YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/7738
KARAR NO : 2009/10370
KARAR TARİHİ : 22.06.2009
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı Hazine, kadastro çalışmaları sırasında davalı ve diğer davalıların miras bırakanı adına senetsizden 99.999 m2 olarak tespit edilen 180 ada 15 parsel sayılı taşınmazın kaçak yitik kişilerden kalan yerlerden olduğunu, devletin hüküm ve tasarrufu altındaki taşlık, çalılık vasfındaki bir kısım yer ile Karayollarının taş ve çalılıktan temizleyip kırma taş stokladığı bir kısım yer ve eski … … yolunun bu kapsama dahil edilmesi ile özel şahıslar adına tespit edildiğini, davalıların taşınmaza uyan kaydının bulunmadığını, olsa bile miktarı ile geçerli olacağını, davalılar yararına zilyetlik süresinin dolmadığını ileri sürüp kadastro tespitinin iptali ile Hazine adına tescilini istemi ile dava açmıştır..Çekişmeli … mahalle mahallesi 180 ada 15 parsel sayılı taşınmaz yörede 1995 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sırasında senetsizden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak 99999,42 m2 yüzölçümü ile … Dalkıran ve … Dalkıran adına tespit edilmiş olup halen tapuda davalılar adına kayıtlıdır. Dava konusu yerin devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olmadığının ve davalılar yararına 3402 Sayılı Yasanın 14. maddesi uyarınca zilyetlikle iktisap şartlarının gerçekleştiğinin saptandığı gerekçesiyle davanın reddine dair verilen 21.07.2006 tarihli karar 1. Hukuk Dairesinin 01.02.2007 tarih 2006/12218 – 921 sayılı ilamı ile “ harita ve krokisi bulunan tapu kayıtlarına Medeni Kanunun 719, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 20.maddesi uyarınca kapsam belirleneceği kuşkusuzdur.Ancak böyle bir harita ve kroki yoksa veya uygulanabilir nitelik taşımıyorsa öncelikle tapu kaydının ilk tesisinden itibaren tüm gittileri ile birlikte Tapu Sicil Müdürlüğünden istenilmesi, gitti kayıtlarının yüzölçümlerinde veya sınırlarında bir değişiklik varsa dayandığı belgelerin incelenip, doğru ve yasal bir nedenin bulunup bulunmadığının araştırılması, doğru esasa dayanmıyorsa, ilk tesisindeki sınırlara itibar edilmesi,ayrıca uygulamada yararlanmak üzere varsa komşu taşınmaz kayıtlarının getirtilmesi, böylece yanların dayandığı,usulüne uygun olarak çıkarılmış tüm belgeler toplandıktan, dosya öteki yönlerden de keşfe hazır hale geldikten sonra yöreyi iyi bilen yaşlı ve yansız yerel bilirkişi veya bilirkişiler aracılığı ile uygulama yapılması, kayıtlardaki her sınır yerel bilirkişi veya bilirkişilerden sorulup arazi üzerinde tespit edilmesi; gerektiğinde sınırlar hakkında açıklayıcı doyurucu bilgiler alınması, bilinmeyen sınırlar yönünden taraflara tanık dinletme olanağının sağlanması,komşu taşınmaz kayıtlarının da aynı şekilde uygulanarak yerel bilirkişi ve tanık sözlerinin denetlenmesi gerekir. Öte yandan sınırlar değişebilir nitelikte ise veya tam olarak kapanmayıp açık yönler kalıyorsa, kayda değişmez sınırlarla bağlantı kesilmemek suretiyle miktarına göre kapsam belirlenmesi, ayrıca tapu … memuru veya mühendisi sıfat ve yeteneğini taşıyan uzman bilirkişi veya bilirkişilerden keşifte saptanan bilgi ve bulgulara uygun ve uygulamayı tam olarak yansıtan, infaza elverişli rapor ve kroki alınmasının zorunludur.
Öte yandan, dava konusu taşınmazın iki tarafının da ormanla çevrili olduğu keşfen saptanmıştır. Bu durumda orman niteliği taşıyıp taşımadığı yönünden de bir araştırma yapılmasında zorunluluk vardır.
Hal böyle olunca, yukarıda açıklanan ilkeler gözetilerek yerinde yeniden keşif yapılması, taşınmazın gerçek niteliğinin saptanması, uygulamayı izlemeye elverişli kroki düzenlettirilmesi, taşınmazın çevresinde bulunan 11, 12, 13, 14, 16 ve 189 ada 1 sayılı parsellere ait tutanak ve dayanak belgelerin getirtilmesi, keşfen yerine uygulanması, ayrıca uzman bilirkişilerden taşınmazın orman vasfında olup olmadığı konusunda ayrıntılı rapor alınması, yerel bilirkişilerden ve tanıklardan çekişmeli taşınmazların kaçak ve yitik kişilerden kalıp kalmadığı hususunun sorularak doyurucu bilgi alınması, bilirkişi ve tanık ifadelerinin komşu parsel ve dayanak kayıtlarıyla denetlenmesi, kaçak ve yitik kişilerden kalmadığının anlaşılması ve niteliğinin edinmeye elverişli olduğunun belirlenmesi halinde 3402 Sayılı Yasanın 14.maddesinde öngörülen sınırlamalar da dikkate alınmak suretiyle bir karar verilmesi gerekirken, yetersiz araştırmaya dayanarak hüküm kurulmuş olmasının doğru olmadığı” gereğine değinilerek bozulmuştur. Mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra davanın kısmen kabulü ile B, C ve D ile gösterilen kısımların orman vasfı ile Hazine adına tapula tesciline (A) kısmına yönelik davanın reddine karar verilmiş; hüküm davacı Hazine tarafından (A) kısmı ile vekalet ücretine yönelik olarak temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, tapu iptali tescile ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 1992 tarihinde 3402 Sayılı Yasanın 4. maddesi hükmü gereğince orman kadastrosu yapılmıştır.
Keşif sırasında dinlenen orman bilirkişi … ve fenni bilirkişi … … tarafından dosyaya ibraz edilen 04.07.2008 havale tarihli bilirkişi raporuna ekli 2002 tarihli memleket haritası üzerinde taşınmazın durumu gösterilmiş olup bu haritada taşınmazın (A) ile gösterilen bölümünün bir kısmının yeşil orman alanı içinde kaldığı gözlenmektedir. Bu nedenle dava dosyası keşif sırasında dinlenen orman bilirkişi … ve fenni bilirkişi … …’ya verilerek çekişmeli taşınmazın 2002 tarihli memleket haritasında yeşil orman alanı içinde kalan kısımları ile bu kısımlarının yüzölçümleri belirlenerek bu kısımların kadastro paftası üzerindeki yerini gösterecekleri müşterek imzalı rapor kendilerinden alınarak, bu kısımlarında orman vasfı ile Hazine adına tesciline karar verimlisi gerekirken; bu husus dikkate alınmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle; davalı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, davacı Hazinenin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına 22.06.2009 günü oybirliği ile karar verildi.