Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2009/5358 E. 2009/9550 K. 09.06.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/5358
KARAR NO : 2009/9550
KARAR TARİHİ : 09.06.2009

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz ve yargılamanın yenilenmesi davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı … Yönetimi, … kadastro mahkemesinin 15.02.1983 tarih ve 1972/60 E.1983/1 K sayılı dosyasında dava konusu olan 129 parsel sayılı taşınmaz hakkında açtıkları kadastro tesbitine itiraz davasının yargılaması sırasında, uzmanlığına başvurulan bilirkişiler Doç.Dr. … … …, …tarafından düzenlenen raporda çekişmeli taşınmazın 1100 m2 yüzölçümündeki bölümünün miktarındaki kısmının kesinleşen orman kadastrosu içerisinde kaldığı yolunda görüş bildildiği,mahkemece bu rapora dayanılarak karar verilip kesinleştiğini, ancak söz konusu bilirkişiler tarafından kesinleşen orman kadastrosunun yanlış uygulandığını, çünkü orman kadastro haritasındaki 44 numaralı orman sınır noktasının … … Su Kemerinin altında bulunduğundan değişmesinin mümkün olmadığı bu nedenle, bilirkişiler hakkında kasten gerçeği aykırı rapor verdikleri için suç duyurusunda bulunduklarını ileri sürerek, bilirkişilerin kasten gerçeğe aykırı rapor vermesi sebebiyle H.U.M.Y.’nın 445. maddesi gereğince yargılamanın yenilenmesi isteminde bulunmuştur.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu Belgrat Ormanında 1938 yılında orman kadastrosu yapılıp kesinleşmiş ve tapuya tescil edilmiştir. Daha sonra 1950 yılında Balgrat Ormanı Bakanlar Kurulu Kararı ile muhafaza ormanı statüsüne alınmış, 1976 yılında 6831 Sayılı Yasanın 1744 Sayılı Yasa hükümlerine göre 1938 yılı tahdidinin aplikasyonu yapılarak çekişmeli parsel kısmen orman sınırları içinde gösterilmiş, muhafaza ormanı olması nedeniyle 6831 Sayılı Yasanın 2/B maddesi gereğince 2 ve 2/B madde uygulamasına tabi tutulmamış bu yerde 4785 Sayılı Yasa hükümleri göz önünde bulundurularak orman kadastrosu bu güne kadar yapılmamıştır.
Yargılamanın yenilenmesi istenen … Tapulama Mahkemesinin 1972/60-1983/1 sayılı dava dosyasının konusunun … 129 parsel sayılı taşınmaz olduğu,bu parselin tapulama sırasında, 30/4/1954 tarih 31 ve 25/1/1954 tarih 46 sayılı tapu kayıtlarına dayanılarak 6120m2 yüzölçümü ve ahşap ahır-tarla niteliği ile 31/12/1958 tarihinde … Kasap ve arkadaşları adına tespit edildiği, tespite orman yönetimince kesinleşen orman kadastrosuna dayanılarak itiraz edildiği, yargılama sırasında uzmanlığına başvurulan bilirkişiler Doç. Dr…. … …, … tarafından düzenlenen krokide 129 parsel sayılı taşınmazın 1100 m2 yüzölçümündeki bölümünün kesinleşen orman tahdidi içerisinde,geri kalan 5020m2 yüzölçümündeki bölümünün ise orman tahdidi dışında kaldığı yolunda görüş bildirildiği, mahkemece bu görüşe itibar edilerek kararı ile, Orman Yönetiminin

-2- 2009/5358 – 9550

davasının kısmen kabuüne, çekişmeli taşınmazın 110 m2 yüzölçümündeki bölümünün orman niteliğinde hazine adına tesciline, 5020m2 yüzölçümündeki bölümünün miktarındaki kısmının tespit malikleri adına tesciline karar verilmiş orman yönetimi ve hazine tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 1985/10943-1988/10853 sayılı kararı ile onanarak kesinleşmiştir.
… Tapulama mahkemesinin 1972/60-1983/1 sayılı kararıyla kesinleşen orman tahdidi içerisinde kaldığı saptanan 1100 m2 yüzölçümündeki bölümün orman niteliği ile hazine adına tapu kaydının oluştuğu,geri kalan bölüm için de ahır ve tarla niteliğinde tespit malikleri adına tapu kaydı oluştuğu daha sonra intikal ile davalı …’ a geçtiği anlaşılmıştır.
Mahkemece 12/11/2002 gün ve 2002/198-854 sayılı karar ile, somut olayda H.U.M.Y.’nın 445/son maddesinde gösterilen yargılamanın yenilenmesi koşullarının bulunmadığı nedeniyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı … Yönetimi tarafından temyiz edilmekle Yargıtay 20.Hukuk Dairesinin 2002/10303-2003/1793 sayılı bozma kararı ile,( H.U.M.Y.’nın yargılamanın yenilenmesini düzenleyen 445. maddesinin 5. bendinde “Ehlihibrenin kasten hilafı hakikat ihbaratta bulunduğunun hükmen tahakkuk etmesi” durumunda yargılamanın yenilenmesini talep edilebileceği belirtilmiş, aynı maddenin 10. bendinin 2. fıkrasında ise “Birinci fıkranın 4, 5 ve 6 ncı bentlerindeki hallerde yargılamanın iadesinin istenebilmesi, bu sebeplerin kesinleşmiş bir ceza mahkumiyet kararı ile belirlenmiş olması şartına bağlıdır. Delil yokluğundan başka bir sebeple ceza kovuşturmasına başlanamamış veya karar verilememiş ise, ceza mahkemesi kararı aranmaz. Bu takdirde yargılamanın iadesi sebeplerinin varlığının, yargılamanın iadesi davasında öncelikle ispat edilmesi gerekir.” denildiği, … Kadastro Mahkemesinin 1972/60E.-1983/1K. sayılı dosyasında bilgisine başvurulan Doç. Dr. … … … ve …hakkında …… Savcılığı’nca hazırlık soruşturmasına başlanıldığı, ancak T.C.K.’nun 102. maddesi gereğince zamanaşımı nedeniyle takibata yer olmadığı kararının verildiği anlaşılmış olup,zamanaşımı nedeniyle takipsizlik kararı verilmesi, ilgili sanık hakkında kamu davasının açılmayacağının göstergesi olmayacağı gibi beraat anlamına da gelmeyeceğinden, H.U.M.Y.’nın 445. maddesinin 10. bendinin son fıkrası gereğince zamanaşımı nedeniyle takipsizlik kararı verildiği için ceza mahkemesi kararı aranmayarak, yargılamanın yenilenmesi sebeplerinin varlığının, yargılamanın iadesi davasında öncelikle ispat edilmesi gerekmekle, mahkemece yargılamanın yenilenmesi sebeplerinin varlığının araştırılarak dava konusu taşınmazın yörede yapılarak kesinleşen orman tahdidine göre konumunun belirlenmesi) gereğine değinilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak,dava konusu 129 parsel sayılı taşınmazın orman tahdidi dışında kaldığı saptandığından davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı … Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyulmasına rağmen bozma gerekleri yerine getirilmemiştir. Şöyle ki; Davanın … kadastro mahkemesinin 15.02.1983 tarih ve 1972/60 E.1983/1 K sayılı davasının H.U.M.Y.’nın 445. maddesi gereğince yargılamanın yenilenmesi istemine ilişkindir. dairenin 18/5/2007 tarihli iade kararı ile davaya mahkemece hangi sıfatla bakıldığı hususunun sorulması üzerine mahkemenin 13/2/2009 tarihli yazısında,temyize konu yargılamanın yenilenmesi istenen davanın asliye hukuk mahkemesi sıfatıyla yürütüldüğünün belirtildiği ,oysa, HMUY’nın 448 maddesinde (İadei muhakeme talebini muntazammın arzuhal, hükmü veren mahkemeye verilir ve orada tetkik olunur.) hükmü gereğince davanın Yargılamanın yenilenmesi istenen davanın görüldüğü kadastro mahkemesinde görülmesi gerektiğinin gözetilmemesinin usul ve yasaya uygun olmadığı gibi,dairenin bozma kararında belirtildiği gibi, H.U.M.Y.’nın yargılamanın yenilenmesini düzenleyen 445. maddesinin 5. bendinde “Ehlihibrenin kasten hilafı hakikat ihbaratta bulunduğunun hükmen tahakkuk etmesi” durumunda yargılamanın yenilenmesini talep edilebileceği belirtildiği, aynı maddenin 10. bendinin 2. fıkrasında ise “Birinci fıkranın 4, 5 ve 6 ncı bentlerindeki hallerde yargılamanın iadesinin istenebilmesi, bu sebeplerin kesinleşmiş bir ceza mahkumiyet kararı ile belirlenmiş olması şartına bağlı olduğu, delil yokluğundan başka bir sebeple ceza kovuşturmasına

-3- 2009/5358 – 9550

başlanamamış veya karar verilememiş ise, ceza mahkemesi kararı aranmayacağı,bu takdirde yargılamanın iadesi sebeplerinin varlığının, yargılamanın iadesi davasında öncelikle ispat edilmesi gerektiği,ne var ki mahkemece bu konuda araştırma yapılıp deliller toplanmaksızın işin esası hakkında karar verildiği anlaşılmış olup eksik inceleme ve araştırmaya dayanılarak hüküm kurulamaz.
Bu nedenle mahkemece öncelikle, HMUY’nın 448 maddesine göre davanın Yargılamanın yenilenmesi istemine ilişkin olduğu,yargılamanın yenilenmesi istenen davanın … kadastro mahkemesinin 15.02.1983 tarih ve 1972/60 E.1983/1 K sayılı davası olduğu, kadastro mahkemesinde görülen bir davanın yargılanmasının yenilenmesi isteminin de aynı mahkemede görülmesi gerektiğinden, davanın kadastro mahkemesine aktarılmasından sonra, H.U.M.Y.’nın 445. maddesinin 10. bendinin 2. fıkrası uyarınca, bilirkişiler hakkında kesinleşmiş bir ceza mahkumiyet kararı bulumadığı ancak,delil yokluğundan başka bir sebeple ceza kovuşturmasına başlanamadığı ve karar verilemediği sebebiyle, yargılamanın iadesi sebeplerinin varlığının, yargılamanın iadesi davasında ispat edilmesi gerektiği gözetilerek bu konuda araştırma yapılıp,taraflara bu konudaki delilleri sorulmalıdır.
Mahkemece yapılan araştırma inceleme ve toplanan deliller ile H.Y.U.Y 445. maddesinin 5. bendinde yer alan “Ehlihibrenin kasten hilafı hakikat ihbaratta bulunduğu” saptandığı takdirde isin esasına girilmelidir.
Kabule göre ise,karara dayanak alınan bilirkişi raporu hükme yeterli değildir.Şöyle ki; Tüm dosya kapsamından yörede henüz 4785 Sayılı Yasa hükümlerine göre orman kadastrosunun yapılmadığı,orman yönetiminin kesinleşen orman kadastrosuna göre dava açtığı ve mahkemece bozmaya uyularak yapılan keşifte, uzman orman bilirkişi kurulu tarafından kesinleşmiş orman tahdit haritasına dayalı olarak, 2 Eylül 1986 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 6831 Sayılı Orman Yasasına Göre Orman Kadastrosu ve Aynı Yasanın 2/B Maddesinin uygulanması Hakkındaki Yönetmeliğin 54. maddesi uyarınca hazırlanan Orman Kadastrosu Teknik İzahnamesinin 49. maddesinde yazılı “orman sınır noktası ve hatların uygulanmasında tutanaklardan, orman kadastro haritasından, … fotoğraflarından, varsa ölçü karnelerinden, nirengi, poligon, röper noktalarından yararlanılacağı,sınırlama tutanakları ile orman kadastro haritaları arasında çekişme olduğunda ölçü değerleri ve tutanaktaki ifadeler arazinin durumuna göre inceleneceği, hangisi daha çok uyum gösteriyorsa ve gerçek duruma uygun ise o esas alınacağı” hükmü ile 15.07.2004 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkında Yönetmeliğin “Teknik İşler” başlıklı Dokuzuncu Bölümde yazılı esaslar göz önünde bulundurularak yaptığı uygulama sonucu, aplikasyon hattının memleket haritasındaki bulgularla desteklenmediği, davaya konu taşınmaz ile aynı orman kadastro sınır hattı içinde bulunan, 38 ada 7 parsel sayılı taşınmaz hakkındaki … 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2003/581 sayılı(dairemizin 2008/1800 esas) ve yine 59 sayılı kadastro parselinden ifraz edilen 40 ada 11 parsel sayılı taşınmaz hakkındaki … 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2003/583 sayılı(dairemizin 2008/17581 esas), ve yine 40 sayılı kadastro parselinden ifraz edilen 34 ada 2 parsel sayılı taşınmaz hakkındaki … 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2002/496 sayılı(dairemizin 2008/13365 esas), ve yine 40 sayılı kadastro parselinden ifraz edilen 34 ada 6 parsel sayılı taşınmaz hakkındaki … 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/362 sayılı(dairemizin 2009/2683 esas)sayılı dosyalarında düzenlenen karara dayanak alınan bilirkişi raporlarında memleket haritasındaki bulgularla desteklenerek yapılan uygulama sonucu oluşturulan orman kadastro sınır hattı ile temyize konu dosyada yapılan bilirkişi uygulaması sonucu oluşturulan hattın uyumlu olmadığı, oysa uyuşmazlığın çözümünde memleket haritasındaki bulgularla desteklenerek yapılan uygulama sonucu oluşturulan orman kadastro sınır hattının esas alınması gerekmektedir.Bu husus, davaya konu taşınmaz ile aynı orman sınır hattında bulunan ve 12 sayılı kadastro parselinden ifraz edilen 35 ada 3 parsel sayılı taşınmaz hakkındaki … 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 27/11/2008 gün ve 2003/167-2008/413 sayılı kararının temyiz edilmesi üzerine dairenin 2009/5279 sayılı kararında da belirtilmiştir.

Bu nedenle; mahkemece, önceki bilirkişiler dışında halen … ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek üç mühendis ve bir harita mühendisinden veya olmadığı takdirde bir tapu … memurundan oluşturulacak bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte, davaya konu taşınmaz ile aynı orman kadastro sınır hattı içinde bulunan 38 ada 7 parsel sayılı taşınmaz hakkındaki … 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2003/581 sayılı(dairemizin 2008/1800 esas) ve yine 59 sayılı kadastro parselinden ifraz edilen 40 ada 11 parsel sayılı taşınmaz hakkındaki … 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2003/583 sayılı(dairemizin 2008/17581 esas), ve yine 40 sayılı kadastro parselinden ifraz edilen 34 ada 2 parsel sayılı taşınmaz hakkındaki … 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2002/496 sayılı(dairemizin 2008/13365 esas), ve yine 40 sayılı kadastro parselinden ifraz edilen 34 ada 6 parsel sayılı taşınmaz hakkındaki … 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/362 sayılı(dairemizin 2009/2683 esas)sayılı dosyalarında düzenlenen karara dayanak alınan bilirkişi raporlarından istifade edilerek, ilk orman kadastro harita ve tutanakları ile aplikasyon ve 2/B madde harita ve tutanaklarının uyumsuz olması halinde tutanakların düzenlenmesine esas alınan … fotoğrafı ve memleket haritası ile desteklenen ve gerçek duruma uygun düşen tutanaklara değer verileceği düşünülerek,2 Eylül 1986 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 6831 Sayılı Orman Yasasına Göre Orman Kadastrosu ve Aynı Yasanın 2/B Maddesinin uygulanması Hakkındaki Yönetmeliğin 54. maddesi uyarınca hazırlanan Orman Kadastrosu Teknik İzahnamesinin 49. maddesinde yazılı “orman sınır noktası ve hatların uygulanmasında tutanaklardan, orman kadastro haritasından, … fotoğraflarından, varsa ölçü karnelerinden, nirengi, poligon, röper noktalarından yararlanılır. Sınırlama tutanakları ile orman kadastro haritaları arasında çekişme olduğunda ölçü değerleri ve tutanaktaki ifadeler arazinin durumuna göre incelenir, hangisi daha çok uyum gösteriyorsa ve gerçek duruma uygun ise o esas alınır.” hükmü ile 15.07.2004 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkında Yönetmeliğin “Teknik İşler” başlıklı Dokuzuncu Bölümde yazılı esaslar göz önünde bulundurularak uygulama yapılmalı, yerel bilirkişi beyanlarına başvurularak yerinde bulunmayan orman sınır noktaları, bulunanlardan hareketle tutanak ve haritalarda yazılı mevkii, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulama tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan … fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6-7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli, anlatılan yöntemle bulunan ilk orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulaması ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeği çevrilerek, çekişmeli taşınmazın orman kadastrosu aplikasyon ve 2/B madde haritalarına göre konumu genel kadastro paftası üzerinde, ayrı renkli kalemlerle gösterilip keşfi izleme olanağı sağlanmalı, aynı ya da yakın orman sınır hatlarında, dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilerek bilirkişilerden müşterek imzalı rapor ve kroki alınmalıdır.
Yapılan uygulama sonucunda, 1939 yılında yapılıp kesinleşen ve 3116 Sayılı Yasanın 13.maddesi gereğince tapuya tescil edilen Belgrat Devlet Ormanı kadastrosu memleket haritası ile uyumlu bulunan aplikasyon hattı nazara alındığında, çekişmeli parselin kısmen veya tamamen orman tahdit hattı içinde kaldığı ve orman sayılan yerlerden olduğu anlaşıldığı takdirde,orman sınırı içindeki taşınmazın,1958 yılında bu durum gözönünde bulundurulmadan arazi kadastro ekiplerince taşınmazın hata ile ikinci kere kadastrosunun yapılıp yeniden yolsuz olarak (T.M.Y.1025) tapuya tescil edildiği, ancak 766 Sayılı Yasanın 46/2 ve 3402 Sayılı Yasanın 22/1. Maddesi hükmüne göre ikinci kadastronun bütün sonuçlarıyla hükümsüz sayılması nedeniyle malikine mülkiyet … kazandırmayacağı, T.M.Y.’nın 1026. (İsviçre M.Y. 976) maddesi gereğince herhangi bir süreye bağlı kalmaksızın iptal edileceği, somut olayda 3402 Sayılı Yasanın 12/3. Maddesi hükümlerinin uygulama olanağının bulunmadığı, baştan beri yolsuz tescil niteliğinde oluşturulan sicil kaydının malikine davalıya hiç bir zaman mülkiyet … kazandırmayacağı ve başlangıçtan itibaren yolsuz ve geçersiz olan tapu kaydının iptaline ilişkin mahkeme kararının yenilik doğuran (inşai), mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı, başka bir anlatımla; sicilin oluştuğu tarihten itibaren mülkiyet hakkının doğmadığını, sicilin yolsuz ve geçersiz olduğunu belirleyen bir hüküm olacağı, bu tür kayıtlarda Türk Medeni Yasasının 1023. (T.M.Y. 931 – İsviçre M.Y. 974) maddesindeki “iyi niyetle edinme” kuralının da uygulanamayacağı göz önünde bulundurularak karar verilmelidir
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı … Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 09/06/2009 günü oybirliği ile karar verildi.