YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/4460
KARAR NO : 2009/6002
KARAR TARİHİ : 07.04.2009
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Çekişmeli … Köyü 115 ada 352 parselin yörede 2001 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sırasında 28.04.1954 tarih 262 nolu tapu kaydı uygulanmak suretiyle 60390.10 m2 miktar ve zeytinlik niteliği ile …, …, … … ve … adlarına tespit edilmiş, itiraz edilmeksizin kesinleşerek tapuya kaydedilmiştir. Beyanlar hanesinde 3. Derece arkeolojik sit alanında kaldı yolunda şerh bulunmaktadır.
Hazine, Milas Sulh Hukuk Mahkemesinin 20.04.1954 tarih 1954/160 E.-1954/267 sayılı tescil ilamı sonucunda oluşan tespite esas tapu kaydının 25340 m2 miktar ve değişir sınırlı olduğunu, miktar fazlasının 3573 Sayılı Yasa gereği oluşan ve hiç kimseye tahsis edilmemiş bulunan 66 nolu zeytincilik parseli içinde, bir kısmının da taşlık, çalılık alanda kaldığını ileri sürerek tapu kayıt miktar fazlasının iptali ile Hazine adına tescilini istemiştir. Mahkemece davanın reddi yolunda kurulan hüküm Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Çekişmeli parselin bulunduğu yörede 1985 yılında 6831 Sayılı Yasaya göre orman kadastrosu ve aynı yasanın 2/B madde uygulamaları birlikte yapılmış ve dava tarihinden önce kesinleşmiştir.
Mahkemece çekişmeli taşınmazın tamamının kesinleşen orman kadastro sınırları dışında ve dayanılan tapu kapsamında kaldığı gerekçesi ile hüküm kurulmuşsa da delillerin değerlendirilmesinde hataya düşülmüştür. Dosya kapsamından, özellikle … bilirkişisi … …’ye ait 03/07/2003 tarihli rapor eki kroki ile … uzmanı bilirkişi … … ’a ait 31/07/2003 tarihli rapor ve krokiden çekişmeli parselin (A) harfi ile gösterilen 17640.00 m2’lik bölümünün 26/01/1939 tarih ve 3573 Sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkındaki Yasa gereğince parselajı yapılıp 66 numaralı zeytincilik parseli olarak belirlenen ve bugüne kadar hiç kimseye tevzi ve tahsis edilmeyen yerlerden olduğu; yine (B) harfi ile gösterilen 1.105.00 m2’lik bölümünün aynı nitelikteki 65 numaralı zeytincilik parseli kapsamında kaldığı görülmektedir. Bu yere orman kadastro tutanaklarında, yörede zeytincilik parsellerinin bulunduğundan bahisle “3573 Sayılı Zeytinciliği Teşvik ve Islah Yasası uyarınca ormandan tefrik edilmiş orman sayılmayan zeytinlikler olduğuna, bu sahalar içinde kalan mülk ve topraklar hakkında komisyonumuzca bilahare verilecek kararlar ile mülkiyet ihtilafi mahkemeye intikal etmiş yerler hakkında mahkemesince verilecek kararlar saklı kalmak kaydıyla” denilerek bir bölüm yerler bu şekilde şartlı olarak orman sınırları dışında bırakılmışlardır. 1970, 1974, 1984, 1986 ve 2004 tarihli Orman Kadastro Yönetmeliklerinin tümünde “ 3573 Sayılı Yasa ile bu Yasayı değiştiren 6777 Sayılı Yasaya göre Devlet Ormanlarından tefrik edilmiş, zeytinlik, sakızlık ve harnupluk sahalar için tevzi işlemleri yapılmamış ise Devlet Ormanı olarak sınırlandırılır.” hükmü bulunmaktadır. Yine 6831 Sayılı Yasanın 05/11/2003 gün ve 4999 Sayılı Yasa değişik 7.maddesinde evvelce sınırlaması yapılmış olup da herhangi bir nedenle orman sınırları dışında kalmış ormanların orman kadastrosunun orman kadastro komisyonunca yapılacağı belirtilmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27/02/2008 gün ve 2008/20-157 Esas- 2008/194 karar sayılı kararında da belirtildiği üzere delicelik ve yabani zeytinlerin aslının orman ağacı olduğu, ancak 3573 Sayılı” Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkında Yasa “ hükümlerine yetkili makamlarca karar verilmesi ya da verilen bu karar uyarınca tapu kaydı oluşturulması durumunda o yerin orman sayılmayacağı, yasa gereği zeytincilik parseli olarak belirlenip tahsis edilmeyen yerin aşılanmak suretiyle iktisabının mümkün olmadığı, bu tür bir yerin orman sınırları dışında bırakılmasının davalıya bir hak sağlamayacağı, aslı orman olup herhangi bir nedenle orman sınırları dışında bırakılan taşınmazın 05/11/2003 gün ve 4999 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 7. maddesi gereğince her zaman orman sınırları içine alınabileceği ya da Hazine tarafından orman olarak tahsis edilebileceği hususu kesinlik kazanmıştır. Tüm bu açıklananlar gözetildiğinde çekişmeli taşınmazın bilirkişi krokisinde (A) ve (B) harfleri ile gösterilen bölümlerinin gerçek kişiler adına tescil edilemeyeceği açıktır. Geriye kalan bölüm ise 41645 m2’dir. Hazinenin taraf olmadığı tescil ilamı sonucunda oluşmuş bulunan tapu kaydı miktarı ise 25340 m2 olup “…” ve “yol” hudutları itibarıyla değişir sınırlıdır. Bu durumda 16305.l0 m2 yüzölçümündeki yer miktar fazlası olarak kişiler adına kayıtlıdır. Hazine kayıt miktar fazlasının devletin hüküm tasarrufu altındaki ve zilyetlikle kazanılamayacak yerlerden olduğunu ileri sürerek dava açmıştır. Tapu kayıtları dayanan kişi açısından lehe olduğu kadar aleyhe de delil teşkil eder. Bu nedenle tapunun 3402 Sayılı Yasanın 20/C, 21 ve 32/3. maddeleri gereğince miktarı ile geçerli kapsamı belirlenmeli, miktar fazlasının 1980-1990 yıllarında … alanı olarak kullanılıp kullanılmadığının da kesin olarak saptanması gereklidir. Bu nedenle mahkemece, önceki bilirkişiler dışında halen … ve Orman Bakanlığı bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri 1980 ve 1990’li yıllara ait … fotoğrafları ve memleket haritası ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında bu konuda uzman serbest ziraat mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi ve bir … elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmazın kayıt miktarı dışında kalan bölümü … bilirkişi eliyle 3402 Sayılı Yasanın 20/C, 21 ve 32/3 maddeleri gereğince belirlendikten sonra bu bölümün o tarihlerde ziraat alanı olarak kullanılıp kullanılmadığı, zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi olup olmadığı belirlenmeli, eylemli durumu kesin bir biçimde saptanmalıdır.
Yukarıda açıklanan yöntemle yapılacak araştırma sonucu, bu yerin 1980-1990’lı yıllarda … yapılan yer olduğu belirlendiği takdirde, bu kez, zilyetlik yolu ile kazanma koşullarının araştırılması gerekir. Bu cümleden olarak; komşu parsellerin tutanak ve dayanakları getirtilip uygulanmalı; bu taşınmazı sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; varsa, zilyetlik tanıkları taşınmaz başında dinlenmeli; zilyetliğin ne zaman başladığı, kaç yıl, ne şekilde devam ettiği sorulup, kesin tarih ve olgulara dayalı. açık yanıtlar alınıp; tesbit tarihine kadar gerçek kişiler yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenmeli; 3402 Sayılı Yasanın 14. maddesi uyarınca davacılar yanında, önceki bayiiler yönünden de tapu sicil ve kadastro müdürlükleri ile mahkeme yazı işleri müdürlüğünden araştırma yapılıp, aynı yasanın 03.07.2005 gün 5403 Sayılı … Koruma ve Arazi Kullanma Yasası ile değiştirilen 14/2. maddesi gereğince … ve susuz olarak kazanılmış … miktarı belirlenip. yasanın getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır. Değinilen yönler göz ardı edilerek kurulan hüküm usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 07/04/2009 günü oybirliği ile karar verildi.