Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2009/5279 E. 2009/9555 K. 09.06.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/5279
KARAR NO : 2009/9555
KARAR TARİHİ : 09.06.2009

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil, el atmanın önlenmesi ile yıkım, gerçek kişinin karşı davası ise tapu kaydı üzerindeki 2/B madde şerhinin kaldırılması davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ile davalı vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı … Yönetimi; …, 35 ada, 3 parsel sayılı taşınmazın orman sayılan yer ve 3116 Sayılı Yasaya göre 1938 yılında yapılıp kesinleşen orman sınırları içinde bulunduğunu ve daha sonra muhafaza ormanı statüsüne alındığını, 6831 Sayılı Orman Yasasının 1744 – 2896 – 3302 Sayılı Yasaları ile değişik 2. ve 2/B madde uygulamalarına konu olmadığını orman statüsünün devam ettiğini özel mülkiyete konu olamayacağını mümkün olmadığını ileri sürerek, tapu kaydının iptali ile orman olarak hazine adına tesciline, davalının taşınmaza elatmasının önlenmesine, üzerindeki yapı ve eklentilerinin yıkımına karar verilmesi istemiyle dava açmıştır.
Davalı, 11/10/2004 tarihli dilekçeyi haçlandırarak, çekişmeli taşınmazın tamamının 3116 Sayılı Yasaya göre yapılan orman kadastrosunda orman sınırı dışında bırakıldığının aplikasyonla orman sınırının değiştirilemeyeceğini ileri sürerek, davacı … Yönetiminin davasının reddi ile, çekişmeli taşınmazı tapu kaydının beyanlar hanesindeki 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması ile Hazine adına orman sınırı dışına çıkarıldığı hakkındaki şerhin silinmesi istemiyle karşı dava açmıştır.
Mahkemece 29/09/2005 gün ve 2003/585-2005/364 sayılı karar ile Orman Yönetiminin davasının kısmen kabulüne, taşınmazın 377 m2’lik bölümünün tapusunun iptaline, 683l Sayılı Yasanın 2/B madde kapsamında Hazine adına tesciline, bu bölüme davalının elatmasının önlenmesine, kal talebinin reddine, karşı davacının davasının kısmen kabulüne, taşınmazın 377 m2’lik bölümü dışında kalan kısmının tapu kaydı üzerindeki 2/B orman şerhinin kaldırılmasına karar verilmiş, hüküm davacı … Yönetimi ve davalı … tarafından temyiz edilmekle, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 14/02/2006 gün ve 2005/13843- 2006/1565 sayılı karar ile “Çekişmeli taşınmazın 377 m2’lik bölümünün 1938 yılında yapılıp kesinleşen orman tahdidi içinde kaldığı anlaşılarak tapu kaydının iptaline karar verildiğine göre, davalı ve karşı davacı …’nun bu bölüme yönelik temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddine, Orman Yönetiminin temyiz isteminin kabulüne, davacı … Yönetiminin çekişmeli parselin tamamının orman olduğu iddiası ile iptal ve tescil isteğiyle dava açtığı,bu yerde orman kadastrosu 4785 Sayılı Yasanın yürürlüğünden önce 1938 yılında yapıldığı halde kendilerinden rapor alınan uzman bilirkişi kurulu sadece 1938 tarihli orman kadastrosu haritasını uygulayarak rapor düzenlediği taşınmazın diğer bölümlerinin öncesi itibariyle 4785 Sayılı Yasa karşısında orman sayılan yerlerden olup olmadığını, memleket haritası, … fotoğrafı ve amenajman planını uygulayarak bildirmediği, 3116 Sayılı Yasa sadece devlet ormanlarının kadastrosunun yapılmasını öngörmüş, 13/07/1945 tarihinde yürürlüğe giren 4785 Sayılı Yasanın 1. maddesiyle tüm özel ormanlar hiçbir bildirime gerek olmadan devletleştirilmiş olduğundan, bir yerde 4785 Sayılı Yasanın yürürlüğünden önce orman kadastrosu yapılmışsa, o yerdeki taşınmazın orman olup olmadığı, sadece orman kadastro haritası ve tutanaklarının uygulanması sonucu belirlenemeyeceğinden, mahkemece eski tarihli memleket haritası, … fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, keşifte uygulanmak suretiyle; çekişmeli taşınmazın, bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanması; bilirkişilerin onayını taşıyan, duraksamaya yer vermeyecek nitelikte kroki düzenlettirilmeli, böylece dava konusu parselin 1938 yılı orman kadastrosu dışında kalan bölümlerinin 4785 Sayılı Yasa karşısında orman sayılan yerlerden olup olmadığı kesin olarak belirlenmesi, bilirkişi raporundaki işaretlemeye göre 1938 yılı orman kadastrosu sınırları içinde kalan bölümde dahil olmak üzere parselin etrafı duvar, … tel ya da … parmaklıkla çevrili olduğu anlaşıldığından, yapılacak keşifte iptale karar verilecek yerlerde kal konusu olacak muhtesat olup olmadığı bilirkişi raporu ile saptanması,diğer taraftan; çekişmeli parselin 377 m2’lik bölümünün 1938 yılı orman kadastrosu sınırları içinde olduğu ve muhafaza ormanı olması nedeniyle 2/B madde uygulamasına da konu edilmediği, halen orman sınırları içinde kalmaya devam ettiği halde, bu bölümün orman niteliğiyle Hazine adına tesciline karar verilmesi gerekirken, 2/B madde sahası olduğu kabul edilerek hüküm kurulmasının da isabetsiz” olduğu nedeniyle bozulmuştur.
Mahkemece bozmaya uyularak, davanın KISMEN KABULÜNE, dava konusu, …, 35 ada, 3 parsel sayılı taşınmazın bilirkişilerin 16.9.2008 tarihli raporları ve ekindeki krokide (A) ile gösterdikleri 377 m2 yüzölçümündeki bölümünün tapu kaydının iptaline, taşınmazın orman niteliğinde Hazine adına tesciline, davalının dava konusu 377 m2 yüzölçümündeki bölüme el atmasının önlenmesine, 377 m2 yüzölçümündeki bölüm üzerinde yapı ve eklenti bulunmadığından yıkım yönündeki istemin REDDİNE, 377 m2 yüzölçümündeki bölümden geri kalan 6106 m2 yüzölçümündeki bölüm üzerindeki 2/B madde uygulamasına tabidir şerhinin kaldırılmasına, karar verilmiş, hüküm davacı vekili ile davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Orman Yönetiminin davası, kesinleşen orman kadastrosuna dayalı tapu iptali ve tescil, el atmanın önlenmesi ile yıkım, gerçek kişinin karşı davası ise tapu kaydı üzerindeki 2/B madde şerhinin kaldırılması istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu Belgrat Ormanında 1938 yılında orman kadastrosu yapılıp kesinleşmiş ve tapuya tescil edilmiştir. Daha sonra 1950 yılında Balgrat Ormanı Bakanlar Kurulu Kararı ile muhafaza ormanı statüsüne alınmış, 1976 yılında 6831 Sayılı Yasanın 1744 Sayılı Yasa hükümlerine göre 1938 yılı tahdidinin aplikasyonu yapılarak çekişmeli parsel kısmen orman sınırları içinde gösterilmiş, muhafaza ormanı olması nedeniyle 6831 Sayılı Yasanın 2/B maddesi gereğince 2 ve 2/B madde uygulamasına tabi tutulmamış bu yerde 4785 Sayılı Yasa hükümleri göz önünde bulundurularak orman kadastrosu bu güne kadar yapılmamıştır. Çekişmeli parselin tapu kaydı 1959 yılında yapılan kadastro sonucu 12 parsel sayısı ile ve 8735 m2 yüzölçümüyle tesbit ve tescil edilmiş, daha sonra mevzi imar planı sonucu parselin güney bölümü yeşil alan olarak ayrılan parsel içinde kalmış, kalan bölüm 6483 m2 yüzölçümüyle 35 ada ve 3 parsel numarasıyla davalı gerçek kişi adına tescil edilmiş, 1939 yılında yapılan orman kadastrosunun aplikasyon işleminde parselin kuzey bölümünün orman içinde kalması ve işlemin kesinleşmesi nedeniyle tapu kaydı üzerine ormanla ilgilidir şerhi konulmuştur.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir .Şöyle ki,
Tüm dosya kapsamından yörede henüz 4785 Sayılı Yasa hükümlerine göre orman kadastrosunun yapılmadığı, Orman Yönetiminin kesinleşen orman kadastrosuna göre dava açtığı ve mahkemece bozmaya uyularak yapılan keşifte, uzman orman bilirkişi kurulu tarafından kesinleşmiş orman tahdit haritasına dayalı olarak, 02 Eylül 1986 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 6831 Sayılı Orman Yasasına Göre Orman Kadastrosu ve Aynı Yasanın 2/B maddesinin uygulanması Hakkındaki Yönetmeliğin 54. maddesi uyarınca hazırlanan Orman Kadastrosu Teknik İzahnamesinin 49. maddesinde yazılı “orman sınır noktası ve hatların uygulanmasında tutanaklardan, orman kadastro haritasından, … fotoğraflarından, varsa ölçü karnelerinden, nirengi, poligon, röper noktalarından yararlanılacağı,sınırlama tutanakları ile orman kadastro haritaları arasında çekişme olduğunda ölçü değerleri ve tutanaktaki ifadeler arazinin durumuna göre inceleneceği, hangisi daha çok uyum gösteriyorsa ve gerçek duruma uygun ise o esas alınacağı” hükmü ile 15.07.2004 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkında Yönetmeliğin “Teknik İşler” başlıklı Dokuzuncu Bölümde yazılı esaslar göz önünde bulundurularak yaptığı uygulama sonucu, aplikasyon hattının memleket haritasındaki bulgularla desteklenmediği, davaya konu taşınmaz ile aynı orman kadastro sınır hattı içinde bulunan 38 ada 7 parsel sayılı taşınmaz hakkındaki Sarıyer 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2003/581 sayılı (Dairemizin 2008/1800 esas) ve yine 59 sayılı kadastro parselinden ifraz edilen 40 ada 11 parsel sayılı taşınmaz hakkındaki Sarıyer 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2003/583 sayılı (Dairemizin 2008/17581 esas), ve yine 40 sayılı kadastro parselinden ifraz edilen 34 ada 2 parsel sayılı taşınmaz hakkındaki Sarıyer 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2002/496 sayılı(dairemizin 2008/13365 esas), ve yine 40 sayılı kadastro parselinden ifraz edilen 34 ada 6 parsel sayılı taşınmaz hakkındaki Sarıyer 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/362 sayılı(dairemizin 2009/2683 esas)sayılı dosyalarında düzenlenen karara dayanak alınan bilirkişi raporlarında memleket haritasındaki bulgularla desteklenerek yapılan uygulama sonucu oluşturulan orman kadastro sınır hattı ile temyize konu dosyada yapılan bilirkişi uygulaması sonucu oluşturulan hattın uyumlu olmadığı, oysa uyuşmazlığın çözümünde memleket haritasındaki bulgularla desteklenerek yapılan uygulama sonucu oluşturulan orman kadastro sınır hattının esas alınması gerekmektedir.
Bu nedenle, mahkemece, önceki bilirkişiler dışında halen … ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek üç mühendis ve bir harita mühendisinden veya olmadığı takdirde bir tapu … memurundan oluşturulacak bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte, davaya konu taşınmaz ile aynı orman kadastro sınır hattı içinde bulunan 38 ada 7 parsel sayılı taşınmaz hakkındaki Sarıyer 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2003/581 sayılı (Dairemizin 2008/1800 esas) ve yine 59 sayılı kadastro parselinden ifraz edilen 40 ada 11 parsel sayılı taşınmaz hakkındaki Sarıyer 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2003/583 sayılı (Dairemizin 2008/17581 esas), ve yine 40 sayılı kadastro parselinden ifraz edilen 34 ada 2 parsel sayılı taşınmaz hakkındaki Sarıyer 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2002/496 sayılı (Dairemizin 2008/13365 esas), ve yine 40 sayılı kadastro parselinden ifraz edilen 34 ada 6 parsel sayılı taşınmaz hakkındaki Sarıyer 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/362 sayılı (Dairemizin 2009/2683 esas) sayılı dosyalarında düzenlenen karara dayanak alınan bilirkişi raporlarından istifade edilerek, ilk orman kadastro harita ve tutanakları ile aplikasyon ve 2/B madde harita ve tutanaklarının uyumsuz olması halinde tutanakların düzenlenmesine esas alınan … fotoğrafı ve memleket haritası ile desteklenen ve gerçek duruma uygun düşen tutanaklara değer verileceği düşünülerek,2 Eylül 1986 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 6831 Sayılı Orman Yasasına Göre Orman Kadastrosu ve Aynı Yasanın 2/B Maddesinin uygulanması Hakkındaki Yönetmeliğin 54. maddesi uyarınca hazırlanan Orman Kadastrosu Teknik İzahnamesinin 49. maddesinde yazılı “orman sınır noktası ve hatların uygulanmasında tutanaklardan, orman kadastro haritasından, … fotoğraflarından, varsa ölçü karnelerinden, nirengi, poligon, röper noktalarından yararlanılır. Sınırlama tutanakları ile orman kadastro haritaları arasında çekişme olduğunda ölçü değerleri ve tutanaktaki ifadeler arazinin durumuna göre incelenir, hangisi daha çok uyum gösteriyorsa ve gerçek duruma uygun ise o esas alınır.” hükmü ile 15.07.2004 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkında Yönetmeliğin “Teknik İşler” başlıklı Dokuzuncu Bölümde yazılı esaslar göz önünde bulundurularak uygulama yapılmalı, yerel bilirkişi beyanlarına başvurularak yerinde bulunmayan orman sınır noktaları, bulunanlardan hareketle tutanak ve haritalarda yazılı mevkii, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulama tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan … fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6-7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli, anlatılan yöntemle bulunan ilk orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulaması ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeğe çevrilerek, çekişmeli taşınmazın orman kadastrosu aplikasyon ve 2/B madde haritalarına göre konumu genel kadastro paftası üzerinde, ayrı renkli kalemlerle gösterilip keşfi izleme olanağı sağlanmalı, aynı ya da yakın orman sınır hatlarında, dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilerek bilirkişilerden müşterek imzalı rapor ve kroki alınmalıdır.
Yapılan uygulama sonucunda, 1939 yılında yapılıp kesinleşen ve 3116 Sayılı Yasanın 13.maddesi gereğince tapuya tescil edilen Belgrat Devlet Ormanı kadastrosu memleket haritası ile uyumlu bulunan aplikasyon hattı nazara alındığında, çekişmeli parselin kısmen veya tamamen orman tahdit hattı içinde kaldığı ve orman sayılan yerlerden olduğu anlaşıldığı takdirde,orman sınırı içindeki taşınmazın,1958 yılında bu durum gözönünde bulundurulmadan arazi kadastro ekiplerince taşınmazın hata ile ikinci kere kadastrosunun yapılıp yeniden yolsuz olarak (T.M.Y.1025) tapuya tescil edildiği, ancak 766 Sayılı Yasanın 46/2 ve 3402 Sayılı Yasanın 22/1. maddesi hükmüne göre ikinci kadastronun bütün sonuçlarıyla hükümsüz sayılması nedeniyle malikine mülkiyet … kazandırmayacağı, T.M.Y.’nın 1026 (İsviçre M.Y. 976) maddesi gereğince herhangi bir süreye bağlı kalmaksızın iptal edileceği, somut olayda 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulama olanağının bulunmadığı, baştan beri yolsuz tescil niteliğinde oluşturulan sicil kaydının malikine davalıya hiç bir zaman mülkiyet … kazandırmayacağı ve başlangıçtan itibaren yolsuz ve geçersiz olan tapu kaydının iptaline ilişkin mahkeme kararının yenilik doğuran (inşai), mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı, başka bir anlatımla; sicilin oluştuğu tarihden itibaren mülkiyet hakkının doğmadığını, sicilin yolsuz ve geçersiz olduğunu belirleyen bir hüküm olacağı, bu tür kayıtlarda Türk Medeni Yasasının 1023 (T.M.Y. 931, İsviçre M.Y. 974) maddesindeki “iyi niyetle edinme” kuralının da uygulanamayacağı gözönünde bulundurularak ulaşılacak sonuca göre bir karar verilmelidir
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı ve davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatıranlara iadesine 09/06/2009 günü oybirliği ile karar verildi.