Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2009/7573 E. 2009/10738 K. 25.06.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/7573
KARAR NO : 2009/10738
KARAR TARİHİ : 25.06.2009

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu kaydının iptal ve orman niteliğiyle tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … Yönetimi ve davalı gerçek kişi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 18.07.2008 gün ve 2008/3084-1080 sayılı kararı ile “kesinleşmiş orman kadastrosunun uygulanmasına dayalı araştırma inceleme ve keşif sonucu düzenlenen raporlarla çekişmeli parselin ekli bilirkişi krokisinde (A) ile gösterilen 242.85 m2 bölümü ve (C) ile gösterilen 14.80 m2 bölümü ise kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içindeyken, kesinleşmiş 3302 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulamasıyla (C) bölümünün Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı (A) ve (C) ile gösterilen bölümler çıkarıldıktan sonra taşınmazın geri kalan 1486.35 m2 yüzölçümündeki bölümünün ise yapılan tüm orman kadastro işlemlerinde orman sınırları dışında kaldığı belirlenerek, Orman Yönetiminin çekişmeli parselin (C ) ile gösterilen bölümüne ve (A) ve (C) bölümü çıkarıldıktan sonra geri kalan 1486.35 m2 yüzölçümündeki bölüme ilişkin davasının reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığına” değinilerek Orman Yönetiminin çekişmeli parselin (C ) ile gösterilen bölümüne ve (A) ve (C) bölümü çıkarıldıktan sonra geri kalan 1486.35 m2 yüzölçümündeki bölüme yönelik tüm temyiz itirazları red edilmiş, Orman Yönetiminin çekişmeli parselin (A) ile gösterilen 242.85 m2 yüzölçümündeki bölümüne ilişkin temyiz itirazları kabul edilip, “çekişmeli taşınmazın 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman sınırı dışında kaldığı, 1744 ve 3302 Sayılı Yasalarla değişik 6831 Sayılı Yasanın 2 ve 2/B madde uygulamalarına konu edilmediği, 1952 yılında Yasa ve Yönetmelik hükümlerine uygun olarak kurulmayan ve yine Yasa ve Yönetmelik hükümlerine uygun olarak görev yapmayan maki komisyonunca Akdeniz makisi olarak ayrıldığı, 1976 yılında görevlendirilen Orman Kadastro Komisyonu tarafından, 1952 yılı maki çalışmalarına değer vermeyerek ve 1942 yılında yapılan orman kadastrosunun sadece … … Vakfına ait tapu kayıtları kapsamında kalan taşınmazlar yönünden iptal edildiği, diğer taşınmazlar yönünden, tahditin hukuki geçerliliğini sürdürdüğünü göz önünde bulundurmadan, 1942 yılı tahditinin tamamı iptal edilmiş gibi yeniden orman kadastrosu yapılacağı Orman Kadastro Komisyonunun 03.06.1976 tarihli ve 1 nolu tutanağında belirtildikten sonra, kısmen 1942 yılı tahdit hattına uyularak yeniden orman kadastrosu yapıldığı ve 1942 yılı tahdit hattı dışında kalan ancak niteliği eylemli orman olan bir kısım yerlerin, bu arada çekişmeli parselin krokisinde (A) ile gösterilen 242.85 m2 yüzölçümündeki bölümünün 4785 Sayılı Yasa hükümlerine göre orman olarak sınırlandırıldığı, daha sonrada 1744 Sayılı Yasa ile değişik 2. madde … Asliye 2 Hukuk Mahkemesi 2009-7573 sayfa 2/4 uygulaması yaparak, bir kısım ormanların 15.10.1961 tarihinden önce nitelik kayıp etmesi nedeniyle orman dışına çıkartılarak, 24.07.1976 tarihli (36) nolu işi bitirme tutanağı düzenlendiği, 23.11.1976 tarihli (37) nolu tutanakla da, yapılan işlemlerin ilan edilmesine karar verildiği ve bu ekip çalışmalarının ilanı üzerine süresinde yapılan itirazların incelendiği ve 09.11.1976 günlü (5) numaralı itirazları inceleme tutanağında “…4 nolu Orman Kadastro Ekibince 1744 Sayılı yasa gereğince nitelik kaybı nedeniyle (2) numaralı poligon olarak orman rejimi dışına çıkartılan yerlerin 1952 yılında makiye ayrıldığı, .bu sahanın eskiden beri köy arazisi ve köy yerleşim alanı olarak kullanıldığı cüz i bir kısmının orman sayılmayan makilik alan olduğu görülmekle 2 nolu parselin(2 nolu 2. Madde poligonunun) orman sınırları dışında bırakılmasına ve ekip tarafından yapılan işlemlerin bu şekilde düzeltilmesine” karar verildiği, mahkemenin kabulünün aksine dava konusu taşınmazın hem 1942 yılı orman tahdit hattı hem de orman rejimi dışına çıkarma işlemi iptal edilen (2) nolu poligon dışında bulunduğu, 4785 Sayılı Yasa hükümleri göz önünde bulundurularak dava konusu parsel yönünün 1976 yılında ilk kez yapılan çalışmada O tarihte fiilen orman olması nedeniyle kısmen orman olarak sınırlandırıldığı ancak 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. Madde uygulamasına konu edilmediği, yapılan işlemlerin ilanından sonra ilan tarihlerinde yürürlükte bulunan 3116 Sayılı Yasa ve 6831 Sayılı Yasanın 1744 Sayılı Yasa ile değişik 11. Maddesinde düzenlenen hak düşürücü sürelerin de geçmesiyle kısmen kesinleşen orman sahası içinde kaldığı, 22.03.1996 tarih 5/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ile “5653 Sayılı Yasayla değişik 3116 Sayılı Yasanın 1-e maddesi uyarınca kurulan maki tespit komisyonlarının yasal ve yaptıkları işlemlerinde geçerli olduğu ve makiye ayrılan yerlerde özel yasalar uyarınca oluşturulan tapulara değer verilmesi gerektiğinin” kabul edildiği; ne var ki, davalı tarafın özel yasalar uyarınca oluşturulan tapu kaydı bulunmadığı gibi, makiye ayırma komisyonunun yasanın öngördüğü biçimde kurulmaması ve yine yasa ve yönetmeliğe uygun çalışmaması nedeniyle, bu komisyonun yaptığı makiye ayırma işlemlerine ve özel yasalar uyarınca oluşturulan tapu kayıtları dışında kalan başka tapu kayıtlarına ve zilyetliğe hukukça değer verilemeyeceği, somut olayda sözü edilen İçtihadı Birleştirme Kararının uygulanma olanağı bulunmadığı, orman kadastrosunun kesinleşmesinden sonra hiçbir merci ve makamın kesinleşen orman sınırını değiştirmesi mümkün değildir. Dava konusu taşınmazın 1942 yılı tahdidi içinde kalıp makiye ayrıldığı gerekçesiyle Hazine tarafından açılan tapu iptal tescil davasının reddine ilişkin sözü edilen kesinleşmiş mahkeme kararı, Orman Yönetimi tapu iptal tescil davasında taraf olmadığından ve bu kararla kesinleşmiş orman kadastrosu iptal edilmediğinden Orman Yönetimini bağlamayacağı, Orman Yönetiminin taraf olmadığı, Hazinenin tapu iptal tescil davasının reddine ilişkin mahkeme kararı karşısında, kesinleşen orman kadastrosunun daha güçlü bir delil sayılacağı, kesinleşen orman kadastro sınırları içinde bulunan ve hukuken orman olan taşınmaz hakkında, kadastro yoluyla oluşturulan tapu kaydının yolsuz tescil niteliğinde olduğu, geçerli bir hukuksal nedene dayanmayan kesinleşen orman sınırı içinde bulunan yer hakkındaki tescil işleminin yolsuz tescil niteliğini taşıdığı ve her zaman iptalinin istenebileceği(Hukuk Genel Kurulunun 30/5/2001 gün ve 2001/1-464-470 sayılı ve 19.02.2003 gün … Asliye 2 Hukuk Mahkemesi 2009-7573 sayfa 3/4 2003/20-102-90 S.K.). yolsuz tescille ayni hak kazanılmış olmayacağı, (Prof.Dr.M…. Oğuzman, Prof.Dr…. Seliçi Eşya Hukuku 5.bası 1998 s.141), ormanların, özel mülkiyet konusu olmasına yasal olanak bulunmadığı, bu tür yerler hakkında gerçek kişiler adına sicil oluşturulmasının, taşınmazın özde kamu malı olma niteliğini değiştiremeyeceği, (Yargıtay 1.H.D. 11/9/1989 gün ve 1989/8162-9365). Öncesi itibarıyla orman olan ve yapılan orman tahdidinde herhangi bir nedenle orman tahdit sınırı dışında gösterilen yerin zilyetlikle veya tapu ile kazanılmasının mümkün olmadığı, özde kamu malı olan taşınmazın özel mülk olarak tescil edilmesi sahibine mülkiyet … kazandırmayacağı, H.G.K.’nun 21.02.1990 gün ve 1989/1-700-101 ve 18.10.1989 gün ve 1-419/528 sayılı kararlarında kabul edildiği gibi, bu tür taşınmazlarda M.Y.’nın 1023 (931) maddesinde yazılı tapuya güven ilkesi ve H.G.K. 20.05.2001 gün ve 2001/1-464-470 ve 19.02.2003 gün ve 2003/20-102-90 sayılı kararlarında değinildiği gibi 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesinde yazılı 10 yıllık hak düşürücü süre de uygulanamayacağı,

Asliye 3. Hukuk Mahkemesinin 30.12.1997 gün ve 1997/671-1665 sayılı kararının dayanağı bilirkişi raporlarında “çekişmeli parselin 1942 yılı orman kadastrosu sınırları içinde bırakıldığı ancak 1976 yılında 7 Numaralı Orman Kadastro Komisyonunca yapılan işlemde orman sınırları dışında bırakıldığı, taşınmazın makiye ayrıldığı” bildirilmesine rağmen, bu mahkeme kararının gerekçesinde “çekişmeli parselin 1942 yılı orman kadastrosu sınırları içinde bırakıldığı, daha sonra 1952 yılında makiye ayrıldığı ve 1976 yılında 7 Numaralı Orman Kadastro Komisyonunca 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. maddesi gereğince Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılmışsa da, makiye ayrılan taşınmazın daha sonra 6831 Sayılı Yasanın 2. Madde uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılmasının yasal olmadığı açıklanarak Hazinenin davasının red edildiği, halbuki, dava konusu parselin A ve C bölümünün 1942 yılı tahdit sınırları dışında kalmaktaysa da 1976 yılında kısmen orman olarak sınırlandırıldığı ve (C ) bölümü 3302 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B maddesi gereğince Hazine adına orman rejimi dışına çıkarıldığı, başkaca orman rejimi dışına çıkarma işlemine konu edilmediği, mahkeme kararının gerekçesi gözetildiğinde Hazine aleyhine kesinleşen kararda taşınmazın makiye ayrıldığı orman rejimi dışına çıkartılan sahada kaldığı kabul edildiği halde temyize konu davada dava konusu yerin büyük bölümünün makiye ayrılmadığı, orman rejimi dışına çıkarılmadığı, kısmen kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kalmaya devam ettiği, somut olaydaki dava nedeni farklı olduğundan, kesin hükümden ve kesin delilden söz edilemeyeceği, 1942 yılında yapılan orman kadastrosunda sadece devlet ormanları sınırlandırılıp, 4785 sayılı yasa ile (istisnalar dışında) özel ve tüzel kişilere ait tüm ormanların devletleştirildiğinden ve 5658 sayılı yasada Vakıf ormanlarını iade edileceğine ilişkin hüküm bulunmadığından 1942 yılı tahditi dışında kalan yerlerde, 7 Numaralı Komisyonun 1976 yılında 4785 sayılı yasa hükümlerine göre yaptığı çalışmayla devletleştirilen orman alanı olduğu belirlenen yerlerin orman olarak sınırlandırılmasının yasaya uygun olduğu, Orman kadastrosunun ilanından sonra dava tarihine kadar hak düşürücü süreler çoktan geçtiği, ister 1942 yılı orman kadastrosu sınırları içinde olsun, isterse 1942 yılı orman kadastrosu sınırları dışında olması … Asliye 2 Hukuk Mahkemesi 2009-7573 sayfa 2/4 nedeniyle, 1976 yılında 4785 sayılı yasa hükümleri gözetilerek yapılan orman kadastrosunda orman olarak sınırlandırılsın, her iki halde de dava konusu taşınmazın krokisinde (A) ile gösterilen 242.85 m2 bölümü hukuken orman olduğu, hak düşürücü süreler geçmiş olduğundan davalının orman kadastrosu iptal ettirebilmesi için dayanacağı hiçbir yasa hükmü bulunmadığı, bu nedenlerle bilirkişi krokisinde (A) ile gösterilen 242.85 m2 yüzölçümündeki bölümüne ilişkin davanın kabulüne karar verilmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonunda, çekişmeli … Köyü 1015 sayılı parselin … bilirkişi krokisinde (A) ile gösterlien 242.83 m2 yüzölçümündeki bölümünün davalı adına olan tapu kaydının iptaline ve orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı … Yönetimi ve davalı gerçek kişi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kalan taşınmazın daha sonra arazi kadastrosu yoluyla oluşturulan tapu kaydının iptal ve orman niteliğiyle tesciline ilişkindir.
Çekişmeli … Köyü 1015 sayılı parselin bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 1976 yılında ilk tahditin aplikasyonu ve … … Vakfının tapulu taşınmazları yönünden … Genel Müdürlüğünün itirazı üzerine Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanın hakem sıfatıyla verdiği karar ile tahditi iptal edilen yerler hakkında yapılan ormanların kadastrosu çalışmaları 15.09.1976 tarihinde, bu işlemlere karşı yapılan itirazları inceleyen 7 Numaralı Orman Kadastro Komisyonu işlemleri de 09.12.1976 tarihinde ilan edilmiştir. Daha sonra 1988 yılında 36 Numaralı Orman Kadastro Komisyonunca aplikasyon ve sınırlandırması yapılmamış ormanların kadastrosu ile 3302 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması yapılmış ve 15.06.1989 tarihinde ilan edilmiştir.

1) Mahkemenin 27.09.2007 günlü ve 2004/469-239 sayılı davanın reddine ilişkin kararının Orman Yönetimi tarafından temyiz edildiği, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 18.07.2008 gün ve 2008/3084-1080 sayılı kararı ile, Orman Yönetiminin çekişmeli parselin bilirkişi krokisinde (C ) ile gösterilen 14.80 m2 bölümü ile (A) ve (C) bölümü çıktıktan sonra taşınmazın geri kalan 1486.35 m2 bölümüne ilişkin tüm temyiz itirazlarının red edildiği, Yargıtayın redde ilişkin bu kararının davacı … Yönetimine tebliğ edildiği halde, karar düzeltme isteminde bulunmadığı için, çekişmeli parselin bilirkişi krokisinde (C ) ile gösterilen 14.80 m2 bölümü ile (A) ve (C) bölümü çıktıktan sonra taşınmazın geri kalan 1486.35 m2 bölümüne ilişkin davanın reddi yönündeki mahkeme kararının Orman Yönetimi aleyhine kesinleştiği, bu nedenle taşınmazın bu bölümlerine ilişkin olarak mahkemece yeniden hüküm kurulmamasında yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi, Orman Yönetiminin taşınmazın bu bölümlerine ilişkin yerel mahkeme kararını temyizde hukuki yararının bulunmadığından, Orman Yönetiminin temyiz dilekçesinin REDDİNE, peşin alınan temyiz harcının istek halinde Yönetime iadesine,
2) Mahkemece dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve hükmüne uyulan bozma kararı gereği işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna, dava konusu taşınmazın (A) ile gösterilen bölmünün 1976 yılında 4785 Sayılı Yasa hükümleri gözetilerek yapılıp kesinleşen orman kadastrosunda, eylemli durumu nedeniyle orman olarak sınırlandırıldığına, bu bölüm daha önce yapılan orman kadastrosunun sınırları içinde olduğu halde, arazi kadastro ekiplerinin bu durumu göz önünde bulundurmadan, hata ile ikinci kere kadastrosunu yapıp yolsuz olarak sicil oluşturulmuşsa da, 766 Sayılı Yasanın 46/2 ve 3402 Sayılı Yasanın 22/1. maddeleri gereğince ikinci kadastronun yolsuz (T.M.Y.nın 1025. md.) ve bütün sonuçlarıyla hükümsüz olması nedeniyle malikine mülkiyet … kazandırmayacağına ve T.M.Y.nın 1026 (E.M.Y.nın 934- İsviçre 976) maddesi gereğince sicilin hiç bir süreye bağlı kalmadan her zaman iptal edileceğine, somut olayda 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanma olanağı da bulunmadığına göre davalının yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının davalıya yükletilmesine 25/06/2009 günü oybirliği ile karar verildi.