapılan maki tefrik çalışmalarında … mevkiinde 266 hektar, … … mevkiinde ise 122 hektar yüzölçümündeki taşınmazlar makilik saha olarak belirlenmişse de 24.12.1962 tarihli maki inceleme komisyonunca düzenlenen raporda, makiye ayrılan taşınmazların eğiminin % 30 – 50 arası olduğu, üzerlerinde 20 – 25 yaşlarında meşe, kayın, 30 – 40 yaşlarında kestane ve ıhlamur ağaçlarının bulunduğu, çeşitli müdahaleler sonucunda orman formasyonun bozulduğu, aslında karışık Devlet Baltalığı olarak kullanılması gerektiği, maki sahalarının tesbitine dair talimatnamenin 5 ve 6. maddeleri gereğince orman muhafaza karakteri taşıdığından orman rejimi dışına çıkartılmaması gerektiği açıklanarak daha önce yapılan işlemin yasa ve yönetmeliğe aykırı olması nedeniyle makiye ayırma işleminin iptal edildiği, 5653 Sayılı Yasada ve 17/08/1950 tarihli yönetmelikte maki komisyonlarının kesinleşmiş orman sınırı içinde maki tesbit işlemi yapacağı konusunda hiçbir hüküm bulunmadığı gibi 1990 yılında dahi dava konusu taşınmazların eylemli orman olduklarının belirlendiği, ormanların ve orman muhafaza karakteri taşıyan makiliklerin hiç bir zaman makiye ayrılamayacağı, ayrılmış olsa bile yasaya aykırı olarak yapılan işlemin yok hükmünde olacağı, somut olayda, makiye ayırma işleminin 1962 yılında iptal edildiği ve hiç bir zaman geçerlilik kazanmadığı; H.G.K’ nun, Y.K.D’ nin Ekim 2002 sayısında yayınlanan 27.02.2002 gün ve 2002/1-19/97 sayılı kararında kabul edildiği gibi taşınmazlar 1944 yılında orman kadastro sınırı içine alındığından, kök parsele revizyon gören tapu kayıtlarının hukuki değerlerini yitirdiği, orman içinde kalan ya da orman sınırı dışına çıkartılan alanlarda tapu kayıtlarına değer verileceğine ilişkin 3402 Sayılı Kadastro Yasasının 45. maddesinin Anayasa Mahkemesinin 01/06/1988 gün 31/13 ve 14/03/1989 gün 35/13 ve 13/06/1989 gün 7/25 sayılı kararları ile iptal edildiğinden, davalı kişilerin dayanacağı hiç bir yasal yol bulunmadığı, aslı orman olan taşınmazlar hakkında özel mülk olarak oluşturulan tapu kayıtları yolsuz tescil niteliğinde olduğundan, sahibine hiç bir zaman mülkiyet … kazandırmayacağı, bu tür tapu kayıtlarının Hazine ve Orman Yönetimi tarafından hiç bir süreye bağlı kalmadan açılacak davalar sonucu iptal edileceği, yine öncesi orman niteliğinde olan taşınmazlarda M.Y.’nın 1023. maddesinde belirtilen iyi niyetle iktisap iddiasında da bulunulamayacağına, bir an için makiye ayırmanın iptal edilmediği düşünülse dahi makiye ayrılan yerlerde özel yasalar uyarınca oluşturulan tapulara değer verileceği Y.İ.B.B.K.nın 22.03.1996 gün 5-11 sayılı ve H.G.K.nun Y.K.Dnin Ekim 2002 sayısında yayınlanan 27.02.2002 gün ve 2002/1-19/97 sayılı kararı ile kabul edildiğine, çekişmeli taşınmazlara ilişkin makiye ayırmadan sonra özel yasalar uyarınca oluşturulan tapu kaydı bulunmadığına, 3948 parsel dışındaki çekişmeli taşınmazların tamamının üzerlerinin eylemli olarak maki bitki örtüsü ile kaplı oldukları, kaldı ki taşınmazların eğim ölçer ile belirlenen eğimlerinin % 12’nin üzerinde olduğu, orman ve … muhafaza karakteri taşıdıkları anlaşıldığına, 6831 Sayılı Yasanın 1/j bendinin karşı kavramından funda veya makiliklerle örtülü orman ve … muhafaza karakteri taşıyan yerlerin orman sayılacağına, bilimsel olarak da % 12’den fazla eğimli makilik sahaların orman ve … muhafaza karakteri taşıması nedeniyle muhafaza (koruma) makisi yani orman sayılması gerektiğine, bu nitelikteki taşınmazların 5653 Sayılı Yasa hükümlerine göre makiye ayrılamayacağına, ayrılmış olsa bile yasal dayanağı bulunmadığından yok hükmünde sayılacağına, orman niteliğini koruyan muhafaza (koruma) makilik alanlarda 22.03.1996 gün ve 1993/5-1 Sayılı İnançları Birleştirme Kararının ve H.G.K.nun Y.K.D.’nin Ekim 2002 sayısında yayınlanan 27.02.2002 gün ve 2002/1-19/97 sayılı kararının uygulama yerinin bulunmadığına, 1957 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında bu durumlar gözönünde bulundurulmadan, hata ile ikinci kere kadastrosunu yapıp yolsuz olarak sicil oluşturulmuşsa da, 766 Sayılı Yasanın 46/2 ve 3402 Sayılı Yasanın 22/1. maddeleri gereğince ikinci kadastronun yolsuz (T.M.Y.nın 1025. md.) ve bütün sonuçlarıyla hükümsüz olması nedeniyle malikine mülkiyet … kazandırmayacağı ve T.M.Y.nın 1026 (E.M.Y.nın 934. İsviçre 976) maddesi gereğince sicilin hiç bir süreye bağlı kalmadan her zaman iptal edileceği, somut olayda 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanama olanağının da bulunmadığı, baştan beri yolsuz tescil niteliğinde oluşturulan sicil kaydının, davalıya hiç bir zaman mülkiyet … kazandırmayacağı ve başlangıcından itibaren yolsuz ve geçersiz olan tapu kaydının iptaline ilişkin mahkeme kararının yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (izhari), başka bir anlatımla; sicilin oluştuğu tarihden itibaren mülkiyet hakkının doğmadığını, sicilin yolsuz ve geçersiz olduğunu belirleyen bir hüküm olduğu, bu tür kayıtlarda T.M.Y.’nın 1023 (E.M.Y.931 İsviçre M.Y.974) maddesindeki “iyi niyetle edinme” kuralının da uygulanamayacağı, belirlenerek kaydın iptaline karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığına, göre yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenlere ayrı ayrı yükletilmesine 15/04/2009 gününde oybirliği ile karar verildi.