Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2009/7425 E. 2009/12036 K. 16.07.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/7425
KARAR NO : 2009/12036
KARAR TARİHİ : 16.07.2009

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R

Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 01.12.2006 gün ve 2006/16341-16740 sayılı kararıyla Hazinenin karar düzeltme istemi kabul edilerek Dairemizin 01/06/2000 gün ve 2000/4508-5312 EK sayılı onama kararı kaldırılarak, Yerel Mahkemenin 25.10.1996 gün ve 1995/270-266 sayılı kararı bozulmuştur. Hükmüne uyulan bozma kararında özetle; “Mahkemece, Hazineye ait 1337 tarih 42 nolu, geldisi 1295 tarih 39 nolu 4000 dönüm miktarlı tapu kaydına itibar edilemeyeceği ve Kadastro Mahkemesinin 1968/180-1970/260 EK sayılı dava ile çekişmeli taşınmazın orman sınırı dışında olduğunun saptanarak kişi adına hükmen tesciline karar verildiği ve kesinleştiği, kesin hükmün tarafları bağlayacağı gerekçesi ile Hazinenin davasının reddine karar verildiği oysaa, Davacı Hazinenin, çekişmeli taşınmazın 4785 Sayılı Yasaya göre evveliyatının orman sayılan yerlerden olup devletleşen yerlerden olduğunu iddia ettiği, Yörede ilk defa 1941 yılında yapılan orman tahditinde sadece devlet ormanlarının belirlendiği, bu tahditin 4785 Sayılı Yasa hükümlerine gore devletleşen orman alanlarını gösermediğinden, kesinleşmiş orman sınıralrı dışında kalan yerlerin devletleşen yerlerden olup olmadığını belirlemekte yetersiz kaldığı, Kadastro Mahkemesinin 1968/180-1970/260 EK sayılı davasında Orman Yönetimi ile davalı gerçek kişilerin miras bırakanın taraf olduğu, çekişmeli taşınmazın orman sınırı dışında kaldığı hususu kesinleşmiş ise de, taşınmazın 4785 Sayılı Yasa gereği devletleşen yerlerden olup olmadığının saptanmadığı, Hazinenin çekişmeli taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu iddia etmesi nedeniyle taşınmazın 4785 ve 5658 Sayılı Yasalara göre durumunun belirlenmesi gerektiği, açıklanan nedenlerle maddi yanılgıya dayalı daire kararının usul ve yasaya aykırı olduğu, bu nedenle; mahkemece, dava konusu taşınmazın bulunduğu yere ait en eski tarihli memleket haritasının orijinalinden renkli fotokopisi … fotoğrafları ve amenejman planının getirtilip, yeniden yapılacak keşifte çekişmeli parsel ile geniş çevresine uygulanarak, çekişmeli parselin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiğinin saptanması, çekişmeli praselin eğiminin duraksamaya yer vermeyecek biçimde hesaplatılması, … yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler … ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu … parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı, hukuken ve bilimsel olarak ve Hukuk Genel Kurulunun 15.11.2000 gün ve 2000/20-1663/1694 sayılı kararında açıklandığı gibi eğimi % 12’nin üzerinde olan … ve orman muhafaza karakteri taşıyan funda veya makiliklerle örtülü yerlerin orman niteliğinde ve 6831 Sayılı Yasanın 1/j. bendi kapsamı dışında olduğunun gözetilmesi, yapılan incelemede; dört yönden orman ile çevrili, ormanın devamı niteliğinde ve 6831 Sayılı Yasanın 17/2. maddesine göre orman içi açıklığı konumunda, orman bütünlüğünü bozan yerlerden olduğu belirlenirse, orman içi açıklıkların kişiler adına özel mülk olarak tescil edilemeyeceğinin gözetilmesi, taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğunun satanması halinde, bu kez, davalı gerçek kişinin tapu kaydı bulunmadığından orman olmadığı saptanan taşınmaz hakkında arazi kadastro tespiti tarihi itibarıyla, zilyetlik yolu ile kazanma koşullarının araştırılması, bu cümleden yapılacak keşifte, … uzman bilirkişi olarak ziraat mühendisine inceleme yaptırılıp, zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi olup olmadığının belirlenmesi, komşu parsellerin tutanak ve dayanakları getirtilerek uygulanması, bu taşınmazı sınır olarak nasıl nitelendirdiklerinin araştırılması, varsa zilyetlik tanıkları taşınmaz başında dinlenmesi, zilyetliğin ne zaman başladığı, kaç yıl, ne şekilde devam ettiği sorulup, kesin tarih ve olgulara dayalı açık yanıtlar alınıp, gerçek kişiler yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonunda davanın KABULÜNE, çekişmeli … Köyü 200 sayılı parselin tapu kaydının iptaline ve Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, yolsuz tescil niteliğindeki davalılar adına tapulama yoluyla oluşan tapu kaydının iptaline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu mevcuttur.
Bozma kararı gereği işlem yapılarak hüküm kurulduğu ve kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B madde uygulamasına ait harita ve tutanaklar ile arazi kadastrosu paftasının uzman orman bilirkişi kurulu ve … bilirkişisi tarafından uygulanması sonucu, dava konusu taşınmazın 1942 yılında yapılıp yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kaldığı, taşınmaz daha önce yapılan orman kadastrosunun sınırları içinde olduğu halde, arazi kadastro ekiplerinin bu durumu gözönünde bulundurmadan, hata ile ikinci kere kadastrosunu yapıp yolsuz olarak sicil oluşturulmuşsa da, 766 Sayılı Yasanın 46/2 ve 3402 Sayılı Yasanın 22/1. maddeleri gereğince ikinci kadastronun yolsuz (T.M.Y.nın 1025. md.) ve bütün sonuçlarıyla hükümsüz olması nedeniyle malikine mülkiyet … kazandırmayacağı ve T.M.Y.nın 1026. (E.M.Y. 934-İsviçre 976) maddesi gereğince sicilin hiç bir süreye bağlı kalmadan her zaman iptal edileceği, somut olayda 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanma olanağının da bulunmadığı, baştan beri yolsuz tescil niteliğinde oluşturulan sicil kaydının, davalıya hiç bir zaman mülkiyet … kazandırmayacağı ve başlangıcından itibaren yolsuz ve geçersiz olan tapu kaydının iptaline ilişkin mahkeme kararının yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (ihzari), başka bir anlatımla; sicilin oluştuğu tarihten itibaren mülkiyet hakkının doğmadığını, sicilin yolsuz ve geçersiz olduğunu belirleyen bir hüküm olduğu, bu tür kayıtlarda T.M.Y.’nın 1023. (E.M.Y.931-İsviçre M.Y.974) maddesindeki “iyi niyetle edinme” kuralının da uygulanamayacağı belirlenerek, kaydın iptaline karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığına göre davalı gerçek kişinin sair temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak, çekişmeli taşınmaz kesinleşen orman kadastrosu sınırları içindeki devlet ormanı olduğu halde, taşınmazın tapu kaydı iptal edildikten sonra nitelik belirtilmeden Hazine adına tesciline karar verilmesi gerekirken, taşınmazın niteliği belirtilmeden Hazine adına tapuya tescil edilmesi doğru değil ise de, bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu sebeple; hüküm fıkrasında birinci bendde yer alan “200 parsel nolu taşınmazın tapusunun iptali ile davacı Maliye Hazinesi adına tapuya kayıt ve tesciline” cümlesinin hükümden tamamen çıkartılarak bunun yerine “200 parsel nolu taşınmazın tapusunun iptali ile orman niteliğiyle davacı Maliye Hazinesi adına tapuya kayıt ve tesciline” cümlesinin yazılması suretiyle düzeltilmesine ve hükmün H.Y.U.Y.’nın 438/7. maddesine göre bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 16/07/2009 günü oybirliğiyle karar verildi.