Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2009/580 E. 2009/1401 K. 03.02.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/580
KARAR NO : 2009/1401
KARAR TARİHİ : 03.02.2009

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R

Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 14.04.2006 gün ve 1017-5064 sayılı bozma kararında özetle: “Çekişmeli Kazandere Köyü 117 ada 4 parsel hakkında açılan davanın reddine karar verilmişse de yapılan orman bilirkişi incelemesinin hükme yeterli olmadığı, ziraat uzmanı raporunun da kendi içinde çelişkili olduğu, taşınmazın kahverengi orman toprakları grubuna dahil olduğunun, bir yandan da … arazisi olduğunun açıklandığı, yeniden yapılacak araştırma inceleme sonucu taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olup olmadığının araştırması, orman değilse zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının da araştırılması” gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, tapu iptali ve tescil niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosu 3402 Sayılı Yasanın 4. maddesi hükmüne göre yapılmış, çekişmeli parsel orman alanı dışında bırakılmıştır. Genel arazi kadastrosu işlemi 1999 yılında belgesizden davalılar adlarına tesbit edilmiştir.
Mahkemece çekişmeli taşınmaz üzerinde davalı gerçek kişiler yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu ve orman sayılmayan yerlerden olduğu kabul edilerek davanın reddine karar verilmişse de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli değildir
Şöyle ki; çekişmeli taşınmaz kadastro sırasında 6 parsel ile bir bütün olarak davalılar adına tespit edilmişse de kadastro komisyonunca yapılan incelemede taşınmazın 2277 m2 bölümünün çalılık olduğunun anlaşılması üzerine bu bölüm ifraz edilerek 6 parsel numarasıyla hazine adına tespit ve tescil edilmiş, çekişmeli taşınmaz da 1693 m2 yüzölçümüyle davalılar üzerinde bırakılmıştır. Yerel bilirkişiler tarafından çekişmeli taşınmazın 117 ada 6 parselden başka 117 ada 2 ve 116 ada 7 parsellerle de bir bütün olarak kullanıldığı, sonradan 1973 yılında aradan yol geçmesi üzerine ayrıldıkları ifade edilmiştir. Hali hazırda komşulardan 117 ada 2 parselin halen davalı olduğu, kuzeyde 117 ada 3 parselin hükmen orman niteliğiyle Hazine adına tesciline karar verildiği,doğuda 116 ada 7 parselin de hükmen bir bölümünün orman niteliğiyle hazine adına tesciline karar verildiği anlaşılmaktadır. Mahkemece davalı olan 117 ada 2 parselin dava sonucu araştırılmadığı gibi, 116 ada 7 parselin hüküm dosyası getirtilmemiş, hangi bölümünün orman olduğu, buna göre çekişmeli taşınmazın orman içi açıklık olup olmadığı araştırılmamıştır.
Bir yerde orman kadastrosu kesinleşmiş olsun olmasın, taşınmazın 6831 Sayılı Yasanın 17/2. ve Orman Kadastrosunun Uygulaması Hakkındaki Yönetmeliğin 26/a. maddeleri kapsamında orman içi açıklık konumunda bulunması halinde (H.G.K.nun 10.12.1997 gün 1997/20-830-1034 ve 17.12.1997 gün 1997/20-808-1039 ve 22.10.2003 gün 2003/20-665-614 ve 11.10.2004 gün 2004/7-531-582 sayılı kararları ile) zilyetlikle kazanılamayacağı kabul edilmiştir.),
O halde makemece 117 adanın tümü gözönünde bulundurularak öncelikle bu adayı geniş çevresiyle gösteren kadastro paftası ile bu adada bulunan taşınmazlardan tutanağı dosyada bulunmayanların kadastro tespit tutanakları, davalı olanların dava dosyaları, (özellikle 117 ada 2, 116 ada 7parsellerin) getirtilmeli, 117 adayı dıştan çeviren komşu parsellerin kadastro yoluyla oluşan tapu kayıtları getirtilerek çekişmeli taşınmaz ve çevresinin orman içi açıklık olup olmadığı araştırılmalı,taşınmazlar orman içi açıklık değillerse taşınmazın öncesinin ne olduğu, imar-ihya yapılmışsa hangi tarihte başlanılıp bitirildiği, kimden kime kaldığı, zilyetliğin ne zaman başlayıp nasıl sürdürüldüğü ve ekonomik amacına uygun olup olmadığı, maddi olaylara dayalı ve ayrıntılı olarak, taşınmaz başında dinlenecek yerel bilirkişiler ile taraf tanıklarından sorulmalı, keşif sırasında taşınmazı çeşitli yönlerinden hali hazır durumunu gösterir renkli fotoğrafları çektirilip onaylanarak dava dosyası içine konulmalı,
Davanın açıldığı tarihten önce ya da sonra Hazine yetkilileri tarafından hazırlanan idari tahkikat ve haksız işgal (ecrimisil) tutanakları varsa bu tutanaklar da yerine uygulanıp tutanaklarda ismi yazılı kişiler tanık sıfatıyla dinlenilmeli,
3402 Sayılı Yasanın 14/1. maddesinde yazılı 40 ve 100 dönüm kısıtlama araştırmasının aynı maddenin 03/07/2005 gün ve 5403 Sayılı … Koruma ve Arazi Kullanma Yasası ile değiştirilen 2. fıkrası hükümlerine göre yapılacağı düşünülerek, adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları yönünden belgesizden zilyetliğe dayalı olarak tesbit ve tescil edilen taşınmaz olup olmadığı, varsa cinsi, parsel numaraları ve miktarı, Tapu Sicil ve Kadastro Müdürlüklerinden ve yine, aynı kişiler tarafından açılan tescil davası olup olmadığı Hukuk Mahkemesi Yazı İşleri Müdürlüklerinden ayrı ayrı sorularak gerektiğinde tesbit tutanak örnekleri ve tapu kayıtları ya da tescil dava dosyaları getirtilip incelenmeli, bundan sonra toplanan delillerin tümü birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir..
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 03/02/2009 günü oybirliği ile karar verildi.