Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2009/840 E. 2009/3223 K. 26.02.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/840
KARAR NO : 2009/3223
KARAR TARİHİ : 26.02.2009

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki elatmanın önlenmesi davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … Köy Tüzelkişiliği, davacı … Köy Tüzelkişiliği ve davalı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı … Köy Tüzelkişiliği tarafından 4030 parsel sayılı taşınmazın (D1) ve (D2) harfli toplam 9500 dekarlık bölümlerinin kadimden beri kendi köy halkı tarafından mera niteliği ile hayvan otlatmak amacı ile kullanıldığını, meraların içinde bulunan su kaynaklarının da yine davacı köy tarafından kullanıldığını ancak davalı Köy Tüzelkişiliğinin sözkonusu mera ve sulardan kullanmak sureti ile müdahalelerinin bulunduğu iddiası müdahalenin önlenmesi talebi ile dava açmıştır. Yargılama sırasında Orman Yönetimi 4030 nolu parselin (D1) ve (D2) harfli bölümlerinin kesinleşen orman sınırları içinde kaldığı iddiası ile müdahil olarak davaya katılmıştır. Mahkemece 17.12.1998 tarih 1986/104-529 sayılı karar ile davanın kısmen kabulüne, 02.12.1997 tarihli bilirkişi raporuna göre 4030 nolu parselin (A), (E), (B) harfli yerlerin davacı köye ait mera vasfında olduğundan davalı köyün bu bölümler üzerindeki elatmasının önlenmesine, 4030 nolu parsel içinde bulunan (D1) ve (D2) harfli yerlerin ise orman kadastro sınırları içinde kaldığından bu yerler hakkında açılan davanın reddine, su ihtilafı yönünden idare mahkemeleri görevli olduğundan mahkemenin görevsizliğine, dosyanın görevli ,idare mahkemesine gönderilmesine, davacı ve davalı köyler arasındaki sınır ihtilafı yönünden ise idari yarı görevli olduğundan mahkemenin görevsizliğine karar verilmiştir. Hükmün davalı Hazine davalı Köy Tüzelkişiliği ve müdahil Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmesi üzerine dairemizin 08.02.2000 tarih 1999/6924-941 sayılı kararı ile “Çekişmeli taşınmazın (A) ve (E) harfli bölümlerine yönelik olarak mera hususunda yapılan araştırmanın yeterli olmadığı, komşu köylerden tarafsız ve yerel bilirkişiler ile tarafların gösterecekleri tanıklar dinlenmek sureti ile meranın hangi köye ait olduğunun saptanması, (B) harfli bölüm yönünden ise kadastro mahkemesinin 1976/329-1977/218 sayılı kararı ile …, macun ve Yoğunpelit Köyleri ile şahıslar arasında 4030 parsel sayılı taşınmazın dava konusu olduğu ,ortada kesin hüküm bulunduğu anlaşıldığından davanın reddine karar verilmesi gerektiği, müdahil Orman Yönetiminin (D1) ve (D2) harfli bölümlere ilişkin talebi ile ilgili olarak olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiş ise de bu bölümlerin kesinleşen orman kadastro çalışmasında orman sınırları içinde kaldığı anlaşılmakla orman yönetiminin davasının kabulüne ve yapılan elatmanın önlenmesine karar verilmesi, ayrıca köy sınırı ile suya ilişkin yararlanma … yönünden adli yargının görevli olduğunun düşünülmemesinin ve (C) harfli bölüme ilişkin olarak olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesi de doğru olmadığı” gereğine değinilerek hükmün bozulduğu, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda mahkemece davacı Köy Tüzelkişiliğinin 4030 parselin 10.09.1971 tarihli krokideki (D1) ve (D2) harfli bölümlere yönelik olarak açılan davanın reddine, müdahil Orman Yönetiminin bu bölümlere yönelik davasının kabulüne, bu bölümler üzerindeki davacı ve davalı Köy Tüzelkişiliklerinin elatmasının önlenmesine, davacıKöy Tüzelkişiliğinin 4030 parselin (A), (D1), (D2) ve (E) harfli bölümlerin mera olarak sınırlandırılmasına ve köye aidiyetine ilişkin talebinin reddine ve (E) harfli bölüm üzerindeki suya vaki elatmanın önlenmesine ilişkin talebin reddine, (D1) ve (D2) harfli bölümlerdeki kaynarca ve bardakçı kaynaklarına elatmanın önlenmesine ilişkin davanın reddine, 4030 parselin (B) ve (C) harfli bölümlerine yönelik olarak açılan bir dava bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Hüküm davalı … Köy Tüzelkişiliği, davacı … Köy Tüzelkişiliği ve davalı Hazine tarafından temyiz edilmektedir.
Dava davalı köyün davacılara ait olduğu iddia edilen mera ile su kaynağına elatmasının önlenmesi talebine ilişkindir.
Yörede Yoğunpelit Köyünde 1941 yılında 3116 Sayılı Yasa gereğince yapılan orman kadastro çalışması bulunmaktadır.
Yoğunpelit Köyünde 1952 yılında yapılan arazi kadastro çalışmasında 4030 parsel sayılı 17168 dönüm yüzölçümündeki taşınmaz teşrinievvel 1288 tarih 37 ila 118 sayılı tapu kayıtları ile gerçek kişiler adına tesbit edilmiş, … Köy Tüzelkişiliği bu taşınmazın bir ölümünün 7 … 1274 tarihli vakfiye ile mera olarak tahsis edildiğini ve kadimden beri mera olarak kullandıklarını belirterek, Macun Köyütüzel kişiliği ise (A) harfli bölümün kendilerine ait mera olduğunu belirterek, müdahil Hazinenin ise revizyon gören tapu kayıtlarının gayri sabit hudutlu olmaları nedeni ile miktar fazlasının özel mülkiyete konu teşkil etmeyecek yerlerden olduğunu belirterek, müdahil Orman Yönetimi ise kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kaldığını belirterek kadastro tesbitine itiraz davası açtıkları, mahkemece davanın reddi yolunda kurulan 1953/1352-1958/1 sayılı ilk kararın Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 1958/6188-1958/7859 sayılı kararı ile “asliye hukuk mahkemesinin 1942/30-144 sayılı ilamı ile orman tahditinin iptaline karar verildiği ve temyiz edilerek kesinleştiği anlaşıldığından bu husustaki temyiz itirazlarının reddine, tarafların dayandıkları vakfiye ile tapu kayıtlarının getirtilerek mahallinde uygulanması, bu belgelerin gayri sabit hudutlu olup olmadıklarını araştır, gayri sabit ise tapudaki miktara itibar edilerek miktar fazlasının ayrılması gerektiğinin düşünülmesi” gereğine değinilerek hükmün bozulduğu, mahkemece 1958/369-1959/30 sayılı ilam ile eski kararda ısrar edilmesine karar verildiği, Yargıtay hukuk genel kurulunun 06.04.1960 tarih 7/30 E,43K sayılı ilamı ile temyiz incelemesi yapılmak üzere ilgili dairesine gönderildiği, Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 1960/5642-5585 sayılı kararı ile “mahkemece bazı hususlardan bozma kararına uyulmuş olacak ki bozma sonrası celsede yargılama gereğince eksikliklerin giderilmesine çalışılmıştır. O halde mahkemece bozma kararının hangi bölümlerine uyulduğunun hangi bölümlerine uyulmadığının direnme kararında açıklanması gerektiği belirtilerek” hükmün bozulduğu, mahkemenin 15.03.1962 tarih 1960/587-1962/1 sayılı kararı ile “davacı … köy tüzel kişiliğinin talebinin kabulü ile kırmızıya taralı kısmın iptaline” bu bölümün davacı köy merası olarak tesbitine geriye kalan bölümün ise davalı gerçek kişiler adlarına tesciline ‘karar verildiği, Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 1962/4333-5287 sayılı kararı ile “çekişmeli taşınmazlara komşu olan taşınmazlara ilişkin komşu kayıtlar belgeler getirtilerek uygulanmamış, çekişmeli taşınmaz yönünü ne olarak gösterdiği araştırılmamıştır.davalıların dayadıkları tapu kayıtlarının yerel bilirkişiler marifeti ile mahalline uygulanması, … Köyünün dayandığı … 1274 nolu vakfiyenin şer’i aşarına münhasır olup, gayrisahih vakıflardandır, Vakfıyenin bahsettiği gale ve hasılat ortadan kalkmıştır, dolayısı ile vakfiyenin hükmü kalmamıştır, kaldı ki vakfiyede … Köyüne bir intifa … da tanımamaktadır, bu vakfiye ilgili köye gayrimenkul tahsisini içermemektedir” denilmek sureti ile bozulması sonucunda mahkemece bu defa 05.10.1966 tarih 1965/180-1966/336 sayılı kararı ile “4030 parselin tesbitinin iptaline, (B) ve (C) harfli bölümlerin davalı gerçek kişiler adlarına tesciline, (A), (E), (D) harfli bölümlerin ise mera olarak sınırlandırılmalarına,” karar verildiği,bu kararın yine Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 07.07.1967 tarih 1967/1481-5073 sayılı ilamı ile “gerek … Köyü gerekse Yoğun … Köyünün çekişmeli taşınmazın mera olduğuna ilişkin iddialarının ispatlanamadığı belirtilerek … ve Yoğun … Köylerinin temyiz itirazlarının reddine, davalı gerçek kişiler ile Hazinenin temyiz itirazları yönünden ise tapu kayıtlarının sabit sınırlardan başlanarak miktarı ile geçerli kapsamının tayini gerektiği, ancak miktar fazlasının tanık ve yerel bilirkişi beyanlarına göre mera olduğunu kabul edilemeyeceği belirtilerek hükmün bozulmasına” karar verildiği, mahkemece 1968/52-1972/146 sayılı karar ile tapu miktarının ifrazının usulüne uygun olarak ayrıldığı gerekçesi ile bu bölüm yönünden direnme kararı verildiği, Yargıtay HGK nun1972/7-1410 sayılı kararı ile ifrazın usulüne uygun olarak yapıldığı belirtilerek direnme kararına yönelik temyiz itirazlarının reddi ile diğer hususların incelenmesi için özel daireye gönderilmesine karar verildiği,bu defa Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 11.02.1975 tarih 1975/3660-1975/785sayılı kararı ile (B) ve (C) harfli bölümlerin tapu kaydı içinde kaldığı mahkemece kabul edilmiş,dairemiz önceki bozma ilamı ile bu yönden bozma yapmış ise de mahkemece bu konudaki direnme kararı Yargıtay H.G.K’nun kararı ile onandığından bu kısımlar ile ilgili hükmün kesinleştiği, (A), (E) ve (D) harfli bölümlerin mera olarak sınırlandırılmasına ilişkin olarak mera oldukları hususunda yeterli delil olmadığı gerekçesi ile hükmün bozulduğu, bozma sonrasında ise (D1) harfli 5760 dönümlük bölümün mera olarak sınırlandırılmasına, (E), (A) ve (D2) harfli bölümlerin ise Hazinenin bu bölümlerin tescile tabi olmayan yerlerden olduğuna ilişkin iddialarının kabul edilerek, bu bölümlerin terkin edilmesine karar verildiği, ancak Tapulama Kanununun 2. maddesi kapsamına giren bu yerlerin tescil harici bırakılmasına karar verilmesi gerektiğinden hükümdeki “terkin edilmelerine cümlesinin hükümden çıkartılarak hükmün bu şekliyle düzeltilmesine, (D1) harfli bölümle ilgili olarak ise bu bölümün mera olmadığına ilişkin önceki bozma ilamları usuli kazanılmış hak olduğundan mahkemece yapılacak işbu bölümün tescile tabi yerlerden olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir’ denilmek sureti ile hükmün bozulduğu, mahkemece 12.10.1977 tarih 1976/329-1977/218 sayılı karar ile “10.09.1971 tarihli fenni bilirkişi krokisinde (B) ve (C) ile gösterilen 6500 dönümlük kısmın davalı gerçek kişiler adlarına, (A), (E) ve (D2) harfli bölümlerin ise Tapulama Kanununun 2. maddesi gereğince tapulama dışı bırakılmasına, (D1) harfli 5760 dönümlük taşınmazın taşlık, fundalık ve çalılık niteliğinde olduklarından tapulama dışı bırakılmasına” karar verildiği, bu kararın derecaattan geçerek kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Davacı … Köy Tüzelkişiliği tarafından Bardakçı ve Kaynarca Su Kaynaklarının bir bölümünün (… Köyüne 0.2003 lt/sn, Yoğunpelit Köyüne 0.930 lt/sn olarak) Yoğunpelit Köyüne verilmesine ilişkin 27.01.1988 tarih 1988/2 sayılı Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü tahsis ve tevzi komisyon kararının iptaline ilişkin olarak 26.02 1988 tarihinde dava açtığı, Yoğunpelit Köy Tüzelkişiliğinin müdahil olarak davaya katıldığı, Ankara 5. İdare Mahkemesinin 14.10.1999 tarih 1998/894-891 sayılı kararı ile “her iki köyün su ihtiyacının bulunduğu, Yoğunpelit Köyünün mevcut su kaynaklarından temin edilen suyun kalitesinin iyileştirilmesi sureti ile yeterli sağlıklı içme suyu temininin mümkün olduğu, bu yolda gerekli çalışma yapılmaksızın bardakçı ve kaynarca su kaynaklarının tahsis edilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uygunluk görülmediği açıklanarak dava konusu işlemin iptaline’ karar verildiği, hükmün temyiz edilmesi ile Danıştay 8. Dairesinin 23.01.2002 tarih 2000/1642-401 sayılı kararı ile hükmün onanarak kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Davacı … Köy Tüzelkişiliği tarafından iç işleri bakanlığı aleyhine … Köyü ile Yoğunpelit Köyleri arasındaki sınır tesbitine ilişkin 07.08.1999 tarih 99/50949 sayılı (1393 nolu nirengi noktasının kuzeyinde bulunan isimsiz ve rakımsız mahallen Balıklıbaşı veya Dedebaşı denilen tepeden başlanarak buradan güneye doğru Balıklıdere ve Zindan Deresinin kesiştiği noktaya çekilen hat, buradan Balıklıdereyi takiben … Köyü yolunun Balıklı Dereyi kestiği köprüye çekilen hat buradan Çandır Tepeye çekilen hat, buradan da güneye doğru çekilecek düz hatla, 831 rakımlı kepezin burun tepesine çekilen ve burada son bulan hat) ortak kararnamenin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek dava açtığı, Danıştay 8. Dairenin 16.09.2002 tarih 1999/4994-3987sayılı ilamı ile her iki köyün sosyal ekonomik ve coğrafi konumları dikkate alınarak çizilen sınırın 5442 sayılı İl İdaresi Yasası ile ilgili Yönetmelik hükümlerine uygun olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verildiği, davacının temyizi üzerine idari dava dairelerince kararın onandığı ve tashihi karar talebinin de 4.5.2006 tarih 2004/224E367K sayılı ilam ile onanarak hüküm kesinleşmiştir.
Toplanan deliller, uzman bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından davacı … Köy Tüzelkişiliği 1952 yılında yapılan arazi kadastro çalışmasında 4030 parsel olarak 17.168 dönüm yüzölçümünde dava dışı başka gerçek kişiler adlarına tesbit edilen taşınmazın kendi köylerine ait mera niteliğinde olduğu ve … 1274 tarihli vakfiye içinde kaldığı iddiası ile kadastro tesbitine itiraz davası açtığı, bir çok aşamadan geçerek son olarak kadastro mahkemesinin 12.10.1977 tarih 1976/329-218 sayılı karar ile davacıların davalarının reddine, 4030 parsele revizyon gören tapu miktarı kadar olan 6500 dönümlük bölümün (10.09.1971 tarihli fenni bilirkişi krokisindeki (B) ve (C) harfli) tesbit maliki davalılar adlarına tapuya tesciline , miktar fazlası olan aynı krokideki (A), (E)ve (D1) ve (D2) harfli bölümlerin ise 766 sayılı yasanın 2.maddesi gereğince tescil harici bırakılmasına karar verilerek hükmün kesinleştiği, davacı köy tüzelkişiliğinin eldeki davayı yine aynı iddialar ile 10.07.1971 tarihli krokideki (A), (E), (D1) ve (D2) harfli yerlere yönelik olarak açtığı, (tapu kapsamı içinde kalan (B) ve (C) harfli bölümlere ilişkin olarak dava açılmadığı,) her ne kadar bu dosyada dairemizin bozma ilamında belirtilmesine rağmen mera hususunda yeterli araştırma yapılmamış ise de gerek mera gerekse vakfiyeye dayalı iddiaların zaten daha önce kadastro mahkemesinin 1976/329-218 sayılı dosyasında incelendiği, yukarıda belirtilen Yargıtay 7. Hukuk dairesinin kararları ile çekişmeli taşınmazın mera niteliğinde olmadığının ve vakfiyenin hukuken hükmünün kalmadığının, ayrıca bu vakfiyenin davacı köy lehine bir sağlamadığı belirtilmek sureti ile davacı … Köy Tüzelkişiliğinin davasının red edildiği, davacı ve davalı köyler arasındaki sınır ihtilafı ile su kaynaklarının kullanıma ilişkin uyuşmazlığın idari yargıda açılan davalar sonucunda alınan kararlar ile neticelendirildiği, asliye hukuk mahkemesinin 1942/30-144 sayılı ilamı ile Yoğun öyünden … tarafından Orman Yönetimi aleyhine orman tahditine itiraz davasının açıldığı, mahkemece davacı … ’ın dayandığı (ve daha sonra 4030 parsele revizyon gören ) teşrinievvel 1288 tarih 37 ila 118sayılı tapu kaydının 1/3 hissesinin maliki olması nedeni ile tapu kaydı kapsamında bulunan taşınmaz üzerinde davacının payı ile bağlı kalınarak davalı … Yönetiminin elatmasının önlenmesine karar verildiği, hükmün temyizen incelenerek kesinleştiği, (bu dosya veya dayanağı olan kroki dosya içinde bulunmamaktadır.) ancak bu karar ile orman tahditinin iptali yolunda hüküm kurulmadığı gibi Orman Yönetiminin elatmasının önlenmesine karar verilen yerin de tapu kapsamı içinde kalan yer olduğu yani 10.07.1971 tarihli fenni bilirkişi krokisindeki (B) ve (C) harfli yerlere ilişkin olduğu, söz konusu ilamın dava konusu olan (A), (E), (D1) ve (D2) harfli yerlere ilişkin olmadığı, kaldı ki kesinleşen orman sınırları içinde kalan (D1) ve (D2) harfli bölümlerin erozyona maruz oldukları, eğimlerinin yüksek olduğu,halen üzerlerinde meşe çalısı, çam ağaçları, geven dikenleri, kekik otları, fundalık ve çalılık olduğu, 6831 Sayılı Yasanın 1/J bendinin karşı kavramından eylemli durumda dahi orman sayılan yerlerden oldukları anlaşılmakla tarafların tüm temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının … ve …. Köy Tüzelkişiliklerine ayrı ayrı yükletilmesine, Hazineden harç alınmasına yer olmadıına 26/02/2009 günü oybirliği ile karar verildi.