YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/6843
KARAR NO : 2009/8497
KARAR TARİHİ : 25.05.2009
MAHKEMESİ : Bigadiç Asliye Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali tescil ve elatmanın önlenmesi davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 13/02/2008 gün ve 2007/12800-208/2207 sayılı bozma kararında özetle; “Bigadiç Sulh Hukuk Mahkemesinin 1954/8154 esas- 1955/2446 karar sayılı dava dosyasında … … tarafından … adlı kişiye karşı çekişmeli yerle ilgili olarak açılan el atmanın önlenmesi davasının yapılan yargılaması sonucunda, mahkemece oluşturulan kararda taşınmazın ilk defa … … tarafından ormandan açıldığı, esasen orman olan bu yer üzerinde davalı gerçek kişinin tercihe şayan bir hakkının bulunmadığı, ve Orman Yönetiminin davacıya karşı da her zaman el atmanın önlenmesi davası açma … bulunduğu da belirtilmek suretiyle dava reddedilmiş; ve karar Yargıtay 7. Hukuk Dairesince “ Orman İdaresinin bir talep ve davası da bulunmadığına göre” denilmek suretiyle onanarak kesinleşmiştir.
Daha sonra … … tarafından Hazine ve Köy Tüzel Kişiliğine karşı açılan çekişmeli Çekirdekli Köyü 1469 parsel sayılı taşınmazın kendisine atalarından kalan … alanı olduğu iddiası ile açılan tapu iptali ve tescil davasının 1978/36 esas- 1979/458 karar sayılı dosyasında yapılan yargılamasında ise gerçek kişinin davası reddedilip “taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu anlaşıldığından Orman Yönetiminin bu hususta dava açmakta muhtariyetine” denilerek karar oluşturulmuştur. Anılan dosya arasında bulunan ve hükme esas alınan 11/06/1979 tarihli bilirkişi raporunda taşınmazın tümüyle orman karakterinde olduğu, % 30-40 eğimdeki yerin halen orman özelliğini koruduğu belirtilmektedir.
Yörede 1997 yılında yapılan orman kadastrosu sırasında komisyonun bu kararlarla ilgili olarak bilgilendirilmemesi nedeniyle taşınmaz orman sınırları dışında bırakılmıştır. 1982 Anayasasının 138/4. maddesindeki “Yasama ve yürütme organlarıyla idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır. Bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiç bir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez” hükmü ile Orman Kadastrosunun yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan 02 Eylül 1986 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 6831 Sayılı Yasaya Göre Orman Kadastrosu ve Aynı Yasanın 2/B Maddesinin Uygulanması Hakkındaki Yönetmeliğin 23. maddesinde, orman kadastro komisyonlarınca devlet ormanı olarak sınırlandırılması gereken yerlerin sayıldığı, bu maddenin 1. fıkrasının (G) bendinde “Devlet ormanı olduğuna dair kesinleşmiş mahkeme ilamı bulunan yerlerin devlet ormanı olarak
-2-
2009/6843-8497
sınırlandırılacağı” (halen yürürlükte olan 15.07.2004 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan yönetmeliğin 26/g maddesi) hükmünün bulunduğu, bu hüküm gereğince kesinleşmiş mahkeme kararı ile orman olduğu saptanan taşınmazın, orman kadastrosu yapıldığı sırada orman olarak sınırlandırılması zorunlu olduğu halde, yörede 1997 yılında yapılan orman kadastrosunda orman sınırı dışında bırakıldığı, ancak bu olgunun kesinleşen mahkeme kararı ile orman olduğu belirlenen taşınmazın niteliğini değiştirmeyeceği, Bigadiç Asliye Hukuk ve Sulh Hukuk mahkemelerinde görülen davalarda taraf olan … … ile soy bağı bulunan davalı Kamber … yönünden taşınmazın niteliğini belirleyen mahkeme kararının kuvvetli delil oluşturacağı, Anayasanın 169. maddesinde belirtildiği gibi ormanların kazandırıcı zamanaşımı yoluyla mülk edinilemeyeceği 05.11.2003 gün ve 4999 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 7. maddesi hükmüne göre davaya konu taşınmazın “herhangi bir nedenle orman sınırları dışında kalmış orman” olması nedeniyle yeniden yapılacak orman kadastrosunda orman sınırı içine alınabileceği 3402 Sayılı Yasa genel, 6831 Sayılı Orman Yasası özel yasa olduğu ve özel yasada bulunan hükümler karşısında, genel yasa uygulanamayacağından, sonradan yapılacak orman kadastrosu özel yasa hükmüne göre yapılacağından, bu işlem 3402 Sayılı Yasanın 22/1. maddesinde belirtilen ikinci kadastro sayılamayacağı gibi, … yada Hazine tarafından dava konusu taşınmazın her zaman orman olarak tescilinin mahkemeden de dava yoluyla istenebileceği, bunu engelleyen bir yasa hükmü bulunmadığı göz önünde bulundurulmamıştır. Kaldı ki taşınmazın bir bölümünün halen 40-60 yaşlı kızılçam ağaçları ile kaplı olduğu dosya arasındaki bilirkişi raporlarından da anlaşılmaktadır.Değinilen yönler gözetilerek davacı … Yönetiminin davasının kabulüne karar verilmesi gerekirken, aksi görüş ve kanı ile kurulan hüküm usul ve yasaya aykırı olduğu” gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın kabulüne ve dava konusu Çekirdekli Köyü 1469 parsel sayılı 8350 m2 yüzölçümündeki taşınmazın iptaline, orman niteliği ile Hazine adına tesciline, davalının elatmasının önlenmesine karar verilmiş, hüküm davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, tapu iptali tescil ve elatmasının önlenmesine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1970 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 1998 yılında yapılıp dava tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 2/B uygulaması vardır.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, Harçlar Yasasının değişik 13/j maddesi gereğince harç alınmasına yer olmadığına 25/05/2009 gününde oybirliği ile karar verildi.