YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/7633
KARAR NO : 2009/11404
KARAR TARİHİ : 07.07.2009
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki TAPU İPTALİ VE TESCİL davasının yapılan yargılaması sonunda kurulan 11/3/2009günlü hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi … … tarafından istenilmekle, tayin olunan 07/07/2009 günü için yapılan tebligat üzerine, duruşmalı temyiz eden … … vekili avukat … geldi, karşı taraftan davacı Hazine vekili avukat … geldi, başka gelen olmadı, açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Daha sonra dosya içindeki tüm belgeler incelenip, gereği düşünüldü.:
K A R A R
Davacı HAZİNE,davalı adına tapuda kayıtlı bulunan … Köyü 277 parsel sayılı taşınmazın kesinleşen orman sınırı içinde iken 6831 Sayılı Yasanın 3302 Sayılı Yasası ile değişik 2/B maddesi gereğince hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığını ileri sürerek tapu kaydının iptali ile hazine adına tapuya tescili istemiştir.
Mahkemece, davanın KABULÜNE, … Köyü 277 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile hazine adına tesciline karar verilmiş, hüküm davalı … … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, tapu iptali ve tesciline ilişkindir. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce 04/03/1988 tarihinde ilan edilen orman kadastrosu ile 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması vardır.
Davaya konu … Köyü 277 parsel sayılı taşınmaz genel arazi kadastrosu sırasında, 02/03/1949 tarih 10 ve 27/12/1946 tarih 96 sayılı tapu kayıtları ve 1937 tarih 78 sayılı vergi kaydı nedeniyle, tarla niteliği ve 80700 m2 yüzölçümünde … … adına tespit edilmiş, tespite orman yönetimi ve hazinenin itirazı üzerine, … Tapulama Mahkemesinin 22/12/1983 gün ve 1981/202 Esas 1983/ 1235 sayılı kararı ile, orman bilirkişisi … …’nin 18/9/1983 tarihli krokisinde (A) ile işaretli bulunan 34.700 m2 yüzölçümündeki bölümün orman niteliğinde tapulama dışı bırakılmasına, geri kalan 46.000 m2 yüzölçümündeki bölümün 277 parsel olarak … … adına tesciline karar verilmiş, Yargıtay 16. Hukuk Dairesinin 1987/5624 – 1988/307 sayılı kararı ile onanarak 31/05/1988 tarihinde kesinleşmekle tapuya tescil edilmiş , 12/01/1996 tarihinde satış ile davalıya geçmiştir.
Mahkemece her ne kadar çekişmeli taşınmazın tamamının tapu kaydı iptal edilerek hazine adına tesciline karar verilmiş ise de delillerin takdirinde hataya düşülmüştür. Şöyle ki;
Maddi anlamda kesin hükmü düzenleyen H.Y.U.Y nın 237. maddesi “kesin hüküm ancak konusunu oluşturan husus hakkında geçerlidir. Kesin hüküm vardır denilebilmesi için iki tarafın ve dava konusunun ve dayanılan sebebin aynı olması gerekir” şeklindedir. Madde metninden de anlaşılacağı gibi kesin hükmün varlığından söz edebilmek için davanın taraflarının, konusunun ve dava sebeplerinin aynı olması gerekir.
Bu koşullardan birincisi davanın konusu, dava ile elde edilmek istenen sonuçtur. Taşınmaza ilişkin davalarda dava konusu, taşınmazın kendisidir. Ancak, aynı taşınmaza ilişkin değişik hakların dava konusu edilmesi halinde taşınmaz aynı olmasına rağmen dava konusunun aynı olduğundan söz edilemez. Örneğin: Davanın tarafları ve taşınmaz aynı olmasına rağmen, mülkiyete ilişkin dava reddedildikten sonra aynı taşınmaz hakkında irtifak … dava edilebilir.
Kesin hüküm koşullarından ikincisi dava sebebidir ki; bilimsel görüşler ile yerleşik yargısal kararlar da, dava sebebi davanın dayandırıldığı vakıalar olduğu kabul edilmektedir. Dava sebebi, hukuki sebepten ayrıdır. Mahkeme yargılama sırasında dava sebebi ile bağlı olup, başka sebepleri inceleme konusu yapamaz. Örneğin: Gerçek kişi adına tapulu taşınmazın mera olduğu iddiasıyla tapusunun iptali ile mera olarak sınırlandırılması istemiyle Hazinenin açtığı davada, taşınmaz hakkında orman araştırması yapılmayıp, sadece mera niteliği araştırılarak sonuçta taşınmazın mera olmaması nedeniyle dava reddedilirse, bundan sonra aynı taşınmazın kesinleşmiş orman sınırları içinde kaldığı ya da orman sayılan yerlerden olduğu iddiasıyla açılacak davada, dava sebebi aynı olmadığı için kesin hükmün varlığından söz edilemez.
Kesin hükmün koşullarından üçüncüsü, davanın taraflarının aynı olmasıdır. Tarafların aynı olmasından kasıt, her iki davada da sıfatlarının aynı olması, başka deyişle her iki davada davacı ya da davalı sıfatıyla hareket etmeleri değildir. Kesin hükümle ilgili kararda, davalı sıfatında olan kişi, ikinci davada davacı sıfatıyla yer alması halinde taraflar aynıdır. Kesin hüküm, taraflarının külli haleflerini de aynı şekilde bağlar.
Benzer nitelikteki 1. Hukuk Dairesinin 10.04.2002 gün ve 2002/3848-4512 ve 27.12.1990 gün 14371-15373 sayılı kararlarında, aynen şu görüşlere yer verilmiştir. “Kadastro Mahkemesinin kesinleşen ilamının içeriğinden itirazın orman olgusuna dayandırılmadığı, o davada Orman İdaresi taraf olmadığı ormana ilişkin olarak araştırma ve değerlendirme yapılmadığından anılan ilamın orman olgusu yönünden kesinleşmiş bir hüküm olduğu kabul edilemez”. Bu iki davada Hazinenin dayandığı hukuki vakıalar (sebep) değişik olduğundan H.Y.U.Y.’nın 237. maddesi anlamında kesin hükümden söz edilemez. H.G.K.’nın 04.03.1992 gün 1992/14 – 610 – 15, 23.02.2005 gün 2005/21 – 66 – 93 ve 17.11.2008 gün 2008/11 – 743 – 737 sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Diğer taraftan; H.G.K.’nun 11.12.1996 gün ve 1996/13 – 678 – 868 sayılı ve bu konudaki daha birçok kararında belirtildiği gibi H.Y.U.Y.’nın 76. Maddesi gereğince, dava dilekçesinde sıralanan olayların hukuki açıdan nitelendirilmesi ve uygulanacak yasal kuralların aranıp bulunması görevi doğrudan mahkemeye aittir.
15/07/2004 tarihinde Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 6831 Sayılı Orman Kanununa Göre Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkında Yönetmeliğin Devlet Ormanı Olarak Sınırlandırılacak Yerler başlıklı 26. maddesinin (g) bendine göre, orman kadastro komisyonlarınca Devlet ormanı olduğuna dair kesinleşmiş mahkeme kararı bulunan yerlerin devlet ormanı olarak sınırlandırılması zorunludur. Ne var ki, dava konusu 277 parsel sayılı taşınmaza ait … TAPULAMA MAHKEMESİNİN 1983/1225 esas sayılı karardan söz edilerek, 277 parsel sayılı taşınmazın anılan karar ile orman sayılarak tapulama dışı bırakılarak kesinleşen bölümün orman sınırı içine alınması sırasında 31/05/1988 tarihinde kesinleşen … TAPULAMA MAHKEMESİNİN 22/12/1983 gün ve 1983/1225 – 1983/1235 sayılı kararın dayanağı orman bilirkişisi … …’nin 18/09/1983 tarihli krokisinde orman olduğu belirtilen 34700 m2 yüzölçümündeki bölümün parselin sağıda (batısında) kaldığı halde 19 sayılı orman kadastro komisyonunun YÜZDÖNÜMLER DEVLET ORMANINA ilişkin 22/03/1985 tarihli orman kadastro dış sınırının belirlenmesine ilişkin tutanakta ve bu tutanağa göre düzenlenen haritada hatalı olarak,hükmen orman olan kesimin parselin solunda (batısında) yer alan bölüm olarak gösterildiği anlaşılmaktadır.
Davaya konu 277 parsel sayılı taşınmazın orman olmadığı kesin hüküm ile saptanarak 277 parsel numarası ile 46000 m2 yüzölçümünde tarla niteliğinde tespit maliki adına tescil edilen bölümün,daha sonra yörede yapılan orman kadastrosu sırasında, taraflarını bağlayacak biçimde kesin hüküm şartlarını taşıyan mahkeme kararının, orman kadastro komisyonunca yanlış uygulanması sonucunda orman sınırı içine alınması işlemine itibar edilemez.Orman olduğu hükmen saptanan çekişmeli parselin batısındaki(solundaki) 34700m2 yüzölçümündeki bölüm, 6831 Sayılı Orman Kanununa Göre Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkında Yönetmeliğin Devlet Ormanı Olarak Sınırlandırılacak Yerler başlıklı 26. maddesinin (g) bendine göre orman sınırı içine alınabileceği gibi, Hazine veya Orman Yönetiminin genel mahkemede açacağı tescil davası ile de orman olarak hazine adına tescili istenebilir.
O halde; mahkemece değinilen yönler gözetilerek davacı Hazinenin davasının reddine karar verilmesi gerekirken yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı … …’ın temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 625.00.-TL. vekalet ücretinin davacı HAZİNE’den alınarak davalı … …’a verilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 07/07/2009 gününde oybirliği ile karar verildi.