Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2009/4993 E. 2009/7040 K. 28.04.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/4993
KARAR NO : 2009/7040
KARAR TARİHİ : 28.04.2009

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … davacı tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi gereği düşünüldü:

K A R A R
Davacı … Yönetimi vekili, tapuda davalı adına kayıtlı … Köyü 781 sayılı parselin (11.450 m2) 1990 yılında yapılan orman kadastro sınırları içinde kaldığını, davalının orman kadastrosunun iptali için Çanakkale Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı 2000/388 sayılı orman kadastrosuna itiraz davasının reddedilerek kesinleştiğini belirterek tapu kaydının iptalini ve orman niteliğiyle Hazine adına tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne, taşınmazın tapusunun iptali ile orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı … Yönetimi tarafından yargılama giderlerine, davalı tarafından da esasa yönelik temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kesinleşen orman kadastro sınırı içinde kalan tapunun iptali ve tescili istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden sonra 29/11/1990 tarihinde ilan edilip kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Genel arazi kadastrosu işlemi 1973 yılında kesinleşmiştir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1990 yılında 6831 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan ve kesinleşen orman kadastrosunda, dava konusu taşınmaz orman sınırları içinde bırakılmış, 1973 yılında yapılan arazi kadastrosunda ise kişiler adlarına özel mülk olarak tesbit ve yolsuz olarak tescil edilmiştir.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve taşınmazın eski tarihli … fotoğrafları ve memleket haritasında öncesinin orman olduğu, 31/01/2008 tarihinde yapılan keşif sırasında çekilip bilirkişi raporuna eklenen ve gerçeğin kendisi olan fotoğraflardan anlaşıldığı, taşınmaz hakkında 1953 yılında … tevzi komisyonunca tapu kaydı oluşturulurken dahi eylemli orman olduğunun eski tarihli bu belgelerden görüldüğü, 4753 Sayılı Yasada ormanların tevzi edileceğine dair hiçbir hüküm bulunmadığı, bu nedenle taşınmaz … tevzi komisyonunun hatalı ve yasaya aykırı işlemi sonucu özel mülk olarak tapuya bağlandığı ve özel mülk olarak tapuya tescil edilmesinin özde kamu malı orman olan taşınmazın hukuksal niteliğini değiştirmeyeceği, ormanlar kamu malı olup, özel mülke konu olmayacağı gözönüne alınmadan 1973 yılında dahi eylemli orman olan taşınmazın geçerli bir tapu kaydı olduğu düşüncesiyle yine kadastro ekibinin yanlış ve hatalı işlemi sonucu tapuya tescil edildiği, dava konusu taşınmazın 6831 Sayılı Orman Yasasının 7. maddesindeki “Devlet ormanları ile evvelce sınırlaması yapılmış olup da herhangi bir nedenle orman sınırları dışında kalmış ormanların, orman kadastrosu ve bu ormanların içinde ve bitişiğinde bulunan her çeşit taşınmaz malların (Her çeşit taşınmaz mal kavramı içine daha önce arazi kadastrosu yapılmış ve yapılmamış tüm taşınmazların girdiğinin kabulü gerekir.) ormanlarla müşterek sınırının tayini ve tesbiti orman kadastro komisyonları tarafından yapılır.” hüküm gereğince yapılıp kesinleşen orman kadastrosuna ait harita ve tutanaklar ile arazi kadastrosu paftasının uzman orman ve … bilirkişisi tarafından uygulanması sonucu, dava konusu taşınmazın 1990 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kaldığı, davalı … tarafından 10 yıllık hak düşürücü süre içinde açılan orman kadastrosuna itiraz davasının, mahkemenin 2000/388 sayılı dosyasında 01/05/2000 tarihinde reddedildiği ve kararın Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 29/11/2004 gün ve 7762-12317 sayılı kararıyla onanarak kesinleştiği, bu kararın taraflar yönünden kesin hüküm oluşturduğu; davacı, genel arazi kadastrosundan önceki hukuki sebeplere değil, kadastrodan sonraki hukuki nedene dayanarak iptal ve tescil istediğinden, somut olayda 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanma olanağının bulunmadığı, orman kadastrosunun kesinleşmesiyle taşınmaz kamu malı niteliğini kazandığı ve mülkiyet hakkının Hazineye geçtiği, bu nedenle mahkeme kararının yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (ihzari) bir hüküm olduğu, bu tür kayıtlarda T.M.Y.’nın 1023 (E.M.Y.931- İsviçre M.Y.974) maddesindeki “iyi niyetle edinme” kuralının da uygulanamayacağı, dava konusu yer 1953 yılından önce ve sonra eylemli orman olduğu gibi 31/01/2008 günü taşınmaz başında yapılan keşifte dahi 5 – 10 metre boyunda 20 – 60 yaşlarında … ağaçlarıyla kaplı, … yapılması imkansız olan bir yer olduğunun belirlendiği ve taşınmazın yaşlı kızılçam ağaçları ile kaplı olma durumunu gösterir 31/01/2008 tarihinde çekilen ve bilirkişi raporuna eklenen fotoğraflardan açıkça göründüğü, dava konusu taşınmaza doğu, batı yönde komşu geniş yüzölçümlü 1084 sayılı Devlet Ormanı parseli bulunduğu ve dava konusu taşınmazın sözü edilen Devlet Ormanlarının devamı olduğu, davalının 25/04/1990 tarihinde taşınmazın orman olma niteliğini görmeden ve bilmeden satın almasının hayatın olağan akışına ve yaşam gerçeklerine uygun olmadığı, bu nedenle davalının iyi niyetli olarak da kabul edilemeyeceği, davalının araziyi satın alırken ödediği bedeli sebepsiz zenginleşme kurallarına göre bu yeri kendisine satan kişiden geri almasının mümkün olduğu gözönünde bulundurularak kaydın iptaline karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak, H.Y.U.Y.’nın 94. maddesine göre dava ilk celse kabul edilmediğinden H.Y.U.Y.’nın 417. maddesi gereğince davanın kabulü halinde davacı tarafından yapılan yargılama harç ve giderlerinin aleyhine hüküm kurulan davalıya yükletilmesi ve davacı yararına Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinde belirlenen ilkeler gözönünde tutularak vekalet ücreti takdir edilmesi gerekir. Mahkemece bu hususlar gözetilmeksizin hüküm kurulmuş olması doğru değil ise de, bu hususlar hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu sebeplerle; hükmün 5. 6 ve 7. Parafraflarının hükümden tamamen çıkartılarak bunların yerine “Davacı tarafından sarfedilen 1416.- YTL. yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, karar tarihi itibarıyla hesaplanan 1782.- YTL. vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine” cümlesi yazılmak sureti ile düzeltilmesine ve hükmün H.Y.U.Y.’nın 438/7. maddesi gereğince bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenlere ayrı ayrı yükletilmesine 28/04/2009 gününde oybirliği ile karar verildi.