YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/7732
KARAR NO : 2009/9192
KARAR TARİHİ : 04.06.2009
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı gerçek kişiler tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı Hazine, 06.01.2009 tarihli dava dilekçesiyle …Köyü (Mahallesi) … mevkii 27 parsel sayılı taşınmazın 386,01 m2 yüzölçümündeki bölümünün, 1942 yılında yapılıp 1945 yılında ilan edilerek kesinleşen orman kadastro sınırları içerisindeyken, 1993 yılında 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması sonucu kesinleşen işlemle Hazine adına orman sınırları dışına çıkartıldığını, taşınmazın orman sınırları içinde olduğu göz önünde bulundurulmadan tapuya tescil edildiğini, hukuki dayanaktan yoksun ve yolsuz tescil niteliğindeki tapuda davalı adına olan tapu kaydının iptali ile Hazine adına tescilini istemiştir. Mahkemece davanın KABULÜNE, çekişmeli parselin 21.05.2008 tarihli bilirkişi rapor ve krokisinde (A) ile gösterilen 386,01 m2 yüzölçümündeki bölümün tapu kaydının iptaline ve Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, karar verilmiş, hüküm davalı gerçek kişiler vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce 1942 yılında 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılıp kesinleşen orman kadastrosu ve 1993 yılında yapılıp 10.11.1993 tarihinde ilan edilerek 11.05.1994 tarihinde kesinleşen, aplikasyon, sınırlaması yapılmamış ormanlarda 4785 Sayılı Yasa hükümleri gözetilerek orman kadastrosu ve 2/B madde uygulaması mevcuttur.
Kesinleşmiş orman kadastro haritasının uygulanmasına dayalı araştırma, inceleme ve keşif sonucu düzenlenen uzman orman bilirkişi raporuyla, dava konusu taşınmazın 21.05.2008 tarihli bilirkişi krokisinde (A). ile gösterilen 386,01 bölümünün 3116 Sayılı Yasaya hükümlerine göre 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde, diğer bölümlerinin ise orman sınırları dışında bırakıldığı; daha sonra, 1993 yılında 3373 Sayılı Yasa döneminde yapılan aplikasyon, sınırlandırması yapılmamış ormanların kadastrosu ve 3302 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması sırasında, taşınmazın (A) ile gösterilen bölümünün 6831 Sayılı Yasanın 2/B Madde uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, diğer bölümünün durumunun değişmediği belirlenip,
Çekişmeli taşımazın (A) ile gösterilen 386,01 m2 yüzölçümündeki bölümünün, 1942 yılında yapılan ve kesinleşen orman kadastro sınırları içinde bırakıldığı, Tapulama Mahkemesinin 30.03.1983 gün ve 1981/305-67 sayılı kararın taraf olmayan Orman Yönetimi ve Hazineyi bağlamayacağı halde, 1970 yılında yapılan genel kadastroda bu poligonun sınırlarına uyulmayarak çekişmeli 27 parsel çap sınırları içine dahil edilmek suretiyle arazi kadastro ekiplerince ikinci kez kadastrosu yapılarak, 27 sayılı parselin o tarihte kesinleşmiş orman kadastro sınırları içinde kalmaya devam eden bu bölümü hakkında sicil oluşturduğu 766 Sayılı Yasanın 46/2 ve 3402 Sayalı Yasanın 22/1. maddesi hükümlerine göre ” Evvelce tespit, tescil veya sınırlandırma suretiyle kadastrosu veya tapulaması yapılmış olan yerlerin yeniden kadastrosu yapılamaz. Bu gibi yerler ikinci bir defa kadastroya tabi tutulmuşsa, ikinci kadastro bütün sonuçlarıyla hükümsüz sayılır ve Türk Medeni Kanununun 934 üncü maddesine göre işlem yapılır. Süresinde dava açılmadığı takdirde, ikinci defa yapılan kadastro, tapu sicil müdürlüğünce re’sen iptal edileceği”, bu nedenle orman kadastrosundan sonra yapılan kadastronun ikinci kadastro olması nedeniyle TMY’nın 1026 (EMY. 934, İsviçre MY. 976) maddesi hükmüne göre iptal edilmesi gerektiği, 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesindeki 10 yıllık hak düşürücü sürenin ikinci kadastronun bulunduğu hallerde uygulanamayacağı,
Anayasanın 169 ve 170. maddelerindeki 2924 Sayılı Yasada ve 3402 Sayılı Yasanın 16/D maddesinde özel olarak düzenlenen Devlet Ormanları ve nitelik kaybı nedeniyle orman rejimi dışına çıkartılan yerlerin özel yasalarına tabii olduğu, H.G.K’nun 24.03.1999 gün 1999/1-170-167 ve 21.02.1990 gün 1989/1-700-101 kararlarında belirtildiği gibi, aslında özel mülkiyete konu olmayan taşınmazlar her nasılsa tapuya tescil edilmiş olsa bile, bu durum taşınmazın niteliğini değiştirmeyeceğinden tescil işlemi yok hükmünde olup, bu tür taşınmazlar hakkında M.Y.’nın 1023. (931.) maddesinde belirtilen iyi niyetle iktisap iddiasında bulunulamayacağı, yasalarımızın, nasıl oluşursa oluşsun, yanlış ve yolsuz tescillere dayalı olarak tapu sicilinde yapılacak değişiklikleri öngören iptal davaları görevini Adliye Mahkemelerine verdiği (M.Y.- Md. 1025.(933)” gözetilerek çekişmeli parselin 21.08.2008 tarihli bilirkişi krokisinde (A). ile gösterilen 386,01 m2 bölüme ilişkin davanın kabulüne, karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığına, karar tarihinden sonra, 27.01.2009 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5831 Sayılı Yasanın 5. Maddesiyle, 6831 Sayılı Yasaya eklenen Ek.10. Maddesi uyarınca, Orman Yasasının; 20.06.1973 tarih ve 1744 sayılı Yasayla değişik 2. Maddesi, 23.09.1983 tarihli 2896 ve 05.06.1986 tarihli 3302 Sayılı Yasalarla değişik 2. Madde 1. Fıkra (B) bendi uygulamaları ile orman sınırları dışına çıkarılan yerler, çıkarma işleminin kesinleştiği tarihten itibaren kazandırıcı zamanaşımı yolu ile iktisap edilemeyeceğine, yasa hükmü“orman sınırları dışına çıkarma işleminin kesinleştiği tarihten itibaren” denmek suretiyle, orman dışına çıkarma tarihine kadar geriye yürütüldüğüne göre davalı tarafın sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; 492 sayılı Harçlar Kanununun “mükellef” başlıklı 11. maddesine göre; Genel olarak yargı harçlarının davayı açan veya harca mevzu olan işlemin yapılmasını isteyen kişilerin ödemekle mükellef olduğu, Herhangi bir istek olmaksızın resen yapılacak işlemlere ait harçlar, aksine hüküm yoksa, lehine işlem yapılan kişilerden alınacağı, ayrıca harçtan istisna ve muaflıkları düzenleyen gerek bu yasa gerek özel yasaların hükümler arasında uyuşmazlığa konu tapu iptal tescil davasının yükümlüsünün istisna ya da muafiyeti bulunmadığı, davacı Hazine harçtan bağışıksa da, davada haksız çıkan davalı tarafın harçtan bağışık olmadığı, harçlar Yasasının harcın alınmasını ve tamamlanmasını yanların isteklerine bırakmadığı, bu yönün mahkemece kendiliğinden (re’sen) gözetilmesi gerekeceği, sözü edilen yasanın buyurucu nitelikteki 32. maddesinde de yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemlerin yapılamayacağının öngörüldüğü gözetilerek, çekişmeli taşınmazın keşifte saptanan değerine itibariyle başvuru ve karar harçlarının davada haksız çıkan davalı taraftan alınmasına gerekirken, değer belli edildiği halde harç hakkında hüküm kurulmaması ve kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içindeyken yine kesinleşmiş 2/B uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığından, 6831 Sayılı Yasanın 2/2 Maddesinin “Orman sınırları dışına çıkartılan bu yerler Devlete ait ise Hazine adına, hükmi şahsiyeti haiz amme müesseselerine ait ise bu müesseseler adına, hususi orman ise sahipleri adına orman sınırları dışına çıkartılır. Uygulama kesinleştikten sonra tapuda kesin tashih ve tescil işlemi yapılır.” Hükmü gözetilerek, Hazine adına tapuya tesciline karar verilen çekişmeli parselin tapu kaydının beyanlar hanesine 6831 Sayılı Yasanın 2/B Maddesi gereğince Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığına ilişkin şerh yazılmasına karar verilmesi gerekirken, bu niteliği belirtilmeden Hazine adına tapuya tescil edilmesi doğru değil ise de, bu hususlar hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu sebeple, hüküm fıkrasında yer alan “ikinci” bendi kaldırılarak; bunun yerine, iki numaralı bend olarak “tapu kaydının beyanlar hanesine, (A) bölümünün, 6831 Sayılı Yasanın 2/B Maddesi gereğince Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığının yazılmasına, 14.00.-TL başvuru ve 54.04.- TL karar harcının davalı taraftan alınmasına” cümlesinin yazılması suretiyle düzeltilmesine ve hükmün H.Y.U.Y.’nın 438/7. maddesine göre bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenlere yükletilmesine 04/06/2009 günü oybirliğiyle karar verildi.