Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2009/5584 E. 2009/7475 K. 05.05.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/5584
KARAR NO : 2009/7475
KARAR TARİHİ : 05.05.2009

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki aplikasyon ve 2/B madde uygulamasına itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R

Çekişmeli … Köyü 115 sayılı parsel 9600 m2 yüzölçümü ile tarla niteliğinde davacılar adına tapuda kayıtlıdır.
Davacılar, yörede 1942 yılında yapılan ve kesinleşen orman kadastrosu sırasında taşınmazın bir bölümünün, orman sınırı dışında olduğu halde, 3302 Sayılı Yasa hükmüne göre 1993 yılında yapılıp 11/03/1999 tarihinde ilan edilen aplikasyon ve 2/B madde uygulaması sonucu hatalı işlemle taşınmazın 2/B alanında bırakıldığını, 2/B madde uygulaması sırasında kesinleşen orman kadastro sınırlarına uyulmadığını ileri sürerek bu işlemin iptalini istemiştir. Mahkemece, davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmiş, hüküm davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, on yıllık süre içinde açılan aplikasyon ve 2/B madde uygulamasına itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede ilk kez 1942 yılında yapılan, sonuçları 06/06/1948 tarihinde ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 1993 yılında, evvelce sınırlaması yapılmış ormanlarda 3302 Sayılı Yasa hükümlerine göre 2/B uygulaması ile henüz sınırlaması yapılmamış ormanların kadastrosu ve 2/B madde uygulamaları yapılmış, 11/03/1999 tarihinde ilan edilerek kesinleşmiştir.
Davacılar tarafından çekişmeli taşınmazın öncesinin orman olmadığı, buna rağmen aplikasyon ve 2/B madde uygulaması ile orman sınırları içinde imiş gibi 2/B madde alanına alındığı ileri sürülmektedir. Davanın niteliğine göre taşınmazın öncesinin orman olmadığı ileri sürüldüğünden Orman Yönetimine husumet yöneltilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Bu nedenle Hazinenin da davaya katılımı sağlanmalı, tarafların delilleri kendilerinden sorulup, incelenerek işin esası hakkında bir hüküm kurulmalıdır. Değinilen yön göz ardı edilerek kurulan hüküm usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı gerçek kişilerin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatıranlara iadesine 05/05/2009 günü oybirliği ile karar verildi.