YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/6543
KARAR NO : 2009/10747
KARAR TARİHİ : 25.06.2009
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVACILAR : …- … VE …
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı gerçek kişiler vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 22.02.2007 gün ve 2007/239-2153 sayılı bozma kararında özetle “uzman bilirkişi raporuyla, çekişmeli parsellerin 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastro sınırları içindeyken, 1952 yılında makiye ayrıldığı, 1976 yılında yapılan orman kadastrosunda makiye ayrılan yerlerden olduğundan söz edilerek orman sınırları dışında bırakıldığı, 1988 yılında yapılıp 1992 yılında kesinleşen genel arazi kadastrosunda kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle 1064, 1065 ve 1066 sayılı parsellerin sırasıyla …, … ve … adlarına yapılan kadastro tesbitine bir kısım gerçek kişilerin itiraz … dava açtıkları, Hazinenin de davaya katıldığı, diğer davalar red edilip, Hazinenin davası kabul edilerek, Kadastro Mahkemesinin 26.04.1994 gün ve 1991/2888-2124 sayılı kararı ile 1064, Kadastro Mahkemesinin 26.4.1994 gün ve 1993/2887-1994/2123 sayılı kararıyla 1065, Kadastro Mahkemesinin 16.12.1993 gün ve 1991/332-1639 sayılı kararıyla da 1066 sayılı parsellerin Hazine adına tesciline karar verildiği, kararların Yargıtay denetiminden de geçerek kesinleştiği, gerçek kişiler tarafından, kararların kesinleşmesinden sonra, bu parsellere ilişkin R.Ahir 1290 tarih ve D:71, Y:105 sayılı 2070/10040 sayfa numaralı tapu kaydının bulunduğunun öğrenildiği ve taşınmazların makiye ayrıldığının belirlendiği iddiasıyla Yargılamanın Yenilenmesinin talep edildiği, taleplerinin red edildiğinin belirlendiği,. sözü edilen Kadastro Mahkemesi kararlarının, davacılar yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluşmadığı yönünde, davacı gerçek kişiler aleyhine, Hazine yararına kesin hüküm oluşturduğu, bir an için bu kararlar somut olay için kesin hüküm oluşturmadığı düşünülecek olsa dahi, yörede 1976 yılında, 7 numaralı orman kadastro komisyonuna bağlı ekip tarafından, 1744 sayılı yasa ile değişik 6831 sayılı yasanın 2. maddesi gereğince Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, yapılan itirazlar üzerine, 7 Numaralı Orman Kadastro komisyonunca taşınmazların bulunduğu yerin makiye ayrıldığı ve orman niteliği taşımadığı anlatılarak, yapılan 1744 sayılı yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. madde uygulamasının iptal edilip, çekişmeli taşınmazların orman sınırları dışında bırakıldığı, işlemin bu haliyle ilan edilip kesinleştiği, taşınmazların 1989 yılında yapılan 2/B madde uygulamalarına konu edilmediği, oysa Yargıtay 2. Hukuk Dairesi
Başkanının hakem sıfatıyla verdiği 19.12.1947 gün ve 208 sayılı kararla, 1942 orman kadastrosunun sadece, … İdaresinin dayandığı … Vakfına ait tapulu taşınmazlar yönünden iptal edildiği, vakıf tapusu kapsamı dışında kalan tahdidin halen geçerliliğini sürdürdüğü, taşınmazın orman olarak sınırlandırılmasına ilişkin 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosunun, bir başka orman kadastro komisyonunca yasal olmayan nedenlerle yok sayılıp, orman sınırları dışında bırakılması işleminin hiçbir yasal dayanağı olmayıp, bu işleme de değer verilemeyeceği, taşınmazların 1942 orman kadastrosu ile orman olarak sınırlandırıldığı ve halen orman sınırları içinde olduğu, orman kadastro sınırları içindeki eski tarihli tapu kayıtlarının hukuki değerini yitireceği, 7 numaralı orman kadastro komisyonuna bağlı ekip tarafından taşınmazlar orman sınırları dışında bırakıldığı, 1744 sayılı yasa ile değişik 6831 sayılı yasanın 2. madde uygulamasına konu edilmediğinden, tapu sahibi adına orman sınırları dışına çıkarıldığı iddiasının yasal dayanağının bulunmadığı kaldı ki, tutunulan tapu kaydının malikleri ile davacılar arasında ırsi ilişki kurulamadığı, murisleri olarak iddia ettikleri … dışındaki diğer maliklerinin paylarının ne olduğu hususunda bir açıklama getirilmediği, tapu kaydının eski adıyla İstanos, … adıyla Korkuteli İlçesine ait olduğu, mevcut kayıtlara göre mevkiinin tutmadığı, her ne kadar sınırları çekişmeli parsellere hem sınır komşu parseller olarak gösterilmişse de, temyiz incelemesi sırasında getirtilen kayıtlara göre, çekişmeli parsellere sınır olan taşınmazların da … Sağdıçtan yani aynı kökten geldiği, bu parsellerden öte de ise, orman kadastrosunda orman olarak sınırlandırılan alanlarının bulunduğu, komşu parsellerin tutunulan tapu kaydında sınır gösterilen kişiler ile ilgisinin bulunmadığı, kayıtlarla desteklenmeyen soyut yerel bilirkişi sözlerine dayanılamayacağı, bu haliyle tapu kaydının çekişmeli parselleri kapsadığının söylenemeyeceği, çekişmeli taşınmazlar için davacılar yararını kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği koşullarının oluşmadığı yönünde kesin hüküm bulunduğu gibi, makiye ayrılan yerlerin veya kesinleşmiş 2/B madde uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerin kazandırıcı zamanaşımı yoluyla da edinilemeyeceği, maki tefrik komisyonunun yasada öngörülen sayı ve nitelikte elemanı bulunmadığı, bu nedenle kuruluşu yasaya aykırı olduğundan yapılan makiye ayırma işlemine değer verilemeyeceği, HGK 27.02.2002/1-19 E., 97 K. Sayılı Kararında değinildiği üzere, bu tür yerlerde özel yasaları gereği oluşturulan tapular dışındaki tapu kayıtlarının hukuki değerinin de bulunmadığı, davacı tarafın böyle bir tapusunun olmadığı, 6831 Sayılı Yasanın 2. madde uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan taşınmazların, yasalar gereği Hazineye kalan taşınmazlardan olduğundan kazandırıcı zamanaşımı yoluyla edinilemeyeceği, bir an için edinilebileceği kabul edilse dahi, taşınmazın 1744 sayılı yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. maddesi gereğince orman sınırları dışına çıkarılma işleminin kesinleştiği tarihten Hazine adına tapuya tescil edildiği tarihe kadar 20 yıllık zilyetlik süresinin hiçbir zaman dolmadığı gözetilerek davanın reddine karar verilmesi”gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra davaların REDDİNE karar verilmiş, hüküm davacı gerçek kişiler vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, tapu iptal tescile ilişkindir.
Çekişmeli … Köyü 1064, 1065 ve 1066 sayılı parsellerin bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 1976 yılında ilk tahditin aplikasyonu ve … … Vakfının tapulu taşınmazları yönünden … Genel Müdürlüğünün itirazı üzerine Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanın hakem sıfatıyla verdiği karar ile tahditi iptal edilen yerler hakkında yapılan ormanların kadastrosu çalışmaları 15.09.1976 tarihinde, bu işlemlere karşı yapılan itirazları inceleyen 7 Numaralı Orman Kadastro Komisyonu işlemleri de 09.12.1976 tarihinde ilan edilmiştir. Daha sonra 1988 yılında 36 Numaralı Orman Kadastro Komisyonunca aplikasyon ve sınırlandırması yapılmamış ormanların kadastrosu ile 3302 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması yapılmış ve 15.06.1989 tarihinde ilan edilmiştir.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenlere yükletilmesine 25/06/2009 gününde oybirliği ile karar verildi.