Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2009/4391 E. 2009/11147 K. 02.07.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/4391
KARAR NO : 2009/11147
KARAR TARİHİ : 02.07.2009

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine ve davalı … … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R

Hükmüne uyulan Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 28.05.2001 gün ve 2001/6156-6468 sayılı bozma kararında özetle; “Mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin yetersiz olduğu, çekişmeli parselin dava dışı Macun Köyü 531 parsele de uygulanan eski tarihli tapu kaydı esas alınarak davalı gerçek kişiler ve murisleri adına tesbit edildiği, 97 sayılı parselin 7420 m2 bölümünün kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içindeyken 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. madde uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, 1052 yılında makiye ayrıldığının anlaşıldığı, taşınmazın makiye ayrılması ile tesbit tarihi arasında 20 yıllık süre geçmediğinden, davalının zilyetliğine değer verilemeyeceği, ancak 04.07.1973 tarihinde yürürlüğe giren 1744 Sayılı Yasanın 2. maddesinde “…orman sınırları dışına çıkarılacak yer sınırlaması itirazsız kesinleşmiş tapulu arazi ise mülkiyetinin tekrar sahiplerine intikal eder…” hükmüne yer verildiği, davacılar tapusu 3116 Sayılı Yasa gereği yapılan tahditten önce oluştuğuna göre çekişmeli taşınmazın kısmen ya da tamamen bu tapu kaydı kapsamında kalıp kalmadığının tespitinde zorunluluk bulunduğu, ancak tapu kaydının yöntemince uygulanmadığı, bu nedenle yeniden yapılacak keşifte dayanılan tapu kaydını yöntemince uygulanması ve bilirkişiye keşfi izlemeye olanak veren kroki düzenlettirilmesi taşınmazın tapu kaydı kapsamında kalıp kalmadığının yöntemince saptanması” gereğine değinilmiştir. Mahkemece … … aleyhine açılan dava atiye bırakıldığından hakkında karar vermeye yer olmadığına, diğer davalılar aleyhine açılan davanın KISMEN KABULÜNE, çekişmeli parselin … Bilirkişi … … tarafından düzenlenen ek raporda (a) ile gösterilen 7420 m2 bölümün 960/76800 payının … … adına, kalan 75840/76800 payın da davacı Hazine adına 2/B uygulaması sonucu orman dışına çıkarılan yer olduğu belirtilerek tapuya kayıt ve tesciline, aynı rapor ve krokide (b) ile gösterilen 380 m2 bölümün ise önceki tapu malikleri adına tapudaki payları oranda tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davacı Hazine tarafından (b) ile gösterilen 380 m2 bölüme, davalı … … tarafından da (a) ile gösterilen 7420 m2 bölüme ilişkin olarak temyiz edilmiştir.
Dava, 1947 yılında kesinleşen orman kadastro sınırları içindeyken yine 14.02.1988 tarihinde kesinleşen 3302 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması sonucu Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan parselin tapu kaydının iptal ve tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 3116 Sayılı Yasaya göre 1946 yılında yapılıp kesinleşen orman tahdidi bulunmaktadır. Daha sonra 1974 yılında yapılıp, 20.10.1975 tarihinde ilan edilerek kesinleşen 1744 Sayılı Yasanın 2. madde uygulaması, 1988 yılında yapılıp 14.02.1988 tarihinde ilan edilerek dava tarihinden önce kesinleşen aplikasyon, orman kadastrosu yapılmamış yerlerin kadastrosu ve 3302 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması vardır.
… Köyde 1963 yılında yapılan ve 23.11.1963 ila 23.12.1963 tarihleri arasında ilan edilen kadastroda 97 parsel sayılı 7800 m2 yüzölçümündeki tarla nitelikli taşınmaz, Mart 1292 tarih 67, Mayıs 1956 tarih 81, Mart 195 tarih 61, Ocak 1957 tarih 14, Eylül 1956 tarih 12, Mart 1952 tarih 108, Mart 1929 tarih 90, Mayıs 1926 tarih 6, Mayıs 1925 tarih 6 sıra numaralı tapu kayıtları kapsamında Abdulkerim oğulları … ve …’in malı iken bir bölümünün Macun Köyünde 531 sayılı parsele uygulandığından, veraset ve intikalden söz edilerek toplam … … ve paydaşları adına tesbiti tapulama komisyonu kararı ile kesinleşerek tapuya kayıt edilmiştir.
1- Bozma kararı gereği işlem yapılarak, kesinleşmiş orman kadastro haritasının uygulanmasına dayalı araştırma, inceleme ve keşif sonucu düzenlenen uzman orman bilirkişi raporlarıyla, dava konusu taşınmazın bilirkişi krokisinde (a) ile gösterilen 7420 m2 bölümünün 3116 Sayılı Yasaya hükümlerine göre 1947 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde, (b) ile gösterilen 380 m2 bölümün ise orman sınırları dışında bırakıldığı belirlenerek, Hazinenin çekişmeli parselin (a) ile gösterilen bölümüne ilişkin davasının reddine karar verilmesinde isabetsizlik yoktur.
2- Davacı Hazine tarafından davalı … … yönünden açılan dava takipsiz bırakıldığından, hakkında hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmesinde yasaya aykırı bir yön yoktur.
3- Davalı … Metinin çekişmeli parselin … bilirkişi krokisinde (a) ile gösterilen 7420 m2 bölümüne ilişkin temyiz itirazlarına gelince; uzman bilirkişi ve … bilirkişi raporlarıyla çekişmeli parselin bu bölümünün 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içindeyken, 1952 yılında 5653 Sayılı Yasaya ve ilgili yönetmeliğe aykırı olarak kurulan ve yine yasa ve yönetmelik hükümlerine uymadan çalışma yapan maki tefrik komisyonunca, Akdeniz makisi olarak tesbit edilmişse de, 1975 yılında 7 Numaralı Orman Kadastro Komisyonuna bağlı 3 Numaralı Ekip tarafından yapılan 1744 Sayılı Yasa ile değişik 2. madde uygulamasında, daha önce yapılan makiye ayırma işlemine değer verilmeyip, orman kadastro sınırı içinde kalmaya devam ettiği ve 15.10.1961 tarihinde önce orman niteliğini yitirmesi nedeniyle, 1744 Sayılı Yasanın 2. maddesi gereğince Hazine adına orman sınırları dışına çıkartıldığı, tesbitte esas alınan tapunun … … Nahyesi Macun karyesinde kayıtlı Mart 1292 tarih 67 sıra numaralı tarafları: … ve … Yolu ve … Yolu ve Yörük Yurdu ve … … tarlası okuyan, Babaları …den … ve … adına oluşturulan ve Mart 1929 tarih ve 90 numaralı sicilde D: … yolu, K: … Yurdu, B: …, G: … … tarlası okuyan tarlanın yarısı veraset ve intikallerden söz edilerek paylı olarak … Zevcesi …, ve üç payı kızı … adına kayıtlı tapu kaydı ile daha sonra tutunulan Mart 1921 tarih 91 sıra numaralı tapu kaydının çekişmeli parseli kapsamadığı belirlenip,
Ağustos 2007 tarih ve 8 sayılı YARGITAY KARARLAR DERGİSİNDE yayınlanan, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 20.12.2006 gün ve 2006/14641-17945 sayılı kararında da açıklandığı gibi, makiye ayırma çalışması yapan komisyon yasa ve yönetmelik hükümlerine
uygun kurulmadığı gibi, yasa ve yönetmelik hükümlerine de aykırı çalıştığı, bu nedenle yaptığı makiye ayırma işlemine değer verilemeyeceği, yasa ve yönetmelik hükümlerine uyulmadan yapılan çalışma sonunda makiye ayrılan yerlerin tevzii işlemlerinin de yapılmadığı, makiye ayrılan yerlerde özel yasaları gereği oluşturulan tapu kayıtları dışındaki kayıtlar ile zilyetliğe değer verilmeyeceği,
Çekişmeli taşınmazın bu bölümünün 1947 yılında yapılıp kesinleşen orman tahditinde Devlet Ormanı olarak sınırlandırıldığı, daha sonra aynı köyde 1975 yılında yapılan 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. madde uygulamasıyla … Köyü P.I poligon numarasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, bu işlemin iptali için Yönetimler tarafından her hangi bir dava açılmadığı, sonraki işlemlerde durumunun değişmediği yönünde taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığı, dava konusu taşınmazın ifraz edildiği kadastro parseline uygulanan tapu kaydının, sınırları itibariyle çekişmeli parseli kapsamadığı, bir an için sınırları itibariyle çekişmeli parseli kapsadığı kabul edilse dahi bu kaydın 1947 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kalmakla yasal değerini yitirdiği, Kamu malı olan orman niteliğindeki taşınmazlar hakkında, özel mülklerin bağlı olduğu yasa hükümlerinin uygulanamayacağı, Bu nedenle; aslında orman olan taşınmazı tapu kaydı ile satın alan kişilerin, 4721 Sayılı Medeni Yasanın 1023. maddesindeki iyi niyet kurallarından yararlanamayacağı gibi, 1947 yılında orman kadastrosu kesinleşmesi nedeniyle yasal değerini yitiren tapu kaydı dayanak gösterilerek ve taşınmazın bu bölümü orman sınırları içinde iken, 1971 yılında genel kadastro yoluyla tapuya tescil edilip, geçerli bir hukuki sebebe dayanılarak oluşturulmadığından yasanın korumasından faydalanamayacağı gibi, 1744 Sayılı Yasanın 2/1. maddesi gereğince nitelik kaybı nedeniyle orman rejimi dışına çıkartılan yerler, orman tahdidinin kesinleştiği tarihten daha önceki zamanlarda tapuya kayıtlı olsa dahi, mülkiyetinin tapu sahibine intikal etmeyeceği, çünkü, 1744 Sayılı Yasanın 2/2. maddesinde yazılı “Evvelce sınırlaması yapılmış ve fakat yukarıdaki fıkra hükümlerine (aynı maddenin birinci fıkrası) uymadığı …. anlaşılan sınırlamaların düzeltilmesi sonucu orman sınırları dışına çıkartılacak yer, sınırlaması itirazsız kesinleşmiş tapulu arazi ise, mülkiyeti tekrar tapu sahiplerine intikal eder” hükmünün, sadece ilk orman kadastrosunun yapıldığı tarihinden daha önceki zamanlarda ve öncesi de orman olmayan yerler için oluşturulan tapu kayıtlarına ilişkin olduğu, taşınmazın öncesinin orman olsun olmasın, o yer kesinleşen orman sınırı içinde bulunduğu sırada oluşturulan tapu kayıtlarına değer verilemeyeceği gibi, taşınmazın öncesinin orman sayılan yer olması ve 1744 Sayılı Yasanın 2/1. maddesi gereğince 15.10.1961 tarihinden önce nitelik kaybetmesi nedeniyle orman rejimi dışına çıkartılması halinde, o yerin orman sınırı içine alınmadan önce tapuda kayıtlı olsa dahi, tapu kaydı özel mülkiyete konu olmayan orman sayılan yerde oluşturulduğu için yolsuz tescil niteliğinde olacağından, yine bu tapu kaydına değer verilemeyeceği ve o yerin mülkiyetinin tapu sahiplerine intikal etmeyeceği, 1744 Sayılı Yasanın 2/6 maddesi gereğince çıkartılan ve 22 Temmuz 1974 tarihli Resmi Gazete Yayınlanarak yürürlüğe giren “Orman Sınırları Dışına Çıkartılacak Yerler Hakkında Tüzüğün”ün 34. maddesinin “Orman Kadastro ekipleri; düzenleyecekleri tutanaklarda orman sayılmaması gerektiği ve tapulu bulunduğu halde, orman sınırları içine alınmış ve sahibi tarafından itiraz edilmediği için orman sayılan yer haline dönüşmüş ve fakat 6831 Sayılı Orman Yasasının değişik 2. maddesine göre orman sınırı dışına çıkarılması gerekli olan yerleri, tapu sahibi kimliğini, tapunun tarih ve numarasını yazmak suretiyle ayrı bir madde halinde belirler. Bu gibi yerler … fotoğraflarına ve haritalarına işlenir veya yersel ölçüleri yapılır”. Yine aynı Tüzüğün 41/2. maddesi “inceleme kurulları … esasen orman sayılmayan yerlerden olduğu neticesine vardıkları yerler hakkında 6831 Sayılı Yasanın değişik 2. maddesine göre inceleme yapamazlar”. hükümlerinin birlikte değerlendirilmesiyle; 6831 Sayılı Yasanın 1744 Sayılı Yasa ile değişik 2/2 maddesi gereğince orman rejimi dışına çıkartılan yerlerin mülkiyetinin tekrar tapu sahiplerine intikal edebilmesi için; taşınmazın öncesi orman olup da bilim ve … bakımından nitelik kaybetmesi nedeniyle 1744 Sayılı Yasanın 2. maddesinin birinci fıkrası gereğince orman rejimi dışına çıkartılan yer olmaması, tapu kaydının yolsuz tescil niteliğinde olması halinde, sahibine hiç bir zaman mülkiyet hakkını kazandırmayacağı, 1744 Sayılı Yasanın 2. maddesinin birinci fıkra hükümlerine uymadığı, yani aslında orman olmadığı ve tapulu bulunduğu halde, yanlışlıkla orman sınırı içine alınmış ve sahibi tarafından itiraz edilmediği için hukuken orman sayılan yer haline dönüştüğü anlaşılarak, nitelik kaybetme ya da etmeme konusunda inceleme kurulları tarafından hiçbir araştırma yapılmadan, orman sınırlarının düzeltilmesi sonucu 2. maddenin ikinci fıkrası gereğince orman sınırları dışında bırakılması, çekişmeli taşınmazı içine alan ilk orman kadastrosu itirazsız kesinleşmiş olması, dayanılan tapu kaydının, taşınmaz orman sınırları içine alınmadan önce oluşturulması ve yüzölçümü ile geçerli olarak çekişmeli taşınmazı kapsaması, 13.07.1945 tarihinde yürürlüğe giren 4785 Sayılı Yasa gereği devletleştirilmemiş olması, 3116 Sayılı Yasanın Muvakkat 1. maddesi ya da başka bir kamulaştırma Yasası gereğince kamulaştırılmamış olması, orman sınırlamasının düzeltilmesi sonucu orman sınırı dışında bırakma işleminin 1744 Sayılı Yasanın yürürlükten kalktığı 1 Ocak 1984 tarihine kadar tamamlanmış olması koşullarının birlikte aranacağı, somut olayda, çekişmeli taşınmazın öncesi orman sayılan yer iken nitelik kaybı nedeniyle Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, çekişmeli parselin ifraz edildiği kadastro parsellerinin tesbitine esas alınan tapu kaydının 4785 Sayılı Yasa hükümleri karşısında hukuki değerini yitirdiği, bu nedenle çekişmeli taşınmazın bu bölümünün tapu sahibi adına orman sınırları dışına çıkarıldığı kabul edilemeyeceği,
Çekişmeli taşımazın (a) ile gösterilen bu bölümü, 1946 yılında yapılan ve kesinleşen orman kadastro sınırları içinde olduğu halde, 1963 yılında arazi kadastro ekiplerince bu durum göz önünde bulundurulmadan ikinci kez kadastrosunu yaparak o tarihde kesinleşmiş orman kadastro sınırları içinde kalmaya devam eden taşınmazlar hakkında sicil oluşturduğu 766 Sayılı Yasanın 46/2 ve 3402 Sayalı Yasanın 22/1. maddesi hükümlerine göre ” Evvelce tespit, tescil veya sınırlandırma suretiyle kadastrosu veya tapulaması yapılmış olan yerlerin yeniden kadastrosu yapılamaz. Bu gibi yerler ikinci bir defa kadastroya tabi tutulmuşsa, ikinci kadastro bütün sonuçlarıyla hükümsüz sayılır ve Türk Medeni Kanununun 934 üncü maddesine göre işlem yapılır. Süresinde dava açılmadığı takdirde, ikinci defa yapılan kadastro, tapu sicil müdürlüğünce re’sen iptal edileceği “, bu nedenle orman kadastrosundan sonra yapılan kadastronun ikinci kadastro olması nedeniyle TMY’nın 1026 (EMY. 934, İsviçre MY. 976) maddesi hükmüne göre iptal edilmesi gerektiği, 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesindeki 10 yıllık hak düşürücü sürenin ikinci kadastronun bulunduğu hallerde uygulanamayacağı,
Anayasanın 169 ve 170. maddelerindeki 2924 Sayılı Yasada ve 3402 Sayılı Yasanın 16/D maddesinde özel olarak düzenlenen Devlet Ormanları ve nitelik kaybı nedeniyle orman rejimi dışına çıkartılan yerlerin özel yasalarına tabii olduğu, H.G.K’nun 24.03.1999 gün 1999/1-170-167 ve 21.02.1990 gün 1989/1-700-101 kararlarında belirtildiği gibi, aslında özel mülkiyete konu olmayan taşınmazlar her nasılsa tapuya tescil edilmiş olsa bile, bu durum taşınmazın niteliğini değiştirmeyeceğinden tescil işlemi yok hükmünde olup, bu tür taşınmazlar hakkında M.Y.’nın 1023. (931.) maddesinde belirtilen iyi niyetle iktisap iddiasında bulunulamayacağı, yasalarımızın, nasıl oluşursa oluşsun, yanlış ve yolsuz tescillere dayalı olarak tapu sicilinde yapılacak değişiklikleri öngören iptal davaları görevini Adliye
Mahkemelerine verdiği (M.Y.- Md. 1025.(933)”, 6831 Sayılı Yasanın değişik 2 ve 2/B madde uygulaması sonucu nitelik kaybı nedeniyle Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan taşınmazların, Anayasanın 170. maddesinde belirtilen kamu hizmetinin yerine getirilmesi için 2924 Sayılı Yasa gereği Orman Bakanlığının emrine geçeceği, başka bir anlatımla, Orman Bakanlığına tahsis edilmiş sayılacağından 3402 Sayılı Yasanın 17. maddesi ve yine yasalar gereği Hazineye kalan yerler olması nedeniyle, aynı yasanın 18. maddesi hükmü karşısında, orman rejimi dışına çıkarma işlemi Hazine adına yapılacağından, 2896 ve 3302 sayılı yasa ile değişik 6831 sayılı yasanın 2/B maddesi gereğince Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan taşınmazların kazandırıcı zamanaşımı yoluyla edinilmesine olanak bulunmadığı hususları gözetilerek, Hazinenin çekişmeli parselin (a) ile gösterilen 7520 m2 yüzölçümündeki bu bölümüne ilişkin davasının kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığına,karar tarihinden sonra, 27.01.2009 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5831 Sayılı Yasanın 5. Maddesiyle, 6831 Sayılı Yasaya eklenen Ek.10. Maddesi uyarınca, Orman Yasasının; 20.06.1973 tarih ve 1744 Sayılı Yasayla değişik 2. Maddesi, 23.09.1983 tarihli 2896 ve 05.06.1986 tarihli 3302 Sayılı Yasalarla değişik 2. Madde 1. Fıkra (B) bendi uygulamaları ile orman sınırları dışına çıkarılan yerler, çıkarma işleminin kesinleştiği tarihten itibaren kazandırıcı zamanaşımı yolu ile iktisap edilemeyeceğine, yasa hükmü“orman sınırları dışına çıkarma işleminin kesinleştiği tarihten itibaren” denmek suretiyle, orman dışına çıkarma tarihine kadar geriye yürütüldüğüne göre davalı … …’in temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle; davalı Hazinenin çekişmeli parselin … Bilirkişi … … tarafından düzenlenen ek parorda (b) ile gösterilen 380 m2 bölümüne ve davalı … … aleyhine açılan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına ilişkin kararına yönelik temyiz itirazlarının, yukarıda üçüncü bentte açıklanan nedenlerle de, davalı … …’in çekişmeli parselin … bilirkişi krokisinde (a) ile gösterilen 7420 m2 bölümüne ilişkin tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının gerçek kişiye yükletilmesine, Hazineden harç alınmasına yer olmadığına 02/07/2009 günü oybirliği ile karar verildi.

(Gerçek kişiden tahsiline)