Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2009/6829 E. 2009/8621 K. 26.05.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/6829
KARAR NO : 2009/8621
KARAR TARİHİ : 26.05.2009

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki orman kadastrosuna itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı ve davalı tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R

Davacı, … Köyü 4092 sayılı 2017 m2 yüzölçümlü ve tarla nitelikli parselin kendisine ait olduğunu, taşınmazın 2007 yılında yapılan 2/B madde uygulaması sonucu orman sınırları dışına çıkarıldığını, oysa aynı yerde daha önce 1976 yılında yapılıp kesinleşen 1744 Sayılı Yasaya göre orman kadastro çalışması bulunduğunu, taşınmazın öncesi tapulu olup, T.Evvel 1295 tarih 5 numaralı … tapusuna dayandığını ve tapulu yerlerin sahibi adına orman sınırı dışına çıkarılması gerektiğini bildirerek, 2/B madde çalışmasının iptalini istemiştir. Mahkemece, taşınmazın kesinleşen 2. madde parseli içinde bulunduğu, 2/B madde uygulamasına konu edilmediği, 1976 yılında yapılan 2. madde çalışmalarının da kesinleştiği, davacının bu çalışmaları iptal ettirme ya da orman rejimi dışına çıkartma konusunda yönetimi zorlayıcı bir dava açma imkanının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından esasa, davalı tarafından vekalet ücretine yönelik olarak temyiz edilmiştir.
Dava, orman kadastrosuna itiraza ilişkindir.
Yörede 1941 yılında 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan orman kadastro çalışması ile 1975 yılında 1744 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılıp kesinleşen aplikasyon ve 2.madde uygulaması, 13/11/2007 tarihinde ilan edilen 2/B madde çalışması ile 26/03/2007 tarihinde ilan edilen 4999 Sayılı Yasaya göre fenni hataları düzeltme çalışması vardır. Arazi kadastrosu 1952 yılında yapılarak kesinleşmiş, 1990 yılında 2859 Sayılı Yasaya göre pafta yenileme çalışması yapılmıştır.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve Uzman bilirkişi … … tarafından hazırlanan rapora göre çekişmeli taşınmazın 1941 yılında yapılan orman kadastrosunda Alaçınar Devlet Ormanı olarak sınırlandırıldığı, daha sonra 1976 yılında 1744 sayılı yasayla değişik 2. madde uygulama çalışmasında 2. madde parseli olarak orman sınırları dışına çıkarıldığı ve işlemin kesinleştiği,bu nedenle 2007 yılında yapılan 6831 sayılı yasanın 3302 sayılı yasayla değişik 2/B madde uygulamasına konu edilmediği, yine 2006 yılında yapılıp 26/03/2007 tarihinde ilan edilen 4999 sayılı yasaya göre fenni hataların düzeltilmesi çalışmasında da daha önce grafik yöntemle yapılan orman kadastrosu ve 2. madde haritaları sayısallaştırılarak orman tahdit sınır nokta ve hatlarına koordinat verildiği, yani kısacası 1976 yılından sonra yapılan çalışmaların aplikasyon niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır.
Aplikasyon; daha önce orman kadastrosu yapılmış yerlerde gerekli orman sınır noktalarının yerlerinin arazide belirlenip ihya edilmesinden ibaret olup, bu belirleme ve ihya sırasında önceden kesinleşen orman sınır noktalarının aynı yerlerine konulması zorunludur (02.09.1986 tarihinde yürürlüğe giren 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması hakkındaki Yönetmelik md. 44.). Aplikasyon işlemi … bir orman kadastrosu değildir. Aplikasyonla kesinleşmiş orman sınırları değiştirilemez. Kesinleşmiş orman sınırları değiştirilerek yapılan aplikasyon ve bu işlem sonucunda düzenlenen tahdit haritasının hukuken geçerliliği söz konusu
-2-

2009/6829-8621

olamaz ve aplikasyon … bir dava … vermez. Bu nedenlerle; mahkemenin, 2. madde çalışmalarının kesinleştiği ve hakdüşürücü sürenin gerçekleşmesi nedeniyle davacıların orman kadastrosunu iptal ettirme imkanlarının bulunmadığı, 2/B madde uygulamasına konu olsa bile bir yerin orman sınırı dışına çıkarılması için de yönetimi zorlayıcı dava açma hakkının bulunmadığı yönündeki her iki gerekçesi de doğrudur.
Bundan ayrı olarak davacı taraf taşınmazın tapuda kayıtlı olduğunu ileri sürmüşse de dava konusu taşınmaz, 1941 yılında kesinleşen orman tahdidi içinde kalmakla, tapu kaydı yasal değerini yitirmiştir. Kamu malı olan orman niteliğindeki taşınmazlar hakkında, özel mülklerin bağlı olduğu yasa hükümleri uygulanamaz. Bu nedenle, aslında orman olan taşınmaz hakkında arazi kadastro ekiplerinin bu durumu gözönünde bulundurmadan, hata ile ikinci kere kadastrosunu yapıp yolsuz olarak sicil oluşturmaları nedeniyle 766 sayılı yasanın 46/2 ve 3402 sayılı yasanın 22/1. maddeleri gereğince ikinci kadastronun yolsuz (T.M.Y. 1025. md.) ve bütün sonuçlarıyla hükümsüz olduğu, malikine mülkiyet … kazandırmayacağı gibi, tapu kaydı ile satın alan kişinin de 4721 Sayılı Medeni Yasanın 1023. maddesindeki iyi niyet kurallarından yararlanamayacağı, sicilin hiç bir süreye bağlı kalmadan her zaman iptal edileceği açıktır. 1941 yılında orman kadastrosunun kesinleşmesi nedeniyle tapu kaydı yasal değerini yitirmiştir. 1744 Sayılı Yasanın 2/1. maddesi gereğince nitelik kaybı nedeniyle orman rejimi dışına çıkartılan yer, orman tahdidinin kesinleştiği tarihten daha önceki zamanlarda tapuya kayıtlı olsa dahi, mülkiyeti tapu sahibine intikal etmez. Çünkü, 1744 Sayılı Yasanın 2/2. maddesinde yazılı “Evvelce sınırlaması yapılmış ve fakat yukarıdaki fıkra hükümlerine (aynı maddenin birinci fıkrası) uymadığı …. anlaşılan sınırlamaların düzeltilmesi sonucu orman sınırları dışına çıkartılacak yer, sınırlaması itirazsız kesinleşmiş tapulu arazi ise, mülkiyeti tekrar tapu sahiplerine intikal eder” hükmü, sadece ilk orman kadastrosunun yapıldığı tarihten daha önceki zamanlarda ve öncesi de orman olmayan yerler için oluşturulan tapu kayıtlarına ilişkindir. Taşınmazın öncesinin orman sayılan yer olması ve 1744 Sayılı Yasanın 2/1. maddesi gereğince 15.10.1961 tarihinden önce nitelik kaybetmesi nedeniyle orman rejimi dışına çıkartılması halinde, o yer orman sınırı içine alınmadan önce tapuda kayıtlı olsa dahi, tapu kaydı özel mülkiyete konu olmayan orman sayılan yerde oluşturulduğu için yolsuz tescil niteliğinde olacağından, yine bu tapu kaydına değer verilemez ve o yerin mülkiyeti tapu sahiplerine intikal etmez.Davacı tarafın temyiz itirazları bu nedenle yerinde değildir.
Davalı tarafın temyiz itirazlarına gelince; aynı gün dairede temyiz incelemesi yapılan ve seri dosya niteliğinde bulunan dosyalarda davanın önemi ve değeri, vekilin sarf ettiği emek ve mesai dikkate alındığında mahkemece davalı vekilleri lehine, 3402 Sayılı Kadastro Yasasının 31. maddesi hükümleri gözönönünde bulundurularak vekalet ücreti takdir edilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı ve davalının, hükme yöneltilen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının Orman Yönetimine ve gerçek kişiye ayrı ayrı yükletilmesine 26/05/2009 günü oybirliği ile karar verildi.