YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/8032
KARAR NO : 2009/11155
KARAR TARİHİ : 02.07.2009
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 08.05.2008 gün ve 2008/3424-7079 sayılı kararıyla, çekişmeli parselin bilirkişi krokisinde (D) ile gösterilen, 92 sayılı parselin çap krokisi sınırları içinde ve dolayısıyla kesin hüküm kapsamında kaldığı belirlenen 240 m2 yüzölçümündeki bölümüne ilişkin Hazinenin, yine kesinleşmiş ornan kadastrosu sınırları içindeyken, kesinleşmiş 2/B uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı belirlenen, hükme dayanak bilirkişi rapor ve krokisinde (B) ve ( C ) ile gösterilen bölümlere ilişkin de davalı gerçek kişinin temyiz itirazları red edilerek, bilirkişi krokisinde (B), ( C ) ve (D) ile gösterilen bölümlere ilişkin hüküm onanmış, davalı Hazinenin çekişmeli parselin (A) ile gösterilen 659 m2 yüzölçümündeki bölümüne ilişkin temyiz itirazları kabul edilerek, bu bölüme ilişkin hüküm “… Köyünde 1952 yılında çalışan I numaralı makiye ayırma komisyonu, 5653 Sayılı Yasa ile değişik 3116 Sayılı Yasanın 5. maddesinde öngörülen kişilerden oluşmadığından kuruluşu yasaya uygun olmadığı gibi, yönetmelik hükümlerine de aykırı oluşturulduğu, ayrıca bu komisyonun, yasa ve yönetmelik hükümlerine aykırı çalıştığı, zemine uygulama imkanı olmayan ölçeksiz kroki niteliğinde bir harita düzenlediği, yasaya aykırı kurulan komisyon tarafından yasaya aykırı olarak makiye ayrılan yerler için … tevzi işlemleri de yapılmadığı, 22.03.1996 tarih 5/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ile “5653 Sayılı Yasayla değişik 3116 Sayılı Yasanın 1-e maddesi uyarınca kurulan maki tespit komisyonlarının yasal ve yaptıkları işlemlerinde geçerli olduğu ve makiye ayrılan yerlerde özel yasalar uyarınca oluşturulan tapulara değer verilmesi gerektiği” kabul edilip, davalı tarafın özel yasalar uyarınca oluşturulmuş tapu kaydının bulunmaması nedeniyle, bu komisyonun yaptığı makiye ayırma işlemlerine ve özel yasalar uyarınca oluşturulan tapu kayıtları dışında kalan başka tapu kayıtlarına ve zilyetliğe hukukça değer verilemeyeceği, kesin hükmün tarafları için ve kesin hükmün konusu taşınmaz için hüküm ifade edeceği, kesinleşen mahkeme kararından ardıllık ilişkisi olmayan kişiler yararlanamayacağı gibi, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerden başka bir yerdeki her hangi bir taşınmaz için mevcut olan kesin hükmün çekişmeli taşınmaz için bağlayıcı olmayacağı, Orman sayılan yerler ile 6831 Sayılı Yasanın 2/B maddesi gereğince orman rejimi dışına çıkartılan yerlerde 2981 ve 3194 Sayılı Yasa uygulaması yapılacağı konusunda hiç bir yasa hükmü bulunmadığı, kamu malı niteliğini kazanan bir taşınmazın imar uygulamasına tabi tutularak özel mülkiyete dönüştürmeye idari mercilerin yetkileri olmadığı, idari mercilerin yasadan kaynaklanan bir yetkileri bulunmayan konularda aldıkları kararların yok hükmünde, buna dayanan tescilinde, M.Y.’nın 1024.(932.) maddesi gereğince yolsuz tescil niteliğinde olduğu, Her ne kadar mahkemece çekişmeli parselin Harita Mühendisi Bilirkişi … Aypar tarafından düzenlenen krokide (A) ile gösterilen bölümüne ilişkin davanın kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmişse de, çekişmeli taşınmazın bu bölümünün imar uygulamasında 90 sayılı parselin ifrazıyla oluşan 243 sayılı parselin çap krokisi içinde kaldığı, … köyü 243 sayılı parselin ifraz edildiği 90 sayılı parselin ise genel kadastroda Haziran 1327 tarih 33 sıra numaralı tapu kaydı ile … oğlu … mirasçıları adına tesbit edildiği, gerçek kişiler arasındaki kadastro tesbitine itiraz davası sonunda, taşınmazın bilirkişi krokisinde (A, B ve C ) ile gösterilen sırasıyla 7350 m2, 18700 m2 ve 19200 m2 bölümlerinin … … mirasçıları (D ve E) ile gösterilen bölümlerinin ise … … adına tesciline ilişkin Tapulama Mahkemesinin 21.07.1969 gün ve 1967/352- 219 sayılı kararının temyiz edilmeden 12.09.1969 tarihinde kesinleştiği, Mahkeme kararına göre yapılan ifraz ile 45250 m2 yüzölçümündeki 242 parselin … … mirasçıları adına, 8400 m2 yüzölçümündeki 243 parsel ve 1850 m2 yüzölçümündeki 244 parselin ise … … adına tescil edildiği, 243 sayılı parsel için Hazine aleyhine bir kesin hüküm bulunmadığı, çekişmeli taşınmazın bu bölümünün de 3116 Sayılı Yasaya hükümlerine göre 1947 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde bırakıldığı; 1952 yılında 5653 Sayılı Yasaya ve ilgili yönetmeliğe aykırı olarak kurulan ve yine yasa ve yönetmelik hükümlerine uymadan çalışma yapan maki tefrik komisyonunca, Akdeniz makisi olarak tesbit edildiği, 1976 yılında Orman Yönetimi tarafından, makiye ayırma işlemine değer verilmeyip, orman kadastro sınırı içinde kalmaya devam ettiği kabul edilerek, 1744 Sayılı Yasanın 2. maddesi gereğince nitelik kaybı nedeniyle Hazine adına orman sınırları dışına çıkartıldığı ancak, Orman Yönetiminin açtığı dava sonunda, bu işlemin … İdare Mahkemesinin 15.01.1987 gün ve 1985/711-17 sayılı kararıyla, taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu ve bu niteliğinin yitirmediği belirlenerek, makiye ayırma işlemine değer verilmeden orman rejimi dışına çıkarma işleminin iptal edildiği, kararın Danıştay tarafından onandıktan sonra kesinleştiği, daha sonra, 1989 yılında 3373 Sayılı Yasa döneminde yapılıp kesinleşen aplikasyon, sınırlandırması yapılmamış ormanların kadastrosu ve 3302 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması sırasında, yine makiye ayırma işlemine değer verilmeden, taşınmazın 1947 yılında kesinleşen orman sınırları içinde aplike edildikten sonra 3302 Sayılı Yasayla değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması soncu, Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, bu işlemin dahi itirazsız kesinleştiği gözetilerek, bu bölüme ilişkin davanın da kabulüne karar verilmesi” gereğine değinilerek bozulmuş, bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonunda bu kez, çekişmeli … Köyü 25546 ada 3 sayılı parselin bilirkişi krokisinde (B), (C) ve (D) ile gösterilen bölümlerine ilişkin hüküm kesinleştiğinden bu bölümlere ilişkin yeniden karar verilmesine yer olmadığına, aynı bilirkşii krokisinde (A) ile gösterilen 659 m2 bölüme ilişkin davanın kabulü ile bu bölüme ilişkin tapu kaydının iptaline ve 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde gereğince Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yer niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 1947 yılında kesinleşen orman kadastro sınırları içindeyken yine 15.12.1989 tarihinde kesinleşen 3302 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması sonucu Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan parselin tapu kaydının iptal ve tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce 1946 yılında yapılıp 1947 yılında kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 7 numaralı orman kadastro komisyonuna bağlı 4 numaralı ekipçe yapılıp 24.03.1976 tarihinde, itirazlar incelenerek sonuçları 7 numaralı komisyonca 06.04.1983 tarihinde ilan edilerek dava tarihinden önce kesinleşen aplikasyon ve 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. madde uygulaması, 1988 yılında yapılıp, 15.06.1989 tarihinde ilan edilerek dava tarihinden önce kesinleşen aplikasyon ve 3302 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması vardır.
Arsa niteliğinde ve 1697 m2 yüzölçümünde, tapuda davalı adına kayıtlı olan çekişmeli parsel, genel kadastroda Haziran 1327 tarih ve 31 sıra numaralı tapu kaydı ile ½ şer payla … … ve … … adlarına tesbitleri itirazsız kesinleşen 106900 m2 yüzölçümündeki … Köyü 92, Haziran 1327 tarih ve 33 sıra numaralı tapu kaydı ile … oğlu … mirasçıları adına tesbit edilen 55500 m2 yüzölçümündeki … Köyü 90 sayılı parselin, gerçek kişiler arasındaki kadastro tesbitine itiraz davası sonunda, hükmen ifrazıyla oluşan 8400 m2 yüzölçümündeki 243 parsel ve genel kadastroda 1947 yılı orman kadastrosu sınırları içinde bırakıldığı için kadastro dışı bırakılan ve ihdasen … Belediyesi adına tapuya kayıt edilen 330 (daha sonra 340 parsel sayısı alan) ve ihdasen Hazine adına tescil edilen 365 sayılı parsellerin 2981 sayılı yasa hükümlerine göre tevhit ve ifrazıyla oluşmuş, 243 sayılı parseldeki payı nedeniyle … adına tapuya tescil edilmiştir.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna göre, bozma kararı gereği işlem yapılarak, çekişmeli parselin bilirkişi krokisinde (B), ( C ) ve (D) ile gösterilen bölümlerine ilişkin mahkemenin 03.05.2007 gün ve 2005/261-144 sayılı kararı Davalı tarafın ve davacı Hazinenin temyiz üzerine Dairenin 08.05.2008 gün ve 2008/3424-7079 sayılı kararıyla onandıktan sonra karar düzeltme istemi de yine dairenin 16.10.2008 gün ve 2008/12518-13198 sayılı kararı ile red edildikten sonra kesinleştiğinden, bu parsellere ilişkin yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmesinde yasaya aykırı bir yön bulunmadığı,
… Belediye meclisinin Masadağı etekleri … ve … bölgesinde 1/5000 ölçekli 23J, 22J, 21J, 22K, 21K, paftalarında yapılan revizyon plan çalışmalarına ilişkin 20.5.1996 tarih ve 31 sayılı kararının, … 2. İdare Mahkemesinin 1998/74-1999/1274 sayılı kararı ile iptal edildiği, bu iptal kararı ile çekişmeli taşınmazın ifraz edildiği parselin bulunduğu yer imarsız duruma düşmüşse de, bu parsellerin ifraz edildiği parsellerin, 2981 sayılı yasa hükümlerine göre yapılan imar uygulaması ve parselasyonda ifraz edilerek tapudaki sayfaları kapatıldığı gibi, çekişmeli parselin tapudaki kaydının da henüz silinmediği, bu nedenle imar ve parselasyonun iptaline ilişkin kararın sonuca etkili olmadığı, sayfaları kapatılan parsellerin ihya edilmesi halinde, dava konusu parsel hangi parselden ifraz edilmişse, mahkemenin bu kararı ifraz parselinin geldisi olan parsel için de geçerli olacağından, kadastro parselindeki davalılar payının iptalen Hazine adına tescil edilerek, mahkemenin kesinleşen kararının infazının yapılacağı,
Uzman orman ve … bilirkişiler tarafından kesinleşen orman kadastrosuna ait harita ve tutanaklar ile arazi kadastrosu paftasının uygulanması sonucu dava konusu taşınmazın 1947 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kaldığı, taşınmaz daha önce yapılan orman kadastrosunun sınırları içinde olduğu halde, arazi kadastro ekiplerinin bu durumu göz önünde bulundurmadan, kısmen hata ile ikinci kere kadastrosunu yapıp yolsuz olarak sicil oluşturulmuşsa da, 766 Sayılı Yasanın 46/2 ve 3402 Sayılı Yasanın 22/1. maddeleri gereğince
ikinci kadastronun yolsuz (T.M.Y.nın 1025. md.) ve bütün sonuçlarıyla hükümsüz olması nedeniyle malikine mülkiyet … kazandırmayacağı ve T.M.Y.nın 1026 (E.M.Y.nın 934. İsviçre 976) maddesi gereğince sicilin hiç bir süreye bağlı kalmadan her zaman iptal edileceği, somut olayda 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanama olanağının da bulunmadığı, baştan beri yolsuz tescil niteliğinde oluşturulan sicil kaydının, davalıya hiç bir zaman mülkiyet … kazandırmayacağı ve başlangıcından itibaren yolsuz ve geçersiz olan tapu kaydının iptaline ilişkin mahkeme kararının yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (ihzari), başka bir anlatımla; sicilin oluştuğu tarihden itibaren mülkiyet hakkının doğmadığını, sicilin yolsuz ve geçersiz olduğunu belirleyen bir hüküm olduğu, bu tür kayıtlarda T.M.Y.’nın 1023 (E.M.Y.931 İsviçre M.Y.974) maddesindeki “iyi niyetle edinme” kuralının da uygulanamayacağı, 27.01.2009 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5831 Sayılı Yasanın 5. Maddesiyle, 6831 Sayılı Yasaya eklenen Ek.10. Maddesi uyarınca, Orman Yasasının; 20.06.1973 tarih ve 1744 sayılı Yasayla değişik 2. Maddesi, 23.09.1983 tarihli 2896 ve 05.06.1986 tarihli 3302 Sayılı Yasalarla değişik 2. Madde 1. Fıkra (B) bendi uygulamaları ile orman sınırları dışına çıkarılan yerlerin, çıkarma işleminin kesinleştiği tarihten itibaren kazandırıcı zamanaşımı yolu ile iktisap edilemeyeceği, yasa hükmünde“orman sınırları dışına çıkarma işleminin kesinleştiği tarihten itibaren” denmek suretiyle yasanın yürürlüğünün orman dışına çıkarma tarihine kadar geriye yürütüldüğü gözetilerek (A) bölümüne ilişkin davanın kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığına göre davalı gerçek kişinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 02/07/2009 günü oybirliği ile karar verildi.