YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/5918
KARAR NO : 2009/8739
KARAR TARİHİ : 28.05.2009
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı gerçek kişiler tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı gerçek kişiler, 29.11.1996 tarihli dilekçeleri ile Çile Köyü Köy Civarı mevkiindeki hudutlarını belirttikleri taşınmazın kök muris …’den oğlu …’e ondan da kendilerine kaldığı iddiası ile tescil davası açmışlar, mahkemenin 01.11.2001 tarih 1996/9-606 sayılı kararı ile “1983 tarihi ile dava tarihi arasında davacılar yararına kazandırıcı zamanaşımı ile zilyetlik koşullarının oluşmadığı” gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hükmün davacılar tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 21.05.2002 tarih 2002/1763-4168 sayılı kararı ile “çekişmeli taşınmazın 1949 ılında yapılan orman kadastro çalışmasında kesinleşen orman sınırları içinde kaldığı, 1964 yılında yapılan genel kadastro çalışmasında devlet ormanı olarak tescil harici bırakıldığı, 1744 Sayılı Yasa gereğince 1975 yılında yapılan aplikasyon ve 2. Madde uygulamasında ise orman niteliğini yitirmesi nedeni ile Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, orman sınırları dışına çıkarılıncaya kadar çekişmeli taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu, bu tarihten itibaren kazanmaya elverişli bir hale geldiği, ne var ki …’in ölüm tarihi olan 1983 yılına kadar kendisi veya yakınları tarafından ve ölümünden sonra da mirasçıları tarafından kullanılıp kullanılmadığının gereği gibi araştırılmadığı, akıl hastası olan …’in hastalığına ilişkin tıbbi belgelerin davacılardan istenmesi ile kendisine temsilci tayin edilip edilmediğinin sorularak yerel bilirkişi ile tanıkların zilyetlik hususunda dinlenmesi” gereğine değinilerek hükmün bozulduğu, bu defa yine yerel mahkemenin 13.03.2003 tarih 2002/647-115 sayılı karar ile “1744 Sayılı Yasanın 2. maddesi ile Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan ve tapulu olan taşınmazların kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile iktisap edilemeyeceği” gerekçesi ile önceki kararda direnilmesine karar verildiği, hükmün davacılar tarafından temyiz edilmesi üzerine HGK’nun 12.11.2003 tarih 2003/3-586-681 sayılı kararı ile “yerel mahkemenin ilk karardaki gerekçesi ile 2. kArardaki gerekçelerinin farklı olduğu, son kararın … bir karar olması nedeni ile direnme kararı olarak kabul edilemeyeceği belirtilerek dosyanın ilgili dairesine gönderilmesine” karar verilerek dosyanın Yargıtay 8. Hukuk Dairesine temyiz incelemesi yapılmak üzere gönderildiği, 16.02.2004 tarih 2004/197-756 sayılı kararı ile “1975 tarihinde yapılan 2. Madde uygulaması ile orman sınırı dışına çıkarılan taşınmazın Hazine adına tapuya tescil edilinceye kadar 20 yıldan fazla süre ile tasarruf edilmesi halinde iktisap edilmesinin mümkün olabileceği” belirtilerek önceki bozma ilamı içeriği gibi hükmün bozulmasına karar verildiği, yerel mahkemenin yine 30.12.2004 tarih 2004/799-995 sayılı kararı ile “1744 Sayılı Yasanın 2. Maddesinde tapusuz taşınmazların Hazine adına orman rejimi dışına çıkarılacağı açıkça yazılı olup, bu tür
-2- 2009/5918 – 8739
taşınmazların yasalar uyarınca devlet kaldığı sabit olup bu durumda kazandırıcı zamanaşımı ile zilyetlik yolu ile iktisap edilemeyecekleri kabul edilmelidir.” denilmek sureti ile önceki kararda direnilmesine ve davanın reddine karar verilmiştir. Hükmün davacılar tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay HGK’nun 28.09.2005 tarih 2005/8-449-529 sayılı kararı ile “çekişmeli taşınmazın 1744 Sayılı Yasa ile yapılan 2. Madde uygulaması ile Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı ancak tapuya bağlanmadığı halen tesbit harici olduğu anlaşıldığından zilyetlikle iktisaba elverişli hale geldiği, 1975 yılından dava tarihine kadar zilyetliğin mevcut olup olmadığı hususunda yerel bilirkişi ve tanıkların beyanlarına başvurulması” gereğince değinilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davacıların murise olan … in rahaksızlığı nedeni ile taşınmaz üzerinde bir zilyetliğinin bulunmadığı,davacı gerçek kişilerin ise … in ölümü olan 1983 tarihinden sonra taşınmaz üzerinde zilyetliğe başladıkları ve MK’nun 713. Maddesindeki 20 yıllık sürenin dolmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar tarafından temyiz edilmektedir.
Dava Medeni Yasanın 713. Maddesi gereğince tescil davası niteliğindedir.
Yörede 1949 yılında yapılan orman kadastro çalışması ile 1975 yılında yapılan aplikasyon ve 2. Madde uygulaması bulunmaktadır.
Toplanan deliller, uzman bilirkişi raporları, yerel bilirkişi ve tanıkların beyanlarından çekişmeli taşınmazın yörede 1949 yılında yapılan orman kadastro çalışmasında Göztaşı Devlet Ormanı olarak orman sınırları içinde bırakıldığı, 1964 yılında yapılan genel kadastro çalışmasında ise devlet ormanı olarak tescil harici bırakıldığı, 1975 yılında yapılan aplikasyon ve 2. Madde uygulamasında ise Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, 1984 yılında yapılan aplikasyon ve 2/B madde uygulamasında ise bir değişiklik yapılmadığı, davacıların murisi olan … ün 1983 yılında ölene kadar çekişmeli taşınmazı kullanmadığı, davacıların … in ölümünden sonra taşınmazı kullanmaya başladıkları ve davacılar yararına dava tarihine kadar 20 yıllık kazandırıcı zamanaşımı ile zilyetlik koşullarının oluşmadığı saptandığından davanın reddi yolunda kurulan hükümde bir isabetsizlik bulunmadığından temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenlere yükletilmesine 28/05/2009 gününde oybirliği ile karar verildi.